
“Doğrudan irade gaspı olan bir süreç yaşıyoruz”
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, konuk olduğu Haber Toplantısı programında CHP’ye yönelik yapılan operasyonu değerlendirdi; “Selahattin Demirtaş’a yapılandan farklı olmayan, doğrudan irade gaspı olan bir süreç yaşadık” dedi.
Kanal Sim’de yayımlanan Haber Toplantısı programına konuk olan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Türkiye’de yaşanan son siyasi gelişmeleri değerlendirerek, “Aslında bu süreç yeni bir durum değil. Türkiye’de başından itibaren bir demokrasi problemi var. Şu anda gelinen aşamada demokrasi kırıntısı da kalmadı” dedi. Akın, bugün yaşanan sürecin başlangıcının Selahattin Demirtaş’ın tutuklanması olduğunu belirterek, “O olayın bugünkü yaşanan gelişmelerle bir bağı var” ifadelerini kullandı.
CHP’ye yönelik sürece ilişkin de konuşan Akın, “Kemal Kılıçdaroğlu vasıtasıyla CHP’ye yapılan operasyon, otokratik rejimin uygulamak istediği bir yapı olarak gözüküyor” dedi. Son yerel seçimlerde halkın büyük çoğunluğunun iktidar karşısında yerel yönetim iradesini ortaya koyduğunu söyleyen Akın, “AKP ve Recep Tayyip Erdoğan bunu kaldıramadı. Selahattin Demirtaş’a yapılandan farklı olmayan, doğrudan irade gaspı olan bir süreç yaşadık” diye konuştu.
Akın, Türkiye’de artık “ikili hukuk” işlediğine dikkat çekerek, “Bir iktidarın yakınında olanlara dönük uygulanan hukuk, bir de muhalefete yapılan hukuk işliyor. Aslında bakarsanız hukuksuzluk işliyor” dedi. DEM Parti olarak CHP’ye yönelik uygulamalara karşı net durduklarını vurgulayan Akın, “Bizim temel prensibimiz, Türkiye’de demokrasi olmazsa barışın da sağlanamayacağı yönünde. Şu anda CHP’ye yapılan operasyonu da barış sürecine yapılan bir darbe olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Akın, sürecin yalnızca seçim ve iktidarın geleceğiyle sınırlı olmadığını belirterek, “Bu durum, Türkiye’nin tarihi bakımından çok önemli bir değerlendirme konusudur” dedi. PKK’nın “tarihsel bir karar” aldığını söyleyen Akın, “Devlet ile PKK arasında bir müzakere sürüyor. Biz DEM Parti olarak bu sürecin başarılı bir şekilde sonuçlanması için uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.
Kıbrıs sorununa ilişkin de dikkat çeken açıklamalar yapan Akın, “AKP burayı Kıbrıs’taki hakların ortak çıkarları için değil de kendi siyasal çıkarları için kullanıyor” dedi. Kıbrıs’ta da “böl, parçala, yönet” anlayışının sürdüğüne vurgu yapan Akın, “Biz Kıbrıs’ın ortak geleceğine Kıbrıslıların karar vermesi gerektiğine inanıyoruz” diyerek federasyon temelinde çoğulcu bir çözümden yana olduklarını ifade etti.
“Bugünkü gelinen sürecin başlangıcı Selahattin Demirtaş’ın tutuklanmasıydı”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Kanal Sim’de yayımlanan Haber Toplantısı programına konuk olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
YENİDÜZEN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mert Özdağ ile Yazı İşleri Müdürü Ertuğrul Senova’nın sorularını yanıtlayan Akın, hem Türkiye’deki siyasi gelişmelere hem de barış süreci ile Kıbrıs sorununa ilişkin dikkat çekici açıklamalar yaptı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kurultayına yönelik mutlak butlan kararı ve sonrasında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Akın, Türkiye’de yaşananların yeni olmadığını belirterek, ülkede başından beri ciddi bir demokrasi sorunu bulunduğunu söyledi.
Bugün gelinen noktada “demokrasi kırıntısının dahi kalmadığını” ifade eden Akın, sürecin başlangıcını Selahattin Demirtaş’ın tutuklanmasına bağladı. Akın, “Bugünkü gelinen sürecin başlangıcı Selahattin Demirtaş’ın tutuklanmasıydı. O olayın bugünkü yaşanan gelişmelerle bir bağı var” dedi.
O dönem HDP’nin, bugünkü adıyla DEM Parti’nin yoğun saldırılarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Akın, kayyım atamalarının yaklaşık 9-10 yıldır sürdüğünü hatırlattı.
Dünyanın giderek daha otoriter ve otokratik bir rejime doğru evrildiğine vurgu yapan Akın, bu durumun Türkiye’de de mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve benzeri liderlerin iktidarda kalmasını hedeflediğine dikkat çekti.
Akın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel etrafında oluşan yapının devletin genel çizgisinin dışında görüldüğünü belirterek, “Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu vasıtasıyla CHP’ye yapılan operasyon, otokratik rejimin uygulamak istediği bir yapı olarak gözüküyor” ifadelerini kullandı.
“AKP, yerel seçim sonuçlarını kaldıramadı”
2019’dan bu yana CHP ile çeşitli biçimlerde yerel yönetimlerde ittifak yaptıklarını ve bunu 2023 seçimlerinde de sürdürdüklerini anlatan Akın, bu iş birliğinin mevcut rejimin güç dengesini bozabilecek bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Son yerel seçimlerde toplumun yaklaşık yüzde 67’sinin iktidara karşı yerel yönetim iradesini kendilerine ve CHP’ye verdiğini ifade eden Akın, “AKP ve Erdoğan bunu kaldıramadı. Selahattin Demirtaş’a yapılandan farklı olmayan, doğrudan irade gaspı olan bir süreç yaşadık” dedi.
Türkiye’de artık “ikili hukuk” bulunduğunu öne süren Akın, iktidara yakın olanlarla muhalefete yönelik farklı hukuk uygulamalarının bulunduğunu savundu.
“Aslında bakarsanız hukuksuzluk işliyor” diyen Akın, ana muhalefet partisinin dağıtılarak iktidar alternatifi olmaktan çıkarılmak istendiğini ifade etti.
“Siyaset hukuk aracılığıyla dizayn ediliyor”
Siyasetin hukuk vasıtasıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyleyen Akın, yapılan anketlerde toplumun yaklaşık yüzde 75’inin hukuk sistemine güvenmediğini belirtti.
Bu durumun devam etmesi halinde güvencesiz bir toplumsal yapının oluşacağını kaydeden Akın, DEM Parti olarak CHP’ye ya da başka bir siyasi yapıya yönelik uygulamalara karşı net durduklarını söyledi.
Akın, AKP’nin DEM Parti ile CHP arasındaki ilişkileri bozmayı hedeflediğini belirterek, kent uzlaşısı çerçevesinde oluşturulan ortak zeminin ortadan kaldırılmak istendiğini vurguladı.
Barış ya da çözüm sürecinin de siyasi çıkarlar doğrultusunda yönetilmeye çalışıldığını kaydeden Akın, CHP’ye yapılan operasyon karşısında DEM Parti’nin ikincil bir pozisyona itilmek istendiğini savundu.
CHP ile dayanışma içinde olduklarını belirten Akın, yaşananların ardından Meclis’te CHP’yi ziyaret ettiklerini de aktardı.
“Barış süreci AKP ile değil devletle kurulan ilişkidir”
Barış süreci kapsamında kurulan ilişkinin AKP ile değil devletle kurulan bir ilişki olduğuna dikkat çeken Akın, bunun kamuoyunda yanlış algılandığını söyledi.
Bu algının, DEM Parti’nin AKP’yi desteklediği yönünde bir izlenim yarattığını belirten Akın, bunun kendileri açısından ciddi bir sorun olduğunu ifade etti.
Türkiye’de demokrasi olmadan barışın da sağlanamayacağını vurgulayan Akın, CHP’ye yönelik operasyonu barış sürecine vurulan bir darbe olarak değerlendirdi.
Akın, olağanüstü, kuralsız ve hukuksuz saldırıların toplum vicdanında meşru olmadığını belirterek, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da yaptığı işler açısından meşru olmadığını söyledi.
CHP’nin bütünlüğünü bozan ve onu siyasi seçenek olmaktan uzaklaştıran sürecin tersine dönmesini temenni ettiklerini dile getiren Akın, Kılıçdaroğlu’nun tek başına hareket etmediğini düşündüğünü ifade etti.
“Orada başka türlü bir siyasi irade oluşmuş gözüküyor” diyen Akın, istenilen kongre sürecinin gerçekleşmeyebileceğini belirtti.
“Bu inatlaşma ayrı partiye giden bir yol olabilir”
Ortada haklı bir kongre talebi bulunduğunu vurgulayan Akın, mevcut delegelerle kongre yapılmasının en doğal yöntem olduğunu söyledi.
Ancak bunun tercih edilmediğini kaydeden Akın, “Bu inatlaşmanın varacağı nokta, muhtemelen ayrı partiye doğru gidecek bir yol haritası olabilir” dedi.
Türkiye’deki mevcut seçim sisteminin demokratik olmadığını savunan Akın, Siyasi Partiler Yasası’nın da demokratik olmadığını söyledi.
Barış süreci değerlendirmesi
Barış sürecine ilişkin de konuşan Akın, Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan sürecin tesadüfi olmadığını söyledi.
Bahçeli’nin devlet politikasını temsil ettiğini belirten Akın, uluslararası siyasetin Orta Doğu’da dört parçaya bölünmüş Kürtlerin geleceğini de tartıştığını ifade etti.
Amerika Birleşik Devletleri ve NATO politikalarının burada işlevsel hale getirildiğini söyleyen Akın, barış sürecinin yalnızca seçim ya da AKP’nin geleceği meselesi olmadığını, çok daha derin bir konu olduğunu dile getirdi.
DEM Parti olarak her koşulda şiddetsiz, silahsız ve demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini savunduklarını belirten Akın, burada iki temel unsur bulunduğunu söyledi: devletin tutumu ve PKK’nın aldığı karar.
PKK’nın tarihsel bir karar aldığını öne süren Akın, bu kararın gerekçeleri doğrultusunda devlet ile PKK arasında bir müzakere sürecinin sürdüğünü söyledi.
DEM Parti’nin bu sürecin başarılı sonuçlanması için çaba gösterdiğini belirten Akın, AKP’nin ise süreci kendi lehine çevirmek için siyaset yaptığını savundu.
“Bu süreç sabote edilebilir”
Muhalefetin bütün dinamikleri ve toplumun tüm kesimleriyle birlikte şiddetin ortadan kaldırıldığı bir zeminin oluşturulması gerektiğini vurgulayan Akın, bunun herhangi bir partinin geleceğinden çok daha önemli olduğunu söyledi.
Ancak mevcut aşamanın kaygı verici olduğunu belirten Akın, sürecin uzaması halinde sabote edilme ihtimalinin arttığını ifade etti.
“Bu sürecin demokratik yollarla geliştirilmesini istiyoruz” diyen Akın, krizli dönemin aşılması halinde olumlu sonuçlar alınabileceğini, aksi durumda ise sürecin kimseye fayda sağlamayacağını dile getirdi.
“Kıbrıs’ta çözüm Kıbrıslıların iradesiyle olmalı”
Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Akın, AKP’nin Kıbrıs’ı ortak haklar için değil, kendi siyasal çıkarları doğrultusunda kullandığını öne sürdü.
Akın, Kıbrıs’ın Türkiye’nin gayrimeşru ilişkilerinin merkezi haline getirildiğini savunarak, burada da “böl, parçala, yönet” anlayışının uygulandığını söyledi.
Kıbrıs halkının kendi özgür iradesiyle değil, uluslararası güçlerin çıkarları doğrultusunda bugünkü noktaya getirildiğini belirten Akın, çözüm iradesi olması halinde sorunun çözülebileceğini dile getirdi.
DEM Parti olarak Kıbrıs halkının çoğulcu ve çok kimlikli bir yapı içinde federasyon temelinde yaşamasını tercih ettiklerini ifade eden Akın, ayrışmanın savaşın sürmesi anlamına geldiğini söyledi.
“Kıbrıs bizimdir, burası yavru vatanımızdır” söylemlerinin sürece hegemonik bir bakış getirdiğine dikkkat çeken Akın, Kıbrıslıların kendi geleceklerini tayin etmesi gerektiğini ve özgürlüklerine müdahale edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

























