1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Lefkoşa özelinde diplomasi, daha etkin sonuç”
“Lefkoşa özelinde diplomasi, daha etkin sonuç”

“Lefkoşa özelinde diplomasi, daha etkin sonuç”

YENİDÜZEN’e konuşan LTB Başkanı Mehmet Harmancı, Lefkoşa’da yeni kapı konusunun diğer kapılarla ilişkilendirilmeden ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

A+A-

Ödül AŞIK ÜLKER

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı, Kıbrıslı Rum lider Hristodoulides’in özellikle Erenköy, Kiracıköy meselesindeki duruşunun süreci kilitlediğini kaydederek, Lefkoşa’da yeni kapı konusunun diğer kapılarla ilişkilendirilmeden ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

Harmancı, “Tartışmaları Lefkoşa özeline indirmek lazım. Eğer Kıbrıslı Rumların, Lefkoşa’da istediği farklı yaya geçiş noktaları da varsa, bu diplomasiyi buraya indirelim. Lefkoşa özelinde ben bu diplomasiyi yürütürsek daha etkin sonuç elde edeceğimizi düşünüyorum” dedi.

Tüm geçişlerin %70’inin Metehan’dan yapıldığının altını çizen Harmancı, başkentin ihtiyaçlarını gidermekten imtina edilmemesi gerektiğini söyledi.

Harmancı, liderlerin başka kapıların tutsağı haline getirmeden, Lefkoşa’ya yeni kapı açılması konusunu masaya yatırmasının en büyük beklentisi olduğunu vurguladı.

Harmancı, Lefkoşa Türk ve Rum belediyelerinin iş birliği projelerini YENİDÜZEN’e anlattı.

 

“Yerel diplomasi başarısı”

Soru: Lefkoşa belediyeleri arasında, Akıncı ve Dimitrades’in belediye başkanlığı döneminde önemli iş birliği projeleri oldu, ortak altyapı projesi olarak Lefkoşa Kanalizasyon Projesi ve kentin tamamını kapsayacak Lefkoşa İmar Planı… Hala etkileri görülen bu iş birliklerini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Harmancı: 1958 yılı itibarıyla şehirde Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların idari yönetimleri ayrıldı. 58 yılından beri şehir sakinleri iki farklı idareyle yönetiliyor. 1974 sonrası, aslında hiç kimsenin beklemediği koşullarda ve adeta daha savaşın izleri sürerken, coğrafi ve fiziksel bir gereklilik üzerine bir iş birliği ortamı ortaya çıktı. Çünkü, kuzeyde bir arıtma tesisi inşaatı kalmıştı. Türk tarafında kalan kesimde, Kanlıdere boyunda çok ciddi koku problemleri yaratan işletmeler vardı. Ve bu problemin çözülmesi gerekiyordu. En ekonomik ve akılcı yöntem, şehirdeki topografya gereği, bu hatların Haspolat’a ulaşımının sağlanmasıydı ve BM öncülüğünde, önemli bir yerel diplomasi başarısı ortaya çıktı. Her iki taraf, boruları alttan birleştirerek, şehrin gereksinimlerini yerine getirdi.

 

“Lefkoşa İmar Planı iş birliği için mihenk taşıdır”

Lefkoşa İmar Planı da, şehrin geleceğine ilişkin bir ortak vizyon ortaya koyar. Bu da, o dönemler için, çok ilerici bir adımdı, devrimsel nitelik taşır. Tabii ki şehirde, her iki taraf, kendi günlük hayatlarını yaşayarak bir noktaya doğru gitti. Bizde, Lefkoşa İmar Planı’nın yürürlüğe girmesi, 2000 yılını buldu. Yani Sayın Akıncı, kendi çabasıyla üretmiş olduğu ortak planı ancak başbakan yardımcılığı döneminde geçirebildi. Lefkoşa İmar Planı iş birliği için mihenk taşıdır.
Elbette Haspolat Arıtma Tesisi’nin varlığı, bütün belediye başkanlarını iş birliğine mecbur kılan bir durum teşkil etti. Çünkü oranın idamesinde iş birliğini gerektiren unsurlar vardı ve bence ağırlıklı olarak iş birliği Haspolat Arıtma Tesisi etrafında şekillendi.

Daha sonra, Kutlay Bey’in dönemi çok heyecanlı bir dönem, Kıbrıs sorunundaki gelişmeler, Annan Planı’nın geliyor olması gibi konular var. Ve Lokmacı Sınır Kapısı meselesi yerel diplomasiyi çok güçlendirdi. Daha sonra duraklayan süreçler var. Sonrasında iş birliği, tamamen Haspolat’a endekslendi. 2014’ten itibaren bunu kırmaya çalıştık açıkçası. Bizlerin, şu an ortaya koymaya çalıştığı unsurlar, aslında o dönemin birikimidir.
 

“Krizler, bir takım fırsatlar doğurdu”

Soru: Haspolat Arıtma Tesisi’nde iş birliğinde son durum nedir? Zaman zaman bazı sıkıntılar da yaşanıyor…

Harmancı: Haspolat Arıtma Tesisi, iş birliğinde bir model. Her iki belediye, tanınma, tanınmama dertlerinden ayrı olarak, bunun uluslararası bir şirket çerçevesinde, işletmesini, giderlerini paylaşıyor. Zaman zaman idamesiyle ilgili sıkıntılar oldu. Bunları da yoğun diplomasi ve iş birliği kanallarıyla aşmayı başardık. Bence, 1978’den sonra yaratılan en büyük diplomasi ve iş birliği şansını sağladık. Krizler, bir takım fırsatlar da doğurdu ve karşılıklı bağımlılığı da artırıcı bir noktaya gelindi. Çünkü onlar da burayı terk edemez, biz de terk edemeyiz. Kimliklerimizi koruyarak, buranın idamesiyle ilgili ilerici adımlar atıldı. Sırasında, bizim yaşadığımız zorluklarda, onlar elini taşın altına koydu. Ama bunu, bir hibe olarak değil, ilerideki iş birliklerine olanak tanıyacak bir çerçeveye sokarak yaptık.
Şimdi ortaya çıkan yeni durumda, özellikle arıtılmış suyun güneye transferini mümkün kılarak,  aslında o uzatılan iş birliği şansını, daha da genişleterek bir alana yayıyoruz. Birbirine olan bağımlılığı, bir kez daha artırıyoruz. Bu bağlamda, biz krizleri kopma noktası olarak hiç değerlendirmedik. Krizlerden ortaya çıkaracağımız yeni fırsatlarla birlikte, şehirdeki dayanışmayı artırmayı hedefledik. Ve bunda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum.
Haspolat Arıtma Tesisi’nin idamesiyle ilgili, 10 yıllık yeni bir sözleşme imzaladık. Bu da, 10 yıl daha birbirimizle bu kurulan sistematik çerçevesinde, yeni iş birlikleri yaratmak zorundayız demek. Bu tesisin giderlerini düşürmek zorundayız, çünkü bunlar ortak giderler. Ve işletme maliyetlerine ilişkin yeni adımlar atmak zorundayız.

 

“Birinden bir rol kapma olarak değil...”

Bunu, Güven Yaratıcı Önlemler’in bir parçası haline getirmeye çalışıyoruz. Birinden bir rol kapma olarak değildir bu. Mevcut iş birlikleri olasılığında, ortada duran sıkışmışlığı ve kilitlenmeyi kendi yerel ortaklıklarımızla gidermeyi amaçlıyoruz açıkçası.

Tıpkı Haspolat Arıtma Tesisi’nde bizim suyu %100, çözüm olana kadar ya da bu boru hattı döşenene kadar kullandığımız gibi, onların da %100 elektriği kullanarak bizim tarafımıza düşecek olan %30’luk gider payının, oradan elde edecek gelirle karşılanması gibi bir yeni açılımımız var. Tabii ki bu, çok taraflı diplomasiyi gerektiren ve daha ayrıntılı bir şekilde liderlere aktarılması gereken bir konudur. Onların hassasiyetlerinin de farkındayız. O hassasiyetlere de dikkat ederek, yeni bir pencere açmaya çalışıyoruz, özellikle sıkışan bu güneş panelleri meselesinde, tesis özelinde, daha küçük bir modeliyle iş birliğini genişletme arzumuz var.

 

“Diyalog kapısı aralamak zorundaydık”

Soru: Belediye Başkanı seçildiğiniz zaman, güneyde Konstantinos Yorgacis başkandı. Kapı ihtiyacına o dönemde de dikkat çekmiştiniz…Şimdi başka bir belediye başkanı seçildi,  güneydeki Lefkoşa Belediyesi ile nasıl bir ilişkiniz var?

Harmancı: Göreve geldiğimde öncelikle, bir diyalog kapısı aralamak zorundaydık. Sonuçta ikimiz farklı siyasi, politik geçmişlerden geliyoruz ve bu güvenin inşası çok kolay bir unsur değil. Ama, 2015 yılından itibaren, güven inşasını sağlayabildiğimizi düşünüyorum. Özellikle, kapılar ve Kanlıdere konusunda, o dönemde ortaya konulan iş birliklerinin, ilerici adımların, bugün meyvesini verdiğini görüyorum. 2015 yılında, kapılarla ilgili, Sayın Akıncı’ya ve Sayın Anastasiades’e mektup yazmıştık. Mümkün olan her kapının açılmasını, özellikle Lefkoşa’nın doğusunda bir araçlı geçiş kapısının hizmete girmesini ve Kuyumcular Sokak’ının da yayalaştırılmış şekilde önceliklendirerek açılmasını, ama mümkünse başka kapılara da taraf olduğumuzu söylemiştik. Aslında Lefkoşa Belediye Başkanları, Lefkoşa’ya ait düşüncelerini dile getirmişti ve o gün de ben aynı şeyi söylemiştim, bugün de aynı şeyi söylüyorum. Eğer yerel seçilmişlerin iradesi buradaysa, liderlerin başka kapıların tutsağı haline getirmeden, bunu masaya yatırması en büyük beklentimdir.

 

“Metehan sınır kapısı bir çileye dönüşmeye başladı”

Maalesef, korktuğumuz başımıza geldi ve gün geçtikçe yoğunlaşan, ara formüllerle bile rahatlatılamayan Metehan, Aydemet sınır kapısı bir çileye dönüşmeye başladı. Şimdi Schengen’le birlikte, daha korkutucu bir tablo bizi bekliyor.

O dönem kurduğumuz iş birlikleri, bize 2018’de Kanlıdere’nin yolunu açtı. Kamuoyuna deklare edecek şekilde, Kanlıdere Projesi’nin finansmanının, projelendirilmesinin birlikte ele alabileceğimiz unsurlar olduğunu gösterdik. Ama 2018’den 2026’ya kadar, 8 yıllık bir dönem içerisinde, bunun bir çok farklı zorluğunu aşmak zorunda kaldık. Ne mutlu ki, bugün, 8 yıl sonra, bunu hayata geçirebiliyoruz.

 

Lineer Park Projesi...

Soru: Kanlıdere Rehabilitasyon Projesi ve Lineer Park Projesi’nin detayları nedir?

Harmancı: Güney’de, uzun yıllardır, Lefkoşa İmar Planı’nın bir parçası olarak, gerek AB hibeleriyle, gerekse kendi bütçeleriyle, sanırım yaklaşık 8 kilometrelik, yeni yapılacak bir güzergahla da 14 kilometreye ulaşacak bir parkur üzerinde, Kanlıdere boyunca yürüyüş ve bisiklet sürülebiliyor. Bu da aslında, Kanlıdere’nin yıllar boyu çilesini çeken Lefkoşalılar açısından, bunun bir keyif unsuru olarak tekrar hayatlarına girmesi demek. Biz de, uzun yıllardır Lefkoşa İmar Planı’nda var olan bu projenin, Lefkoşa’nın kuzeyinde de hayata geçmesini istiyoruz. Ama elbette, insanlar ilk başta hayal ettiğinde, sanki bir geçiş noktası olmadan Kanlıdere boyunca bisiklet sürecekler, yürüyüş yapacaklar gibi algılıyor. Kıbrıs sorunu, maalesef çözülmediği için, bu bugün mümkün değil. 2018’den beri anlaştığımız bir ara formül var, onlar küçük bir hat inşa ediyor. Biz de Ledra Palas geçiş noktasından, eski Muharrem Apartmanı önünden, İngiliz Elçiliği güzergahından, Mehmet Akif Caddesi’ndeki askeri noktanın içerisine girip, dere hattına ulaşacağız. Bu oldukça hayat değiştirici bir adım, çünkü ilk kez Lefkoşa’nın kuzeyinde insanlar dereyi bir sosyal unsur olarak hayatlarının bir parçası haline getirecekler. Bunun ötesinde, bence ulaşımın da bir parçası haline gelecek. Mehmet Akif Caddesi’nden birinin, dere hattına girip Taşkınköy’e gidebilmesi, Metehan güzergahına çıkabilmesi, Ortaköy’e ulaşabilmesi, Marmara’ya gidebilmesi, aslında aynı zamanda bisikleti günlük yaşamın bir parçası haline getirecek.

 

“Lefkoşa açısından bir devrim”

Dere hattı dışında, ne kuzeyde ne de güneyde bisikletle seyahat edebiliyoruz. Gerek iklim şartları, gerekse savaş sonrasında bulduğumuz yere inşaat yapmış olmamız nedeniyle oluşan tablo sıkıntılı. Ama özellikle, trafikten ari, derede güvenli bir şekilde insanlar bisiklet sürebilecekse, bu Lefkoşa açısından bir devrimdir.

İhale süreci iki etaba ayrılmıştı. Bunun ilk etap projesi, şu an sahadadır. Yerel kaynak kullanarak yapacağımız işler de vardı, onları tamamladık. AB’nin finanse ettiği kısım da son bir ayına girdi. Dere kısmıyla ilgili de, 15 Mart’a kadar ihaleye çıkmak için bir deadline var, sanırım prosedürler tamamlanıp ihale süreci başlatılacak. Hedefimiz, yaz aylarında inşa sürecine başlamak, 16 aylık bir sürede de, Kızılbaş Parkı’na kadar olacak güzergahın tamamlanması... Bu proje, kişisel olarak benim de, Lefkoşa adına en heyecan duyduğum işlerden bir tanesidir. Çünkü, gün gele, gerek yerel kaynak, gerekse uluslararası kaynak bulursak, bunu Haspolat’a kadar uzatma potansiyelimiz var. Gelişime açık, sonu Mağusa’da biten bir dereden bahsediyoruz. O yüzden bu hat, bizim için çok kıymetli ve önemli.
 

“Her iki taraf da, imar planı çerçevesinde ortaklaşmadan vazgeçti”

Soru: Pek çok adım, Lefkoşa Master Planına dayanıyor. Master planın vizyonuna baktığımızda, iki taraftaki durumu nasıl değerlendirebilirz?

Harmancı: Bence her iki taraf da, imar planı çerçevesinde ortaklaşmadan vazgeçti. Şimdi, bunu doğru bir şekilde okumak lazım. Güney, çok doğal olarak, 2004 sonrası AB üyeliğiyle birlikte elde ettiği kazanımlar ve yapısal fonların kendilerine getirdiği kaldıraç gücünü

kullanabilmek için, farklı imar uygulamalarına gitti. Ve şehrini farklılaştırmaya çalıştı.
Örneğin, bedeli yaklaşık 40 milyon Euroluk Elefteriye Meydanı Projesi, bildiğim kadarıyla, aşağı yukarı 32 milyon Euroluk bir hibeyle gerçekleşti, 7 yılda. Mesela o, Lefkoşa İmar Planı’nın parçası değildi. Alttaki düzenlemeler Lefkoşa İmar Planı’nın bir parçasıydı. Ama mimari özellik olarak baktığınızda bambaşka bir şey…
Güneyde daha sonra, yüksek kat kuralları getirildi ve farklı uygulamalara girdiler. Bizde ise, siyasi elitlerin o dönemki nüfuslarına paralel şekillenen, şehir için cinayet olan 2012 yılındaki plan değişikliği, Kuzey Lefkoşa için çok büyük bir yıkım oldu. O tarihten beri, ortaklaşmayı unuttuğumuzu düşünüyorum.

 

“Şimdi, yeniden hatırladık”

Ama şimdi, yeniden hatırladık. Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Haralambos Prountzos’la bir araya gelip, plan ekiplerinin yeniden canlandırılması ve sadece şehir gelişimine yönelik değil, iş birliğini tetikleyebilecek farklı alanlar kararlaştırdık. Lefkoşa İmar Planı ekiplerinin renovasyonu dedik ve yakın bir zamanda bir araya geliyoruz. Sadece imar planıyla ilgili ekip değil, yeni ekipler de oluşturuyoruz. Enerji, akıllı şehirler alanında çalışacak yeni ekipler... Örneğin, ara bölgelerin planlanmasını çalışacak ekipler oluşturuyoruz. Bu da bence, çok önemli bir konu.
Sanırım prensip olarak, uzlaşmış durumdayız. Önümüzdeki ay kendileriyle yoğun toplantılar yapacağız. Bu ekipler, tamamen buna odaklı çalışma gerçekleştirecekler. Bizim için heyecan verici… Siyaseten liderlerin karar verdiği unsurları, birilerinin sahiplenmesi ve çalışması gerekir. İlk kez, bu alanda ortaklaşmayı başarabileceğimiz bir liderle çalıştığımızı düşünüyorum ve bu da önemli bir adım.

 

“Süreci tamamen bir inatlaşmaya doğru götürüyor”

Soru: Kapılar konusu hiç bitmeyen bir tartışma. Güney’deki belediye başkanından yeni bir kapıyla ilgili bir açıklama geldi, siz de bunu selamladınız ve hem fikir olduğunuzu söylediniz. Ancak görüyoruz ki, bu kapı daha sonra başka kapılarla ilişkilendirildi. Neden bu kadar zor oluyor bu kapıları açmak?
Harmancı:
İlginç bir şey var aslında, Sayın Hristodulides’in, seçimden önce, çok net bir şekilde kendini bağladığı bazı unsurlar var. Lefkoşa’da yeni kapı açılması fikrini, Kiracıköy açılmadan asla değerlendirmeyeceğini, seçim öncesinden kamuoyuna duyurmuştu. Ancak ilginç olan, Kiracıköy’de geliştirilen farklı önerilere, bir türlü olumlu yanıt vermemesidir. Samimiyet testi olarak baktığımızda, süreci tamamen bir inatlaşmaya doğru götürüyor. Eğer niyet, gerçekten o bölgedeki insanların hayatını kolaylaştırmaksa, farklı güzergahların da masada olup değerlendirilmesi gerekiyor.

 

“Başkentin ihtiyaçlarını gidermekten imtina etmeyelim”

Tüm geçişlerin %70’ine sahip olan Metehan’da, Aydemet’te yaşanan zorlukları herkes görüyor. Bir buçuk saatlik çileler, özellikle çocuğunu orada okutan insanların veya sağlık hizmeti alan insanların dramları. Çok ciddi bir insani sorun var… Eğer, gerçekten insanları düşünüyorsak ve eğer, gerçekten insanların refahıyla ilgili bir durum düşünüyorsak ve gerçekten Kıbrıs’ta çözüm, barış, iki toplumun yakınlaşmasını hedef alıyorsak, farklı bölgelerdeki sorunların çözümüne yardımcı olalım ve çözelim. Başkentin ihtiyaçlarını gidermekten imtina etmeyelim.

 

“Kaymaklı’da kapı açılması teknik olarak mümkün”

Lefkoşa özelinde, Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Haralambos Prountzos, ilk kez, başka kapılarla ilişkilendirmeden bir açıklama yapmıştı. Bu önemliydi bizim için. Bugüne kadar açıklamalar güneydeki söylemin devamıydı. Bu farklı bir pencere sağlıyor. O da, özellikle Aydemet’te, kendi insanının yaşadığı problemlere de bir çözüm bulmak zorunda, o insanların da artık hayat kaliteleri çok düşmüş durumda, evlerine girip çıkamayan birçok insan var.

Hazırsa Haspolat da açılsın, buna karşı değiliz. Kaymaklı’da kapı açılması teknik olarak mümkün. Biz, şehrin ihtiyaçları paralelinde en temel nokta nedir diye bakıyoruz. Bu yol, yani Atatürk Caddesi ve St. Hilarion Caddesi, by-pass yolu olarak, Larnaka-Limasol yoluna daha kolay erişimi sağlayan bir mesele. Hem Kıbrıslı Rumların, hem Kıbrıslı Türklerin hayatını çok kolaylaştırıcı bir adım olur bu. Bir tarafta dursun, olabiliyorsa diğerini de açalım. Bizim pişmiş aşa su katma gibi bir niyetimiz yok. Ama ben bir aşın piştiğini görmüyorum.

Eğer ortaya farklı bir retorik konuyorsa, bunu cesaretle ele almak ve tartışmaları Lefkoşa özeline indirmek lazım. Eğer Kıbrıslı Rumların, Lefkoşa’da istediği farklı yaya geçiş noktaları da varsa, bu diplomasiyi buraya indirelim. Lefkoşa özelinde ben bu diplomasiyi yürütürsek daha etkin sonuç elde edeceğimizi düşünüyorum.
Kıbrıs Rum liderinin, özellikle Erenköy, Kiracıköy meselesinde, çok statik bir duruş sergilemesi süreci kilitliyor. Ben de, bizim strateji değiştirip, biraz Lefkoşa’yı ön plana çıkarıcı bir unsur taşımamız gerektiğini düşünüyorum.
 

“Ortaya attığımız tonlarca iş birliği önerileri var”

Soru: Ara bölgede bazı projeler olabileceğinden bahsettiniz. Bu konuda durum nedir?

Harmancı: Ortaya attığımız tonlarca iş birliği önerileri var. Bir kısmı, onlar tarafından, politik korkuyla karşılandı, adım atmakta imtina edildi. Biz de, asla kamuoyunda bunların suçlamasına girmedik, mümkün olabileni koparmaya çalıştık. Eğer Kanlıdere mümkünseydi, Kanlıdere üzerine gitmek istedik. Ama örneğin, ara bölgede ortak bilim müzesi gibi önerilerimiz vardı. Yine, katı atık tesisi oluşturma vardı, ki bu hala daha gündemdedir. İlk başta, daha yoğun bir şekilde bizim talebimizdi, şimdi onların da talebi haline geldi. Bu memnuniyet verici.
Yaratıcı Girişimcilik Merkezi’nde bir ortaklaşma arzumuz vardı. Burada da bence, güneyden ziyade, uluslararası aktörlerin pozisyonu iş birliğini çok mümkün kılmadı. Ama eğer, o da olsaydı, bence özellikle genç girişimciler adına çok önemli bir kapı açılacaktı.

Yorgacis’ten beri, ara bölge üzerinde bir serbest bölge yaratma hayalleri vardır. Prensip olarak karşı değiliz ama çok mümkün bir proje olmadığını düşünüyoruz. Kıbrıs sorunu çözülmeden, eforumuzun bunun üzerine gitmesi bize vakit kaybettirecek ve birçok noktada yapılabilecekleri geri plana atacak. Ama elbette prensip olarak tartışılabilir. Ancak şu an bunun hayata geçmesi maalesef mümkün değil.

Bu haber toplam 325 defa okunmuştur