1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. "Asıl amaç tam mesai değil erken seçimden kaçmak"
"Asıl amaç tam mesai değil erken seçimden kaçmak"

"Asıl amaç tam mesai değil erken seçimden kaçmak"

Tıp-İş Başkanı Dr. Özlem Gürkut, yaşanan idari sorunların bedelinin hekimlere ödetilmeye çalışıldığına vurgu yaptı; "Asıl amaç tam mesai değil erken seçimden kaçmak" dedi.

A+A-

Recep DAL

Kıbrıs Türk Hekimler Birliği (Tıp-İş), grev süreci, yaşanan son gelişmeler ve hekimlerin karşı karşıya kaldığı sorunlara ilişkin sendika lokalinde basın toplantısı düzenledi.

Açıklamaya, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) ile Kıbrıs Türk Tabipleri Odası başkanları da katılarak Tıp-İş’e destek verdi.

Basın toplantısında, hekimlerin ağır baskı ve güvencesizlik altında çalıştığını, kamuda kadro eksikliği ve planlama yetersizliği bulunduğu vurgulandı. Tıp-İş Başkanı Dr. Özlem Gürkut, “tam mesai” tartışmalarının gerçeği yansıtmadığını belirterek asıl amacın erken seçimden kaçmak olduğunu belirtti.

KTTB ve Tabipler Odası başkanları da hekimlerin hedef haline getirildiğini ifade ederek, sağlığın ancak hekimlerle birlikte ve gerekli altyapı sağlanarak düzeltilebileceğini kaydetti.

 

Tıp-İş Başkanı Dr. Özlem Gürkut:

"Asıl amaç tam mesai değil erken seçimden kaçmak"

Tıp-İş Başkanı Dr. Özlem Gürkut, grev ve eylem sürecinin kamuoyunda yakından izlendiğini belirterek, sürecin ciddi bir baskı ve manipülasyon ortamında yürütüldüğüne dikkat çekti.

Kamusal sağlığın hem hizmet üretimi hem de hekimlerin özlük hakları açısından ağır sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Gürkut, “Büyük bir manipülasyon, baskı ve mobingle karşı karşıyayız. Kamusal sağlığın hizmet üretim sürecinden özlük haklarına kadar yaşanan sorunlardan dolayı sendikalar olarak karşınızdayız” dedi.

Daha önce acil servislerin alarm verdiğine vurgu yaptıklarını anımsatan Gürkut, hastaların acil sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan sıkıntıları kamuoyuyla paylaştıklarını ifade etti.

Ektam direnişine de değinen Gürkut, oradaki emekçilere dayanışma gösterdiklerini belirterek, sendikalaşma hakkının engellenemeyeceğine vurgu yaptı. Bazı tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimlerinin durdurulduğu yönünde bilgi aldıklarını aktaran Gürkut, tıp ve diş hekimliği uzmanlık alanlarıyla ilgili kararların çıkar gruplarının etkisiyle alındığını ve bunun halk sağlığını tehlikeye attığını söyledi.

Kamu Sağlık Çalışanları Yasası’nın hekimlerin katkısıyla hazırlandığını belirten Gürkut, sağlık hizmetinin diğer kamu hizmetlerinden farklı bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekti. Gürkut, 24 saat nöbet tutan bir hekimin ertesi gün 8 saat daha çalıştırılmak istenmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, bu sürede yemek ve dinlenmenin nasıl sağlanacağının belirsiz olduğunu söyledi.

Bu nedenle yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğuna vurgu yapan Gürkut, amaçlarının hekimlerin daha az çalışması değil, hizmetin sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi olduğunu ifade etti. Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü sürecin manipülasyona dayandığını belirten Gürkut, bu duruma alet olunmaması gerektiğini dile getirdi.

Hekimlerin, hastaların ve hastanelerin sorunlarını defalarca hükümet yetkililerine aktardıklarını söyleyen Gürkut, kamuda yaklaşık 488 hekimin çalıştığını, bunların yüzde 53’ünün geçici istihdam kapsamında olduğunu açıkladı. Yasaya göre esas ve sürekli işlerin kadrolu hekimler tarafından yapılması gerektiğine dikkat çeken Gürkut, bu durumun bilinçli şekilde tersine çevrildiğini söyledi.

Bazı hekimlerin 20’nci yılında olmasına rağmen hâlâ sözleşmeli statüde çalıştığını belirten Gürkut, uzman hekimlerin her gün farklı köylere gönderildiğini ve mecburi hizmet kapsamındaki hekimlerin uzmanlıklarının hiçe sayılarak sürelerinin uzatılabildiğini kaydetti. Gürkut, hekimlerin “sözleşmeni uzatmayız” denilerek tehdit edildiğine vurgu yaptı.

Acil durum alanlarını greve dahil etmediklerini belirten Gürkut, Mağusa Devlet Hastanesi Başhekimliği’nin sezaryen doğum yapacak doktora “grevi bırak, öyle yap” dediğini aktararak, bunun açık bir grev kırıcılığı olduğunu ifade etti. Doktor ve hastanın karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Gürkut, bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını, ancak önce Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’in bu uygulamaların kendi talimatı olup olmadığını açıklaması gerektiğini vurguladı.

Hekimlerin yarısından fazlasının kadrosuz çalıştığını yineleyen Gürkut, bu durumun tehdit aracı haline getirildiğine dikkat çekti. Kadrosuz hekimlerin daha güvenceli işler aradığını söyleyen Gürkut, kamu sağlık alanının giderek çekiciliğini kaybettiğini ifade etti.

Yakın gelecekte zor vakaları yapacak hekim bulunamayacağını yıllardır dile getirdiklerini söyleyen Gürkut, ülkede altı ayrı statüde hekim çalışmasının çalışma barışını zedelediğini belirtti.

Ülkede yoğun bakım, hematoloji ve endokrinoloji uzmanı bulunmadığına dikkat çeken Gürkut, diyabet oranı yüksek bir ülkede endokrinoloji uzmanı olmamasının ciddi bir planlama eksikliği olduğunu söyledi. Bu alanlarda yetişmiş hekimlerin mevcut koşullar nedeniyle kamuda çalışmak istemediğini vurgulayan Gürkut, kamudaki sorunların sorumluluğunun hekimlere yıkılmasını kabul etmediklerini ifade etti.

Hekimlere 8 dakikada bir hasta bakmasının dayatıldığını söyleyen Gürkut, hastane altyapılarının tamamlanmadığını ve yaşanan idari sorunların bedelinin hekimlere ödetilmeye çalışıldığını belirtti.

Tıp-İş Başkanı Gürkut, hekimlerin çalışmaya hazır olduğunu belirterek, iyi hekimlik yapacak koşulların oluşturulması için mücadele ettiklerini söyledi. Bu ülkede nüfusun kontrolsüz şekilde arttığını ve bu nedenle sağlıklı planlama yapılamadığını ifade eden Gürkut, hasta bakımı alanında bir “hasta bankacılığı mafyası” oluştuğuna dikkat çekti.

Tam mesai uygulaması üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Gürkut, bunun bir dayatma olarak sunulduğunu ve asıl amacın koltukları korumak ile erken seçimden kaçmak olduğunu vurguladı.

 

KTTB Başkanı Dr. Ceyhun Dalkan:

“Hekimler hedef haline getirildi”

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Ceyhun Dalkan, alınan kararlarla yolsuzlukların ve sahte diplomaların üzerinin örtülmeye çalışıldığına dikkat çekti. Kamusal sağlığın hekimlerle birlikte düzelebileceğine vurgu yapan Dalkan, hekimlerle birlikte çalışılmadan kamusal sağlığın düzelmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

Mesleğin itibarını ve hastaların sağlığını korumak zorunda olduklarını belirten Dalkan, hekimlerin halkın önüne atılarak hedef haline getirildiğini söyledi. Dalkan, mesleği itibarsızlaştıracak ve toplumu hekimlere karşı güvensizliğe sürükleyecek her türlü tutumun karşısında olduklarını dile getirdi.

Tam mesainin sağlanabilmesi için insan gücü planlaması ve altyapı oluşturulması gerektiğini belirten Dalkan, birçok sağlık merkezinde ciddi eksiklikler bulunmasına rağmen bu koşulların göz ardı edildiğine dikkat çekti. Dalkan, sağlığa erişim hakkını savunmaya devam edeceklerini ve tüm hekim camiasını birlikte çalışmaya davet ettiklerini söyledi.

 

KTTO Başkanı Dr. Erol Barçın:

“Biz hiç 8-17 çalışmadık”

Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Başkanı Dr. Erol Barçın ise hekimlerin çalışma koşullarının toplum tarafından yeterince bilinmediğine vurgu yaptı. Hekimlerin yalnızca ameliyat yapan ya da hasta bakan kişiler olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Barçın, “Biz saat 8’de başlayıp 17.00’da bitecek şekilde hiç çalışmadık” dedi.

Barçın, hekimlerin yaptığı işin yalnızca muayene ve ameliyatla sınırlı olmadığını, hazırlık, takip ve sürekli sorumluluk gerektirdiğini ifade ederek, bu gerçeklerin halk tarafından görülmesi gerektiğini söyledi.

Bu haber toplam 571 defa okunmuştur