1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Sayım yok, şüphe çok!
Sayım yok, şüphe çok!

Sayım yok, şüphe çok!

Meclise girecek milletvekillerini belirleyen UBP ön seçiminde yaşananlar, Kıbrıs Türk demokrasisinin temeli olan 'seçmen iradesine' darbe indirdi.

A+A-

Recep DAL

UBP’nin milletvekili adaylarını belirlemek amacıyla ‘demokrasi şöleni’ mottosuyla düzenlediği kurultay, elektronik oylamanın güvenilirliğinden oyların yeniden sayılmamasına, gizli oy ve açık sayım ilkelerinden denetim mekanizmasına kadar birçok soru işaretini beraberinde getirdi.

24 Ekim’de gerçekleştirilen kurultayda 50 kişilik aday listesinin üç gün sonra açıklanması, 22 itirazın tamamının reddedilmesi ve Divan Başkanı’nın yeniden sayım açıklamasına rağmen sayımın yapılmaması, sürece ilişkin tartışmaları derinleştirdi.

Kurultayda 8 bin 929 üyenin oy kullandığı açıklanırken, oyların eksik olduğu ve kurultaya katılmayan üyeler adına dijital sistem üzerinden oy kullanıldığı yönündeki iddialar henüz açıklığa kavuşmadı.

Kullanılan oylara ilişkin kâğıt çıktıların eksiksiz toplanamaması da dijital sonuçların başka bir yöntemle doğrulanması imkânını zayıflattı. İddiaların doğruluğu kanıtlanmış değil ancak şeffaf ve ikna edici bir denetim sürecinin yürütülmemesi, kurultayın güvenilirliğine ilişkin soru işaretlerini artırdı.

YENİDÜZEN’e konuşan Yüksek Mahkeme ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) eski Başkanı Narin Ferdi Şefik, kurulun yetki ve sorumluluklarına dikkat çekerek, “YSK her hatayı düzeltemez” dedi.

Elektronik oylamada kullanılan oyların doğruluğunun manuel yöntemle de kontrol edilebilmesi gerektiğini vurgulayan Şefik, Divan Başkanı’nın yeniden sayım açıklamasının ardından bu karardan neden vazgeçildiğinin önemli olduğunu belirtti. Şefik, oyların manuel olarak kontrol edilmesi hâlinde yaşanan tartışmaların bu kadar uzamayabileceğini ifade etti.

Siyaset Bilimci Prof. Dr. Sertaç Sonan ise YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada, “Süreç baştan sona kötü yönetildi” değerlendirmesinde bulundu.

Kurultayın YSK takvimindeki son güne çok yakın bir tarihte yapılmasının itirazların incelenmesi ve gerektiğinde yeniden sayım gerçekleştirilmesi için yeterli zaman bırakmadığını belirten Sonan, Divan Başkanı’nın sayım yapılacağını açıklamasına rağmen bu adımın atılmamasının şaibe iddialarını ortadan kaldırmak yerine artırdığına dikkat çekti.

Statica Araştırma ve Danışmanlık Merkezi Genel Koordinatörü, akademisyen, ekonomist ve uluslararası ilişkiler uzmanı Ahmet Aslım da YENİDÜZEN’e özel değerlendirmesinde, kurultayda demokratik seçimlerin temel ilkelerinin korunması gerektiğini vurgulayarak, “Bu ilke hiçe sayıldı. Oy gizli, sayım açık olmalıydı” dedi.

Kullanılan oyların çıktılarının bazı üyeler tarafından yanlarında götürüldüğüne ilişkin iddiaların soru işaretleri yarattığını belirten Aslım, oy kullanımının gizli, sayımın ise açık yapılması gerektiğini ifade etti.

UBP kurultayında soru işaretleri bitmiyor

Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) milletvekili adaylarını belirlemek amacıyla düzenlediği kurultay, şaibe iddiaları ve yanıt bekleyen sorularla geride kaldı. 24 Ekim Cumartesi günü gerçekleştirilen kurultayda, 50 kişilik aday listesinin ancak 27 Ekim Salı günü açıklanabilmesi, sürecin uzamasına neden oldu. Elektronik oylama sonucunda ortaya çıkan tablo, yapılan itirazların değerlendirilme biçimi ve oyların yeniden sayılmaması ise kurultayın güvenilirliğine ilişkin tartışmaları daha da derinleştirdi.

Kurultayda açıklanan sonuçlara yönelik 22 itirazın tamamı reddedildi. Ancak itirazların reddedilmesi, kamuoyunda ve aday adayları arasında oluşan soru işaretlerini ortadan kaldırmadı. Aksine, oyların yeniden sayılmaması ve sonuçların bağımsız biçimde doğrulanmasına olanak sağlayacak bir sürecin işletilmemesi, tartışmaların merkezinde yer aldı.

YSK denetiminde sayım açıklaması havada kaldı

Kurultay akşamı Divan Başkanı Hüseyin Paşa, oyların Yüksek Seçim Kurulu (YSK) denetiminde sayılacağını açıklamıştı. Ancak bu açıklamaya rağmen söz konusu sayım gerçekleştirilmedi. İtirazların değerlendirilmesi amacıyla verilen aranın ardından Paşa'nın yeni bir açıklama yapmaması ve kurultayın tamamlandığını duyurmaması da sürece ilişkin belirsizlikleri artırdı.

Kurultayda 8 bin 929 üyenin oy kullandığı açıklanırken, bazı aday adaylarının ortaya attığı iddialar da henüz açıklığa kavuşmuş değil. Sandıkta açıklanan sayı kadar oy bulunmadığı, iki ila üç bin oyun eksik olduğu ve kurultaya katılmayan üyeler adına dijital sistem üzerinden oy kullanıldığı yönündeki iddialar, sonuçların güvenilirliğine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu. Sürecin UBP Genel Sekreteri Ahmet Savaşan tarafından kurgulandığı iddiası da gündeme getirilen suçlamalar arasında yer aldı.

Söz konusu iddiaların doğruluğu henüz ortaya konmuş değil. Ancak bu iddiaların giderilmesini sağlayacak şeffaf ve ikna edici bir denetim sürecinin yürütülmemesi, kurultayın ardından oluşan güvensizliği daha da büyütüyor.

TDP iddiaları YSK'ye taşıdı

Kurultaydaki tartışmalar siyasi gündemle de sınırlı kalmadı. Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), oy eksikliği, dijital sistem üzerinden usulsüz oy kullanıldığı ve sandıkların yeniden sayılmadığı yönündeki iddiaları YSK'ye taşıdı.

TDP'nin başvurusuyla birlikte tartışmalar seçim kurulu nezdinde de gündeme gelirken, iddiaların YSK tarafından incelenmesi ve araştırılması bekleniyor. Kurultayda ortaya atılan iddiaların açıklığa kavuşturulması, yalnızca adayların değil, seçim süreçlerine duyulan güvenin korunması açısından da önem taşıyor.

Açık sayım ve gizli oy ilkeleri tartışmalı

Kurultaydaki sorunlar yalnızca oyların sayımı ve sonuçların doğrulanmasıyla sınırlı değil. Elektronik oylama sisteminin uygulanış biçimi, seçimlerin temel ilkelerinden olan açık sayım ve gizli oy ilkelerinin de ne ölçüde korunduğu sorusunu gündeme getirdi.

Bazı üyelerin oy kullanmalarının ardından sistemden çıkan ve kullanılan oya ilişkin ayrıntılı bilgileri içeren kâğıtları sandığa atmak yerine yanlarında götürdüğü öğrenildi. Resmî evrak niteliği taşımayan bu kâğıtlar, dijital sistemde kullanılan oyların manuel olarak kontrol edilmesi ve sonuçların karşılaştırılması açısından önem taşıyor.

Ancak bu kâğıtların eksiksiz biçimde toplanamaması, dijital sistemdeki oylarla basılı çıktılar arasında karşılaştırma yapılmasını güçleştiriyor. Başka bir ifadeyle, sonuçların doğruluğunun farklı bir yöntemle kontrol edilmesini sağlayabilecek önemli bir imkân, organizasyondaki eksiklikler nedeniyle gerektiği gibi kullanılamadı. Bu durum, açık sayım ilkesinin uygulanabilirliğini ciddi biçimde zayıflattı.

Üstelik üzerinde kullanılan oya ilişkin ayrıntıların yer aldığı kâğıtların üyeler tarafından yanlarında götürülebilmesi, gizli oy ilkesini de tartışmalı hâle getirdi. Bir üyenin tercihinin başkaları tarafından görülebilmesine imkân tanıyan bu uygulama, seçmenin oyunu baskıdan uzak ve gizlilik içinde kullanabilmesi ilkesini doğrudan ilgilendiriyor.

CTP ve TDP'de alınan önlemler UBP'deki eksikleri ortaya koydu

Aynı sistemin kullanıldığı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve TDP kurultaylarında, dijital oylamanın ardından çıkan kâğıtların eksiksiz biçimde toplanması için önlem alınmıştı. UBP kurultayında ise aynı işlemin gerektiği gibi gerçekleştirilememesi, organizasyon ve denetim açısından ciddi eksikliklere işaret ediyor.

CTP ve TDP'de basılı oy çıktılarının eksiksiz toplanması, dijital sonuçların kontrol edilebilmesi ve oy gizliliğinin korunması açısından önem taşırken, UBP kurultayında bu uygulamanın sağlanamaması sonuçların karşılaştırılabilirliğini ve oylama sürecinin şeffaflığını olumsuz etkiledi.

Yaşananlar mercek altına alındı

Öte yandan Yüksek Mahkeme ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) eski Başkanı Narin Ferdi Şefik, Siyaset Bilimci Prof. Dr. Sertaç Sonan ve Statica Araştırma ve Danışmanlık Merkezi Genel Koordinatörü, Akademisyen, Ekonomist ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Ahmet Aslım, kurultay sürecinde yaşananları YENİDÜZEN’e değerlendirdi.

Değerlendirmelerde, YSK’nın yetki ve sorumlulukları, elektronik oylamada kullanılan oyların çıktılarının denetimi, yeniden sayım kararından vazgeçilmesi ve yaşananların demokratik süreçlere olası etkileri öne çıktı.

Yüksek Mahkeme ve YSK eski Başkanı Narin Ferdi Şefik:

“YSK her hatayı düzeltemez”

Yüksek Mahkeme ve YSK eski Başkanı Narin Ferdi Şefik, YSK’nın Siyasal Partiler Yasası kapsamında milletvekili genel seçimlerinde gösterilecek adayların belirlenmesine yönelik toplantıları denetleme yetkisi bulunduğunu belirterek, kurulun yetkilerinin bununla sınırlı olduğunu ifade etti.

Divan Başkanı Hüseyin Paşa’nın oyların yeniden sayılacağını açıklamasına rağmen sayımın yapılmamasının ve kurultay salonuna geri dönülmemesinin ilgili merciler önünde tartışılabilecek konular olduğunu kaydeden Şefik, YSK’nın hâlihazırda incelediği bir mesele hakkında görüş belirtmesinin doğru olmayacağını söyledi.

Basın ve sosyal medyada YSK’nın yetkilerine ilişkin yanlış değerlendirmeler yapıldığını belirten Şefik, toplantıda yaşanan her hatanın YSK tarafından düzeltilemeyeceğini vurguladı. Bazı konuların kurulun yetki alanı dışında ele alınması gerektiğini ifade etti.

Elektronik oylama sisteminde kullanılan oyların çıktılarına ilişkin tartışmalara da değinen Şefik, UBP yönetiminin kurultay öncesinde üyelerine gerekli bilgilendirmeyi yapıp yapmadığının önem taşıdığını belirtti.

Şefik, şifrelerin bir kutuya, kullanılan oyların çıktılarının ise başka bir kutuya atılması yönünde önceden talimat verilmişse bütün üyelerin buna uyması ve bu uygulamanın kontrol edilmesi gerektiğini kaydetti.

“Dijital oyların manuel sağlaması yapılabilmeliydi”

Geçmişte YSK bünyesinde seçimlerin dijital ortamda yapılmasının tartışıldığını anımsatan Şefik, elektronik oylamanın sayım açısından hızlı bir yöntem olduğunu ancak kullanılan oylara ilişkin bilgileri içeren kâğıt çıktıların sandıkta toplanmasının önemini vurguladı.

Dijital ortamda kullanılan oyların doğruluğunun manuel yöntemle de kontrol edilebilmesi gerektiğini belirten Şefik, Divan Başkanı’nın yeniden sayım açıklamasının ardından bu karardan neden vazgeçildiğinin de önemli olduğunu söyledi.

Şefik, oyların manuel olarak kontrol edilmesi hâlinde yaşanan tartışmaların bu kadar uzamayabileceğini ifade ederek, sayımın neden yapılmadığı konusunda ise bilgi sahibi olmadığını belirtti.

Siyaset Bilimci Prof. Dr. Sertaç Sonan:

“Süreç baştan sona kötü yönetildi”

Siyaset Bilimci Prof. Dr. Sertaç Sonan, aday belirleme ön seçimlerinin YSK denetiminde yapılmasının ve bu süreçte belirlenen isimlerin genel seçimde Meclis’e girme ihtimalinin bulunmasının, konuyu yalnızca UBP’nin iç meselesi olmaktan çıkardığını söyledi.

UBP’nin kurultay sürecini baştan sona kötü yönettiğini savunan Sonan, kurultayın YSK takviminde belirlenen son güne çok yakın bir tarihte gerçekleştirilmesinin de sorun yarattığını belirtti. Sonan, bu tercihin itirazların sağlıklı biçimde incelenmesine ve gerektiğinde yeniden sayım yapılmasına yeterli zaman bırakmadığını kaydetti.

Kurultaya ilişkin iddiaların doğruluğunun mevcut aşamada teyit edilemeyeceğini ifade eden Sonan, eldeki olguların ciddi bir yönetim beceriksizliğine işaret ettiğini söyledi.

Divan Başkanı’nın sandıkların açılarak YSK gözetiminde sayılacağını açıkladığını ve sandıkların polis kordonuna alındığını anımsatan Sonan, buna rağmen sayımın yapılmamasının şaibe iddialarını ortadan kaldırmak yerine artırdığını belirtti.

Sonan, sonuçlar ilan edilmeden önce sistem kayıtlarının bağımsız bir teknik denetimden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Sandıklar neden kuruldu, sayım sözü neden verildi?”

UBP Genel Merkezi’nin konuya ilişkin açıklamasını da yetersiz bulan Sonan, üç sandığın ortada bulunmasına rağmen içlerindeki kâğıt çıktıların “seçmen nüshası” olduğu ve “oy pusulası sayılamayacağı” yönündeki açıklamanın ikna edici olmadığını ifade etti.

Sonan, söz konusu çıktılar sayılmayacaksa sandıkların neden kurulduğunu ve Divan Başkanı’nın neden sayım sözü verdiğini sorguladı.

Elektronik oylama sistemlerinde kâğıt çıktıların temel işlevinin denetimi mümkün kılmak olduğunu belirten Sonan, bu nedenle çıktıların normal koşullarda sandıkta kalması ve seçmenlerin söz konusu belgeleri yanlarında götürmelerine izin verilmemesi gerektiğini kaydetti.

UBP’de kullanılan sistemin hem oy gizliliğini koruma hem de denetim imkânı sağlama açısından sorunlu olduğunu savunan Sonan, seçmenin tercihini gösteren bir belgeyi yanında götürebilmesinin, oyunu kime verdiğini kanıtlamasına olanak tanıdığına dikkat çekti.

Bunun gizli oy ilkesini fiilen zedeleyebileceğini ve oy satın alma ya da seçmen üzerinde baskı kurulması gibi risklere kapı aralayabileceğini belirten Sonan, çıktıların sandığa atılmasının isteğe bağlı bırakılmasının ve ardından bu durumun sayım yapılmamasına gerekçe gösterilmesinin, sistemin denetime kapalı tasarlandığı izlenimini güçlendirdiğini söyledi.

“Parti yönetimiyle adaylar arasındaki güven zayıfladı”

Sonan, iddiaların doğru olup olmadığından bağımsız olarak, sonuçların açıklanmasının ardından yaşanan itirazların ve yapılan sert açıklamaların, ön seçime katılan adaylarla parti yönetimi arasındaki güven bağının zayıflığını ortaya koyduğunu ifade etti.

Yedi yıldır kesintisiz iktidarda olan ve yeniden hükümet kurmaya hazırlanan bir partinin kendi ön seçim sürecini dahi sorunsuz yönetememesinin, ülkeyi yönetme kabiliyeti açısından da soru işaretleri yarattığını kaydetti.

Statica Araştırma ve Danışmanlık Merkezi Genel Koordinatörü Ahmet Aslım:

“Oy gizli, sayım açık olmalıydı”

Statica Araştırma ve Danışmanlık Merkezi Genel Koordinatörü, Akademisyen, Ekonomist ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Ahmet Aslım ise açık sayım ve gizli oylama ilkelerine dikkat çekti.

Bu ilkeye göre seçmenin yalnızca kendi oyunu görebilmesi, sayımın ise herkes tarafından izlenebilmesi gerektiğini belirten Aslım, UBP kurultayında bazı kişilerin kullandıkları oyların çıktılarını yanlarında götürdüklerine ilişkin iddiaların demokratik açıdan soru işaretleri yarattığını söyledi.

Aslım, oy kullanımının gizli, sayımın ise açık yapılması gerektiğini vurgulayarak bu ilkenin hiçe sayıldığını, buna uyulmamasının demokrasi açısından sorun oluşturabileceğini ifade etti.

“Sandığa gitmekten vazgeçen UBP’liler olabilir”

UBP’nin ‘KKTC’nin temel siyasi unsurlarından biri olduğunu ve uzun yıllardır hükümetlerde yer alan, çok sayıda milletvekili ve bakan çıkaran bir merkez sağ partisi olduğunu belirten Aslım, seçim arifesinde böyle bir tartışmanın yaşanmasının ülke demokrasisi açısından olumsuz olduğunu kaydetti.

Kurultayda açıklanan adaylardan bazılarının 6 Aralık’taki seçimlerde Meclis’e gireceğini anımsatan Aslım, yaşanan tartışmaların ardından ortaya çıkan sonucun seçmenlerin bir bölümünü tatmin etmeyebileceğine dikkat çekti.

Süreç nedeniyle sandığa gitmekten vazgeçen UBP’lilerin de olabileceğini belirten Aslım, bunun seçime katılım oranını düşürebileceğini söyledi.

Aslım, seçime katılımın düşmesinin ortaya çıkan sonuçların sorgulanmasına neden olabileceğine işaret ederek, UBP’nin kendi içinde yaşadığı sorunların insanların sandığa gitmesini engelleyecek bir noktaya ulaşmaması gerektiğini vurguladı.

Bu haber toplam 671 defa okunmuştur