1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. "Kıbrıs sorunu ve Türkiye-AB ilişkileri paralel ilerleyecek"
"Kıbrıs sorunu ve Türkiye-AB ilişkileri paralel ilerleyecek"

"Kıbrıs sorunu ve Türkiye-AB ilişkileri paralel ilerleyecek"

CTP Grup Başkan Vekili Asım Akansoy, Kıbrıs sorunu, Avrupa Birliği, NATO Zirvesi, doğal gaz çalışmaları ve erken seçim tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

A+A-

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkan Vekili Asım Akansoy, gazeteci Nazar Erişkin'in programında Kıbrıs sorunu, Avrupa Birliği, NATO Zirvesi, doğal gaz çalışmaları ve erken seçim tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

"Garantör ülkelerin onayı olmadan atama olamaz”

Avrupa Birliği'nde üst düzey göreve getirilen Raffaele Fitto'nun atanmasını değerlendiren Akansoy, bunun önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Fitto'nun daha önce İtalya'da Meloni ve Berlusconi hükümetlerinde görev yaptığını hatırlatan Akansoy, deneyimli bir siyasetçi olan Fitto'nun bu göreve gelişinin garantör ülkelerin onayı olmadan mümkün olamayacağının altını çizdi. Bu nedenle konu hakkında gereksiz tartışmalar yürütülmesini doğru bulmadığını ifade eden Akansoy, önümüzdeki süreçte yeni atamaların yapılıp yapılmayacağının henüz netleşmediğini, ancak sürecin hareketlenmeye başladığını söyledi. Ağustos ayı başında 5+1 formatında yeni bir toplantının yapılmasının da gündemde olduğunu dile getirdi.

 

"Erdoğan'ın açıklamaları süreç açısından önemli"

Türkiye CumhuriyetCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına da değinen Akansoy, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin ortaya koyduğu inisiyatife ve iradeye destek verdiğini ifade etmesinin önemli olduğunu söyledi. Bunun Türkiye'nin sürecin dışında kalmayacağını gösterdiğini belirten Akansoy, ancak Türkiye'nin 2003-2004 döneminde olduğu gibi çözüm sürecine öncülük eden “bir adım önde” bir politika izleyip izlemeyeceğinin henüz bilinmediğini kaydetti.

 

"Çözüm her zamankinden daha gerekli"

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın seçilmesiyle birlikte yeni bir siyasi tablo oluştuğunu söyleyen Akansoy, uluslararası ve bölgesel gelişmelerin de Kıbrıs sorununun çözümünü her zamankinden daha gerekli hâle getirdiğini ifade etti. Doğu Akdeniz'de kalıcı istikrarın ancak kapsamlı bir çözümle mümkün olacağını vurgulayan Akansoy, yeni dönemde Kıbrıs sorununun çözüm süreci ile Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin birbirine paralel ilerleyeceğini düşündüğünü söyledi. Çözüm için, çözüme dair güven yaratılması için tarafların çıkarlarını gözeten ortak bir zeminde ilerlenmesi gerektiğini belirten Akansoy, aksi hâlde Türkiye'nin, Yunanistan'ın, Kıbrıs Rum tarafının ve Kıbrıs Türk tarafının beklentilerinin karşılanmasının mümkün olmayacağını, bunun da yeni sorunları beraberinde getireceğini  ifade etti.

 

"NATO'da yeni güvenlik dönemi başladı"

NATO Zirvesi'nin yeni dünya düzeninin şekillenmesi açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Akansoy, savunma sanayisi ve güvenlik anlayışında önemli bir dönüşüm yaşandığını söyledi. ABD'nin baskısıyla NATO üyesi ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5'ini savunma ve güvenlik harcamalarına ayırmalarına yönelik hedef belirlendiğini anımsatan Akansoy, bu hedef için ülkelere 2035 yılına kadar süre tanındığını ifade etti. Önümüzdeki dönemde bu kaynakların nasıl kullanılacağı ile ilgili ABD'nin ısrarcı tutumu ve Avrupa ülkelerinin daha temkinli yaklaşımının uluslararası siyasetin en önemli gündemlerinden biri olacağını söyledi. ABD’nin meselesi sadece NATO’ya ayrılan kaynağın artırılması değil, bunun yeni savunma teknolojilerini üreten ABD’li SpaceX, Palantir, Anduril gibi özel şirketlere aktarılmasıdır, dolayısıyla egemenlikten güvenliğe kadar pek çok alanın özelleştirildiği bir sürece girildiğini görmekteyiz, dedi. NATO, bana kalırsa her zaman çok dikkat edilmesi gereken  bir savaş mekanizmasıdır, dönem ve teknoloji değişse de diye sözlerine ekledi.

 

"Doğal gaz konusu siyasi başarı olarak sunulamaz"

Doğal gaz konusunun son derece stratejik bir mesele olduğunu belirten Akansoy, sürecin yalnızca Ulusal Birlik Partisi'nin başarısı gibi sunulmasını asla doğru bulmadığını dile getirdi. Hükümetin kapsamlı fizibilite çalışmaları yapması, ekonomik ve siyasi etkileri ortaya koyması, uluslararası boyutunu değerlendirmesi ve BOTAŞ ile Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle yürütülen görüşmeleri toplumla şeffaf biçimde paylaşması gerektiğini ifade eden Akansoy, bunların hiçbiri yapılmadan Türkiye'nin yürüttüğü hazırlıkların hükümetin siyasi başarısı gibi sunulmasının seçime yönelik olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını söyledi.

 

"Seçimlerin ayrım noktası güven veren siyaset olacak"

"Gelen de giden de aynıdır" söyleminin sürekli gündeme getirildiğini belirten Akansoy, asıl ihtiyaç duyulanın icraat programı olan, ne söylediğini bilen ve güven veren bir siyaset anlayışı olduğunu söyledi. Önümüzdeki seçimlerin temel ayrım noktasının da bu olacağını ifade eden Akansoy, bir tarafta programını ve kadrolarını ortaya koyan, güven veren bir anlayışın; diğer tarafta ise bugüne kadarki sözde icraatlarını tekrarlayan, uzlaşı ve toplumsal kültürden söz etmeyen bir yaklaşımın yarışacağını dile getirdi. Bu değerlendirmeyi yalnızca CTP özelinde yapmadığını da özellikle vurguladı.

 

"Çok daha iyi yönetilen bir ülke mümkün"

"Ne değişecek?" sorusuna da yanıt veren Akansoy, çok şeyin değişeceğini savundu. Daha iyi yönetilen, hesap verebilirliği yüksek, şeffaf çalışan ve ne yaptığını bilen bir yönetim anlayışının ortaya çıkacağını ifade eden Akansoy, en önemli önceliğin ise Kıbrıs Türk halkının beklenti ve ihtiyaçlarının olacağını söyledi. Bu çerçevede Türkiye ile verimli ve yapıcı bir döneme girileceğini, ülkenin temiz, şeffaf ve güven verecek şekilde kalkınması için her türlü adımı toplumla birlikte atacaklarını belirtti.

 

"Seçim tarihini belirleyememek meşruiyet tartışması yaratır"

Erken seçim tartışmalarına da değinen Akansoy, son aldığı duyumların iki seçimin birlikte yapılması yönünde yoğun bir çalışma yürütüldüğünü gösterdiğini ancak henüz kesinleşmiş bir karar bulunmadığını söyledi. Bir ülkede seçim tarihinin dahi belirlenememesinin ve karma oyun kaldırılıp kaldırılmayacağı konusunda karar alınamamasının mevcut hükümetin meşruiyetini çoktan tartışmalı hale getirdiğini savunan Akansoy, CTP'nin seçim tarihi konusunda kamu yararını gözeterek pek çok tarih önerdiğini anımsattı. UBP ve ortaklarının ise farklı tarihler dile getirmelerine rağmen seçim tarihini belirleme iradesi göstermediğini söyleyen Akansoy, bunun temel nedeninin yaşanan oy kaybı olduğunu öne sürdü. UBP ile ortaklarının büyük destek kaybettiğini savunan Akansoy, iktidarın tabanını yeniden konsolide edebilmek amacıyla farklı formüller aradığını iddia etti. Akansoy, hükümetin "İstikrar ve icraat hükümetiyiz" söylemlerinin yeterli ve ayakları yere basan gerekçeler olmadığını savundu. Sokak panolarında yer alan "Çalışıyoruz, yapıyoruz" mesajlarını gördüğünü belirten Akansoy, bu tür sloganların tek başına kamuoyunu ikna etmeye yetmeyeceğini ifade etti.

Bu haber toplam 485 defa okunmuştur