İnsan Kalmakta Direnmek Şiarıyla, 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali Başlıyor...
En ışıksız, karanlık durumlarda, karamsarlığa düşmeden, “bu toplumdan bir bok olmaz” demeden, umutla ve çözülmeden, çömelmeden dik durmasını becermek, üretmek, sanat yapmak ne kadar zor ve onurlu oluyor böyle pespaye (aşağılık, alçak, soysuz, âdî, bayağı) ve yalaka zamanlarda.
Toplum olarak karanlık ve kurşun gibi ağır bir dönemden geçiyoruz. Politik krizlerin, ekonomik yıkımın ve derinleşen belirsizliğin girdabında savruluyoruz. Bir yandan toplumumuz çözümsüzlüğün karanlık gayya kuyularına itilmeye çalışılırken, diğer yandan yoksullaşmanın ve güvencesizliğin ağırlığı altında nefessiz bırakılıyor. Düşünce ve ifade özgürlüğünü susturmak için yasalar hazırlanıyor... Kaleminden, sözünden ve aydınlığından başka silahı olmayan aydınlarımız, yazarlarımız, gazetecilerimiz hapislikle tehdit edilerek susturulmak isteniyor. Ankara yönetimi tarafından aydınlarımız, yazarlarımız ve muhalif seslerimiz ise terörist muamelesi görerek Türkiye’ye sokulmuyor.
Tam da böylesi bir karanlıkta, insanı insana yabancılaştıran bu pespaye düzene karşın, Kıbrıs Tiyatro Festivali bir kez daha perde açıyor. Çünkü tiyatro, yalnızca sahnede anlatılan bir hikâye değil, insan kalabilmenin, birbirimizin sesini duyabilmenin ve karanlığa teslim olmamanın direnişidir.
İşte bu yüzden 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali, umudu büyütmek, sözü ve aydınlığı çoğaltmak ve “İnsan Kalmakta Direnmek” için gerçekleşecek.
İşte tam da böylesi zamanlarda, karanlığın umudu gölgelemeye, geleceksizliğin insanın hayatını karartmaya başladığı anlarda, sevinci diri tutan, umudu yeniden filizlendiren bir halk yaratabilmek için sanata büyük görev düşer.
Ama gerçek sanata!..
Çünkü sanat, sadece bir gösteri değil, insanın yalnızca dünyayı anlamlandırma biçimi de değil... Sanat bir meydan okuma, bir direniş, bir dönüştürme meselesidir. Ernst Fischer’in “Sanatın Gerekliliği” kitabında vurguladığı gibi, “Sanat insanın dünyayı tanıyıp değiştirebilmesi için gereklidir”... Ve Bertolt Brecht’in "Sanat, dünyayı yansıtan bir ayna değil, dünyanın onunla şekillendirildiği bir çekiçtir” sözünde olduğu gibi bir sanata her zamankinden fazla ihtiyaç duyulmaktadır.
Bütün sanat dallarını bağrında buluşturan tiyatro ise, insanın insana en doğrudan dokunduğu, hakikati seyircinin gözlerinin içine bakarak, göz göze, yürek yüreğe, akıl akıla, konuştuğu en canlı direniş alanıdır... Toplumun sesi, hafızası ve mücadele alanıdır. Çünkü tiyatro, yalnızca hayatı anlatmaz, onu sorgular, yüzleşir-yüzleştirir, sarsar ve değiştirme cesareti yaratır. Adaletsizliğin, sömürünün, eşitsizliğin ve baskının üzerini örten perdeleri yırtarak hakikati görünür kılar. Sahne, insanın kendisiyle, toplumla ve düzenle yüzleştiği bir vicdan meydanıdır.
Bu yüzden bugün tiyatroya düşen görev, süslü lâflarla karanlığı, karamsarlığı, hiçliği, yılgınlığı estetize etmek değil, tam tersi örgütlü umudu ve direnişi aydınlatmaktır... Umutsuzluğu çoğaltmak değil, insanca bir yaşamı yüceltmektir. Bu yüzden dün olduğu gibi bugün de, “İnsan Kalmakta Direnmek” için tiyatroya, yaşamı çoğaltan, ruhu iyileştiren ve örgütlü umudu yeniden kuran tiyatroya çok iş düşer.
Lefkoşa Belediye Tiyatrosu tam 45 yıldır bu anlayışla, yani toplumcu gerçekçi sanat anlayışıyla, Sisifos’un bitmez tükenmez inadını kuşanarak tiyatro yapmaya çalışır... 22 yıldan beri de Tiyatro Festivali.
Böylesi zor, sıkıntılı günlerde “tiyatro, sanat kimin umurunda” diyenlere inat daha fazla umurumuzda olmalı tiyatro.
Çünkü tiyatro, dünden bugüne, bugünde yarına düşüncelerimizin, düşlerimizin, yaşantılarımızın, beleklerimizin, toplumsal belleklerimizin bir bütünüdür.
Çünkü tiyatro, yalnız bir “gösteri” sanatı değil, sürekli yaşamı sorgulayan, dün, bugün ve yarınla hesaplaşmayı hiç elden bırakmayan, sonsuz bir kültür birikimi getiren, dünyaya ve insana kucak açan, yer yüzüyle yaşamı yorumlayan ve sahnede yeniden yaratan toplumsal bir sanattır.
Bu bilinçle tam 22 yıldır LBT, Kıbrıs Tiyatro Festivali’ni, büyük emeklerin, tarifsiz özverilerin ve tükenmeyen bir inadın enerjisiyle yaşatmayı sürdürüyor.
Çünkü bu festival, yalnızca sahnelenen oyunlardan ibaret değil... Bu festival, bir toplumun tiyatronun ışığıyla buluşması, dayanışması ve sanatın dönüştürücü gücüyle beslenmesidir. Aynı inançla… Aynı dirençle Kıbrıs Tiyatro Festival’i, 22 yıldır sadece birbirinde değerli oyunları seyirciyle buluşturmuyor, umudu, ışığı, aydınlığı ve direnişi de örgütlüyor.
Üç şehrimizde; Lefkoşa’da, Mağusa’da, Girne’de bir ay boyunca festival coşkusu yaşanacak, yaşamın nabzı tiyatro ile atacak... Tiyatro ile akıllar ve yürekler aydınlanacak... Politikacıların ekşimiş, bayatlamış ve demode olmuş söylemlerinden kurtulup tiyatronun aydınlatan ışığında insan insanla buluşulacak ve o harikulade coşkusu yaşanacak...
Bir ay boyunca festivalde geceden gündüze, gündüzden geceye, bir oyun biterken diğer oyunun hazırlıkları, Lefkoşa’dan Mağusa’ya, Girne’den Lefkoşa’ya, Mağusa’dan Girne’ye bitip tükenmeyen bir enerjiyle, emekle ve düşünle ve yaratıcılıkla sürecek bir Tiyatro Festival maratonu yaşanacak... Niçin?
Her şeye karşın “İnsan Kalmakta Direnmek” için.
Ne büyük bir bahtiyarlık bu. Çünkü bir festivali gerçek anlamda var eden, sahnelerden önce onu sahiplenen insanlardır, seyircidir. Ve bu festivalin asıl taşıyıcısı sizlersiniz, katılımınızla, alkışlarınızla, salonları coşkuyla dolduran izleyicilerimiz. Bu yüzden 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali hepimizin.
1 Haziran’da Festival başlıyor... Kanımızı kaynatacak birbirinde değerli ve güzel oyunlarla buluşulacak, insani değerlerle zenginleşecek, umutlarımız bilenecek...
Ve 30 Haziran’da Festival bittiği gün inanıyoruz ki yürekteki ve akıldaki ışık daha da çoğalacak.
Hepimize kutlu olsun.
Bu festivali, iş birliği, dayanışma ve ortak akıl anlayışıyla üç şehrimize taşıyan; Lefkoşa Türk Belediyesi, Gazimağusa Belediyesi ve Girne Belediyesi, çağdaş ve katılımcı belediyeciliğin en güzel örneklerinden birini ortaya koymaktadır. Kültür, sanatı ve tiyatroyu toplumun her kesimine ulaştıran bu güçlü iş birliği, yerel yönetimlerin yalnızca hizmet üreten değil, aynı zamanda kültürel ve sanatsal yaşamı zenginleştiren ve şehirlerimiz arasında dayanışmayı büyüten bir anlayışla hareket ettiğini göstermektedir. Şehirlerimize kattıkları değer, kültürel ve sanatsal vizyonları ve demokrasi kültürünü güçlendiren bu örnek yaklaşımları nedeniyle üç belediyemiz de gönülden alkışı hak ediyor.
Haydi öyleyse binlerce yıl hayatı ve insanı aydınlatan tiyatronun ışığında buluşalım... Büyük Usta Bertolt Brecht’in çağrısına katılarak:
“Çıkın ışığa
Buluşabilenler
Sevindirebilenler
Değişebilenler”
1 Haziran’da Kıbrıs Tiyatro Festivali başlıyor!..






