
“Sahne sadece söylemekten ibaret değil”
Sanatçı Dodan Özer, müziğe başlama hikâyesini, kendine özgü bestelerinin ortaya çıkış sürecini ve O Ses Türkiye şampiyonluğuna uzanan yolculuğunu YENİDÜZEN’e anlattı.
Berivan BABAHAN
Geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan ve dünyanın birçok noktasında sahne alan Dodan Özer, geçtiğimiz hafta Girne’de sahne aldığı mekânda Kıbrıslı hayranlarıyla buluştu. Programı yerinde takip eden YENİDÜZEN Muhabiri Berivan Babahan, sanatçıyla gerçekleştirdiği röportajı ve yaşanan anları kaleme aldı.
Kendine has yorumu ve güçlü sesiyle tanınan Özer, O Ses Türkiye şampiyonluğunun ardından daha geniş kitleler tarafından tanınan bir isim hâline geldi. Girne’de sahne alan sanatçı, Kıbrıs’ın kuzeyinde geçirdiği iki gün boyunca aile ve arkadaş ziyaretlerinde de bulundu. Gittiği köy ve mekânlarda sevenleri tarafından yoğun ilgiyle karşılanan Özer’in, daha önce özel haberini yaptığımız ve Kıbrıs’ta sahne alan Serdar Demir ile yıllar sonra bir araya gelmesi ise duygusal anlara sahne oldu.
İstanbul’da uzun yıllar birlikte sahne alan iki sanatçının buluşmasında Özer, 16 yıldır görüşemediği arkadaşıyla anılarını paylaşmayı ihmal etmedi. Serdar Demir’in seslendirdiği Ayrılık adlı şarkıya masasında eşlik eden Özer’in performansının ardından mekânda uzun süre alkış sesleri yükseldi. Konukların isteğini geri çevirmeyen sanatçı, daha sonra sahneye çıkarak dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı.
YENİDÜZEN’e konuşan Özer, müziğe başlama yolculuğunu ve sanat anlayışını da anlattı. Kendi bestelerini oluştururken dönemin kaotik hikâyelerini eserlerine taşıdığını belirten sanatçı, “Kendi bestelerimi yaparken dahi özellikle o zamanın kaotik hikâyelerini barındırarak yapmayı seçiyorum ki o geleneksel eserlerin bütün o sözlü tanımlarına riayet ederek söylemeyi seçiyorum” dedi.
Ne tür müzik yaptığı sorusuna ise “Kendimce olmayı seviyorum” yanıtını veren sanatçı, kendine özgü müzikal çizgisini vurguladı. O Ses Türkiye şampiyonluğuna rağmen mütevazı tavrını koruyan Özer, söyleşi sırasında gördüğü ilgiden bağımsız şekilde samimi açıklamalarda bulundu.
YENİDÜZEN Gazete’sine ayrı bir parantez açan ünlü isim, “Bu dinamikliği sergileyen YENİDÜZEN Gazetesi’ne ve bütün çalışanlarına çok çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“İstanbul serüveni ile bu işi meslek haline getirip bugüne kadar geldim”
Soru: Dodan Özer kimdir ve müziğe başlama hikâyeniz nasıl oldu?
“Dodan Özer, 1978 yılında Muş Varto’da dünyaya gelen, 17 yaşında İzmir’e taşınan daha sonra İstanbul’da ve tekrar İzmir’e ve şu an Londra’da yaşayan bir adam.
Müziğe başlama hikâyem lise 1’de tam böyle profesyonel anlamda değil de daha çok yerelde arkadaşlar arasında söylediğim, sonrasında 1995 yılı itibariyle İzmir’e taşındıktan sonra başlayan bir süreç. Orada da yine aynı şekilde lokal alanda müzik anlayışım oldu, sonrasında İstanbul serüveni ile beraber bu işi daha fazla meslek haline getirip bugüne kadar geldim.”
“Geleneksel dokuların, insan köküyle çok bağdaş olduğuna inanan bir insanım”
Soru: Söylediğiniz eserleri seçerken neye dikkat ediyorsunuz ve bu eserleri seçmenizin özel bir nedeni var mı?
“Geleneksel şeyleri çok severim. Geleneksel dokuların insan köküyle çok bağdaş olduğuna inanan bir insanım. Özellikle yaşamış olduğumuz şu çağda, geleneksel şarkıların var olması aslında farkındalığımızı da arttırabilecek bir durum. Ben, geleneksel hikâyeler içerisinde bize yakın olabilecek temaları o şekilde anlamlandırmayı ve ifade etmeyi seçiyorum. Bu nedenle yalnızca kendi bestelerimde değil, kendi bestelerimi yaparken de o dönemin kaotik hikâyelerini barındırmayı tercih ediyor, geleneksel eserlerin tüm sözlü tanımlarına riayet ederek söylemeyi seçiyorum.
Keza bu durumun sanat ve insan ilişkisi açısından çok faydalı olduğuna inanıyorum. Özellikle yaşadığımız çağdaki ilişkiler hezeyanını büyük ölçüde tedavi edebileceğini ve sanatın gücünün, içinde bulunduğumuz dönemi çok iyi özetleyebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle şarkılarımı seçerken de belirli bir şarkıyı işaret etmekten ziyade, hikâyeleştirdiğim ve gerçekçi bulduğum unsurların içinde yer almayı ve onları yaratmayı çok seviyorum.”

“İç sesimin beni götürdüğü yolda yürümeyi seçiyorum”
Soru: Dodan Özer hangi tür müzik yapıyor?
“Bunu tanımlamak biraz zor. Çünkü sahnede kendim olmayı ve kendimce bir şeyler yaratmayı çok seviyorum. Şu an için bunu daha rahat tanımlayabiliyorum; biraz deneysel bir örgü içinde alternatif bir sound yaratıp, o alternatif sound’un içinde var olmayı seçiyorum. Uzun yıllardır doğaçlama geleneğini sürdüren biriyim. O Ses Türkiye sonrasında farklı bir kitle tarafından farklı şekilde tanımlansam da bende hâlâ bir kopuş olmadı. Sahnede hâlâ kendi iç sesimi dinleyerek, onun beni götürdüğü yolda yürümeyi seçiyorum.”
“Herkes biraz solist”
Soru: Sizi dinlemeye gelen kitlenize eserlerinizle bir mesaj verecek olsanız, bu mesaj ne olur?
“Bence hayatın, bazen içimizde olup da cevaplarının bir başkası tarafından verildiğine inandığımız bir tarafı var. Aslında hepimiz birbirimizin cevabını veriyoruz ama bazen susup cevap veremediklerimiz de oluyor. O zaman verebildiğimiz en güzel cevap, sahnede söylediğimiz hâlimiz oluyor. O duygulanma ve insanın orada kendini bulma hâli, içimizde saklı olan duyguların ortaya çıkmasına vesile oluyor.
Aslında sahne dediğimiz şey sadece bir müzisyenin ya da sanatla uğraşan insanların sahnesi değil. Sanat, biraz da herkesin kendinden bir şey bulduğu ve kendinden bir parça kattığı ortak bir mecra. Herkes biraz solist ve herkes o solistliğin içinde kendini bulmaya çalışan biri.”

“Birçok insana daha fazla ulaşmanın mutluluğunu yaşıyorum”
Soru: O Ses Türkiye şampiyonluğunuz var, yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz ve yarışma sürecinde neler yaşadınız?
“Yarışmaya katılmam aslında çok ilginç gelişti. Çok sevdiğim bir arkadaşım sayesinde oldu. Benim katılmayacağımı bilmesine rağmen, benim dışımda yaptığı bir girişim sonucunda kendimi yarışmanın içinde buldum. Yarışmaya katıldığım için rahatsızlık duymuyorum, aksine daha fazla insana ulaşabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. O dönemde bana eşlik eden herkese bugün bile çok teşekkür ediyorum, benim için çok anlamlı bir şeydi.
Ama özel olarak ‘O Ses Türkiye’ye katılacağım’ diye bir eğilimim hiç olmadı. Zaten çok bildiğim bir alan değildi. Oradaki mesele, kendini göstermek isteyen ve bunu bir varlık sebebi olarak gören insanların oluşturduğu başka bir dünyanın içinde olmak gibiydi. Evet, bu bir şov programı olabilir ama her şov programının da kendi içinde taşıdığı bir hikâyesi vardır. Bugün bile insanları bir araya getiren en temel sebeplerden birinin bu hikâyeler olduğunu düşünüyorum.
Bu nedenle bizi orayla buluşturan ve yönlendiren arkadaşıma selam olsun. Yarışma öncesinde ya da sonrasında beni tanıyıp destek veren bütün arkadaşlarıma da verdikleri destek için çok ama çok teşekkür ediyorum.”

“Daha iyi şeyleri yaratmak için, daha fazla çığlık atmaya ihtiyacımız var”
Soru: Dünyanın birçok yerinde sahne alıyorsunuz ve geniş bir kitleye sahipsiniz. Bu, Dodan Özer için ne ifade ediyor?
“Benim için sahne sadece söylemekten ibaret değil, sahne aslında insanın ömrünün tamamlandığı ve sonrasında bıraktıklarıyla ilgili bir şey. Ben burada duyguların pekişmesi rolüne ve hikâyesine çok inanan bir insanım.
Burada birbirimizin içine geçip, birbirimizin dertlerine ortak olabiliyorsak varız ki insanlık tarihinin en temel şeyi de odur. Biz bu ortaklığın içerisinde var olduğumuz müddetçe dünyayı daha güzel kılma şansımız olabilir. Her ne kadar birçok şeye muhalif olsak dahi, yaratmış olduğumuz dünyanın bütün sebebi ve müsebbibi olarak söylüyorum; demek ki daha iyi şeyler yaratmak için daha fazla çığlık atmaya ihtiyacımız var ki birbirimizi bilelim.
Benim ilişkilenmiş olduğum hikâye de bu. Dinleyiciler ile kendi aramda kurmuş olduğum temel bağ da bunun üzerine kurulu. Eğer dinleyicilerin duygularına nakşedebiliyorsam ve onlar da dinlemekle benim duygularıma nakşediyorsa, o zaman gerçekten biz o hayalin gerçekliğini yaşıyoruz ve o hayal dediğimiz şey de bizi bugüne kadar taşımış oluyor.”

“Bu dinamikliği sergileyen YENİDÜZEN Gazetesi’ne teşekkür ediyorum”
Soru: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
“Ben çok teşekkür ediyorum, böyle bir röportajı bana sağladığınız için. Ayrıca Kıbrıs’ta yayınlanan ve hala bu dinamikliği sergileyen YENİDÜZEN Gazetesi’ne ve bütün çalışanlarına çok çok teşekkür ediyorum. Umuyorum en yakın zamanda tekrar görüşürüz, çok daha fazla birbirimize yakın ve birbirimizin duygularına nakş edecek anlamlı, bütünsel hikâyelerimiz var olur.”

























