1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Sömürüye yasal kılıf hazırlığı
Sömürüye yasal kılıf hazırlığı

Sömürüye yasal kılıf hazırlığı

UBP-DP-YDP Hükümeti, Anayasa Mahkemesi'nin durdurduğu yabancı uyrukluların maaşlarından ücret kesintisini bu kez yasayla geri getirmeye hazırlanıyor.

A+A-

Recep DAL

Kimi işverenlerin ucuz işgücü talebini yasayla güvence altına almaya hazırlanan UBP-DP-YDP Hükümeti, “barınma ve yemek ihtiyaçlarının işveren tarafından karşılanması” koşuluyla üçüncü ülke vatandaşı emekçilerin ücretlerinden yüzde 40'a varan kesinti yapılmasını öngören düzenlemeyi yeniden Meclis gündemine taşıdı.

Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik ilkesine aykırılığı nedeniyle yürütmesi durdurulan uygulamanın bu kez yasa değişikliğiyle hayata geçirilmek istenmesi, işçi sınıfını milliyet temelinde bölerek sömürüyü derinleştirme ve patronların işçilik maliyetlerini emekçilerin sırtına yükleme girişimi olarak değerlendiriliyor.

YENİDÜZEN'e konuşan yabancı uyruklu emekçiler ise aynı işi yaptıkları halde yalnızca milliyetleri nedeniyle daha düşük ücret almaya zorlanmalarını kabul etmediklerini söyledi.

Mevcut asgari ücretle dahi geçinmekte zorlandıklarını dile getiren işçiler, ücretlerinden yapılacak kesintinin hem kendi yaşamlarını hem de ülkelerindeki ailelerini doğrudan etkileyeceğini belirterek, "Sonuçta aynı işi yapıyoruz, neden daha düşük ücret alalım?", "Herkes gibi belirlenen asgari ücret üzerinden maaş almak istiyoruz" ve "Biz de aynı hayat pahalılığıyla yaşıyoruz" sözleriyle düzenlemeye tepki gösterdi.

İşçiler, barınma ve yemek desteğinin ücret düşürmenin gerekçesi olamayacağını vurgulayarak, yabancı uyruklu emekçilerin farklı ekonomik koşullarda yaşamadığını ifade etti. Düzenlemenin hayata geçmesi halinde geçimlerini sağlamalarının daha da zorlaşacağını belirten işçiler, hükümete bu girişimden vazgeçme çağrısında bulundu.

Daha önce konuyu yargıya taşıyan Dev-İş Başkanı Semih Kolozali ise, YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada, düzenlemenin yalnızca yabancı uyruklu işçileri değil, tüm çalışma yaşamını ilgilendirdiğini belirterek, hükümetin Anayasa Mahkemesi'nin durdurduğu uygulamayı farklı bir yöntemle yeniden yürürlüğe sokmaya çalıştığını söyledi.

Kolozali, "Mahkemenin ortaya koyduğu gerekçeler ortadan kalkmış değil. Eşit işe eşit ücret ilkesinden uzaklaşılması adalet duygusunu zedeler" ifadelerini kullanırken, hükümetin çalışanlar arasında yeni ayrımlar yaratacak düzenlemeler hazırladığı yönünde duyumlar aldıklarını da dile getirdi.

Hükümetin denetim görevini yerine getirmek yerine sermayenin taleplerine teslim olduğuna dikkat çeken Kolozali, "İnsanları bunu kabul etmeye mecbur bıraktıklarında ne yapabilecekler?" diye sordu.

Ücret kesintisini kabul etmeyen işçilerin işten çıkarılması halinde onları kimin koruyacağını sorgulayan Kolozali, mevcut yasaların dahi uygulanmadığını, yabancı uyruklu emekçilerin uzun süredir fazla mesai ücreti alamadan ağır koşullarda çalıştırıldığını belirtti. "Bunun peşini bırakmayacağız" diyen Kolozali, düzenlemenin yasalaşması halinde yeniden yargıya başvuracaklarını açıkladı.

Tartışmayı yeniden alevlendiren açıklama ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu'ndan geldi. Hasipoğlu, üçüncü ülke vatandaşları için hazırlanmakta olan düzenlemeyi savunurken, "Asgari ücret üçüncü ülke vatandaşları için fazladır" ifadelerini kullandı.

Barınma ve yemek karşılanıyorsa işverenlere ücretlerden yüzde 40 kesinti yapma imkânı tanınması gerektiğini söyleyen Hasipoğlu'nun bu sözleri, hükümetin sermayeden yana olan tavrını açıkça ortaya koydu.

Öte yandan İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun'un mevcut düzenlemeyle ilgili açıklamaları da dikkat çekti. Kanal Sim’de yayınlanan sabah programında Gazeteci Serhat İncirli’nin konuğu olan Arhun, daha önce Anayasa Mahkemesi’nden dönen bu girişim yasallaşmamış olmasına rağmen halihazırda bazı şirketlerin üçüncü ülke vatandaşı olan çalışanlara mevcut asgari ücreti vermediğini itiraf etti; denetlenmeyen ve yasal olmayan süreci bir işveren ağzıyla gözler önüne serdi.

Arhun, bazı işverenlerin yabancı uyruklu çalışanların barınma giderlerini maaşlarından kestiğini belirterek, yapılmak istenen düzenlemenin amacının bu uygulamayı "yasal zemine oturtmak" olduğunu söyledi.

Sermaye için “ırkçı ücret yasası” yeniden gündemde

UBP-DP-YDP Hükümeti, Anayasa tarafından güvence altına alınan "eşit işe eşit ücret" ilkesini ortadan kaldıracak düzenlemeyi yeniden gündeme taşıdı. Üçüncü ülke vatandaşı işçilerin ücretlerinden yüzde 40 kesinti yapılmasını öngören yasal değişiklik hazırlığı, patronların işçilik maliyetlerini düşürerek sermayenin kârını artırmayı hedefliyor.

Yurttaş çalışanlarla aynı işi yapan, çoğu zaman ise çok daha ağır ve güvencesiz koşullarda çalıştırılan yabancı uyruklu emekçiler, hükümetin hazırladığı düzenlemeyle milliyetlerine göre daha düşük ücrete mahkûm edilmek isteniyor.

Anayasa ve Asgari Ücret Yasası yok sayılıyor

Hazırlanan düzenleme yalnızca Anayasa'nın güvence altına aldığı eşitlik ilkesini değil, Asgari Ücret Yasası'nı da açıkça ihlal ediyor.

Yasaya göre asgari ücret; "işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçi eşinin ve bir veya iki çocuğunun yeterli beslenme, sağlıklı konut, giyim, aydınlatma ve ısıtma, ulaşım, çağdaş düzeyde sağlık servisi, eğitim, kültür, dinlenme, eğlence ve benzeri temel gereksinimlerini geçerli fiyatlar üzerinden karşılamaya yetecek miktarda olmak üzere saptanan ücreti anlatır."

Buna rağmen hükümet, üçüncü ülke vatandaşları için bu güvenceleri budayacak bir düzenlemeyi yasalaştırmaya hazırlanıyor.

Yasa dışı sömürü yasallaştırılmak isteniyor

Öte yandan Anayasa'nın eşitlik ilkesiyle hiçbir şekilde bağdaşmayan ve Asgari Ücret Yasası’na uymayan bu ırkçı düzenleme, hükümet ile sermayenin iş birliğiyle hayata geçirilmek isteniyor.

Ülkedeki denetim mekanizmasının yetersizliği işverenler tarafından dahi kabul edilirken, bugün birçok yabancı uyruklu emekçi zaten yasalara aykırı biçimde asgari ücretin altında çalıştırılıyor. Yapılmak istenen, bu hukuksuzluğu ortadan kaldırmak değil; patronların yıllardır sürdürdüğü yasa dışı sömürüyü yasal güvence altına almak.

Anayasa Mahkemesi durdurdu, hükümet yeniden getiriyor

Hatırlanacağı üzere UBP-DP-YDP Hükümeti tarafından hazırlanan ve 31 Temmuz 2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Arasında İmzalanmış İşgücü Antlaşması Yürürlükte Olan Ülkeler Dışındaki Diğer Ülkelerden Getirilen Yabancı Uyruklu İşçi Çalıştıran İşverenlere Yaşamsal Her Türlü Desteğin (Konaklama ve Beslenme) Verilmesi Durumunda İşçinin Asgari Ücretinden Sağlanan Destek Oranında İndirim Yapılması Hakkında Yasa Gücünde Kararname", Anayasa'ya aykırı bulunarak yürütmesi durdurulmuştu.

Kararname hakkında geçen yıl Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş) dava açmıştı. CTP'nin başvurusunu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, 31 Ocak 2026 tarihinde Kararname'yi Anayasa'ya aykırı bularak yürütmesini durdurdu.

Ancak hükümet, Anayasa Mahkemesi'nin durdurduğu düzenlemeden vazgeçmek yerine, aynı uygulamayı bu kez yasal değişiklik yoluyla yeniden yürürlüğe sokmaya çalışıyor.

oguzhan-hasipoglu.jpg

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu:

"Asgari ücret üçüncü ülke vatandaşları için fazladır"

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, kamuoyunda "ırkçı yasal düzenleme" olarak bilinen çalışmaya ilişkin yeni detaylar paylaşarak konuyu yeniden gündeme taşıdı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun son toplantısının ardından açıklama yapan Hasipoğlu, daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen düzenlemeyi bu kez yasa değişikliğiyle hayata geçirmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Hasipoğlu, "İşverenin 3'üncü uyruklu çalışanların barınma ve yemek ihtiyacını karşılaması halinde asgari ücretten yüzde 40 kesinti yapılmasıyla ilgili yasal çalışma Meclis komitesinde görüşülüyor. Daha önce aynı düzenlemenin yasa gücünde kararname ile hayata geçirilmeye çalışıldığı için Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Bu kez bahse konu düzenlemeyi Asgari Ücret Yasası'nda tadilat yaparak yasa olarak hazırlıyoruz. Bu çalışmayla ilgili Başsavcılık'tan görüş aldık" dedi.

Yabancı iş gücünün çoğunlukta olduğunu savunan Hasipoğlu, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

"Yabancı iş gücü çoğunlukta. Böyle bir düzenleme bize göre elzemdir. Burada ayrımcılık yapmıyoruz fakat asgari ücret üçüncü ülke vatandaşları için fazladır. Barınma ve yemek verilmesi durumunda 3'üncü uyrukluların maaşından kesinti imkanı işverene sağlanmalıdır."

"Gönüllülük" iddiası tepki çekiyor

Başbakan Ünal Üstel ise nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, üçüncü ülke vatandaşlarının ücretlerinden yüzde 40 kesinti yapılmasını öngören düzenlemenin Meclis'e sevk edildiğini duyurmuştu.

Üstel, işçinin bunu kabul etmemesi halinde asgari ücret hakkının korunacağını savunsa da, işveren ile işçi arasındaki güç ilişkisi düşünüldüğünde böyle bir tercihin gerçekten özgür iradeyle yapılıp yapılamayacağı tartışma konusu. Düzenlemenin yasalaşması halinde, yabancı uyruklu emekçilerin bu hakkı fiilen kullanıp kullanamayacağına ilişkin ciddi kuşkular bulunuyor.

Yabancı uyruklu emekçiler YENİDÜZEN'e konuştu

Öte yandan üçüncü ülke vatandaşlarının ücretlerinden yüzde 40 kesinti yapılmasını öngören yasal düzenleme girişimi, doğrudan etkileyeceği yabancı uyruklu işçiler tarafından da tepkiyle karşılandı. YENİDÜZEN'e konuşan Pakistan uyruklu çalışanlar, aynı işi yaptıkları halde daha düşük ücret almaya zorlanmalarının kabul edilemez olduğunu belirterek, düzenlemenin hayata geçmesi halinde geçimlerini sağlamalarının mümkün olmayacağını söyledi.

sahid-ali-1.jpg

Emekçi Şahid Ali:

“Aynı işi yapıyoruz, neden daha düşük ücret alalım?”

Pakistan uyruklu işçi Şahid Ali, mevcut asgari ücretle dahi hayat pahalılığı karşısında geçinmekte zorlandıklarını ifade ederek, ücretlerin yarıya düşürülmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Ali, yabancı uyruklu çalışanların da ülkedeki diğer işçilerle aynı ekonomik koşullar içinde yaşadığını vurgulayarak, "Sonuçta aynı işi yapıyoruz, neden daha düşük ücret alalım?" sözleriyle düzenlemeye tepki gösterdi.

Ali, maaşlardan yapılacak kesintinin işçiler arasında ayrımcılığa yol açacağını belirterek, böyle bir uygulamaya rıza göstermediklerini söyledi.

shahzad-yaquoob-1.jpg

Emekçi Shahzad Yaquoob:

“Herkes gibi belirlenen asgari ücret üzerinden maaş almak istiyoruz”

Shahzad Yaquoob ise ücret kesintisinin yalnızca kendi yaşamını değil, Pakistan'daki ailesini de etkileyeceğini ifade etti. Burada kazandığı gelirle üç çocuğunun ve ülkesindeki ailesinin geçimine katkı sağladığını belirten Yaquoob, maaşların düşürülmesi halinde temel ihtiyaçlarını karşılamasının dahi zorlaşacağını dile getirdi.

Yaquoob, herkes gibi belirlenen asgari ücret üzerinden maaş almak istediklerini belirterek, hükümet yetkililerine söz konusu düzenlemeden vazgeçme çağrısı yaptı.

umar-yaquoob-1.jpg

Emekçi Umar Yaquoob:

“Yabancı uyruklu olmayan çalışanlarla aynı pahalılığı yaşıyoruz”

Bir diğer Pakistan uyruklu çalışan Umar Yaquoob da yabancı uyruklu işçilerin farklı bir ekonomik koşulda yaşamadığını vurguladı. Barınma ve yemek desteğinin düşük ücret uygulamasını haklı çıkarmayacağını ifade eden Yaquoob, kendilerinin de aynı marketlerden alışveriş yaptığını ve ülkedeki diğer çalışanlarla aynı hayat pahalılığıyla mücadele ettiğini söyledi.

Yaquoob, "Biz buraya tatile gelmedik. Para kazanmak ve geçimimizi sağlamak için uğraşıyoruz" diyerek, ücretlerde yapılması planlanan kesintinin emekçilerin yaşam mücadelesini daha da zorlaştıracağını belirtti.

semih-kolozali-001.jpg

Dev-İş Başkanı Semih Kolozali:

“Hükümet sermayenin taleplerine teslim oldu”

Daha önce söz konusu düzenlemeye karşı dava dosyalayan Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş) Başkanı Semih Kolozali de, UBP-DP-YDP Hükümeti'nin üçüncü ülke vatandaşlarının ücretlerinden yüzde 40 kesinti yapılmasını öngören yasal düzenleme girişimine ilişkin YENİDÜZEN'e konuştu.

Kolozali, hükümetin Anayasa Mahkemesi tarafından engellenen düzenlemeyi bu kez farklı bir yasal yöntemle yeniden hayata geçirmeye çalıştığını belirtti. Mahkemenin verdiği kararın temel gerekçelerinin halen geçerliliğini koruduğunu vurgulayan Kolozali, eşit işe eşit ücret ilkesinden uzaklaşılmasının adalet duygusunu zedelediğini ve düzenlemenin ırkçılık niteliği taşıdığının mahkeme kararıyla da ortaya konduğunu ifade etti.

Hükümetin çalışanlar arasında ayrıştırıcı başka düzenlemeler hazırladığı yönünde duyumlar aldıklarını da belirten Kolozali, Kıbrıslı, Türkiye kökenli ve üçüncü dünya ülkelerinden gelen çalışanlar için farklı asgari ücret uygulamalarının gündeme getirildiğine dikkat çekti.

Kolozali, hükümetin mevcut yaklaşımıyla ayrımcı politikaları derinleştirdiğini belirterek, ülkenin temel sorunları çözüm beklerken hükümetin sermayenin taleplerine teslim olduğunu söyledi. Pahalılığa karşı çözüm üretilmediğini ve asgari ücretlinin alım gücünün korunmadığını ifade eden Kolozali, hükümetin denetim mekanizmalarını işletmek yerine sermayenin taleplerini yerine getirdiğini kaydetti.

Başbakan Ünal Üstel'in, işçinin kesintiyi kabul etmemesi halinde asgari ücret hakkının korunacağı yönündeki açıklamalarına da değinen Kolozali, hükümete güvenmediklerini belirtti.

Kolozali, mevcut yasaların dahi etkin biçimde uygulanmadığını ifade ederek, iş güvenliği alanındaki eksikliklere dikkat çekti. Son yıllarda yaşanan iş cinayetlerinin hükümetin çalışma yaşamındaki başarısızlığını ortaya koyduğunu belirten Kolozali, patronların sorumluluğunu azaltan yasal düzenlemelere imza atan bir hükümetin çalışanların haklarını koruyacağına inanmadıklarını söyledi.

Ücret kesintisini kabul etmediği için işten çıkarılacak çalışanların kim tarafından korunacağını soran Kolozali, işverenlerin yalnızca kesintiyi kabul eden çalışanları tercih etmesi halinde emekçilerin baskı altında kalacağını ifade etti.

Kolozali, "İnsanları bunu kabul etmeye mecbur bıraktıklarında ne yapabilecekler?" diyerek, hükümetin bu konuda da çalışanlara güvence veremeyeceğini dile getirdi.

Yabancı uyruklu işçilerin mevcut çalışma koşullarına da dikkat çeken Kolozali, bu kesimin uzun süredir sömürüye maruz bırakıldığını belirtti. Hükümetin yaşanan sorunları görmesine rağmen herhangi bir adım atmadığına vurgu yapan Kolozali, ücret kesintisi düzenlemesinin arkasındaki temel baskının otelcilik sektöründen geldiğini vurguladı.

Kolozali, hükümet yetkililerinin de bu konuda gördükleri baskıyı ve düzenlemeyi yapmak zorunda kaldıklarını kendi açıklamalarıyla ortaya koyduğunu belirterek, "Kimlere teslim oldukları açıkça ortadadır" dedi.

Otel sektöründe çalışan yabancı uyruklu emekçilerin ağır sömürü koşullarında çalıştırıldığını savunan Kolozali, bazı çalışanların 15-16 saat çalıştırılmasına rağmen fazla mesai ücretlerini alamadığını ifade etti. Kolozali, bu durumun "vicdandan yoksun bir şekilde işleyen bir sömürü düzeni" yarattığını söyledi.

Kolozali, söz konusu düzenlemenin yalnızca yabancı uyruklu çalışanların ücretlerini değil, çalışma yaşamındaki genel dengeleri de etkileyeceğini belirtti; ücretlerde ayrım yaratılmasının yerel iş gücünün desteklenmesini de giderek zorlaştıracağını ifade etti.

Dev-İş olarak hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini açıklayan Kolozali, yasal düzenlemenin ilgili prosedürlerinin tamamlanmasının ardından geçmişte olduğu gibi yeniden dava yoluna başvuracaklarını söyledi.

Kolozali, "Bunun peşini bırakmayacağız" diyerek, düzenlemeye karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.

metin-arhun-002.jpg

İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun:

"Yasal zemine oturtmak istiyoruz"

Üçüncü ülke vatandaşlarının ücretlerinden yüzde 40 kesinti yapılmasını öngören düzenlemeye ilişkin bir açıklama da İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun’dan geldi. Arhun, Kanal Sim’de yayımlanan sabah programında Gazeteci Serhat İncirli’nin konuğu olarak düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mevcut durumda bazı işverenlerin yabancı uyruklu çalışanların barınma giderlerini maaşlarından kestiğini ancak bunun yasal olmadığını ifade eden Arhun, yapılmak istenen düzenlemenin bu uygulamayı yasal zemine taşımayı amaçladığını savundu.

Kaynak ülkeler olarak nitelendirdiği Pakistan, Hindistan ve Bangladeş gibi ülkelerdeki asgari ücret seviyelerine dikkat çeken Arhun, bu ülkelerde çalışanların 100-150 dolar civarında ücret aldığını belirtti. Üçüncü ülke vatandaşlarına daha düşük ücret verilmesinin eşitsizlik ve insan hakları açısından sorun yaratacağı yönündeki eleştirilere karşı çıkan Arhun, bu kişilerin kendi ülkelerinde daha düşük ücretlerle çalıştığını ileri sürdü.

Kıbrıs'ın güneyinin Mısır'dan 500 dolar maaş şartıyla işçi getirdiğini söyleyen Arhun, benzer bir uygulamanın kuzeyde de tartışılması gerektiğini savundu. Arhun, mevcut sistemde üçüncü ülke vatandaşları için çalışma izni alınırken asgari ücret yazılması zorunluluğu bulunduğunu ve aksi halde Çalışma Bakanlığı'nın izin vermediğini ifade etti.

Düzenlemenin tüm sektörler için aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Arhun, bazı sektörlerin zaten gerekli ücretleri ödediğini, ancak belirli alanlarda iş gücü maliyetleri nedeniyle böyle bir ihtiyacın ortaya çıktığını iddia etti.

İşletmelerin ekonomik koşullar nedeniyle ayakta kalmak zorunda olduğunu ifade eden Arhun, devlet gibi sürekli borçlanarak sorunların çözülemeyeceğini belirtti. Arhun, işletmelerin ya mevcut koşullara göre bir çözüm üretmek ya da faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kaldığını söyledi.

Üçüncü ülke vatandaşlarına kesintisiz asgari ücret ödeme zorunluluğunun devam etmesi halinde özel sektörün kayıt dışılığa yönelme riski taşıdığını savunan Arhun, kapanan işletme sayısının açılan işletme sayısından fazla hale geldiğini belirterek, "Bunların sebebine bakan var mı sorusunu sordu.

Bu haber toplam 630 defa okunmuştur
Etiketler :