1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. Bir kınama da Vechi ailesinden
Bir kınama da Vechi ailesinden

Bir kınama da Vechi ailesinden

Bayraktar cinayeti ile ilgili tutuklanan zanlı Mehmet Vechi’nin intiharın ardından Polis Genel Müdürlüğü’ne bir kınama da Vechi ailesinden geldi “Asılsız iddialar, çirkin iftiralar…”

A+A-

 

Bayraktar cinayeti ile ilgili tutuklanan zanlı Mehmet Vechi’nin intiharın ardından gecikmeli olarak açıklama yapan Polis Genel Müdürlüğü’ne bir kınama da Vechi ailesinden geldi. 4 Temmuz 2014 tarihinde Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nde gerçekleşen olayla ile ilgili olarak Mehmet Vechi’nin kızı Ayçin Vechi yaptığı yazılı basın açıklamasında “uzman eğitim almış iki polisi bertaraf edip koşup balıklama olarak üçüncü kattan aşağıya atladığı iddiasındaki inanırlığı kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. İşkence iddialarını içeren müracaatın sonuçlanması beklenmeden suçluluk psikolojisi içerisinde kendi suçlarını örtbas etmek gayesi güden ve babamı katil ilan eden PGM’nin açıklamasını esefle kınıyorum” dedi.

Şapkadan çıkarır gibi DNA örnekleri ve birçok emarenin Mehmet Vechi’yi suçlayıcı şekilde gösterilerek, basın açıklaması yapıldığını savunan Ayçin Vechi, 3 Temmuz günü babasının evlatlarını görmek istediği ve yapılan davete icabet etmedikleri iddiasını da ‘çirkin bir iftira olduğunu’ dile getirdi. Ayçin Vechi, açıklamasında KKTC Başsavcılığı, KKTC Meclisi ve Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’ndan Mehmet Vechi’yi ölüme götüren tüm sürecin tahkikatının yapılması ve gerçek ölüm sebebini ortaya çıkarılması için bağımsız bir kişi ve/veya kurum tayin edilip titizlikle tahkikat yapılmasını talep etti.

Aylin Vechi: “Dirsek attı iddiasının inanılırlığını kamuoyuna bırakıyorum”

Ayçin Vechi’nin yaptığı yazılı basın açıklaması şöyle: “Babam müteveffa Mehmet Vechi’nin ölümü ile ilgili başlatılan tahkikatın ve keza KKTC Meclisinin Dilekçe ve Ombudsman Komitesine babamın ölümünden önce, yapılan kötü muamele ve işkence iddialarını içeren müracaatın sonuçlanması beklenmeden bir suçluluk psikolojisi içerisinde kendi suçlarını örtbas etmek gayesi güden ve babamı katil ilan eden PGM’nin açıklamasını esefle kınıyorum. Yine 71 yaşında by-pass ameliyatı geçiren, şeker hastası olan, prostat kanseri tedavisi gören, tam adım yerine yarım adımla yürüyen babamın biri tekvando eğitimi, diğeri ise judo eğitimi almış ve/veya bu konuda uzman olmuş iki polisi, birini iterek, diğerine ise dirsek atarak bertaraf edip koşup balıklama olarak üçüncü kattan aşağıya atladığı iddiasındaki inanırlığınızı ise kamuoyunun vicdanına bırakmaktayım. 
Babamın tutuklandığı 19.06.2014 tarihinden 28.06.2014 tarihine kadar babam aleyhinde olan delilin sadece aracı içerisinde yapılan araştırma neticesinde kana benzer leke olduğu tahkikat memuru tarafından belirtilmiştir. Söz konusu lekeler ile babamın evinden alınan silah ve sair emarelerin sonuçları 28.06.2014 tarihinde çıkmış ve tümünün temiz olduğu belirlenmiştir.

“Şapkadan çıkarır gibi…”

Babamın bu aşamada serbest bırakılacağı beklenirken neticelerin hemen ertesi günü şapkadan tavşan çıkarır gibi polis yol kenarında ayakkabı, eşofman, iç çamaşırı, çorap ve gömlek bulduğunu ve bunların babama ait olduğuna inandıklarını ve yine babamın motorlu araçlarına 19.06.2014 tarihinde el koymalarına rağmen konu araçları yeniden incelediklerini ve bagaj ile araç içerisinde başka kan izine benzeyen lekeler bulduklarını iddia etmişlerdir. Ve yine söz konusu emareleri tahlil için Türkiye’ye gönderdiklerini belirtmişlerdir. İlgili basın açıklamasında eşofman altı, kahverengi kareli uzun kollu gömlek ve siyah renk çorap üzerinde kan lekelerinin Mehmet Bayraktar’a ait olduğu iddia edilmektedir. İlgili eşofman altından, kahverengi kareli uzun kollu gömlekten ve siyah renk çoraptan KKTC dahil dünyanın heryerinde binlerce ve/veya milyonlarca adet bulunmakta ve bunların babama ait olduğu iddiası ise faraziden öteye gitmemekte ve delil olarak da herhangi bir kıymeti bulunmamaktadır.

“Kanlı tuvalet kağıdı hastanede alınmış olamaz mı?”

Yine basın açıklamasında emare olarak bulunan eşofman altı ile Mehmet Vechi’nin evinde bulunan eşofman üstünün kimyasal incelemesinde bire bir aynı olduğu saptandığı iddiasına gelince konu eşofmanların binlercesinin ve/veya milyonlarcasının piyasada olduğunu ve tümünün de kimyasal incelenmesi yapıldığında bire bir aynı çıkacağı ortadayken bunun suçlunun babamın olduğunu gösterdiğini iddia etmek abesle iştigal olup hukuk önünde herhangi bir kıymeti ve/veya değeri bulunmamaktadır.
Yine basın açıklamasında son olarak iddia edilen ve eşofman cebinde bir tuvalet kağıdının bulunduğu ve bu tuvalet kağıdındaki DNA örneklerinin Mehmet Vechi’ye ait olduğu iddiasına gelince böyle bir tuvalet kağıdının bulunduğu ve DNA’ya gönderildiği hususunda tahkikat memuru Aslan Coşkun 30.06.2014 tarihinde Mahkemede verdiği şahadette Mahkemeye en ufak bir ibarede dahi bulunmamıştır.

“Gerçek katili ortaya çıkaramama paniği yaşandı”

Ancak yine şapkadan tavşan çıkarırcasına şimdi ilgili eşofmanın cebinde tuvalet kağıdı bulunduğu iddia edilmektedir. Babamı suça bağlamak için en son çare olarak mı bu tuvalet kağıdı emare olarak ortaya çıkarılmıştır? Acaba ilgili tuvalet kağıdı eşofmanın cebindemiydi? Yoksa defalarca gerek arama izinli gerekse arama izni olmaksızın babamın evine girilip alınmış olamazmı? Yine babamın hastahanede yatılı olarak olduğu süreçte ve polis tarafından devamlı kontrol altında bulunduğu esnada alınmış olamaz mı? Yine babamın hunharca sorgulama aşamasında babamın kullanmış olabileceği tuvalet kağıdı olamaz mı? Mahkeme kararı olmadan bir kişiyi katil ilan etmek bu kadar kolaymı? Dolayısıyla polisin elinde babamı bu suça bağlayıcı herhangi bir geçerli ve/veya kayda değer delil olmaması, Müteveffa Mehmet Bayraktar’ın gerçek katilinin ortaya çıkarılamama paniği ve kendilerini baskıdan kurtarma amacı ile suçu babama yükleme çabası tutuklandığı ilk günden son nefesini verdiği ana kadar bu suçu işlemediğini haykıran babamın ölümüne sebep olmuştur. Bu polis teşkilatı üzerine yapışmış ve hiçbirzamam temizlenemeyecek kara bir lekedir. En acı tarafın ise gerçek katilin halen daha dışarda dolaşmasıdır.

Bağımsız kişiler araştırsın

Yine basın açıklamasında 3/7/2014 tarihinde babamın evlatlarını görmek istediği ve bizim bu yapılan davete icabet etmediğimiz iddiası çirkin bir iftira olup böyle bir davet olmuş olsa idi koşa koşa bu davete icabet edeceğimizin kamuoyunca bilinmesini isteriz.
Dolayısıyle KKTC Başsavcılığından, KKTC Meclisiniden ve keza Başbakanımızdan babamı ölüme götüren tüm sürecin tahkikatı yapılması ve babamın gerçek ölüm sebebini ortaya çıkarılması için bağımsız bir kişi ve/veya kurum tayin edilip titizlikle tahkikat yapılmasını müteveffa Mehmet Vechi’nin ailesi olarak talep ederiz. (YD)

Bu haber toplam 1695 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler