1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. ABD-İSRAİL VE İRAN KRİZİ GÖLGESİNDE KÜRESEL DÜZEN: DÜZENSİZLİK, KAOS ve DÜNYA SAVAŞI
ABD-İSRAİL VE İRAN KRİZİ GÖLGESİNDE KÜRESEL DÜZEN: DÜZENSİZLİK, KAOS ve DÜNYA SAVAŞI

ABD-İSRAİL VE İRAN KRİZİ GÖLGESİNDE KÜRESEL DÜZEN: DÜZENSİZLİK, KAOS ve DÜNYA SAVAŞI

Birçok uluslararası ilişkiler ve küresel siyaset uzmanı, içerisinde bulunduğumuz küresel siyasi konjonktürü Dünya Savaşı’na değil de, geçmişte iki Dünya Savaşı arasında yaşanan ‘geçiş dönemi’ durumuna benzetmektedir.

A+A-

Dr. Oğuz Ufuk Haksever
[email protected]

28 Şubat’ta başlayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) – İsrail koordineli İran saldırıları uzun zamandır süre gelen Üçüncü Dünya Savaşı beklentisini güçlendirir hale geldi. ABD ve İsrail’in saldırgan tutumu ve doğrudan saldırı ile İran’ın önemli şehirleri ile birlikte kilit pozisyonundaki siyasetçileri hedef alması başta Orta Doğu olmak üzere gerek bölgesel gerekse küresel ortamı en üst düzey çatışma gerginliğine taşıdı. İran’ın bu saldırılara cevap olarak yaptığı misillemeler ve bölgedeki ABD üslerini hedef alması, 7 Ekim’den (1) beridir bölgedeki çatışma ortamının Körfez’e yayılmasına yol açtı. Orta Doğu ve Körfez’in ötesinde, İran’ın bölgede bulunan diğer Amerikan askeri varlıklarını hedef alması, Kıbrıs ve Türkiye gibi yakın coğrafyada bulunan ülkeleri de geniş çaplı bir savaşın olası parçaları haline getirirken, uzun zamandır süren çatışmasızlık durumunu da tehlikeye atmış oldu.

Başlangıcının üzerinden yirmi günü aşkın süre geçmiş ve başta Hürmüz Boğazı gerginliği sonucunda bölgesel ve küresel ekonominin krizle karşı karşıya kalmasının yanı sıra daha birçok gelişme yaşanan ABD/İsrail – İran Savaşı son olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a devam eden saldırıları askıya aldığını duyurması ve Vaşington-Tehran hattında muhtemel bir diyalog sinyali (2) ile birlikte duraklama dönemine girmiş gibi görünüyor. Ancak, son birkaç yıldır Rusya’nın Ukrayna’ya top yekün işgali ile başlayan, 7 Ekim Olayları, Suriye’de rejim değişikliği, ABD’nin Venezuela operasyonu ve son olarak ABD-İsrail’in İran’a koordineli saldırısı ile devam eden küresel sistemdeki gerginlik ve çatışma ortamı akıllara “Üçüncü Dünya Savaşı’nın başladığı” senaryosunu getiriyor. Peki Üçüncü Dünya Savaşı gerçekten başladı mı, İkinci Dünya Savaşı’nın ertesinde kurulan küresel düzen nereye gidiyor ve bu gelişmeler ışığında barış içinde yaşayacağımız daha adil bir dünya mümkün müdür?

Öncelikle değinilmesi gereken husus, bu yazının ana gündemi olmasa da, günümüzde savaş kavramının değişen karakteri. Üçüncü Dünya Savaşı’nın olup, olmamasından ziyade, olası bir savaşın kuvvetle muhtemel Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nda gördüğümüz şekil ve özelliklerde olmayacağı. Bu nedenle belki de kendimizi olası bir Dünya Savaşı’nın içerisinde bulmamız halinde bunu daha sonra karakterize edeceğiz.

Bunun ötesinde, birçok uluslararası ilişkiler ve küresel siyaset uzmanı, içerisinde bulunduğumuz küresel siyasi konjonktürü Dünya Savaşı’na değil de, geçmişte iki Dünya Savaşı arasında yaşanan ‘geçiş dönemi’ durumuna benzetmektedir. Var olan sistemin çatırdadığı, uluslararası kurumların etkisiz hale geldiği, yaygın olarak kabul gören normların, kuralların ve değer yargılarının hiçe sayıldığı, kurulu müteffik ilişkilerinin değişkenliğe uğradığı ve birçok farklı aktörün proaktif davranışlar sergilediği bir dönem yaşmaktayız. Bu bağlamda, içerisinden geçtiğimiz dönemi Üçüncü Dünya Savaşı’ndan çok, eskinin yerine yeninin geleceği, siyasi aktörlerin rollerinin yeniden oluşacağı ve farklı bir küresel düzen kurulacağı bir dönemin sinyali olarak okumak daha doğru olacaktır. Ancak, bu yaklaşım, var olan gidişatın bir Dünya Savaşı ile sonuçlanmayacağı anlamına da gelmemelidir. Olası bir savaş ihtimali hayli güçlü olup, bu yeni dönemin nasıl, ne zaman, hangi koşullarda, kim(ler) tarafından ve ne kadar sancılı kurulacağına bağlı olduğunu söylemek mümkündür.

İkinci Dünya Savaşı’nın ertesinde kurulan düzen 80 yılı aşkın süredir farklı tehditlere maruz kalmış ve zaman zaman çeşitli değişimler yaşamıştır. Son 20 yıldır, artan bölgesel gerginlikler temelli küresel çatışma ortamı, başını Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in (BRICS+) çektiği aktörlerin Batı hegemonyasına dayalı dünya düzenine tehdit oluşturması ve son olarak Batı’nın ‘içinden gelen’ düzensizlik ve tehditlere karşı tepkisinin zayıf kalması ile beraber İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan düzen büyük ölçüde kırılmış ve dönüşüm haline girmiştir. Özellikle artan bölegesel gerginliklerin küresel sisteme yayılan etkileri ve Trump’ın ikinci dönemi ile birlikte Batı’nın ya da bir diğer değişle ‘özgür dünyanın’ lideri olan ABD’nin kendi kurduğu ve egemen olduğu küresel düzeni, tüm kurumları, değerleri ve kurallarıyla birlikte tehdit eder hale gelmesi hayli kırılgan olan, hatta belki de küçük bir azınlığın ayrıcalıklı olarak sahip olduğu barış ve huzur ortamına ciddi tehdit oluşturduğu açıktır.

Fakat bu noktada, top yekün bir Dünya Savaşı’ndan ya da küresel bir kaos ortamından ziyade, irili ufaklı bölgesel veya tematik düzensizliklerden bahsetmek daha doğru olacaktır. Örneğin, Rusya’nın Ukrayna işgaline, 7 Ekim sonrası yeniden kurulan Orta Doğu düzenine, İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarına, ABD’nin bir Netflix filmi senaryosunu andıran operasyonu ile egemen bir devlet olana Venzuela’nın devlet başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmasına ve son olarak İsrail ile birlikte İran’a direkt saldırıda bulunmasına rağmen halen süren bir dünya düzeninden de bahsetmek mümkün.

Tüm bunlara rağmen Çin veya Rusya çıkıp “Birleşmiş Milletleri feshedelim” demiyor veya hali hazırda var olan ve farklı bölgelerde süre gelen kurallar ve değerler bütününe saygı duymaya ve riayet etmeye devam ediyorlar. Bu nedenle, her ne kadar bazı aktörler bazı bölegeler veya konularda kurulu düzeni sarsan adımlar atsa da kuralları ve değerleri çiğneseler de, alternatif yollar arasalar da (örneğin; ABD’nin Barış Kurulu kurması veya bazı aktörlerin aralarındaki ekonomik ilişkilerde ABD Doları yerine ulusal para birimlerini kullanması, vs.) başka bölgeler ve konularda var olan düzen aynen devam etmekte.

Bu kapsamda, son zamanlarda bazı kesimlerin akıllarını kurcalayan, “bu kargaşada veya kaosta Kıbrıslı Türklerin çıkarına olacak gelişmeler olabilir mi veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tanınabilir mi” vb. sorulara daha çok ikinci yaklaşımdan cevap vermek mümkün olacaktır. Bu bağlamda farklı aktörler kendi çıkarları ışığında küresel sistemin dönüşümünden veya bölgesel çatışmalardan faydalansa da Kıbrıs konusunda halen BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere ilgili kararlara uymaya ve statükonun devamından yana pozisyon almaya devam etmektedir. Bu nedenle, yukarıda da değindiğim üzere, var olan şey bir Dünya Savaşı veya kaos ortamından ziyade, münferit düzensizlikler olmaya devam ettikçe, Kıbrıs Sorunu, KKTC, vb. tüm uluslararası kamuoyunun örtüşen tutumlara sahip olduğu meselelerde köklü değişiklikler görmek pek mümkün olmayacaktır.

Konu ‘barış içinde yaşamaya’ gelecek olursa, 1950’lerden beridir neredeyse her bölgede farklı boyutlarda yüzlerce kriz ve çatışma yaşanmış, küresel barış ve huzur ortamı neredeyse hiçbir zaman tam anlamıya sağlanamamıştır. Irak, Suriye, Filistin ve son olarak İran çatışmalarıyla yanı başımızda yaşanan huzursuzluk ve güvensizlik ortamı, hayli kırılgan olan Kıbrıs’taki ‘barış’ ortamını da tehdit eder hale gelmiş ve Kıbrıslılar başta olmak üzere adanın tüm halkları bir huzursuzluğa bürünmüştür. Bu huzuru ve barış ortamını sağlamak, uluslararası kurumlar, değerler ve kurallara uyumun yeniden tesis edilmesi için belki de bugüne kadar hiç olmayan ‘adil bir sistemin’ kurulması ihtimali, eskinin devamının mümkün olmadığı ancak yerine kurulanın savaş, kaos ve düzensizlik yerine, daha etkin kurumların, daha kapsamlı değerlerin ve bağlayıcı kuralların oluşacağı bir küresel düzenle mümkün olacaktır. Bunun olması için ise Üçüncü Dünya Savaşı’nın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini birlikte yaşayıp göreceğiz...

Notlar:

  1. 7 Ekim Olayları hakkında detaylı bilgi için: Hess, Amandine. “7 Ekim 2023’ten 7 Ekim 2025’: Gazze’de 2 yıldır süren savaşta neler yaşandı?” Euronews Türkçe, 7 Ekim 2025. https://tr.euronews.com/2025/10/07/7-ekim-2023ten-7-ekim-2025e-gazzede-2-yildir-suren-savasta-neler-yasandi
  2. CNN World. “Trump says US and Iran in talks after he postpones strikes on power plants,” CNN, 23 Mart 2026. https://edition.cnn.com/world/live-news/iran-war-us-israel-trump-03-23-26
Bu haber toplam 229 defa okunmuştur
Gaile 526. Sayısı

Gaile 526. Sayısı