
“Kıbrıslı Türkler ne eşitlik ne de güvenlik haklarından vazgeçerler”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, 17. Boğaziçi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıslı Türkler ne eşitlik ne de güvenlik haklarından vazgeçerler” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, eşi Nilden Bektaş Erhürman ile birlikte İstanbul’da düzenlenen 17. Boğaziçi Zirvesi’ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından, "Dönüşen Dünyada Denge Arayışı" temasıyla 63 ülkeden temsilcinin katılımıyla bu yıl 17'cisi düzenlenen Boğaziçi Zirvesi’ne katılarak açılış konuşması gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman "Dönüşen Dünyada Denge Arayışı” başlığıyla düzenlenen zirvede açılış konuşmasını gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman konuşmasına organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen herkese yürekten teşekkür ederek başladı.
“Dönüşen Dünyada Denge Arayışı” başlığı altında kendisine gelen davette, değişim ile dönüşüm kelimelerinin arasındaki nüans farkını araştırdığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erhürman, dönüşümün değişimden daha kalıcı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, son dönemlerde yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, teknolojide bir şeylerin değiştiğini, bunun en parlak örneğinin de yapay zeka olduğunu dile getirdi.
Teknolojinin yanı sıra, siyasette de bir şeylerin değiştiğini, radikal sağ, popülist siyasetlerin Avrupa'da öne çıkmaya başladığını ifade eden Erhürman, diplomaside daha önce hiç duyulmayan sözcüklerin duyulmaya başladığına dikkat çekti ve “Mesela ben bunların arasında teknolojidekini ve yapay zekadakini bir ‘dönüşüm’. Ama siyasette ve diplomasidekileri daha çok bir ‘değişim’ gibi görüyorum” dedi.
Önceki yıllarda da, Sanayi Devrimi, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı gibi değişimlerin yaşandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erhürman, bugünün temel farkının, dönüşümün çok hızlı gerçekleşmesi olduğuna vurgu yaptı.
Dönüşümdeki hızın dengeyi bulmakta vakit bırakmadığını, bu durumun da hem bireyler için hem halklar için, milletler için son derece büyük güçlükler yarattığının altını çizen Erhürman, bunu kendi hayatından örnek sunarak gösterdi. Mektup yazan bir nesilden geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erhürman, ilk kitabını da daktiloyla yazdığını aktardı. Bu örneklemelerle yola çıkarak dünyada çok hızlı bir değişim ve dönüşümün yaşandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erhürman, değişimin hızının, Kıbrıslı Türkleri de çok fazla ilgilendirdiğini vurguladı. Uluslararası ilişkilerde tek belirleyici olanın kurallar ve kurumsal yapılar değil, güç ilişkileri ve ulusal çıkarlar olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erhürman “İçinden geçtiğimiz dönem bize uluslararası kuruluşların başta Birleşmiş Milletler'in, Avrupa Birliği'nin çok ciddi zaafları olduğunu gösterdi. Gazze’de son dönemde yaşananlar konusunda Birleşmiş Milletler’in de Avrupa Birliği'nin de sergilediği zaaflar, çocukların öldürülmesi karşısında karşı karşıya kaldığımız suskunluk aslında bize bunu hatırlattı”, dedi.
Cumhurbaşkanı Erhürman konuşmasında, içerisinden geçilen dönemin Kıbrıslı Türklere 1963 ve 1974 arasını hatırlattığını ifade ederek, bu yeni dönüşen yapıda teknolojinin bizlere başka şeyleri de gösterdiğini ifade etti.
“Dolayısıyla artık güç mü belirleyici olacak yoksa adalet, eşitlik üzerine inşa edilmiş kurallar mı? Güvenlik mi önemli yoksa özgürlük mü? Teknoloji mi, insan hakları mı, kalkınma mı, çevre mi? Kişisel ya da ulusal çıkarılar doğrultusunda güç savaşı mı? Yoksa iş birliği mi? Süt, siyah mı, beyaz mı?” diyen Erhürman, bir tek son sorunun cevabının kolay olduğunu belirtti.
Bir hukukçu olarak, gücün belirleyici olmasına, çıkarların belirleyici olmasına, tek başına, onların belirleyici olmasına müsaade edilmemesi gerektiğini, bunun insanlığın sonu olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erhürman, bunun tek yolunun hukuk olduğunu ifade etti.
Bugüne kadar insanlık tarihinde dengenin uluslar arası ilişkilerde de, bireyler arası ilişkilerde de son tahlilde hukuk aracıyla üretildiğinin altını çizen Erhürman, “Nerede toplum varsa orada hukuk da vardır” dedi.
“Denge hukukta bulunur. Ama o hukukun da insanlığın binlerce yıllık tarihinin içinden ve deneyiminin içinden süzülüp gelen değerlerin üzerine inşa edilmiş bir hukuk olmalıdır” diyen Erhürman, bizleri dengede tutacak olanın bu değerler üzerine kurulması gerektiğini yineledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sıfatıyla bu organizasyona davet edildiğini ifade eden Erhürman, konuşmasını bitirmeden önce Kıbrıs’ta yaşananlara da değinmek istediğini belirtti.
“Kıbrıs” kelimesinin çoğu zaman “sorun” kelimesinden ayrı kullanılmadığına dikkat çeken Erhürman, bu sorunun içerisinde de hep Kıbrıslı Türklerin olduğunu ifade etti.
Kıbrıs Türk halkı nüfus olarak pek çok ülkenin halkının nüfusuyla kıyaslanamayacak kadar az sayıda olduğunu, coğrafyasının da pek çok ülkenin yüz ölçümüyle kıyaslanamayacak derecede küçük bir yüz ölçümünde olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erhürman, böyle bir yapıda güç ilişkileri üzerinden belirlenen bir dünya düzenini tercih etmenin sadece ahlaki bir yaklaşım değil, içinde bulunulan koşulların da dayattığı bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti.
Kıbrıs Türk halkının, Kıbrıs adasındaki iki eşit kurucu ortaktan biri olduğunun altını çizen Erhürman, Kıbrıs Türk halkının ada üzerinde eşit olarak hakları olduğunu belirtti.
Kıbrıs adasında iki eşit kurucu ortaktan biri olarak, Kıbrıs Türk halkının, çok uzun bir süre varoluş mücadelesi verdikten sonra 2004 yılında Annan Planı referandumunda “evet” dediğini ancak Kıbrıs Rum halkının “hayır” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıs Türk halkının, adadaki statükoyu değiştirmeye ve eşitlik hakkını elde etmeye muvaffak olamadığını vurguladı.
2004'den sonra Avrupa Birliği Kıbrıs Türk halkına, izolasyonu kaldırma sözü verdiğini ifade eden Erhürman, özellikle de üç tüzükten bahsedildiğini belirtti. Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden güneyle ticaret yapılabilmesi, Mali Yardım Tüzüğü üzerinden Avrupa Birliği’nden mali yardım alınması ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü aracılığıyla da Avrupa ile doğrudan ticaret yapılabilmesi…
Ancak o tarihten beri hala Kıbrıslı Türklerin Avrupa ile doğrudan ticaret yapmasını sağlayacak Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün yürürlükte olmadığına dikkat çeken Erhürman, bunun nedeninin, Kıbrıslı Rumlar’ın 2004 yılında referandumda hayır demiş olmalarına karşın aynı yıl Avrupa Birliği üyesi olmaları olduğunu belirtti.
“Sadece kendi adlarına değil Kıbrıslı Türklerin de adına. Sadece Güney Kıbrıs olarak Avrupa Birliği'ne üye olmadılar güney ve kuzey coğrafyası adına Avrupa Birliği'ne üye oldular” diyen Erhürman, bu nedenle Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün yürürlüğe girmesini de “üyelik” dolayısıyla engelleme hakkına sahip olduklarının bilgisini verdi.
2004 yılından sonra, 2017'de Crans-Montana’da yaşanan gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erhürman, hem Türkiye hem Kıbrıs Türk tarafının, uluslararası toplumun gözünün önünde bir kez daha çözüm olsun diye büyük uğraşlar verildiğini belirterek, bütün raporlarda bunun yer aldığını kaydetti. Tüm uğraşlara rağmen, Kıbrıs Rum tarafının o dönemki lideri Sayın Anastasiadis’in “Siyasi eşitliği kendi halkıma anlatamam” diyerek masadan ayrıldığını vurguladı.
2017’den 2026 yılına 9 yıl geçtiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erhürman, “Yine aynı durumla karşı karşıya yaşamak durumunda bırakıldık" dedi.
Dünyanın bu şekilde dengede durabilmesinin mümkün olmadığını yineleyen Cumhurbaşkanı Erhürman, bugün Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler halen Kıbrıs'ta çözüm olmalıdır demeye devam ettiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erhürman, “Bizler de çözüm olsun diye diyalog ve diplomasiden yana tavrımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda görüşmeler de devam ediyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi şu anda adadadır. Pazartesi günü üçlü görüşme yapacağız” dedi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin kendi raporlarında, iki toplumun ekonomileri arasında denge kurulmasının çözümü destekleyeceğini ifade ettiğini belirten Erhürman, Rum Liderliği'nin İsrail, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa ile bütün Kıbrıs adasını esas alacak şekilde imzaladığı çeşitli askeri anlaşmalara da dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, bunun Kıbrıs adasının iki eşit kurucu ortağından biri olan Kıbrıslı Türklerin iradesi olmaksızın yapıldığına dikkat çekti.
Kıbrıs Rum tarafının imzaladığı anlaşmalar, Kıbrıs Türk tarafını da risk altına sokan anlaşmalar olduğunu yineleyen Erhürman, bugün güneyde yapılan son askeri törene bakıldığında, sadece İsrail, Amerika ve Fransa değil başka ülkelerin askerleri de oradaki törende yürüyüşe katıldığını bellirtti.
Rum ülkedaşlarına seslenen Cumhurbaşkanı Erhürman, “Bu anlaşmaları, bizim haklarımızı ihlal ederek bizim irademiz olmaksızın imzalıyorsunuz ama neden imzaladığınızı da biliyoruz. Siz bu anlaşmaları Türkiye Cumhuriyeti ile askeri denge oluşturmak amacıyla imzalıyorsunuz. “Büyük abileri arkanıza aldığınız zaman ancak bu dengeyi kurabileceğinizi düşünüyorsunuz. “Büyük abiler” oraya gelse de bu çaba nafile bir çabadır. Türkiye Cumhuriyeti ile askeri güç dengesi kuramazsınız. Şunu unutmayın ki bu büyük abiler bir coğrafyaya geldiler mi arkada duracaklarını zannedersiniz ama hiç de arkada durmazlar önünüze geçerler, siz arkaya düşersiniz dolayısıyla bu yaptığınız ne hukuk uygundur ne de amacına uygundur. Boşu boşuna bu güç ilişkilerinin içerisinde bu adayı güvenlik açısından tekrar riske atan adımlar atıyorsunuz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıslı Türklerin tarihsel deneyimi olan bir halk olduğunu belirterek, 1878'den beri adada Kıbrıs Türk halkının varoluşunu korumak için çok büyük bedeller ödendiğini, çok zor koşullarda dengeyi ve varlıklarını korumayı başardıklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erhürman konuşmasının sonunda şu ifadelere yer verdi: "Bugün dünya bu sarsıntıların içerisinden geçerken, biz dünyanın da adanın da bizim de nasıl dengede kalabileceğimizi biliyoruz, insanlık tarihi bize bunu gösteriyor. Büyük dönüşümün karşısında, hem dünyayı, hem bizi, hem de bireyleri dengede tutabilecek olan, adalet, eşitlik, insan onuru ve insan hakları değerleri üzerinde yükselmiş kurallı bir yaşamdır. Yolu bildiğimiz ve Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenlik açısından her zaman yanımızda olduğunu ve olacağını bildiğimiz için de, buradan da bir kez daha haykırarak sözlerimi bitirmek istiyorum: Kıbrısı Türkler, ne eşitlik haklarından vazgeçerler ne güvenlik haklarından vazgeçerler ne de adanın tamamı üzerindeki eşit haklarından vazgeçerler. Kimsenin böyle bir beklentisi olmasın. Ne dönüşürse dönüşsün dünyada, bilinmelidir ki; Kıbrıslı Türkler dünya döndükçe var idiler geçmişte, bugün de vardırlar bundan sonra da hep var olacaklar.”




























