1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. Akacan’ın istinaf talebine ret!
Taşkent’in 1974 kayıplarında ilk kimliklendirme...

Taşkent’in 1974 kayıplarında ilk kimliklendirme...

3 kişi kimliklendirildi, 44 kişiye ait kalıntılar Bosna’da DNA analizinde. Geriye kalan 36 kişi hala kayıp, aranıyor

A+A-

Taşkent kayıp yakınları, Rumların geriye kalan kayıpların yerini bildiği halde açıklamadığına inanıyor

Taşkent ve civar köylerden 15 Ağustos 1974’te Kıbrıslı Rumlar tarafından otobüslerle alınıp, götürülen ve 38 yıldır haber alınamayan 83 Kıbrıslı Türk kayıpla ilgili ilk kimlik tespiti yapıldı.
Limasol yakınlarında 2011’de bulunan kalıntıların, Kıbrıs’taki toplu katliamlardan biri kabul edilen Taşkent’teki olayın kayıplarından Kubilay İbrahim, Hasan Fevzi ve Aydın Ahmet’e ait olduğu açıklandı.
Taşkent Kayıp Yakınları Komitesi, kimlikleri tespit edilen 3 kişinin kalıntılarının, önümüzdeki günlerde ara bölgede antropoloji laboratuarında yakınlarına gösterileceğini açıkladı.

Kalıntılar Bosna’da

Kayıp Şahıslar Komitesi Türk üyesi Gülden Plümer Küçük, yürütülen kazı çalışmalarında 2 farklı yere gömüldüğü tespit edilen 83 kişilik 1974 Taşkent kayıplarının 44 kişilik ilk grubunun, 2008’de Yerasa (Gerasa) yakınlarında bulunduğunu belirtti. Küçük, bu grupla ilgili kimliklendirme çalışmaları sürerken, görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda ikinci gömü yerine ilişkin kazılara devam edildiğini ve 2011’de Taşkent kayıplarından olduğuna inanılan 3 kişiye ait kalıntının bulunduğunu söyledi.

“İkincil Gömü Yeri” aranıyor

Gülden Plümer Küçük, her iki kazıda ortaya çıkan toplam 46 kişiye ait kalıntının Bosna’daki laboratuvara gönderildiğini ve en son bulunan 3 kişiye ait kalıntıların kimliklendirildiğini kaydetti
Küçük, ilk gruba ait kalıntıların, gömüldükleri yerden alınıp, yeniden gömüldükleri “ikincil gömü yeri” kabul ettikleri Gerasa’da bulunduğuna işaret ederek, 3 tanesi ortaya çıkarılan ikinci gruptan geriye kalan 36 kişinin de ikinci bir yere taşındığına inanıldığını belirtti. Küçük, geriye kalan kayıplarla ilgili kazıların sürdüğünü kaydetti.

“Kıbrıslı Rumlarda bir isteksizlik var”

Taşkent Kayıp Yakınları Komitesi üyeleri Erdinç Erdağlı ile Ahmet Serkanlar ise, Türk Ajansı-Kıbrıs’a (TAK) yaptıkları açıklamada, olayın ortaya çıkmasından sonra Taşkentlileri gömdükleri yerden alıp, başka yere götüren Rumların aslında geriye kalan 36 kişinin yerini bildiğini ancak açıklamadığına inanıyor. Erdinç Erdağlı, 2. grubun olabileceği noktalarda 2-3 kazı yapıldığını ancak şu ana kadar akıbetleri konusunda bir bilgiye ulaşılamayan kayıpların bulunmasıyla ilgili Kıbrıs Rum tarafında bir isteksizlik gözlemlediklerini söyledi. Erdağlı, “Sanki da Türk tarafının kayıplarını, Rum kayıpların bulunmasına karşı rehin olarak tutuyor” dedi.

İlk kimliklendirme 2007’de

Yakınlarının bulunacağına ilişkin umutlarının özellikle 2003’te kapıların açılmasıyla daha da güçlendiğini belirten bir diğer Taşkentli Ahmet Serkanlar, komiteyi de bu çalışmaları hızlandırmak için kurduklarını söyledi. Serkanlar, Türk üyeliğine Gülden P. Küçük’ün atanmasının da çalışmaları oldukça hızlandırdığını kaydetti. Kıbrıs’taki olaylı yıllar sırasında kaybolan kişilerin akıbetini tespit için kurulan Kayıp Şahıslar Komitesi ilk somut kimlik tespitini 2007’de Aleminyo kayıplarıyla yaptı.
1981’de kurulan Kayıp Şahıslar Komitesi’nin değişik zamanlarda misyonları değişmiş ve 1997’de ilk kurulduğu zamanki yetkileri genişletilerek, “listeleyip araştırma”yla sınırlı olan görevine “kazılıp çıkarılma” da eklenmişti.  Genel kazı, kimliklendirme ve kalıntıların iadesinin başlandığı 2006’da komiteye Türk tarafını temsilen atanan Gülden Plümer Küçük, kayıplarla ilgili çalışmaların, 2000’li yıllardan sonra bir proje haline getirildiğini ve genetik araştırmalardaki gelişmenin yanı sıra Annan Planı sonrasındaki yakınlaşmaların da bunda etkisi olduğunu söyledi.

ICMP ile çalışmalar da hızlandı


Gülden Plümer Küçük, 2012’de yeniden bir yapılanmaya gidildiğini ve o güne kadar çalıştıkları genetik laboratuvarıyla uzlaşamamalarından dolayı bir süreliğine aksayan çalışmaların, ihaleyi alan Bosna’daki ICMP isimli yeni DNA laboratuvarı sayesinde kısa sürede hızlandığını söyledi.
Kıbrıs Türk kayıp yakınlarından alınan numunelerin değerlendirilmesi amacıyla kurulan DNA Laboratuvarı’nın günümüzde çok daha önemli bir konuma geldiğini kaydeden Küçük, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da kabul edilmiş olan bu laboratuvarın artık projeye direkt hizmet ve bilgi vermeye başladığını belirtti.

353 kayıp bulundu

Gülden Plümer Küçük, bugüne kadar 68’i Türk, 285’i de Rum olmak üzere toplam 353 Kıbrıslının kalıntılarının bulunup, ailesine teslim edildiğini söyledi. 700 yerde kazı yapan ancak bunların 447’sinde herhangi bir kalıntıya rastlamayan komite, bugüne kadar Antropoloji Laboratuvarı’na 941 kişiye ait kalıntı yolladı.
Kayıp Şahıslar Komitesi, geçen yıl anlaşma yaptığı Bosna’daki laboratuvara Şubat 2013’e kadar 837 kişiye ait kemik örneği gönderdi. 821 kişiye ait kemik örneğini işleme tabi tutan laboratuvar, 141 kişinin yakınlarından alınan DNA ile eşleşmesine ilişkin rapor sundu.

Yıllık bütçe 2.5 milyon Euro

2006’da 300 bin Euro’lük bütçe ile başlayan çalışmaların Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafının katkılarının yanı sıra AB ve değişik ülkelerinin bağışlarıyla yürütüldüğünü kaydeden Küçük, projenin yıllık bütçesinin, 2012’de, 2.5 milyon Euro’ya yükseldiğini söyledi.
Gülden Plümer Küçük, bütçenin büyük bölümünün maaşlara gittiğini belirterek, 2007’de Antropoloji Laboratuvarı’nın kurulmasıyla personelin artırılmasına gidildiğini ve antropologlarla, arkeologların yanısıra veri uzmanları ve fotoğrafçıların işe alındığını kaydetti.

Küçük, şöyle devam etti:

“Yapılaşmayı, gömü yerlerinin değiştirilmesini, göz şahitlerinin ölmesini ve aradan geçen 50 yılı göz önünde bulundurduğumuzda, aradığımız kayıpların yerini bulmamız kolay değildir. Ayrıca bizim kayıplarımız ikili, beşli gruplar şeklindedir. Bunları bulmak, toplu gömüleri bulmaya göre çok daha zor. Bu nedenlerden dolayı kazılarda kalıntılara ulaşma oranı yüzde 35 civarındadır. Bu başarı oranı, hem askeri yer, hem de diğer yerler için geçerlidir” (tak)

Bu haber toplam 1374 defa okunmuştur