
'Acılar öğüten bir değirmendir hayat…'
Biz, sıcaklar 40 dereceyi aştı diye klimaların altında sızlanırken…
Biz, döviz aldı başını gidiyor; ev araba taksitlerini nasıl ödeyeceğiz diye sızlanırken…
Biz, iktidarsız iktidarımız bizi insan yerine koymaz diye sızlanırken;
Afrika’
Biz, sıcaklar 40 dereceyi aştı diye klimaların altında sızlanırken…
Biz, döviz aldı başını gidiyor; ev araba taksitlerini nasıl ödeyeceğiz diye sızlanırken…
Biz, iktidarsız iktidarımız bizi insan yerine koymaz diye sızlanırken;
Afrika’da 12 milyona yakın insan kıtlık ve ölümle boğuşuyor…
“Tüket, daha çok tüket”
Çağrısıyla insanoğlunu esir alan kapitalist sömürü düzeni; insanların acısına değil yalnızca parasına ortak olmayı tercih ediyor…
Ve “sınırsızca tüketerek mutlu olacağını düşünen” biz zavallı insanlar da gönüllü köleleri oluyoruz bu sistemin…
Daha çok tüketip daha çok bencilleşip cebimizdeki para miktarı kadar mutlu olacağımızı ve özgürleşeceğimizi düşünüp diğer canlılarla birlikte kendi tükenişimizi de hazırlıyoruz…
Bu gün Afrika’da yaşananların, yakın bir gelecekte dünyanın pek çok yerinde yaşanacağını hâlâ göremiyorsak; insanlık adına büyük bir aymazlık içindeyiz demektir…
Aşağıdaki fotoğrafa bir bakın ve bir an için o çocuğun, sizin çocuğunuz olduğunu düşünün…
Düşününün ve hayat tarzınızı yeniden gözden geçirin…
Bu günden sonra nasıl yaşamanız ve nasıl düşünmeniz gerektiğinin ipuçlarını bu fotoğrafta bulacaksınız.
VE BİR BAŞKA ACI HABER:
1990 kuşağının en iyi şairleri arasında gösterilen Didem Madak, 24 Temmuz günü kansere yenik düştü.
1970 yılında doğan Didem Madak, lise eğitimini İzmir’de tamamladıktan sonra Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayımlanan Didem Madak, Grapon Kağıtlar (İnkılap Kitabevi -2000) kitabıyla İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nü aldı.
Bundan sonra “Ah”lar Ağacı (Everest Yayınları-2002) ve Pulbiberi Mahallesi (Metis Yayınları-2007) isimli kitapları yayımlanan şair, yaşamın detay görüngülerini, şaşırtıcı imgeler, özgün dil dağarcığı ve derinden gelen bir hüzünle şiirleştirerek edebiyat dünyasında dikkatleri üzerine topladı.
Onu bir şiiriyle anıyoruz…
ŞİİR TELEVİZYONU
Mr. Parkinson
Her gün uzak ülke kırpıntıları dökülür
güneşin ceplerinden. Yoksul aile babası
cebi gibi biraz kasvetli ve susam kokulu.
Sanki gretagarbo artisti ölür gibi
gün batana dek karabasanlar dolaştırır
sokaklarda hırdavatçılar, gecenin her
köşesinde sarhoşlar gündüzü kusarlar.
Güneş vergi iade zarflarında saklanır.
Ucuz elbise askılarında tiril tiril
amortiden bir deniz sallanır.
Sabaha karşı nemli bir ıslık, bir
köşede siftinip duran sokak
kedilerinin tüylerini tarazlar.
Yampiri bir yağmuru seyreder
dizilip rengârenk, pis kediler.
Boyozcular, elleri yağlı, gözleri
yağlı, gönülleri yağlı pis adamlar.
Güvenoyu alamamış martılar
Kemeraltı çarşısına alışverişe
çıkarlar. Otuz iki yerinden
bıçaklanmış aşklar damlar
gözlerinden. Kulenin altında
bekler her öğlen Mr. Parkinson.
Bu şehirde adamın biri
her öğlen bir deprem bekler.
Didem MADAK
























