1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sonsuza Kadar
Sonsuza Kadar

Sonsuza Kadar

Öyle bir an oldu ki, ikimizin minik taşları düzgün biçimde yan yana düştüler. Ben bir adım atıyordum, sen de aynı uzunlukta bir adım atıyordun

A+A-

OKUYORUM

 

 Ağustos ayının başlaması ile birlikte sıcaklar iyice kendini göstermeye başladı.Bu yüzden güneşe çıkarken çok dikkatli olmak gerekiyor. Hatta mümkünse sıcak saatlerde dışarıda bulunmamak... Hep buradan yazıyorum, yazın en güzel hallerinden biri öğlenleri siesta yapmak ve kitap okumak. Bunaltıcı sıcaklarda dışarı çıkılmadığından, çoğu zaman kitap okumak da iyi bir fikir oluyor. Bu hafta Elif Şafak’ın İskender kitabını okuyorum. Bir kaç günlüğüne  gezmek için gittiğim İstanbul’daki kitapçı raflarının hepsinde Elif Şafak’ın kitabı vardı. Elif Şafak gerçekten iyi bir yazar ve medyanın fazlaca ilgisini çeken, popüler olan bir yazar.  Her çok satan , çok konuşulan ya da popüler olanın kötü olmadığını hatta gayet iyi olduğunu, kitapları ile gösteriyor. Neredeyse yarısına geldiğim İskender kitabı da beni hayal kırıklığına uğratmadı. Beğendiğimi, kitabı bitirmeden söyleyebilirim...

  Mutlu haftalar...

 

 

YENİ ÇIKANLAR

 

 

Sonsuza Kadar

Susanna Tamaro, Can yayınları

 

  Öyle bir an oldu ki, ikimizin minik taşları düzgün biçimde yan yana düştüler. Ben bir adım atıyordum, sen de aynı uzunlukta bir adım atıyordun. Ben seni bekliyordum, sen bana yetişiyordun, ben sana ulaşıyordum, sen beni bekliyordun. Sonsuza kadar böyle gideceğimizi sanıyorduk. Oysa ben şimdi ormanda yürüyorum ve ayak izlerimden başka iz yok. Kimse yürümüyor yanımda, kimse izlemiyor beni, ya da önümden gitmiyor..."
  Matteo ve Nora... biri ateştir diğeri su, biri akıldır diğeri yürek, biri sürekli harekettir diğeriyse durgunluk ve huzur; biri düşüncedir diğeri sezgi, biri zamandır diğeriyse sonsuzluk...

 

 

 

Nihilizm

Bülent Diker, Ayrıntı Yayınları

 

 Çağdaş yaşamın en belirgin sorunlarının kökenleri nihilizmde ve nihilizmin -toplumu hem oluşturup hem tahrip eden- paradoksal mantığında yattığı halde, nihilizm konusu toplumsal teoride şaşırtıcı şekilde ihmal edilmiştir.
 Bu kitap, nihilizmin kaçışçılık, radikal nihilizm, edilgin nihilizm ve "kusursuz nihilizm" olarak adlandırılan dört ana formunu sistematik bir şekilde ele alıyor. Özellikle de edilgin nihilizm (istencin olumsuzlanması) ile radikal nihilizm (olumsuzlama istenci) arasındaki ayrıştırıcı senteze, çağdaş post-politika kültürünün en belirgin nitelikleri olan hedonizm/yön kaybına ve buna bir tepki olarak yükselen şiddet biçimlerine ve mutsuzluğa odaklanıyor.

 

Kızıl Feministler

( Bir Sözlü Tarih Çalışması)

Emel Akal, İletişim Yayınları

 

 “Birleşmiş Milletler 1975 yılını Dünya Kadın Yılı ilan etti. Aynı yılın Haziran ayında İstanbul'da Çeliktepe'de bir gecekonduda İlerici Kadınlar Derneği isminde bir dernek faaliyete geçti. Bu dernek üç yıl sonra Uzunköprü'den Van'a, Samsun'dan Adana'ya kadar şubeleri olan kitlesel bir kadın örgütüne dönüştü. Kuruluşundan beş yıl sonraki bilanço: 12.000 üye, 33 şube, 35 temsilcilik, son sayısı 35.000 basılan bir dergi: Kadınların Sesi... Bu Türkiye'de 8 Mart'ları ilk kez yığınsal kutlayan, ilk kadın yürüyüşlerini düzenleyen İlerici Kadınlar Derneği İKD'nin hikayesidir.”

 

Türkiyeli Gayrimüslimler Üzerine Yazılar

Baskın Oran, İletişim Yayınları

 

“ 1980'li yıllardan itibaren gayrimüslimler konusuyla ilgilenmeye başlayan Baskın Oran, o zamandan günümüze kadar uzanan bu yazılar derlemesinde konuyla ilgili "devlet refleksi" denilen ve insanı/vatandaşı ezberci kalıplar içine hapseden düşünce yapısıyla hesaplaşıyor.
 Baskın Oran, Fener Patrikhanesi'nin durumundan bitmek tükenmek bilmeyen "nefret söylemi"ne, Ermeni meselesinden "Sevr Paranoyası"na, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından gayrimüslim vakıflarının hukuki durumuna, Süryaniler'den Türkiye'de doğup büyüyüp vatan hasreti çeken insanlara uzanan bir yelpazedeki yazılarla gayrimüslimlere karşı ülkede var olan sorunlu algıyı gözler önüne seriyor. Konu hakkında kendi özeleştirisini yapmayı ihmal etmeden, geçirdiği düşünsel dönüşümü de ortaya koyan Oran'ın kimi zaman trajik kimi zaman eğlenceli yazıları dönemin gazete kupürleriyle, ilgili haberlerle bir "film şeridi" gibi akıyor.”

 

Geleceğe Güven

Stefan Zweig, Everest Yayınları

 

Zweig’ın 1909-1941 yılları arasında kaleme aldığı bu denemeler, yazarın dünya görüşünün gelişimine önemli bir ışık tutuyor. I. Dünya Savaşı’na giden süreçten, ölümünden bir yıl önceye kadar geçen zamanda Zweig’ın düşüncelerinin ne tür evrelerden geçtiği, bugün öne çıkan hümanist yönünün nasıl sivrildiği bu yazılarda gözler önüne seriliyor. Geleceğe Güven, yazarı yakından tanıyanlar için şaşırtıcı, yazarla yeni tanışanlar içinse açıklayıcı nitelikte bir kitap.

 

Gibi

Ali Smith, Everest Yayınları

 

Bir akademisyen olan Amy, geçirdiği sinir krizinden sonra okuma yeteneğini kaybedince, İngiltere'deki konforlu yaşamından olabildiğince uzaklaşır. Okur, onunla tanıştığında yedi yaşındaki kızı Kate'le beraber bir karavan parkında yaşamakta ve çalışmaktadır. Amy'nin gizemli geçmişini herkesten iyi bilen Ash ise sekiz yıldır görüşmemiş olmalarına rağmen ona olan saplantısından vazgeçememiştir.

 

 

Herr Sommer’in Öyküsü

Patrick Süskind,Can Yayınları

 

Patrick Süskind kitabında, büyümekte olan bir çocuğun gözüyle dünyanın ve insanlığın fotoğrafını çekiyor sanki. Bir çocuk, dünyayı ve kendini nasıl tanır? Sevgi ve adalet duygusunu nasıl keşfeder? Öteki insanlar ,ana-baba, ağabey, abla olsalar da kimlerdir? Başkaları cennet midir, yoksa cehennem mi? Büyümekte olan bir insanın karşılaştığı engellere karşı gösterdiği, aslında bütün insanlığa yönelik o acımasız tepki. Ve ona gereksinim duyulduğunda insanın yardımına koşmayan Tanrı. Yaşam ve ölüm düşüncesi...

 

Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak

Halil İnalcık, İlber Ortaylı, Kemal Karpat, Mustafa Armağan, Timaş Yayınları

 

"Osmanlı tarihi denilince hafızamıza düşen tablo aşağı yukarı şudur: Söğüt'te başlayıp Bursa'da kıvam kazanan kuruluş döneminde Osmanlı, İstanbul'un fethiyle yükselişe geçmiş ve bu süreç, zirvesine ulaşığı Kanuni devrine kadar sürmüştür. Ancak bu 'Altın Çağ', Kanuni'nin 1566'daki ölümüyle sona ermiş ve duraklama dönemi başlamış, 2. Viyana yenilgisi ise gerilemeyi belirgin hale getirmiştir. Bunu 18. yüzyıldaki çöküş, 19. yüzyıldaki parçalanma ve nihayet 1922'deki yıkılış izlemiştir.
Bu aşinası olduğumuz tabloda dikkat çeken nokta, Kanuni'nin ölümüne kadar geçen yaklaşık 250 yılı olumlu, ondan sonraki 350 yılı ise olumsuz olarak resmetmesidir. Böylece aslında bizim "Osmanlı tarihi" dediğimiz ve öğretme hevesini duyduğumuz tarih, neredeyse asıl tarihinin yarısı bile değildir, zira duraklama, gerileme, çöküş denilince öğretenin de, öğrenenin de hevesi büyük ölçüde kaçmaktadır.”

 

Aşkı Giyinen Adam

Nazlı Eray, Doğan Kitap

 

Dürnev Abla'nın tarot kartlarından çıkan Eddie Fisher, Elizabeth Taylor ve Debbie Reynolds; kahramanımızın ve Eddie'nin anıları yüklenmiş koyun kelleleri Peyami ile İdris; şoför Kâzım Efendi'nin çıkardığı gazla dirilen, cinayet kurbanı yaşlı ana-kız; Belligün Pastanesi'nde Mihri Abla'yla birlikte kahve fincanının içinde izlenen Eddie Fisher konseri...

 

 

Aşka Övgü

Alain Badiou, Nicolas Truong, Can Yayınları

 


Ünlü yazar ve felsefeci Alain Badiou Nicolas Truong’la birlikte aşkı, o en olağanüstü duyguyu irdeliyor. Çıkarı, güvenliği her şeyin üstünde tutan günümüz dünyasında tehdit altında gördüğü aşkı “yeniden icat etmeye” çağırıyor bizi. Değil mi ki tüm dünyayı kapsayacak, ortaklaşa bir yaşamın savunma aracı, direnişi bu duygu. Badiou, tekbiçimliliğe, aynılığa karşı serüveni, rastlantıyı, farkı, demek ki aşkı yüceltiyor; sözü internetteki bir tanışma sitesinden açıp Schopenhauer’den Levinas’a aşkın dönüşümlerini sorguluyor.
 Neden bu kadar düşkünüz aşka? Sayısız şiir, roman, film, oyun, hepsi aşk üstüne. Bir düşünür bunca insanın peşinde koştuğu bir güzelliğe karşı duyarsız kalabilir mi? Badiou bu yoğun tutkunun farklı yüzlerine tanımlar getiriyor, aşkla bir sahne, bir dünya kurmanın yollarını arıyor.


 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 752 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler