1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Güçlü ve sürdürülebilir bir yapı kuracağız”
“Güçlü ve sürdürülebilir bir yapı kuracağız”

“Güçlü ve sürdürülebilir bir yapı kuracağız”

YENİDÜZEN’e konuşan CTP Genel Sekreteri Mehmet Kale Kişi, ülkenin günü kurtaran anlayışlara değil, toplumsal uzlaşıya, güçlü kurumlara ve planlı bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu vurguladı...

A+A-

Ödül AŞIK ÜLKER

CTP Genel Sekreteri Mehmet Kale Kişi, CTP’nin ülkeyi yönetmeye hazırlanan ve çalışmalarını bu sorumluluk bilinciyle sürdüren bir parti olduğunun altını çizerek, seçim tarihi belli olmasa da sonucunun toplum nezdinde büyük ölçüde belli olduğunu söyledi.

“Tarih belirsiz olabilir ama toplumdaki değişim isteği son derece nettir” diyen Mehmet Kale Kişi, “Biz artık sadece ana muhalefet refleksiyle değil, ülkeyi yönetmeye hazırlanan bir iktidar sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Önümüzdeki dönemde karşılaşacağımız sorunları ve çözüm adımlarını planlayarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ortaya koydukları anlayışta olduğu gibi, toplumun en geniş kesimlerini kucaklayan, ayrıştırmayan ve “birlikte yöneteceğiz” ilkesine dayanan güçlü bir yönetim anlayışının hazırlığını yaptıklarını anlatan Mehmet Kale Kişi, ülkenin günü kurtaran anlayışlara değil, toplumsal uzlaşıya, güçlü kurumlara ve planlı bir dönüşüme ihtiyacı olduğunun altını çizdi.

Mevcut hükümetin siyasi ömrünü fiilen tükettiğini belirten Kişi, CTP’nin göreve gelmesiyle birlikte, oluşan tahribatın adım adım onarılmasının, kurumların yeniden ayağa kaldırılmasının ve toplumun nefes alabileceği bir düzenin kurulmasının mümkün olacağını ifade etti.

TDP ile cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, örnek gösterilebilecek bir birlikteliğin ortaya çıktığına dikkat çeken Mehmet Kale Kişi, toplumun değişim iradesi etrafında oluşan iş birliğinin, son derece olgun, saygılı ve samimi bir zeminde yürütüldüğünü belirtti.

Kişi, iki partinin, önümüzdeki yerel seçimlerle ilgili de benzer bir anlayış hedefiyle görüştüğünü söyleyerek, an itibarıyla tamamlanan bir süreç olmadığını, karşılıklı iyi niyet çerçevesinde, olumlu görüşmeler yürütüldüğünü anlattı.

Mehmet Kale Kişi, CTP ile TDP arasındaki ilişkilerin, yalnızca seçim dönemlerinde kurulan teknik ilişkiler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, başta Kıbrıs sorunu olmak üzere, genel siyasette temel meselelerde de iki parti arasındaki sağlıklı diyalog ve iş birliğinin, toplumsal bir beklenti haline geldiğini vurguladı.

“Mevcut hükümet siyasi ömrünü fiilen tüketti”

Soru: CTP, uzun bir süredir seçim çağrısı yapıyor ancak seçim bir türlü gerçekleşmedi. Mevcut koşullarda hükümetin ne kadar ömrü kaldığını düşünüyorsunuz?

Kişi: Mevcut hükümetin siyasi ömrünü fiilen tükettiğini düşünüyoruz. Uzunca bir süredir, hiçbir rasyonel zemine dayanmadan ayakta kalmaya çalışan; “bir süre daha idare ederim, toparlarım” anlayışıyla hareket eden bir yapı ile karşı karşıyayız. Ancak bu süreçte ülkeye verilen zarar derinleşirken, hükümet kendi tabanındaki desteği dahi kaybetme eğilimine girmiştir.

Ünal Üstel hükümeti sağduyu ve akıl zeminden çoktan uzaklaşmıştır. Bugün mantığın ve toplumun beklentisinin gerektirdiği pek çok şey hayata geçmiyor; erken seçim tarihi de bunların başında geliyor. Ekonomik göstergeler, mali yapı, hükümet ortakları arasındaki uyumsuzluk ve ortaya çıkan siyasi tablo dikkate alındığında, bu ülkede genel seçimin çoktan yapılmış olması gerekiyordu. Ancak buna rağmen süreç sürekli öteleniyor.

Bizim erken seçim talebimiz siyasi bir heyecandan ya da günlük polemiklerden kaynaklanmıyor. Tam tersine, ülkenin daha fazla zarar görmemesi için bu yapının bir an önce değişmesi gerektiğine inanıyoruz. CTP’nin göreve gelmesiyle birlikte oluşan tahribatın adım adım onarılması, kurumların yeniden ayağa kaldırılması ve toplumun nefes alabileceği bir düzenin kurulması mümkündür.

“Tarihi belli olmayan ama sonucu artık toplum nezdinde büyük ölçüde belli olan bir seçim süreci var”

Sonuç olarak bugün karşımızda, tarihi belli olmayan ama sonucu artık toplum nezdinde büyük ölçüde belli olan bir seçim süreci vardır. Biz de artık yalnızca ana muhalefet partisi gibi davranmıyoruz; yakın gelecekte bu ülkeyi yönetecek iktidar partisi sorumluluğuyla hareket ediyoruz.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ortaya koyduğumuz anlayışta olduğu gibi, toplumun en geniş kesimlerini kucaklayan, ayrıştırmayan ve “birlikte yöneteceğiz” ilkesine dayanan güçlü bir yönetim anlayışının hazırlığını yapıyoruz. Çünkü bu ülkenin artık günü kurtaran anlayışlara değil, toplumsal uzlaşıya, güçlü kurumlara ve planlı bir dönüşüme ihtiyacı vardır.

Bu nedenle, muhalefetimizi en güçlü şekilde sürdürmeye, toplumsal mücadelelerin içinde aktif biçimde yer almaya devam edeceğiz. Ancak bütün bunları yaparken asıl odağımız, göreve geldiğimizde hangi adımları nasıl atacağımız ve ülkeyi adım adım nasıl toparlayacağımızdır. CTP, yalnızca iktidarı eleştiren değil, ülkeyi yönetmeye hazırlanan bir partidir ve çalışmalarını da, bu sorumluluk bilinciyle sürdürmektedir.

2-539.jpg

“Temel sorun, sistemin artık ciddi şekilde arıza vermiş olmasıdır”

Soru: CTP’nin tek başına iktidara gelme iddiası var. Seçim sonrası için çalışmalarınıza başladığınızı daha önce de açıkladınız; çalıştaylar düzenlediniz. Sizce bugün ülkedeki en büyük sorun nedir ve CTP hükümete geldiğinde ilk olarak hangi alana dokunacak?

Kişi: Bugün ülkede yaşanan temel sorun, sistemin artık ciddi şekilde arıza vermiş olmasıdır. Devletin kurumları yıpranmış, kamu yapısı zayıflamış ve yönetim kapasitesi ciddi zarar görmüştür. Bu nedenle yalnızca tek bir sorundan söz etmek ya da tek başlık üzerinden çözüm üretmek mümkün değildir.

Ancak bütün bu tablo içerisinde ilk ve en önemli başlıklardan biri, maliye ve ekonomi politikalarının yeniden ele alınmasıdır. Çünkü ülke tarihinde görülmemiş ölçüde bir borçlanma düzeni yaratıldı. Kontrolsüz biçimde büyüyen bu yapı, sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Ortadaki devasa borcun yeniden yapılandırılması, büyümesinin durdurulması ve adım adım azaltılması gerekiyor. Bu nedenle, göreve geldiğimizde öncelikli alanlarımızdan biri mali disiplinin yeniden sağlanması ve ekonomik güvenin yeniden inşa edilmesi olacaktır.

Ancak mesele yalnızca maliye politikalarıyla sınırlı değildir. Ekonomik döngüler de durmuş durumdadır. Sanayi, ticaret, hizmet sektörü ve birbirini besleyen tüm alanlarda ciddi bir daralma ve güvensizlik yaşanıyor. Bu nedenle bir yandan kamu maliyesinde sürdürülebilirliği sağlarken, diğer yandan üretimi, yatırımı ve ekonomik hareketliliği yeniden canlandıracak yeni vizyonlar ortaya koymak zorundayız. Ülkenin “pastasını büyüten”, ekonomik çarkları yeniden döndüren bir dönüşüm programına ihtiyaç vardır.

Biz, bu sürece, uzun zamandır hazırlanıyoruz. Son aylarda gerçekleştirdiğimiz çalıştaylar, ekonomi ve maliye başta olmak üzere birçok alanda kapsamlı hazırlıkların parçasıdır. Sürekli çalışan ekonomi ve maliye komitelerimizle birlikte, CTP’nin yöneteceği yeni dönemin altyapısını oluşturuyoruz.

“Ortaya çıkan toplumsal tablo, güçlü bir CTP iktidarına işaret ediyor”

Ortaya çıkan toplumsal tablo, güçlü bir CTP iktidarına işaret ediyor. Ancak biz yönetim anlayışını yalnızca seçim kazanmak olarak görmüyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde de ortaya koyduğumuz “birlikte yöneteceğiz” anlayışını, bir sloganın ötesinde değerlendiriyoruz. CTP’nin yöneteceği bir ülkede yalnızca parti kadrolarının değil; toplumun farklı kesimlerinin, uzmanların, sektör temsilcilerinin ve ortak aklın söz sahibi olduğu bir yapı hedefliyoruz.

Bu nedenle, gerçekleştirdiğimiz çalıştaylarda, parti dışındaki birçok uzmanın ve paydaşın fikirlerinden yararlandık. Bu yaklaşım bir PR çalışması değil; gelecekteki yönetim anlayışımızın doğrudan bir yansımasıdır. Çünkü gelinen nokta, güçlü kurumları, ortak aklı ve uzun vadeli planlamayı zorunlu kılıyor. Biz yalnızca iktidara gelmeyi değil; bu ülkeyi önümüzdeki 5 yıl içerisinde adım adım toparlayacak, sürdürülebilir bir yapıya kavuşturacak ve kurumlarını yeniden güçlendirecek bir dönüşümü planlıyoruz.

“Toplumun her kesimiyle birlikte çalışan bir yerel yönetim anlayışına sahibiz”

Soru: Yerel yönetimler, CTP’nin her zaman en iddialı olduğu alanlardan biri oldu. Yerel seçimler yaklaşırken hazırlıklarınız hangi aşamada? Bazı adaylarınızı da açıkladınız…

Kişi: Yerel yönetimler, CTP’nin en güçlü olduğu alanlardan biridir ve bunun temel nedeni, yönettiğimiz belediyelerde ortaya koyduğumuz somut dönüşümdür. Hâlihazırda yönettiğimiz Gazimağusa, Girne, Değirmenlik-Akıncılar, Dikmen, Çatalköy-Esentepe, Mesarya ve Lefke belediyelerinde mevcut başkanlarımız yeniden adaydır. Bunun yanında, İskele’de Sermet Nereli, Lapta-Alsancak-Çamlıbel’de Turan Rahvancıoğlu ve Geçitkale-Serdarlı’da Salih Ruso adaylarımız olarak belirlenmiştir.

CTP’nin yönettiği belediyelerde ortaya çıkan değişim, yalnızca rutin belediyecilik hizmetlerinden ibaret değildir. Biz yerel yönetimleri sadece çöp toplama, su dağıtma veya altyapı hizmeti sunan yapılar olarak görmüyoruz. Belediyeleri, aynı zamanda, kentin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminin merkezlerinden biri olarak değerlendiriyoruz.

Örneğin Girne’de yapılan yatırımlar yalnızca fiziksel altyapıyı değil, kent ekonomisini ve yaşam kalitesini de doğrudan etkileyen projelerdir. Değirmenlik’te eğitim alanında gerçekleştirilen yatırımlar ise, yerel yönetim anlayışımızın vizyonunu net şekilde ortaya koyuyor. Normalde merkezi yönetimin sorumluluğunda olması gereken birçok yatırım, belediyelerimiz tarafından, toplumun ihtiyaçları gözetilerek, hayata geçiriliyor. Bu örnekler iktidarda olduğumuz tüm belediyelerde çoğaltılabilir.

Çünkü bizim anlayışımız, yerel yönetimleri yalnızca yasaların çizdiği dar sınırlar içinde yönetmek değildir. Biz kentleri dönüştürmeyi, sosyal yaşamı güçlendirmeyi, ekonomik hareketliliği artırmayı ve yurttaşın günlük hayatına doğrudan dokunan bir belediyecilik modeli oluşturmayı hedefliyoruz. Katılımcılığı esas alan, toplumun her kesimiyle birlikte çalışan bir yerel yönetim anlayışına sahibiz.

“18 belediyenin tamamında iddialıyız”

Bugün Gazimağusa, Girne ve Çatalköy-Esentepe gibi son dönemde kazandığımız belediyelerde yaşanan değişim, toplum tarafından açık şekilde görülüyor. Özellikle ciddi mali krizlerle devralınan belediyelerin bugün yatırım yapan, hizmet üreten ve örnek gösterilen noktaya gelmesi, CTP belediyeciliğinin en güçlü göstergesidir.

Önümüzdeki seçimlerde hedefimiz mevcut başarıyı daha da büyütmektir. Sadece mevcut belediyelerimizi korumayı değil, yeni belediyeler kazanarak CTP’nin yerel yönetimlerdeki gücünü daha da artırmayı amaçlıyoruz. Bu nedenle aday belirleme sürecini büyük bir titizlikle yürütüyor, toplumda karşılığı olan, kent vizyonu güçlü isimlerle yola çıkıyoruz. 18 belediyenin tamamında iddialıyız ve her bölgede kazanacak bir yapı oluşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

CTP ile TDP arasındaki ilişkiler...

Soru: TDP ile cumhurbaşkanlığı seçiminde bir iş birliği yaptınız. Yerel seçimler için de benzer bir beklenti var ve görüşmeler yürütülüyor. Süreç hangi aşamada, nasıl bir iş birliği hedefleniyor?

Kişi: Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde gerçekten örnek gösterilebilecek bir birliktelik ortaya çıktı. Toplumun değişim iradesi etrafında oluşan bu iş birliği, son derece olgun, saygılı ve samimi bir zeminde yürütüldü. Bence o sürecin en önemli tarafı da buydu.

Yerel seçimlerde de benzer bir anlayış hedefiyle görüşüyoruz. Ancak yerel seçim ittifakları, cumhurbaşkanlığı seçimlerine göre çok daha komplike süreçlerdir. Çünkü yerel seçimlerin büyük bölümü yerel dinamiklerle şekillenir. Ancak buna rağmen bir beldede yaşanan bir sorun ya da uyumsuzluk, başka bölgelerdeki atmosferi de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle kurulacak herhangi bir ittifakın sadece kâğıt üzerinde değil, sahada da gerçek karşılığı olan, içten ve samimi bir birliktelik olması gerekir.

CTP ile TDP arasındaki ilişkiler de yalnızca seçim dönemlerinde kurulan teknik ilişkiler olarak değerlendirilmemelidir. Başta Kıbrıs sorunu olmak üzere, genel siyasette temel meselelerde de iki parti arasındaki sağlıklı diyalog ve iş birliği, toplumsal bir beklenti haline gelmiştir. Her iki parti de bu hassasiyetin farkındadır.

Geçmişte başarıyla sonuçlanan iş birlikleri olduğu gibi, yalnızca kâğıt üzerinde kalan ve sahaya yansımayan bazı girişimler de olmuştur. Bu tür kötü deneyimler ilerleyen süreçlerde partiler arası ilişkileri yıpratmıştır. Dolayısıyla, her iki partinin de son derece titiz davranması, oluşabilecek bir iş birliğinin gerçek anlamda sahada örtüşen, tabana yayılan ve ortak mücadele ruhu taşıyan bir yapıya dönüşmesi için azami hassasiyet göstermesi gerekiyor.

Şu an itibarıyla tamamlanan bir süreç yoktur. Ancak karşılıklı iyi niyet çerçevesinde, olumlu görüşmeler yürütülüyor. Bizim temel yaklaşımımız; şekli değil, etkili, samimi ve sürdürülebilir bir iş birliği modelinin ortaya çıkmasıdır.

“Başarıyı belirleyen asıl unsur; yönetim anlayışı, planlama kapasitesi, katılımcılık ve belediyecilik vizyonudur”

Soru: Yerel yönetimler reformu başarılı oldu mu?

Kişi: Yerel yönetimler reformuyla birlikte, belediyelere mali açıdan daha güçlü bir yapı kazandırıldığı bir gerçektir. Yeni kaynaklar ve bazı yeni yetkiler, belediyelerin hareket alanını genişletmiş ve genel anlamda katkı sağlamıştır. Bu yönüyle, reformun olumlu tarafları vardır.

Ancak belediyelerin birleştirilmesi meselesine, yalnızca mali açıdan bakmak yeterli değildir. Uygulamada bazı bölgelerde olumlu sonuçlar görülürken, bazı bölgelerde hizmetin aynı ölçüde ve dengeli şekilde yayılamadığı da açıkça görülmektedir. Özellikle coğrafi olarak genişleyen belediyelerde, hizmetin tüm bölgelere eşit ulaşması konusunda zaman zaman ciddi sıkıntılar yaşanabiliyor.

Biz, CTP belediyelerinde, bu konuda özel bir hassasiyet gösteriyoruz. Belediyeye bağlı her bölgenin eşit hizmet almasını, merkezdeki yurttaşla, daha uzak bölgelerde yaşayan yurttaş arasında bir fark oluşmamasını temel bir anlayış olarak görüyoruz.

Dolayısıyla, reformun mali yapı ve yetki alanı açısından olumlu yönleri olmakla birlikte, “belediyeler yalnızca birleşme sayesinde başarılı oldu” şeklindeki yaklaşım doğru değildir. Başarıyı belirleyen asıl unsur; yönetim anlayışı, planlama kapasitesi, katılımcılık ve belediyecilik vizyonudur.

“Tarih belirsiz olabilir ama toplumdaki değişim isteği son derece nettir”

Soru: Hükümetin, yerel seçimlerle genel seçimi aynı gün yapma yönünde bir yaklaşımı olduğu konuşuluyor. Bunun artıları ve eksileri ne olur?

Kişi: Böyle bir uygulamanın, toplum üzerinde ciddi bir karmaşa yaratacağını düşünüyoruz. Çünkü her seçim kendi dinamiğini, kendi gündemini ve kendi odaklanma alanını oluşturur. Yerel seçimlerle genel seçimin aynı anda yapılması, sadece seçim günü değil, seçim sürecinin tamamında ciddi bir karışıklık yaratma riski taşır.

Daha da önemlisi, mevcut Seçim Yasası çerçevesinde hem belediye meclis üyelikleri hem milletvekilliği seçimlerinde karma oy kullanımı söz konusu olacaktır. Özellikle son yerel seçimlerde karma oy oranlarının oldukça yüksek olduğunu gördük. Buna belediye başkanlığı, muhtarlık ve muhtar azalıkları da eklendiğinde, sayım sürecinin son derece uzun ve sağlıksız hale gelmesi kaçınılmaz olur. Bu nedenle, iki seçimin aynı gün yapılmasının teknik açıdan da oldukça zor olduğunu düşünüyoruz.

Açıkçası burada da hükümetin, süreci mümkün olduğunca geciktirme anlayışıyla hareket ettiğini görüyoruz. “Biraz daha zaman kazanırız, belki toparlanırız” yaklaşımıyla hareket ediyorlar. Oysa geçen her gün hem toplumun sorunlarını büyütüyor hem de hükümetin kendi siyasi zeminini daha fazla aşındırıyor.

Ancak seçimler hangi tarihte, hangi modelle yapılırsa yapılsın, bizim açımızdan önemli olan hazırlıklı olmaktır. Tarih belirsiz olabilir ama toplumdaki değişim isteği son derece nettir. Biz artık sadece ana muhalefet refleksiyle değil, ülkeyi yönetmeye hazırlanan bir iktidar sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Önümüzdeki dönemde karşılaşacağımız sorunları ve çözüm adımlarını planlayarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Fotoğraflar: Doğan SAMER

Bu haber toplam 401 defa okunmuştur