1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. “Yüksek makam sahipleri ciddi iddialar karşısında o koltuktan uzaklaşmalıdır”
“Yüksek makam sahipleri ciddi iddialar  karşısında o koltuktan uzaklaşmalıdır”

“Yüksek makam sahipleri ciddi iddialar karşısında o koltuktan uzaklaşmalıdır”

Yüksek Mahkeme eski Başkanı Narin Ferdi Şefik, ülkede art arda gündeme gelen yolsuzluk iddiaları, dokunulmazlık tartışmaları ve yargı reformu sürecine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

A+A-

Yüksek Mahkeme eski Başkanı Narin Ferdi Şefik, ülkede art arda gündeme gelen yolsuzluk iddiaları, dokunulmazlık tartışmaları ve yargı reformu sürecine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Kanal T’de yayımlanan “Nazar Erişkin ile Güne Dair” programında konuşan Şefik, özellikle yüksek makamları hedef alan ciddi suçlamalar karşısında istifa mekanizmasının işletilmemesini eleştirerek hem toplumsal güvenin hem de adaletin görünürlüğünün zedelendiğini söyledi.

Şefik, 2020’de yapılan yargı referandumunun çok az bir farkla kaybedildiğini hatırlatarak, o sürecin “siyasete bulaştırıldığını” ifade etti. Referandumun genel seçim sonrasına bırakılması gerektiğini belirten Şefik, yargı reformunun hiçbir şekilde siyasi hesaplaşmanın parçası haline getirilmemesi gerektiğini söyledi.

Resmi bir yemekte yaşanan bir diyaloğu da aktaran Şefik, Türkiye’den gelen bir bakanın referandum sonucuna ilişkin sorusuna, “bizden bir bakanın” YSK kararlarını gerekçe gösteren bir yanıt verdiğini belirtti ve “En yalın haliyle bile demek ki siyaset bulaştırıldı” dedi. Seçim yasasına aykırı işlemlere “hayır” denilmesinin ardından “cezalandırılması gerektiği” yönünde ifadelerin kendi önünde dile getirildiğini de kaydetti.

 

 

“Makam saygısı varsa ciddi iddialar karşısında cevap verilmeli ve uzaklaşılmalı”

Ülkede yaşanan gelişmeler karşısında üzgün olduğunu söyleyen Şefik, geçmişte de sorunlar bulunduğunu ancak bu ölçekte bir yozlaşma ve yolsuzluk dönemini hatırlamadığını ifade etti.

Yabancı ülkelerde en küçük isnatta dahi istifa mekanizmasının devreye girdiğini belirten Şefik, “Ben Japonlar gibi ‘harakiri’ tavsiye etmiyorum ama en azından o makama saygı varsa, bilhassa yüksek makam sahipleri ciddi iddialar karşısında cevap vermeli, soruşturmanın önünü açmalı ve o koltuktan uzaklaşmalıdır” dedi.

Şefik, hukukun yalnızca adaletin sağlanmasını değil, adaletin sağlandığının görülmesini de gerektirdiğini vurgulayarak, “Tarafsız olabileceğinizi düşünseniz bile başkalarının sizin tarafsız olmayacağınızı düşünebileceğini aklınıza getiriyorsanız, orada olmamanız gerekir” ifadelerini kullandı.

Toplumdaki tepkisizliğe de değinen Şefik, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışının yaygınlaştığını söyledi. Kişisel ve siyasi bağlantılarla hak edilmemiş yerlere gelinebildiğini belirten Şefik, insanların zarar görmemek adına geri çekilmeyi tercih ettiğini dile getirdi.

 

“Savcılık talep ederken bunu kaldırmamak çok ciddi bir olumsuzluktur”

Milletvekillerine ilişkin dosyalarda soruşturmanın zamanında yapılmamasının delil kaybına yol açabileceğini ifade eden Şefik, Başsavcılığın dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki başvurularının mecliste parti çizgileri doğrultusunda reddedildiğini söyledi.

“Devletin hukukçusu başsavcılıktır” diyen Şefik, soruşturma taleplerinin siyasi saiklerle geri çevrilmesinin ciddi bir olumsuzluk olduğunu belirtti. Şefik, ‘Soruşturma yapılsın, gizli hiçbir şeyim yoktur’ diyorsanız mekanizmanın çalışmasını talep etmeniz gerekir. Ama mecliste oynamaya gelince hükümet sayısının azalmaması gibi dürtülerle kaldırılması reddedilir.” ifadelerini kullandı.

 

“Kurallara riayet edilmeden iyileşme mümkün değil”

Kuralsızlığın yalnızca siyasette değil günlük yaşamda da normalleştiğini söyleyen Şefik, toplumda yaygınlaşan “istisna benim” anlayışının kurumsal yapıyı çökerttiğini dile getirdi. Trafikteki basit ihlallerden başlayarak kurallara uyma kültürünün zayıfladığını belirten Şefik, kurallara riayet edilmeden bir iyileşmenin mümkün olmadığını ifade etti.

 

“Sistem cezasızlık üzerine kurulur: ‘Biri beni korur, bir şey olmaz’ anlayışı”

Güçlü kurumların erozyona uğramaması gerektiğini belirten Şefik, özellikle yargı ve polisin bağımsızlığının korunmasının hayati önemde olduğunu söyledi. Yönetim kurullarının aldığı kararlarla oluşan zararlarda sorumlulara rücu edilmemesinin sistemin temel sorunlarından biri olduğunu dile getiren Şefik, “Ucu kendisine dokunacağını bilse daha dikkatli hareket eder” dedi.

 

“Hiçbir makam yargıya talimat veremez; bu olmaz, kabul edilmez”

Başbakanın meclis kürsüsünde sarf ettiği “yargıya tam yetki verdim” sözlerini de değerlendiren Şefik, bu söylemin kabul edilemez olduğunu söyledi. Bunun bir dil sürçmesi olarak değerlendirilmek istenebileceğini ancak böyleyse açıkça düzeltilmesi gerektiğini belirten Şefik, bugüne kadar böyle bir açıklama duymadığını ifade etti.

“Hiçbir makam yargıya talimat veremez; bu olmaz, kabul edilmez” diyen Şefik, meslek yaşamı boyunca bir kez bir davaya müdahale edilmeye çalışıldığını, buna karşı net bir tavır koyduklarını anlattı.

“Basının susturulmaya çalışılması doğru bir adım değildir”

Ceza yasası ve bilişim suçları kapsamında ifade özgürlüğünü daraltan düzenlemelere de değinen Şefik, hakaret iddialarının ceza tehdidi yerine hukuk davası ve tazminat yoluyla ele alınabileceğini söyledi.

Basının susturulmasının demokratik toplumlarda doğru bir adım olmadığını belirten Şefik, “Siyasilerin tenkide daha hazırlıklı olması gerekir. Ceza davası tehdidiyle konuşmayı engellemek doğru değildir” dedi.

 

“Geç gelen adalet, adalet değildir”

Yargı reform paketinin içeriğini olumlu bulduğunu söyleyen Şefik, asıl tartışmanın zamanlama üzerinden yürüdüğünü ifade etti. İstinaf sistemi, ara mahkeme düzenlemeleri ve kriterlerin netleştirilmesi gerektiğine işaret eden Şefik, anayasa değişikliğinin tek başına yeterli olmayacağını, sistemin nasıl işleyeceğinin de net biçimde ortaya konması gerektiğini belirtti.

“Geç gelen adalet, adalet değildir” diyen Şefik, davaların makul sürede sonuçlandırılmasının önemine dikkat çekti.

Bu haber toplam 427 defa okunmuştur
Etiketler :