
“Tarihimiz boyuncu bu kadar yolsuzluk ve usulsüzlük yapılan bir dönem olmadı”
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Üstel Hükümeti döneminde yaşanan skandallara işaret ederek, “Tarihimiz boyuncu bu kadar yolsuzluk ve usulsüzlük yapılan bir dönem olmadı” dedi. İncirli, 7 Aralık günü yepyeni bir dönemin başlayacağını vurguladı.
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kanal Sim’de yayımlanan “Haber Toplantısı” programına konuk olarak YENİDÜZEN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mert Özdağ ve Yazı İşleri Müdürü Ertuğrul Senova’nın sorularını yanıtladı.
Üstel Hükümeti döneminde yolsuzluk, usulsüzlük, torpil, ayrımcılık ve rüşvet iddialarının tavan yaptığını belirten İncirli, “Tarihimiz boyunca bu kadar yolsuzluk ve usulsüzlük yapılan bir dönem olmadı. Üstel Hükümeti artık bitmiş bir hükümettir. 7 Aralık günü yepyeni bir dönem başlatacağız” dedi.
Son 5 yılın ağır tahribatına dikkat çeken İncirli, devlet kurumlarında yaşanan ciddi siyasi baskıların kurumsal kapasiteyi zayıflattığını, bunun üstüne doğrudan hükümetin etrafında dönen sahtekarlıkların eklendiğini vurguladı: “Bu ülkede nefes alıp veren herkes Üstel Hükümeti’nin yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet ve sahtekarlıkla anılan bir hükümet olduğunu çok net bir şekilde görüyor. Neyse ki seçime çok az bir zaman kaldı, bu durum değişecek.”
“Toplum parti değil, topyekûn yönetim anlayışının değişmesini İstiyor”
İnsanlara uzun süredir göreve geldikten sonra neler yapacaklarını anlattıklarını belirten İncirli, toplumun beklentisinin yalnızca bir siyasi partinin gidip yerine yenisinin gelmesi olmadığını söyledi: “İnsanlar topyekûn bir yönetim biçiminin değişmesini istiyor. Ülkenin liyakatle yönetilmesini, harcanan her kuruşun hesabının verilmesini istiyorlar. Biz CTP olarak halkımızın bu talebini görüyoruz. 7 Aralık’tan itibaren böyle bir yönetim anlayışıyla iktidarı alacağız. Bunun için çalıştık, hazırlıklarımızı tamamladık ve geliyoruz.”
“Kamu görevlileri kendini korumalı, bu işkencenin bitmesine 1 ay kaldı”
Seçimlere yaklaşık 2 ay kaldığını hatırlatan İncirli, hükümetin seçim yaklaştıkça devlet olanaklarını pervasızca kendi menfaatleri için kullandığını ve bundan hiçbir zaman çekinip utanmadığını ifade etti. Bu süreçte kamu görevlilerine yönelik baskıların artacağını öngördüklerini kaydeden İncirli, şu uyarılarda bulundu: “Bu işi yapacak kamu görevlileri kendilerini korumaya almalı. Çünkü şu anda Üstel Hükümeti döneminde atanan bazı yüksek bürokratlar mahkemelerde yargılanıyor. Meclis Genel Kurulu’nda yaptığım konuşmada da mevcut bürokratları dikkatli olmaları konusunda uyarma ihtiyacı hissettim; çünkü onların da çok huzursuz olduğunu görüyorum. 1 ay sonra seçim yasakları başlayacak. Bu işkencenin bitmesi için sadece 1 ay kaldı.”
Başbakan Ünal Üstel’in usulsüzlük ve rüşvetler ortalığa saçılmışken “biz böyle bir şey yapmadık” dediğini hatırlatan İncirli, “İnsanların gözünün içine baka baka bu şekilde konuşabiliyor. Halk her şeyin ne olduğunu açıkça görüyor. Ülkeyi yönetenlerin hakikatten kopuk olmasının ağır sonuçlarını yaşıyoruz” dedi.
İlk icraat nüfus sayımı
Ülkedeki ekonomik ve sosyal sorunların birbiriyle zincirleme bağlantılı olduğunu kaydeden İncirli, CTP’nin bütünlüklü çözüm modelleri geliştirdiğini belirtti. Sağlık, eğitim, güvenlik ve ulaşımdaki tıkanıklıkları aşmanın temel yolunun nüfus sayımı olduğuna dikkat çeken İncirli: “Bir ülkenin nüfusunu bilmezseniz; ne sağlığı, ne ulaşımı ne de güvenliği planlayabilirsiniz. Göreve gelir gelmez ilk yapacağımız iş nüfus sayımını gerçekleştirmektir. Dosyamızı çok iyi hazırladık; zamanını, hangi ekiplerin sahada olacağını ve nasıl uygulanacağını tek tek planladık. Yaklaşık 1,5 yıl içerisinde nüfus sayımı hazırlıklarımızı tamamlayıp sonuçlandıracağız. Asıl büyük işlerimiz de bu sayımdan sonra başlayacak.”
“Kayıt dışılık ve kaçak yaşam son bulacak”
Üstel Hükümeti’nin kurumları zayıflatarak devletin ülke üzerindeki fiili hâkimiyetini yok ettiğini dile getiren İncirli, iktidara geldikleri ilk andan itibaren devlet otoritesini ve planlama kapasitesini yeniden kuracaklarını söyledi. Yapılacak son kapsamlı nüfus sayımının ardından dijital bir veri tabanı inşa edileceğini vurgulayan İncirli, “Veriler dijital ortamda sürekli güncellenecek. Son bir kere sayım yapılacak, sonrasında sistem bu rakamları güncelleyerek ilerleyecek. Ülkede çok ciddi oranda kayıt dışı nüfus var. Kaçak yaşamla ve çalışma hayatındaki büyük düzensizlikle ancak bu şekilde mücadele edebiliriz. Yabancı işgücünün planlanması ve mesleki eğitimlerle ihtiyaç duyulan istihdamın dengelenmesi önceliğimiz olacak. Kaçak yaşamla mücadelede işverenler ve üniversitelerin de sorumluluk alacağı ortak bir mekanizma kuracağız.” dedi.
“UBP’nin Derdi İlke Değil, Seçilmeyi Garantiye Almak”
Kamuoyu yoklamaları ve saha çalışmalarının CTP’yi açık ara birinci parti gösterdiğini ve partinin tek başına Meclis çoğunluğuna ulaşabileceğini kanıtladığını belirten İncirli, hükümet kanadının psikolojisini şu sözlerle aktardı: “Üstel Hükümeti’nin tekrardan iktidara gelmek gibi bir hevesi yok; çünkü bunun olamayacağını gayet iyi biliyorlar. Tek dertleri yeniden milletvekili seçilebilmek. Ellerindeki imkanları da bu doğrultuda kullanmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla UBP’nin karma oyun kaldırılmasıyla ilgili ilkesel bir duruşu olduğuna kimse bizi ikna edemez. Bu konuyu tam seçim sathı mailine girilmişken önümüze getirdiler. Biz CTP olarak karma oyun kaldırılmasını kabul ettik ancak bir sonraki seçimde yürürlüğe girmesini istedik. Onların derdi ilkesel tartışma değil, kendi seçilmelerini garanti altına almak. Kendi iç çekişmeleri ve kavgaları yüzünden karma oy mevzusunu bu kadar geciktirdiler.”
“Filo Jet faciası göz göre göre geldi, sorumlular gözünün yaşına bakılmadan cezalandırılmalı”
Filo Jet faciasında yaşanan kayıplar ve hâlâ kayıplarını bekleyen aileler için derin bir üzüntü duyduğunu belirten İncirli, toplumun devasa bir travma yaşadığını vurguladı: “Çok manidardır; biz facianın yaşanmasından sadece 1 ay önce güvenlik gündemiyle Meclis’te olağanüstü genel kurul toplantısı çağrısı yapmıştık, hükümet reddetti. Biz o zaman da toplum güvenliğini tarif ederken; insanların evinde otururken, yoldayken, uçağa ya da gemiye bindiğinde kendini tam bir güven içinde hissetmesi gerektiğini ifade etmiştik. Kurumların çökertilmesiyle toplum güvenliğimizi kaybettiğimizi haykırıyorduk ve nihayetinde bu korkunç faciayı yaşadık. Bu kaza göz göre göre oldu. Geminin hasarlı olduğu ve su aldığı biliniyordu; bile bile sefere çıkarıldı. İdari soruşturmalar derhal tamamlanmalı, sorumlular kim olursa olsun gözünün yaşına bakılmadan cezalandırılmalıdır.”
Toplumun kaderinin bu ihmallere terk edilemeyeceğini belirten İncirli, geçmişte yaşanan alkollü mama skandalını hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: “O acı olaydan sonra hayat değişmedi; 5 hemşire hâlâ mahkemelerde yargılanıyor, bütün suç onların üstüne yıkıldı ama hastanelerdeki hasta güvenliği açığı devam ediyor. Bu gemi faciasından sonra da denizlerimizde güvenlik ve emniyet sorunları aynı şekilde sürecekse bu ülke yaşanmaz bir hale gelir. Bir facia olduktan sonra değil, riski henüz ortaya çıkmadan tespit edip önleyici tedbirleri almak bizim temel görevimiz ve yönetim anlayışımız olacak.”



























