1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Rekabet gücü zayıfladı, finansman erişimi zorlaştı”
“Rekabet gücü zayıfladı, finansman erişimi zorlaştı”

“Rekabet gücü zayıfladı, finansman erişimi zorlaştı”

YENİDÜZEN’e konuşan Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz, “pahalılıkla mücadele geçici önlemlerle olmaz, kalıcı reform şart” dedi, 2025 yılını şu sözlerle değerlendirdi...

A+A-

Ödül AŞIK ÜLKER

Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Turgay Deniz, 2025 yılını rekabet gücünün zayıfladığı, finansmana erişimin zorlaştığı ve fiyat oluşum mekanizmalarının sürdürülebilirliğini yitirdiği bir yıl olarak değerlendirerek, 2026 yılı için temkinli bir iyimserlik içinde olduklarını ancak bu iyimserliğin gerçeğe dönüşmesinin; reform iradesine, öngörülebilir politikalara ve özel sektör–kamu iş birliğine bağlı olduğunu kaydetti.

“Ekonomimiz potansiyel barındırıyor ancak plansızlık ve yapısal eksiklikler bu potansiyelin tam olarak hayata geçmesini engelliyor” diyen Deniz, 2026 yılı için en öncelikli beklentilerinin pahalılıkla mücadelenin geçici önlemlerle değil, maliyet yapısını hedef alan kalıcı ve rasyonel politikalarla ele alınması olduğunu vurguladı.

Deniz, “İthalattaki mali yüklerin, ithalatı kısıtlayıcı ve yasaklayıcı uygulamaların fiyatlar üzerindeki etkisi verilere dayanarak değerlendirilmeli ve fiyat oluşum zincirinde maliyet düşürücü, rekabeti artırıcı, tüketiciyi ülkede tutacak ve yerel işletmelerin ayakta kalmasını sağlayacak politikalar hayata geçirilmelidir. Acil olarak, kapsamlı tasarrufu ve mali disiplini sağlayacak, kayıtdışılığı önleyecek ve tüm kesimlerin en önemli sorunu haline gelmiş olan pahalılıkla mücadeleyi içerecek reformlara ve tedbirlere ihtiyaç vardır” diye konuştu.

2026 yılının ekonomiyi önceleyen, özel sektörle istişareye dayalı, popülist değil sürdürülebilir politikaların uygulandığı bir yıl olması gerektiğine inanç belirten Deniz, ekonomik sorunların çözümünün; özel sektör, kamu ve tüm paydaşların ortak aklıyla mümkün olduğunun altını çizdi.

Soru: 2025 yılı nasıl geçti?

Deniz: Kuzey Kıbrıs ekonomisi, sınırlamalara ve belirsizliklere rağmen, özel sektörün dinamizmi sayesinde ayakta durmaktadır. Ancak sürdürülebilir büyüme için yapısal reformlara, uluslararası entegrasyona ve öngörülebilirliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. 2025 yılı, KKTC ekonomisi açısından yüksek enflasyon, artan maliyetler ve Güney Kıbrıs’a kayan ticaretin derinleştiği bir yıl olmuştur. Küresel ekonomik belirsizlikler, bölgesel jeopolitik gelişmeler ve ülke içindeki yapısal sorunlar, özel sektör üzerinde ciddi baskılar yaratmıştır. 2025 yılı, iş dünyası açısından kolay geçmemiştir. Artan girdi maliyetleri ve belirsizliklere rağmen firmalarımız üretimi ve istihdamı korumaya çalışmıştır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak 2025 yılını; rekabet gücünün zayıfladığı, finansmana erişimin zorlaştığı ve fiyat oluşum mekanizmalarının sürdürülebilirliğini yitirdiği bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Yüksek enflasyon, 2025 yılında da hane halkı alım gücünü önemli ölçüde aşındırmıştır. Artan girdi maliyetleri, döviz kuru baskısıyla enflasyon yalnızca bir sonuç değil; yapısal maliyet sorunlarının yansıması olmuştur. 

“Kamu kaynaklı yükler ekonomik bir gereklilik değil”

Özellikle 2024 yılı itibarıyla, artan Euro bazlı gelir avantajı ve kamu eliyle pahalılaştırılan piyasa nedeniyle Kıbrıslı Türklerin tüketimi giderek Güney Kıbrıs’a yönelmiştir. Kamu kaynaklı yükler ekonomik bir gereklilik değil, kamu maliyesindeki disiplinsiz harcamaları finanse etmeye yönelik dolaylı araçlar olarak kullanıldığı artık saklanamaz bir gerçektir.

Yaşananlar, kamu maliyesinin sürdürülemez bir noktaya geldiğini açıkça ortaya koymaktadır . Bütçede öngörülen 25.2 milyar TL’lik açık, kamu maliyesinin sürdürülebilir olmadığını açık bir şekilde ortaya koyan en önemli göstergelerden olmuştur. 2024 yılı itibarıyla bütçe açığı, kalıcı bir yapısal özellik eğilimi gösterirken, 2026 bütçesinde öngörülen yüksek açık, hızla büyüyen borç stoğu ve artan faiz ödemeleri, KKTC kamu maliyesinin sürdürülebilirlik açısından kritik bir eşiğe geldiğini göstermektedir. Verimsiz ve şişkin kamu yönetimini ayakta tutabilmek için toplumun tüm kesimlerini ağır bir maliyete mahkum etmek kabul edilebilir değildir. Acilen mali disipline ihtiyaç vardır. Aksi halde bugün yaşadığımız sorunlar yalnızca bir başlangıç olacak, ülke çok daha ağır bir ekonomik yıkımla yüz yüze kalacaktır.

Ekonomi neden güneye kayıyor?

Soru: Ekonominin güneye kaymasını, Euro’ya rağmen güneyde bazı ürünlerin daha ucuz olmasını neye bağlıyorsunuz?
Deniz:
Ekonominin güneye kaymasının ve Euro’ya rağmen Güney Kıbrıs’ta bazı ürünlerin daha ucuz olmasının en başta gelen nedenlerinden birisi güney ile yapısal maliyet farkları ve kamu kaynaklı yüklerdir.
Güney Kıbrıs’ta olmayan veya Güney Kıbrıs’a kıyasla daha yüksek olan ithalat ve ticaretin hemen her aşamasında alınan vergiler, fon ve diğer masraflar, bazı ürünlerin ithalatındaki yasaklayıcı ve kısıtlayıcı uygulamalar, güneyde bazı ürünlerin daha ucuz olmasının temel nedenlerinden olarak ekonominin güneye kaymasını hızlandırmaktadır.
Elbette başka nedenler de vardır. Yüksek enflasyon ortamı, taşımacılık, ölçek ve hacim avantajı, finansman maliyetleri ve ürün tedarik fiyatları gibi diğer unsurlar da önemli etkenler arasında yer almaktadır .
Asgari ücret artışı, bu koşullarda bir neden olmaktan çok, tetikleyici haline gelmekte; tartışmanın kendisi dahi fiyatlama davranışlarını bozarak, ücret artışı henüz gerçekleşmeden hayat pahalılığının artmasına yol açmaktadır.
Ancak asıl belirleyici olan, rekabet gücünü artırmak için doğrudan müdahale edilebilecek alanlara odaklanılması, yapısal maliyetleri ve kamu kaynaklı yükleri azaltacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve bu yolla fiyatlara kalıcı bir rahatlama sağlanmasıdır.

“Tartışmanın kendisi dahi fiyatlama davranışlarını bozmaktadır”

Soru: Asgari ücret daha artmadan, tartışmaların başlamasıyla piyasada fiyatların değişmesini nasıl değerlendiriyorsunuz, bunun nedeni nedir?
Deniz:
Bu dediğiniz nedenle gerçekleşen fiyat artışları oluyorsa; bu durum beklenti ve güven sorunu ile yakından ilgilidir. Piyasa aktörleri, geçmiş deneyimlere dayanarak asgari ücret artışının kaçınılmaz olduğu varsayımıyla hareket ediyorlar demektir .
Dediğim gibi, asgari ücret artışı bu koşullarda bir neden olmaktan çok, tetikleyici haline gelmekte; tartışmanın kendisi dahi fiyatlama davranışlarını bozmaktadır. Sonuçta asgari ücret artışı, zaten kırılgan olan fiyatlama düzenini harekete geçiren bir sinyal haline gelmektedir.

Soru: 2025 ithalat-ihracat rakamları ne diyor, ithalat–ihracat dengesi ne durumda?

Deniz: 2025 ithalat ve ihracat kesinleşmiş rakamlar henüz yayınlanmamıştır. KKTC ithalatı, üretim yapısının ve tüketim alışkanlıklarının doğal bir sonucu olarak, yüksek seviyelerde seyretmektedir. Tüketim malları, ara mallar, enerji ve zorunlu üretim girdileri, ithalatın ekonomik faaliyetlerin devamı açısından kaçınılmaz bir ihtiyaç olmaya devam etmektedir. Son yıllarda ithalatın seyri, yalnızca ekonomik büyümeden değil; enflasyon, döviz kuru hareketleri ve maliyet artışlarından da güçlü biçimde etkilenmiştir. Bu nedenle ithalat artışları yapısal nitelik taşımaktadır.

“Üretime destek ihracat odaklı bir çerçevede kurgulanmalı”

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, üretimin doğrudan kaynağında desteklenmesini ve bu desteğin ihracat odaklı bir çerçevede kurgulanmasını temel bir öncelik olarak görmektedir. Bu yaklaşım; üretim aşamasında maliyetleri düşüren, ölçek ve verimliliği artıran, kalite ve standardizasyonu güçlendiren destek mekanizmalarının devreye alınmasını; aynı zamanda ihracata yönelik üretimi teşvik eden, pazar erişimini kolaylaştıran ve rekabet gücünü artıran yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesini gerekli kılmaktadır. İthalat-ihracat dengemiz sürdürülebilir değildir. Daha fazla katma değer üreten, markalaşan ve dış pazarlara açılan bir üretim yapısına geçmemiz şarttır.

“Yeşil Hat ticaret rakamlarındaki düşüş bizleri endişelendirmektedir”

 Soru: Yeşil Hat Ticareti’nde durum nedir?

Deniz: Yeşil Hat Ticareti, mevcut haliyle sınırlıdır ancak geliştirilmesi halinde hem güven artırıcı, hem de ekonomik katkı sağlayıcı bir araç olabilir. Bu mekanizmanın daha etkin hale gelmesi için yapıcı adımlar atılmalıdır.

Yeşil Hat ticaret rakamlarındaki düşüş bizleri endişelendirmektedir. Yıllar boyunca, yıllık yaklaşık 5 milyon Euro seviyesinde seyreden ticaret hacmi, son iki yılda ortak çabalarla dört katına çıkarılmış; ancak 2025 yılının Ocak-Kasım dönemimde, odamızın vermiş olduğu Refakatçi Belgeleri’ne göre, toplam ticaret hacmi, bir önceki yılın aynı döneme kıyasla %18 oranında gerileyerek, 14 milyon Euro seviyelerine gelmiştir.

“Yeşil Hat ticaret hacmi halen potansiyelinin altında”

İdari yani tarife dışı engellerin devam etmesi nedeniyle, Yeşil Hat ticaret hacmi halen potansiyelinin altında seyretmektedir. Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Yeşil Hat ticaretinin etkinliğinin artırılması ve mevcut potansiyelinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi amacıyla; AB kurumlarıyla, güneydeki muhatabı KEBE ile ve ilgili tüm paydaşlarla yakın iş birliği içerisinde çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Bu kapsamda, ticaretin önündeki idari ve teknik engellerin kaldırılması, ürün kapsamının genişletilmesi ve uygulamanın daha öngörülebilir ve işlevsel hale getirilmesi yönünde somut adımlar atılmasına yönelik girişimlerine devam etmektedir.

“Doğrudan Ticaret Tüzüğü en erken zamanda yürürlüğe girmeli”

 Ayrıca, AB toprağında yaşayan ve kapsamlı çözüm yönünde irade ortaya koymuş olan Kıbrıslı Türkler’in, AB ile tercihli ve doğrudan ticaret yapabileceği etkili bir enstrümanın hala bugün hayata geçirilmemiş olması da kabul edilemezdir. Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün, ekonomik kalkınmamıza ve adadaki iki taraf arasındaki ekonomik farkın giderilmesine sağlayacağı somut katkı dikkate alındığında, en erken zamanda yürürlüğe girmesi gerektiği açıktır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası, tüm ilgili paydaşlarla işbirliği halinde, tüzüğün yürürlüğe girmesini sağlamak için çalışmalarına devam edecektir.

“Bureau Veritas’ın yetkilendirilmesi daha fazla gecikmeksizin tamamlanmalı”

Soru: Hellim konusunda beklenen gelişmeler yaşanmadı ve bu konu liderler görüşmelerinde de gündem oldu...

Deniz: Hellim için alınan coğrafi işaret kararı tarihi bir fırsattır. Ancak üreticilerimizin bu sürece uyum sağlayabilmesi için daha güçlü teknik ve mali destek mekanizmalarına ihtiyaç vardır.

PDO tescili, 2021 yılında tamamlanmıştır. Bugüne kadar, yalnızca dört Kıbrıslı Türk üretici PDO kapsamında kayıt altına alınmıştır. Bu sayının artırılması gerekmektedir. Üreticiler açısından en güçlü teşvik unsuru, AB ile ticaretin fiilen başlamasıdır. Gıda güvenliği ve hayvan sağlığı kontrollerinden sorumlu denetim kuruluşu olarak Bureau Veritas’ın atanması halen gerçekleşmemiştir. Bu süreç, Nisan 2021’den bu yana beklemede bulunmaktadır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak Bureau Veritas’ın yetkilendirilmesinin daha fazla gecikmeksizin tamamlanmasına yönelik girişimlerimize devam ediyoruz.

“2026 yılı için temkinli iyimserlik”

Soru: 2026 yılında beklentileriniz nelerdir?

Deniz: 2026 yılı için temkinli bir iyimserlik içindeyiz. Ancak bu iyimserliğin gerçeğe dönüşmesi; reform iradesine, öngörülebilir politikalara ve özel sektör–kamu iş birliğine bağlıdır.

Ekonomimiz potansiyel barındırıyor ancak plansızlık ve yapısal eksiklikler bu potansiyelin tam olarak hayata geçmesini engelliyor.

2026 yılı için en öncelikli beklentimiz; pahalılıkla mücadelenin geçici önlemlerle değil, maliyet yapısını hedef alan kalıcı ve rasyonel politikalarla ele alınmasıdır. İthalattaki mali yüklerin, ithalatı kısıtlayıcı ve yasaklayıcı uygulamaların fiyatlar üzerindeki etkisi verilere dayanarak değerlendirilmeli ve fiyat oluşum zincirinde maliyet düşürücü, rekabeti artırıcı, tüketiciyi ülkede tutacak ve yerel işletmelerin ayakta kalmasını sağlayacak politikalar hayata geçirilmelidir. Acil olarak, kapsamlı tasarrufu ve mali disiplini sağlayacak, kayıtdışılığı önleyecek ve tüm kesimlerin en önemli sorunu haline gelmiş olan pahalılıkla mücadeleyi içerecek reformlara ve tedbirlere ihtiyaç vardır.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak, 2026 yılının ekonomiyi önceleyen, özel sektörle istişareye dayalı, popülist değil sürdürülebilir politikaların uygulandığı bir yıl olması gerektiğine inanıyoruz.

“Esaslı bir kamu reformuna ihtiyaç var”

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, uzun yıllardan beri, KKTC’nin esaslı bir kamu reformuna ihtiyacı olduğunun altını çizmektedir. Bu reform yaklaşımı, kamu sektörünün yeniden şekillendirilmesini; sağlık, eğitim ve altyapı ihtiyaçlarımızın karşılanmasını hedeflemek zorundadır. Ekonomik sorunların çözümü; özel sektör, kamu ve tüm paydaşların ortak aklıyla mümkündür. KTTO, bu süreçte her zaman olduğu gibi yapıcı, çözüm odaklı ve sorumluluk alan bir duruşla katkı koymaya devam edecektir.

Bu haber toplam 1652 defa okunmuştur