1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. “Dumura uğramış bir hükümet”
“Dumura uğramış bir hükümet”

“Dumura uğramış bir hükümet”

İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, hükümetin çözüm üretmekten uzak olduğunu söyleyerek, ısrarla “seçime gitmeyeceğiz” demenin anlamı olmadığını belirtti...

A+A-

Ödül AŞIK ÜLKER

İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, hükümetin çözüm üretmekten uzak olduğunu söyleyerek, “Dumura uğramış bir hükümet. Ne düşünebiliyor, ne de bir şey yapabiliyor. Dumura uğrama durumunun oluşmasının nedeni nedir? Seçilme kaygısı” diye konuştu.

Ülkenin yeni bir enerjiye, bir değişime ve yeni bir motivasyona ihtiyacı olduğunu kaydeden Gürcafer, hükümete seslenerek, ısrarla, “seçime gitmeyeceğiz” demenin anlamı olmadığını belirtti.

Gürcafer, “Hükümete mesajımız; seçime gidin, tazelenin, tekrar gelirseniz biz sizi alkışlayalım, destek verelim. Ama dumura uğramış bir yapıyla, artık bu ülkeye zarar veriyorsunuz” dedi.

Cafer Gürcafer şu ifadeleri kullandı:

“Çocuklarımızın geleceği için üzülüyoruz. Bizim başka yurdumuz yok. Bizim bir memleketimiz var, gidecek başka bir yerimiz yok. Burada yaşayacak, burada var olacağız. Bu ülkenin kaynakları ile yaşayacağız. Bu ülkenin ekonomisiyle, sosyal yaşamı içerisinde yaşayacağız. Artık seçimin zamanı geldi. Daha fazla bu işi zorlamayın. Tatsızlığa lüzum yok. Bizi de incitmeyin, üzmeyin. Yapmanız gerekeni yapın.”

“(Hükümet) Ne düşünebiliyor, ne de bir şey yapabiliyor”

Soru: Hükümet, bölgede yaşanan savaşın dünya ekonomisinde yaratabileceği dalgalanmaları yakından takip ettiğini ve yaşanabilecek gelişmelerin ülkedeki etkisini en aza indirmek için gerekli tedbirleri almaya devamettiğini söyleyerek, bir tedbir paketi açıkladı. Bu paketi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gürcafer: O paketi konuşmaktan kaçınıyorum çünkü ortada paket diye bir şey yok. Tasarrufa gideceksiniz, kamu harcamalarını kısacaksınız falan. Bu hikayeyi, temcih pilavı gibi her sıkışık dönemde, bütün hükümetler pişirip pişirip kurtarıyor. “Ek mesaileri %50 indireceğiz” dediler, eğer ihtiyaç varsa, o ek mesaiyi yapmak lazım. Örneğin gümrük gelirleri çok önemlidir, orada koymak gereken mesaiyi koymazsanız, bu ekonomiye olumsuz etki yapar. Tapu Dairesi bir gelir kapısıdır, Tapu Dairesi’nde ek mesaiye ihtiyaç duyulduğunda koymayacaklar mı? Fuzuli harcamalar varsa, zaten onları yapıyor olmak suçtur. Eğer gereksiz yere, kamu çalışanları veya hükümet yetkilileri Türkiye’ye senede 100 defa giderse, kendi özeleştirisini yapsın, oraya gittiğin zaman ne yapıyorlar, ne için gidiyorlar? Bunu olabildiğince azaltsınlar, bundan tasarruf yapsınlar, o zaten asli görevleridir. Bunu tedbir gibi söylemesinler.

Ekonomi bir bütündür, bana geldiğinde ben size veririm, siz de döner piyasaya verirsiniz. Bu bir çarktır. Bu çarkın dönmeye devam etmesi için neler yapmamız lazım? Hayatı pahalılaştırmadan, olabildiğince kolaylaştıracak adımlar atılması gerekir. Çünkü bu bir savaş ortamıdır ve bizim, her dönemden daha fazla, birbirimizi daha doğru anlamaya, adımlarımızı daha dikkatli atmaya ihtiyacımız olan bir dönemdir. Bir savaş var, derinleşerek gidiyor. Bütün yabancı televizyonlarda, ekonomistler, bütün dünyayı bekleyen tehlikeden söz ediyor. Bütün ülkeler bununla ilgili önlemlerini almaya başladı. Biz ne yaptık? “Ek mesaileri %50 indiriyoruz” dedik. İhtiyaç duyulan noktalarda, ek mesaide tasarrufa giderseniz, ekonomiye zarar verirsiniz.
Devletin en çok paraya ihtiyacı olduğu bir dönem, sürekli borçlanıyor, borçla borcu ödüyor. Böyle bir dönemde, devlet olarak bir noktada atıl paran varsa, örneğin tapuda, bir çalışma yapmak gerekiyorsa, buraya 10 milyonluk ek mesai koyarak belki de 10 milyar lira para gelecek.
Doğru noktalara, doğru ek mesai vermek asli görevdir. Bunu bir lütufmuş gibi bize sunmasınlar.
Bizim beklentimiz, böylesi bir dönemde, başta hükümetin içindeki akil insanlar olmak üzere, ekonomik örgütler ve uzmanlarla birlikte önlemler alınması ve alınan önlemlerin hayata geçip geçmediğini takip edecek bir sistem kurulmasıdır. Köy gezilerini bir kenara bırakmak gereken bir dönemdeyiz. Bu dönemde, her zamankinden daha fazla, hükümet yetkililerinin işlerinin başında olmasına, ülke için kafa patlatmasına ihtiyaç vardır. Halbuki benim gördüğüm manzara, dumura uğramış bir hükümet. Ne düşünebiliyor, ne de bir şey yapabiliyor. Dumura uğrama durumunun oluşmasının nedeni nedir? Seçilme kaygısı. Bunun tam savaş dönemine gelmiş olması, bizim açımızdan ikinci bir şanssızlıktır.

“Ne için zamana ihtiyaçları var?”

Başbakan veya hükümet yetkilileri, “erken seçim değil, iş yapma zamanıdır” diyor. Doğrudur, iş yapma zamanıdır. Hangi işi yapıyoruz? Zamana ihtiyacınız olan bir örnek gösterin, biz de size destek verelim. Biz başından beri erken seçime hep karşı çıktık. Düzenlemelere, reformlara ihtiyacımız var. Bize, “kamu reformunu hayata geçireceğiz, zamana ihtiyacımız var” desinler, biz kendilerini sonuna kadar savunalım. “Sağlıkta, eğitimde reform hazırladık,  bunu hayata geçirmek için zamana ihtiyacımız var”, “5 yıllık ekonomik kalkınma planını hayata geçirmek için zamana ihtiyacımız var” desinler... Bunların hiçbiri yok. Ne için zamana ihtiyaçları var? Köy gezilerini yapmak için, hükümette daha fazla kalmaya mı ihtiyaçları var? Kırsal kesim arsası dağıtmak için mi hükümette kalmaya ihtiyaçları var?

“Bu ülke hepimizindir”

Bu ülke hepimizindir. Bu ülke onların çocuklarının olduğu kadar, muhalefette olanların çocuklarının olduğu kadar, emekçi kesimin çocuklarının olduğu kadar, iş dünyasının çocuklarının da ülkesidir. Bu ülke hepimizindir. Dolayısıyla, kötü gidişata hepimizin reaksiyon göstermemiz lazım, iyi gidişata da destek vermemiz lazım, iktidarda kim olursa olsun. Bizim yaklaşımımız budur. Gördüğüm kadarıyla, hükümet dumura uğramıştır, çözüm üretmekten uzaktır. Üretemiyor artık, yoruldu. Bunun bir sürü nedeni vardır. Kendi içinde de sıkıntıları  vardır. Yeni bir enerjiye, bir değişime, yeni insanların gelmesine ve yeni bir motivasyona bu ülkenin ihtiyacı vardır artık. Bunu engellemek bu ülkeye zarar veriyor.
Belki de seçimden sonra, UBP gene iktidarda olacak, belki seçimden sonra DP de veya YDP de gene iktidarda olacak. Bunu bilemeyiz. Seçimler belirleyecek. Belki daha farklı bir koalisyon olacak. Ama yeni bir enerji, yeni bir vizyon, yeni bir motivasyon gelecek. Şu andaki hükümette bu yok, bitti. Tamamen bitti. Bizim beklentimiz yok.

“Tek umudumuz, bu savaşın erken bitmesi”

Soru: Hükümetle temasınız var mı?

Gürcafer: Hayır. Diğer ekonomik örgütler platformu üyesi arkadaşlarımla, başkanlarla, yönetim kurulu üyeleriyle de konuşuyorum, onların da bir umudu yok. Belki onlar benim gibi konuşmuyor ama onların da bir umudu yok. Tek umudumuz, bu savaşın erken bitmesi. Bir an önce bu savaş bitsin, çünkü sebep olacağı enkaz, hükümetin yapmadıklarının, yetersizliklerinin çok çok ötesinde olacaktır. Önlem alınabilir mi? Alınabilir.

Pandemi döneminde, Sayın Ersin Tatar'ın başbakanlığı döneminde bir hükümet vardı. Ekonomik örgütler platformu, başkanlar, sendikalar, sivil toplum örgütleri, başbakan ve ortakları, haftada iki gün toplanırdık. Bazen günlük, bazen haftalık, bazen aylık kararlar alırdık ve hayata geçirirdik. O dönemde, bütün dünya kan ağlamasına rağmen bizde turizm oldu. Bir model geliştirdik. Bütün dünyada seyahat sıfıra indiği dönemde, biz konut alacak yabancı getirdik. Sanayici üretimine devam etti, çünkü turist, konut alıcısı geldi.
Reel sektörü geliştirme fonunu, yerli istihdamı korumak, işten durdurmamak için çok iyi bir şekilde kullandık. Bunu ortak akılla yaptık. Pandemi savaşının içerisinden çıktık. Zararı olabildiğince minimize ettik. Nasıl yaptık bunu? El birliğiyle, akıl birliğiyle, birlikte çalışarak. Bugün böyle bir durum yok. Ben, iş ola sırf toplantı yaptık diye basına fotoğraf vereyim diye toplantıya gitmem. Söylediğim gibi, bir toplantı olacak, üç gün sonra tekrar toplanacaksınız, aldığınız kararların hayata geçip geçmediğini takip edeceksiniz. Eğer o kararların hayata geçmesi noktasında tıkanıklık varsa, ona müdahale edeceksiniz. Onları hayata geçireceksiniz. Bütün dünya şimdi bunu yapıyor. Biz reklamları oynamaktan başka bir şey yapmıyoruz.

“Türkiye'nin verdiği parayla yapılanlarla övünmekten vazgeçsinler”

Yıllardır benim en rahatsız olduğum şey, Türkiye'nin yaptığı yatırımların başarı diye gösterilmesidir. Bundan vazgeçin. Mesela, Sayın Başbakan Deprem Komitesi’ni kurdu, tebrik ederim, güzel bir adım attı. Para toplama modeli geliştirdik. Kendi içimizden para topladık ve bütün okullarımızın güçlendirmesini yaptık. Neredeyse sonuna geldik. Kendi yağımızla, kendi ciğerimizi kavurduk. Bu bir başarıdır, bununla övünsünler. Türkiye'nin verdiği parayla yapılanlarla övünmekten vazgeçsinler. Gelinen noktada, çok fazla bir umudumuz yok. Temennimiz, bu savaşın erken bitmesidir. Bu savaş, yalnızca Amerika'nın veya İsrail’in “ben bu işten vazgeçtim” demesiyle bitecek bir savaş değil. Bu savaşın sonunda, bölgeye bütünlüklü bir barış arayışı gelecek ve sanırım bu bütünlüklü bir sonuç doğuracak. Bu, bizim hem sosyal yaşantımızı, hem ekonomik yaşantımızı olumlu etkileyecek diye düşünüyorum. Bu şekillenme uzun sürerse, biz bundan çok olumsuz etkileneceğiz.
Hükümet otomatiğe bağlamış durumdadır. Mazota zammı yaptı... Arkası gelecek. Bütün girdi maliyetleri yükselince, hayat nasıl olacak? Böyle bir ekonomiyi yönetmek, gerçekten uzman işidir.

TMK’nın kapanması tehlikesi...

Soru: Mevcut ortamda inşaat sektöründe durum nedir?

Gürcafer: İnşaat sektörü, sadece taahhütlerini yerine getiriyor, yeni satış, yeni proje yok. Sokakta gördüğümüz hareketlilik, önceden satılmış olan konutların yapımı ile ilgilidir.
Bu yalnız bizde değil, güneyde ve Türkiye’de de aynıdır. Bizi zora sokan, sıkıntıya sokan üç farklı başlık var. Bunların biri savaştır, müdahale edebileceğimiz bir şey değil. Sonuçlanması için dua ediyoruz. İkincisi, Rum tarafının siyaseten buradaki inşaat sektörünü hedef alan ve kendilerine göre başarılı olan saldırılarıdır. Üçüncüsü, bizim gerekli önlemleri zamanında almıyor olmamızdır.

Savaşa çok müdahale edemeyiz. Ama Güney Kıbrıs'ın bu saldırılarını etkisiz kılacak, zayıflatacak ve inşaat sektörü üzerindeki baskısını azaltabilecek ne yapabiliriz? TMK’yı çalıştırabiliriz. Çalıştırıyor muyuz? TMK’nın kapanması, bizim için bir facia demektir.

Şu anda spesifik olarak bir dosya var, bu dosyanın ödenip ödenmemesi, TMK’nın geleceği bakımından inanılmaz öneme sahiptir. Maliyenin fonunda, o parayı rahat rahat ödeyecek 50-60 milyon sterlin var. Eğer bu dosya ödenmezse, bu konu TMK’nın kapanmasına kadar gidebilir. Bu derece tehlikelidir. Eğer siz, bu parayı bizden toplayıp, oraya ödemezseniz, o zaman siz vatan hainisiniz çünkü bu ülkeyi resmen batırırsınız. Eğer bu para yerinde yoksa ve bu bahsettiğim dosya ödenmezse, bu, benim nazarımda bir vatan hainliğidir.

Rum tarafının yapmak istediği, TMK’yı ortadan kaldırmaktır. TMK uluslararası bir zaferdir, siyaseten bir zaferdir. Bunun olmasını sağlayan insanları baştacı yapmamız lazım. O kapının kapanma tehlikesi var, bu da umarsızlıktan dolayı böyle sonuçlanırsa, o zaman söylenecek çok fazla bir şey kalmaz.
Mülkiyet konusu, Kıbrıs sorununun en önemli bacağını oluşturuyor. Mülkiyet meselesine, bütünlüklü bir çözümün parçası olarak, masada bir çözüm bulunması lazım. Ama nihai çözüm bulunana kadar, dünya bize TMK kapısını “mülkiyet sorununu olabildiğince çözün” düşüncesiyle açtı. TMK, mülkiyet meselesini, takas, iade ve tazminat yoluyla olabildiğince azaltalım diye açılmış bir kapıdır. Çok önemlidir ve çok kıymetlidir. Öyle görüyoruz ki, önemsenmiyor, itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Veya umarsızlıktan dolayı böyle oluyor.
Biz çok yakından takip ediyoruz. Komisyon iyi çalışıyor. Bizim yarattığımız kaynağı, parayı hükümetin başka yerlere kullanmasını asla kabul edemeyiz. Eğer bu bahsettiğim, 15 milyon sterlin poundluk dosyada ödeme yapılmazsa, ki bunu fazlasıyla ödeyecek paramız vardır, bunun sonucunun vebali onların boynunda asılı olacaktır.

“Hükümet, yorgunluğunu atmak için seçime gitmek zorundadır”

Soru: Hükümetin tedbir almadığını söylediniz. İnşaat sektörünün ayakta durması için, siz nasıl tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

Gürcafer: Biz kendi yağımızla, kendi ciğerimizi kavurarak ayakta durmaya çalışıyoruz. Örneğin bizim kendi lobi grubumuz var. Uluslararası temaslar, uluslararası girişimler yapıyoruz. Bununla ilgili oluşturduğumuz bir bütçemiz var. Uzmanlarımız var. İşin lobi kısmıyla ilgili çalışma yapıyoruz.
Savaşla ilgili, bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Hükümetin alması gereken önlemlerle ilgili de bir şey yapamayız, çünkü orada öyle bir umudumuz yok. Çözüm üretmekten uzak, dumura uğramış bir hükümet yapısı var.
Hükümet, yorgunluğunu atmak için seçime gitmek zorundadır. Yine UBP seçilirse, yenilenerek gelecek. Yeni bir enerjiyle, yeni bir motivasyonla, yeni bir hükümet programıyla... Zaten halk da eğer UBP’yi yine seçtiyse, kendi özeleştirisini yapması, daha doğru bir programla çıkması için müsamaha gösterir. Israrla, “seçime gitmeyeceğiz” demenin anlamı yok. Hükümet yetkililerinin, artık zorlamadan, bu ülkenin önünü açması lazım. Benim bu yaklaşımım, siyasi bir yaklaşım değildir. Ben tamamen, ülke ekonomisiyle ilgili söylüyorum. Eğer ki bugünkü hükümetin, biraz önce bahsettiğim reformlardan dem vurduğunu ve bu reformları hayata geçirmek için zamana ihtiyacı olduğunu görsek, sonuna kadar destekleriz. Kamu reformu yok. Sağlık reformu yok. Eğitim reformu yok. Ekonomik Kalkınma Planı rafta duruyor. Peki ne var? Neden yola devam? Bir şey göremiyoruz. Hayatı kolaylaştırmak, kendi ayakları üzerinde duran ekonomiyi, ekonomik bağımsızlığımızı yaratmak, sosyal olarak yaşlılarımızın, emeklilerimizin, hastalarımızın, çocuklarımızın hayatını kolaylaştırmak için reformlar yapmak adına ne var? Hiç bir şey yok. Peki o zaman hükümet neden süre istiyor?

“Seçime gidin”

Hükümete mesajımız; seçime gidin, tazelenin, tekrar gelirseniz biz sizi alkışlayalım, destek verelim. Ama dumura uğramış bir yapıyla, artık bu ülkeye zarar veriyorsunuz. Rahatsız olan bakanlar da var, onlar da memnun değil çünkü siyasetin itibarını böyle ayaklar altına almamak lazım. İnsanların, siyasetle ilgili yorumları gerçekten çok üzücüdür. Çocuklarımızın geleceği için üzülüyoruz. Bizim başka yurdumuz yok. Bizim bir memleketimiz var, gidecek başka bir yerimiz yok. Burada yaşayacak, burada var olacağız. Bu ülkenin kaynakları ile yaşayacağız. Bu ülkenin ekonomisiyle, sosyal yaşamı içerisinde yaşayacağız. Artık seçimin zamanı geldi. Daha fazla bu işi zorlamayın. Tatsızlığa lüzum yok. Bizi de incitmeyin, üzmeyin. Yapmanız gerekeni yapın.

Bu haber toplam 392 defa okunmuştur