
“Erhürman, Cumhurbaşkanlığı makamının ağırlığını tam anlamıyla içselleştiremedi”
Başbakan Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, hayat pahalılığı ödeneğinin 9 ay durdurulmasını öngören ve hükümet tarafından yürürlüğe konan Yasa Gücünde Kararnameye ilişkin açıklamasına yanıt verdi.
Başbakan Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, hayat pahalılığı ödeneğinin 9 ay durdurulmasını öngören ve hükümet tarafından yürürlüğe konan Yasa Gücünde Kararnameye ilişkin açıklamasına yanıt verdi.
Başbakan Üstel, Cumhurbaşkanı Erhrüman’ın hayat pahalılığı ödeneğini düzenleyen Yasa Gücünde Kararnameye ilişkin sosyal medya platformu Facebook üzerinden yaptığı açıklamaların “devlet ciddiyeti” ve “anayasal teamüllerle bağdaşmadığını” belirterek, bunu “esefle takip ettiğini” iddia etti.
Üstel, “Devletin dili yazıdır. Devlet işleyişi, resmi makamların kurumsal yazışmaları, yasal süreçler ve anayasal mekanizmalar üzerinden ilerler” dedi.
Erhürman’ın, hayat pahalılığı ödeneğine Yasa Gücünde Kararnameyle 9 ay durdurulmasına yönelik eleştirilerine de yanıt veren Üstel, “ortada devletin kurumsal yapısından ‘saklanarak’ yapılan bir işlem değil; sorumluluk almaktan kaçınmayan, ülkenin yüksek menfaatleri için şeffaflıkla elini taşın altına koyan bir hükümet iradesi söz konusu” ileri sürdü.
Söz konusu kararnamenin, “tamamen yasal” ve “Anayasa'ya uygun” olduğunu vurgulayan Üstel, “Hukuk ve anayasal düzeninin korunması, sosyal medyada siyasi polemikler üreterek değil, ancak anayasal kurumların ve hukuki yolların doğru işletilmesiyle mümkündür. Kurumlar arası çatışma yaratmak yerine, kuvvetler ayrılığı ilkesine, yargı yollarına ve devletin kurumsal işleyişine saygı göstermek ‘Devletin Başı’ sıfatını taşıyan makamın asli görevidir.”
“Devletin dili yazıdır”
Başbakanlık’tan yapılan açıklamaya göre Başbakan Ünal Üstel’in, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya yanıtı şöyle:
“Sayın Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, hayat pahalılığı ödeneğinin 9 ay süreyle durdurulmasını öngören ve hükümetimiz tarafından yürürlüğe konan Yasa Gücünde Kararnameye ilişkin, bir sosyal medya platformu olan Facebook üzerinden yapmış olduğu, devlet ciddiyeti ve anayasal teamüllerle bağdaşmayan talihsiz açıklamalarını esefle takip etmiş bulunmaktayım.
Devlet yönetimi, günübirlik siyasi kaygılarla veya popülist söylemlerle değil; ciddiyet, kurumlar arası asgari saygı ve her şeyden önemlisi hukukun üstünlüğü çerçevesinde yürütülür. Devlet geleneğimizin en temel kuralı şudur: Devletin dili yazıdır. Devlet işleyişi, resmi makamların kurumsal yazışmaları, yasal süreçler ve anayasal mekanizmalar üzerinden ilerler.
Devletin ve toplumun birliğini temsil etmesi gereken en yüce makamın, kurumsal diyalog yollarını tüketmeden veya resmi hukuki itiraz mekanizmalarını işletmeden, sosyal medya üzerinden kamuoyuna mesaj vererek bir ‘güven bunalımı’ algısı yaratmaya çalışması kabul edilemez. Sayın Erhürman’ın devletin resmi kanalları yerine Facebook'u tercih eden bu yaklaşımı, maalesef kendisinin hala parti genel başkanı siyasi reflekslerinden kurtulamadığını ve tarafsız, kucaklayıcı Cumhurbaşkanlığı makamının ağırlığını tam anlamıyla içselleştiremediğini göstermektedir.
“Şeffaflıkla elini taşın altına koyan bir hükümet iradesi söz konusu”
Sayın Cumhurbaşkanı açıklamasında, Meclis sürecinde yaşanan tıkanıklığın ardından hayat pahalılığı ödeneğinin durdurulması kararının Yasa Gücünde Kararname ile alınmasını "saklanarak yapılan bir işlem" olarak nitelemiş ve bunun "güveni darmadağın ettiğini" iddia etmiştir.
Bilinmelidir ki; hükümetimiz, küresel çapta yaşanan ve ülkemizi de derinden etkileyen ekonomik zorluklar karşısında, devletin mali yapısını ayakta tutmak ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini sağlamak gibi ağır ve tarihi bir sorumluluk taşımaktadır. Meclis zemininde yaşanan gecikmeler ve tıkanıklıklar karşısında, Anayasa'nın yürütme organına tanıdığı Yasa Gücünde Kararname çıkarma yetkisi, tam da bu tür acil, elzem ve kamu yararı gerektiren durumlarda devletin işleyişinin kesintiye uğramaması için vardır. Ortada devletin kurumsal yapısından ‘saklanarak’ yapılan bir işlem değil; sorumluluk almaktan kaçınmayan, ülkenin yüksek menfaatleri için şeffaflıkla elini taşın altına koyan bir hükümet iradesi söz konusudur.
“Bu kararname, tamamen yasaldır ve Anayasa'mıza uygundur”
Hükümetimizin Meclis iradesi ve Anayasa'nın tanıdığı yetkiler çerçevesinde çıkardığı bu kararname, tamamen yasaldır ve Anayasa'mıza uygundur.
Hukuk devletlerinde idari ve yasal işlemlerin denetim mercii sosyal medya mecraları veya kişisel profiller değil, bağımsız yargı organlarıdır. Sayın Cumhurbaşkanı, şayet yürürlüğe giren bu kararnamenin Anayasa'ya aykırılığı yönünde hukuki bir kanaat taşıyorsa, yapması gereken şey klavye başına geçerek kamuoyunda haksız bir infial ve endişe yaratmak değildir.
Hukuk ve Anayasa düzeninin korunması, sosyal medyada siyasi polemikler üreterek değil, ancak anayasal kurumların ve hukuki yolların doğru işletilmesiyle mümkündür. Kurumlar arası çatışma yaratmak yerine, kuvvetler ayrılığı ilkesine, yargı yollarına ve devletin kurumsal işleyişine saygı göstermek ‘Devletin Başı’ sıfatını taşıyan makamın asli görevidir.
Bizler, halkımızdan aldığımız yetkiyle ve Anayasa'dan aldığımız güçle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni bu zorlu süreçten çıkarmak ve refaha taşımak için kararlılıkla, şeffaflıkla ve hukuka bağlılık ilkesiyle çalışmaya devam edeceğiz. Bu ülke, hepimizin ortak değeridir; ancak bu değer, anayasal nizama, devlet ciddiyetine ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalarak korunabilir. ”



















