1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Melek Kaptanoğlu: ‘Hayal etmeyi’ neden bıraktık?
Melek Kaptanoğlu: ‘Hayal etmeyi’ neden bıraktık?

Melek Kaptanoğlu: ‘Hayal etmeyi’ neden bıraktık?

Imagine sadece çocuklara hitap etmiyor; onların ailelerine, öğretmenlerine, çevrelerine, yani kısacası toplumun çekirdeğinden başlayarak insanlara dokunuyor. Yani mesele sadece geleceği kurmak değil, mesele bugünümüzü de değiştirmek.

A+A-

Melek Kaptanoğlu
[email protected]

 

Sevgili dostlar, uzun zaman oldu Gaile’ye yazmayalı…

Nasılsınız?

Memleket gibi misiniz yoksa?

Epeydir yazmak, paylaşmak istediğim bir konu var… Uzun, sitem ve öfke dolu bir yazı yazmak geçerdi içimden… Ama bir baktım, aslında benim kafamı kurcalayan sorular var. Düşündüm, bir araştırmacının en iyi anladığı şey nedir…

Soru sormak…

O yüzden müsaadenizle sorulardan ibaret bir metin sunmak istiyorum sizlere. Umuyorum ki okuyucunun ve özellikle konunun muhataplarının bu soruları kendilerine de sormalarına vesile olurum…

Sorular…

Evet…

Nerden başlasak…

Hade tam ortasından başlayalım:

 

  1. Soru: Kıbrıslı Türkler neden Imagine projesine geri dönmüyor?

Efendim, bilmeyenler için kısaca bir açıklayım: bizim güzel adamız Kıbrıs’ta geçmişimizin çatışması, savaşı, şiddetinin yaralarını tam olarak iyileştirmeyi beceremedik.  Hâlâ, bugün dahi sırf etnik grubu, konuştuğu dil, kısacası ‘kimlerden’ olduğu yüzünden birbirinden korkan, nefret eden, öfke duyan insanlar var. Daha kötüsü, biz, yani Kıbrıslılar, adanın her iki tarafındaki eğitim sisteminde bu öfke ve önyargı gelecek kuşaklara da taşınsın diye itinayla çalışıyoruz.

Fakat gelin görün ki bu içler acısı durumu aşmak için yollar yürümüş, emek harcamış güzel insanlarımız da var. Çok güzel adımlar atılmış. Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği'nin (AHDR) yetkin insanlarının elinde, ortaya iki tarafın çocuklarına barış eğitimi, insan hakları eğitimi ve ırkçılık karşıtı eğitim veren bir program çıkmış; Imagine.

Hem de bayağı bayağı okul saatleri içinde.

Ne ilginç değil mi? Şahane bişey başarmışız.

Sadece çocuklar eğitim almamış üstelik onların ailelerine, öğretmenlerine ve onların çevrelerine kadar da uzanmış etkileri. Çünkü çatışma sonrası (post-conflict) ya da (post-divide) bölünme sonrası deylim hade, en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden birini sunmuş bu proje:

Güvenli alan. 

Çocuklara birbirinden nefret etmeyi değil de birbirlerini ve toplumlarını anlamayı, barışı anlamayı öğretecek bir güvenli alan. Bir eğitim alanı. Sadece sınıfın içinde saatlerce dinleyerek değil, oynayarak, spor yaparak, dışarda, bir arada bulunarak.

Fakat Kıbrıslı Türkler 4 yıldır bu projeden çekilmiş durumda.

Nedeni?  “Malumun ilanı”.

Peki şimdi neden geri dönmüyor?  Eh, bu da “İlanın malumu” gibi duruyor.

Kıbrıslı Türklerin hemen Imagine’a geri dönmesi lazım.

 

 

  1. Soru: Ne olur peki Kıbrıs’ta birbirimizden nefret etmeye, önyargıya, düşmanlığa devam edersek?

Aslında esas soru şu: gelecek nesillere barışı öğretmezsek ne olur?

Netleştireyim durun: yani tarih derslerinde okudukları nefret söylemleri, müzelerde gördükleri vahşet sahneleri, medyadaki düşmanlaştırıcı, ötekileştirici dil, her milli ‘bayram’ günündeki kahramanlıklar ardına gizlenmiş şovenlik, geçiş kapılarından geçip bir yerlere giderken gördükleri tabelaları ve daha zilyar tane ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı faktörü aşıp da diyorum…. Barışı öğretmezsek ne olur?

           Kıbrıslı Türklerin hemen Imagine’a geri dönmesi lazım.

.

  1. Soru: Bu oyalama neden?

Madem barışı bu kadar önemsiyoruz….

Madem çocukları da bu kadar önemsiyoruz…

…o zaman neden çocukların barış eğitimi almasına izin vermiyorsunuz?

 

Kıbrıslı Türklerin hemen Imagine’a geri dönmesi lazım.

 

  1. Soru: Imagine projesine geri dönmek neye yarar?

Hmmm bir bakalım...

Belki sınırın öte tarafında ‘düşmanlar’, ‘canavarlar’, ‘Rumlar’ değil de…

…Maria,

…Stavros

…Eleni

…Giannis vardır

…. Belki o çocuklar “cani Rumlar” filan değil de ne bileyim, en sevdiği giysisi sarılı turunculu elbisesi olan, çilekli dondurmayı vanilyalıdan daha çok seven ya da bu yaz ilk kez kolluksuz yüzmeyi öğrenecek olan “çocuklara” dönüşürler. 

Belki arkadaşlıklar doğar, belki ne bileyim insanlar yan yana gelip şöyle derler:

“Çok da farklı değilmişler, onlar da bizim gibiymiş”

Ya da belki Adı Sevgi ve Despina olan iki öğretmen “Ah, bu zamanın çocukları çok farklı, gel da meram anlat Z kuşağına, her şeyi hep yapay zekâdan öğreniller ” diye dertleşip birer sade kahve içerken Rum-Türk değil de, iki öğretmen olullar sadece.

Belki, bilemiyorum.

Bunlar kulağa çok romantik, banal barış gibi mi geliyor?

Gelmesin.

Buna literatürde dehumanization diyoruz. Ve elimizde bol bol var.

O yüzden rehumanization’ı sağlayacak işlere, etkileşimlere çok! ihtiyacımız var.

Kıbrıslı Türklerin hemen Imagine’a geri dönmesi lazım.

 

  1. Soru: Söylesenize, adanın iki tarafındaki insanlar birbirinden nefret ederse bu en çok kimin işine yarar?

En çok kimin işine yaramaycağını söyleyeyim ben, çocukların.

                                                           Kıbrıslı Türklerin hemen Imagine’a geri dönmesi lazım.

melek-gorsel-1-jpg.jpeg

  1. Soru: Peki Imagine projesi sadece çocukları -yani Kıbrıs’ın geleceğini mi etkiliyor?

Hayır, Imagine sadece çocuklara hitap etmiyor; onların ailelerine, öğretmenlerine, çevrelerine, yani kısacası toplumun çekirdeğinden başlayarak insanlara dokunuyor. Yani mesele sadece geleceği kurmak değil, mesele bugünümüzü de değiştirmek. Bugünün bakış açılarını dönüştürebilmek.

Bugün.

Şimdi.

Kıbrıslı Türklerin hemen Imagine’a geri dönmesi lazım.

 

  1. Soru: Peki Kıbrıslı Türkler Imagine’a neden geri dönmüyor?

……

Hangi politik hamlenin/ajandanın/niyetin/motivasyonun bir sonucu bu ?!

 

Kıbrıslı Türklerin hemen Imagine’a geri dönmesi lazım !

 

  1. Soru: Peki Kıbrıslı Türkler Imagine’a nasıl geri döner?

Kıbrıslı Türklerin hemen bişey yapması lazım.

3 Haziran 2026

Belfast

*Sosyal antropolog     

Doktora adayı

Bu haber toplam 297 defa okunmuştur
Gaile 528. Sayısı

Gaile 528. Sayısı