1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. Olgun: "Halihazırda ortak bir zemin yok"
Olgun: "Halihazırda ortak bir zemin yok"

Olgun: "Halihazırda ortak bir zemin yok"

Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Ergün Olgun, Olgun, resmi müzakerelerin başlayabilmesi için halihazırda ortak zemin bulunmadığını, ilk yapılacak işin ortak zeminin oluşup oluşmadığını tespit etmek olduğunu kaydetti.

A+A-

Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Ergün Olgun, TAK'a yaptığı açıklamada, Jane Holl Lute'un Shell petrol şirketi yönetim kuruluna atanması sonucu BM Genel Sekreteri Guterres tarafından kendisine verilen ortak zemin olup olmadığını tespit görevinin sona erdiğini, Guterres'in aynı amaçla, zaman sınırlı yeni bir görevlendirme yapması gerektiğini söyledi.

Olgun, resmi müzakerelerin başlayabilmesi için halihazırda ortak zemin bulunmadığını, ilk yapılacak işin ortak zeminin oluşup oluşmadığını tespit etmek olduğunu kaydetti. Ergün Olgun, gerçekçi ve sürdürülebilir bir uzlaşı için resmi ve anlamlı müzakerelerin ancak ortak zemin bulunması halinde başlayabileceğini, ancak Kıbrıs Rum liderliğinin ortak bir zemin varmış gibi resmi müzakerelerin Crans-Montana'da kalınan yerden devam ettirilmesi için görevlendirme yapılması beklentisi içerisinde olduğunu ifade etti.

 

Genel Sekreter ortak zemin olmadığını teyit etti

Ergün Olgun, Genel Sekreter Antonio Guterres'in Nisan 2021'de Cenevre'de yapılan 5+BM gayrı resmi toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakerelerin başlayabilmesi için ortak bir zemin bulunmadığını, ancak bu konuda çalışmaya devam edeceğini belirttiğini anımsattı. Olgun, ortak zemin bulunmadan başlatılacak kapsamlı bir müzakerenin anlamlı olamayacağını ve ancak çözümsüzlüğe hizmet eden statükonun devamını sağlayacağını belirtti.  Ergün olgun, bu nedenlerle Rum tarafının ortak zemin bulunmadan başlatmak istediği resmi müzakereleri yürütecek Özel Temsilci atanmasını Kıbrıs Türk tarafının kabul etmeyeceğini muhataplarına anlattıklarını kaydetti. Olgun ayrıca Cenevre’deki toplantılarda Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye'nin ortak zemin bulunmadan Genel Sekreter'in Kıbrıs için Özel Temsilci atanmasını uygun bulmadığını açıkça ifade ettiğini de hatırlattı.  

Kıbrıs Türk liderliğinin ortak zemin anlayışı ile ilgili olarak da Olgun, Rum liderliği halen ne kadar egemense, ne ölçüde egemenlik icra ediyorsa ve siyasi kurumlarıyla hangi uluslararası statüye sahipse Kıbrıs Türk tarafının da eşitlik gereği bunlara sahip olma hakkı bulunduğunu, eşit haklar ve uluslararası statüye dayalı denklik içinde Kıbrıs'ta gerçekçi ve sürdürülebilir bir uzlaşı olabileceğini, Kıbrıs Türk halkının tarihten ve anlaşmalardan kaynaklanan haklarına saygı gösterilmesinin ortak zemini oluşturabileceğini belirtti. Olgun, taraflardan birinin her yönüyle diğerinden ne egemenlik ne de statü bakımından üstün olmadığının teyidiyle ortak zeminin sağlanabileceğinin altını çizdi.

Olgun, Rum liderliğinin "biz halen ne kadar egemensek siz de o kadar egemensiniz ve her yönüyle her iki taraf da eşit statüye sahiptir" demesiyle ve bunun BM Güvenlik Konseyi tarafından da kayıt altına alınmasıyla müzakereler için ortak zemin oluşacağını belirtti.  Ergün Olgun,  bunun karşılıklı olarak tarafların birbirlerine karşı saygılı olduğunu ve eşitlik temelinde dengenin sağlandığını göstereceğini ifade etti.

Kıbrıs Rum liderliğinin"egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde" müzakereye oturmayı reddettiğini, bugüne kadar bir anlaşmaya varılamamasının nedeninin de bu zihniyet olduğunu belirten Ergün Olgun, "Kıbrıs Türk tarafı KKTC'yi resmen tanıyın, ona göre müzakereye oturalım demiyor. İdeali bu olurdu, ancak, denklik gereği, prensip itibarıyla egemen eşit olarak müzakereye başlayacağımızı kabul edin, uluslararası statü olarak eşit olduğumuzu kabul edin müzakereye oturalım diyor" şeklinde konuştu.

 

“Kıbrıs Rum tarafı ortak zemin olmadığını örtbas etmeye çalışıyor”

Olgun, Kıbrıs Rum tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü zeminini reddederek ortak zemin bulunmadan müzakereleri başlatma arayışının üstünlüklerini gözetecek şekilde Kıbrıs Türk tarafını işgalleri altındaki sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti"ne monte etme/yamalama peşinde olduklarının kanıtı olduğunu belirtti.

Genel Sekreterin liderler Ersin Tatar ve Nikos Anastasiadis ile Eylül'de New York'ta gerçekleştirdiği gayrı resmi görüşme sonrasında hazırladığı taslak açıklamada, "şahsi temsilci" atanması konusunda tarafların mutabık kaldığından bahsettiğini, ancak Kıbrıs Rum liderinin daha sonra bu açıklamanın yayınlanmasını reddettiğini söyledi.

 

“İşbirliği için geniş bir yelpaze var”

Ergün olgun, muhtemel bir uzlaşı konusunda ise şu ifadeleri kullandı:

"Kıbrıs Türk tarafı egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü zemininde yapılacak resmi uzlaşı müzakerelerinsonucunda nasıl bir düzenlemenin ortaya çıkabileceği konusunda bir önyargıda bulunmayı doğru bulmuyor. Devletlerin iş birliği yapabileceği geniş bir yelpaze var.  Bu küçücük adada kavga yerine kurumsal iş birliği yapmak rasyonel olandır. Bu iş birliği modelinin ne olacağı egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü zemininde yapılacak olası resmi müzakerelerde iki tarafın ortak rızası ile ortaya çıkabilir”

 

İki halkın iş birliğini geliştirme ve günlük hayatı kolaylaştırma çalışmaları

Olgun, Kıbrıs Türk tarafının iki tarafın egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri zemininde kurumsal işbirliğini öngören vizyonunu ileri götürme çabaları yanında, Ada'daki günlük hayatı kolaylaştıracak ve iki halk arasında güven yaratılmasına katkıda bulunacak, aşağıdan yukarıya işbirliğini geliştirme gayretlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğinin de altını çizdi.

 

Barış Gücü Misyon Şefliği için Stewart'a onay verildi

Ergün Olgun, Birleşmiş Milletler Barış Gücü Misyon Şefliği görevini yürüten Elizabeth Spehar yerine atanacak görevli için önerilen ilk ismi, geçmiş icraatlarının tarafsızlık ilkesi açısından sakıncalı olacağını

düşündüklerinden uygun bulmadıklarını, son önerilen Colin Stewart'ın uygun bulunduğunu, nihayetinde Kıbrıs Türk ile Kıbrıs Rum tarafının Stewart'a onay verdiklerini ifade etti.

Olgun, Stewart'ın Kanada Dışişleri Bakanlığı'nda görev yaptıktan sonra diğer görevleri yanında Birleşmiş Milletler 'in Doğu Timor Misyonu ve BM Batı Sahra Özel Temsilcisi ve Batı Sahra'daki Referandum İçin Misyon Şefi olarak görev yaptığını anlattı.

Bu haber toplam 813 defa okunmuştur