1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Kansu: "Cesaretli olmazsanız ileriye hiç adım atamazsınız”
Kansu: "Cesaretli olmazsanız ileriye hiç adım atamazsınız”

Kansu: "Cesaretli olmazsanız ileriye hiç adım atamazsınız”

Kağıda Sanatla Dokunan Kadın: İnci Kansu” adlı kitaptan yola çıkarak ülkemizin öncü kağıt sanatçısı İnci Kansu ile atölyesinde buluşarak hem kitabı hem de 66 yıllık sanat yaşamını konuştuk.

A+A-

Murat OBENLER

Kağıt Sanatçısı İnci Kansu’nun kağıtla kurduğu üretim pratiğini odağına alan ve Ceyda Alçıcıoğlu Kozal, Derya Ulubatlı ve Eser Keçeci Malyalı'nın katkılarıyla hazırlanan “Kağıda Sanatla Dokunan Kadın: İnci Kansu” adlı kitaptan yola çıkarak ülkemizin öncü kağıt sanatçısı İnci Kansu ile atölyesinde buluşarak hem kitabı hem de 66 yıllık sanat yaşamını konuştuk.

 

Öğretmenlik ve sanatla geçen bir yaşamınız var. Dönüp geriye baktığınızda hayatta başka bir şey yapmak istediniz mi?
İnci Kansu: Öğretmenlik çok ilgimi çekiyordu ve resim öğretmenimiz Mehvibe Şefik hem çok sevdiğim ve model seçtiğim kişiydi. O bana hem sanatı hem de öğretmenliği sevdirdi. Ben o yaşlarda kılık-kıyafete de merak salmıştım ama öğretmenlik ağır bastı ve liseden sonra burs sınavlarında başarılı olarak 1957’de Gazi Eğitim Enstitüsü’ne burslu gittim. Orada da çok şanslıydım çünkü harika hocalarımız vardı. Bu hocalarımız aynı zamanda Türkiye’nin saygın, tanınmış sanatçıları idiler. Çok iyi bir eğitim gördük. Ben Gazi Resim İş Öğretmenliği’nden 1960’da mezun olarak meslek hayatıma başladım ve bu mesleği çok severek de yaptım. Bir de enstitü 3 yıldı ve okul üniversiteye dönüşünce Güzel Sanatlar Fakültesi oldu ve dersler de 4 yıla çıktı. Ben mezun oldum öğretmenliğe başladım ama bir yıl fark derslerimi vererek Fakülte’den mezun oldum. İki farklı diploma aldım.

 

“Öğretmenlik ödüllü bir meslektir. Hayattaki ilk ödülümü sergideki işimle Lise 3’de aldım”

Bir yanda kamusal alanda bir meslek bir yanda da sanatta yaratımlar birlikte ilerledi. Hem birey olarak kendinizi geliştirdiniz hem topluma da faydalı genç bireyler yetiştirdiniz. Bunu sanatta da yaptınız.
Kansu: Öğretmenliği çok severek yaptım. Meslek olmanın yanında çok yönlü bir alan. Öğrencilerim için yeri geldi abla-anne oldum yeri geldi arkadaş, sırdaş, dost oldum. Öğretmen yalnız bilgi aktaran değil, dosttur, arkadaştır ve annedir. Mesela köylerdeki öğretmenler köyün her şeyiyle ilgilenirlerdi.
Sanata ilgimi bilen yurtdışında yaşayan akrabalarım bana sanatla ilgili dergiler getirirlerdi. Benim için o dergiler bir öncü eğitim oldu. Hocamın yönlendirmesinin yanında bu dergiler ikinci bir katman oldu (Akımlar, sanatçı nedir, neler yapar gibi konuları ilk oradan öğrendim.) Öğretmenlik hayatım uzun sürdü. Öğretmenlik ödüllü bir meslektir. Mezun olan, başarı elde eden her bir öğrenci benim için bir ödüldür. Çok gurur duyduğum özel öğrencilerim de oldu. Çok saygı,sevgi gördüm. Hayattaki gerçek ödül budur. Bizim dönemde öğretmenlerin çoğu işin bilincinde, fedakar arkadaşlardı. Hayattaki elle tutulan ilk ödülümü(1957 yılı) de anlatmak isterim. Lise 3’de Kooperatif Bankası’nda çalışan ve heykel yapan Mustafa bey okul müdürümüz Leman hanım ve resim hocamız Mehvibe hanım ile de konuşarak bana okul sergisindeki işimi çok beğendiği için bir kupa takdim eder.

Sizin ödül çeşitliliğiniz galiba bizim toplumda çok az kişinin sahip olduğu bir şey. Hala daha da bu ödüller devam ediyor bence. Mesela sizinle ilgili yazılan kitap.
Kansu: Uluslararası camiada çeşitli konulardan 9-10 ödülüm var.

img-2133.jpg

“Projelerin de hayatları var, varlık olarak yaşarlar, gelişirler, olgunlaşırlar”

Kahıdı sanatınızda bir ifade formu olarak kullandınız. Bir kağıt sanatçısı olarak sizin sayısız işleriniz vardır ama büyük projeler diyebileceğimiz (sanat tarihçisi yazarlar tarafından da aktarılan ve kitabın büyük çoğunluğunu oluşturan) 3 projeniz mevcut. Bunlara biraz yakın plan bakmayı çok arzu ederim.
Kansu: Çünkü bu konu benim 3 büyük projem oldu ve meslek hayatım boyuncu sürdü gitti hatta hala daha süreç devam eder. Bakır Madeni, Medoş Laleleri ve Sebze-Meyve Papirüsler. Bienal Lefkoşa’da da yer alan Bakır Tünel(Maden) projemin çalışmaları yıllarca devam etti. Öğrendik sonra, araştırdık sonra üzerine birşeyler ekledim. Projelerin de hayatları var, onlar da varlık olarak yaşarlar, gelişirler, olgunlaşırlar.

Medoş Laleleri çocukluğuma dayanan bir konudur. Bu konudaki ilk çalışmalarımla son çalışmalarım arasında gelişim gösteren farklılıklar da vardır. Çalışmalarım gelişimsel bir sürecin yansımaları olarak ortaya çıkıyor.
Meyve Papirüsleri projemde meyve-sebzelerin dış yüzeyi değil de iç güzelliğini gösterme amacım var. Bu çalışmalarında meyve ve sebzelerin çevreci bir bakış açışıyla sanat yoluyla geri kazandırılması da önemlidir. Son olarak kasnak içine koyarak denemelerim var.
Kağıttan yapılan mücevherler de yine bu kitabın içinde var. Kağıt boncuklarım ise en yeni aşkımdır. Son IAPMA kongresi Dresten’de idi ve biz güzel bir ekiple katıldık. Orada Ugandalı Boncuk Adam dedikleri birisiyle ilgili birisi vardı ve ben de mest olarak dinledim. Ben de bizim dernek sergisi için Meksika delikli kağıdına meyve içeriği ve çekirdekleri düşünceli bazı çalışmalar yaptım. Boncuğu takı olarak değil de anlatılan işin bir elemanı olsun istiyorum. Kağıt Boncuk çalışması da ülkemizde bir ilktir.

 

“Sanat felsefem deneme ve emeğe odaklıdır”

Toplumsal bellek oluşturma, hafıza oluşturma yoluyla birşeyler bırakma konusunda çok değerli çalışmalar olduğunu düşünüyorum.
Kansu: Evet kesinlikle öyledir. Sanat hayatım boyunca bunlar benimle yaşadı, benimle olgunlaştı, benimle daha bir bakış açısıyla, denemeyle var oldu. Benim sanat felsefem deneme ve emeğe odaklıdır. Deneyerek çalışıyorum. Kişisel sergiler konusunda hiç acele etmedim, grup sergilerine katıldım.

 

“Kağıt sanatçıları yaratıya kağıt üretim pratiğinin içinden yürür. 170’i aşan grup sergisi katılmışlığım vardır”

Sizlerin kişisel sergi ve karma sergi sayılarınızı da öğrenmek isterim.
İlk sergim 1994’te kağıt ile tanıştıktan sonra YDÜ’de sonra da HP Galeri’de oldu. HP Galerideki sergide bir gazeteci arkadaşımız “HP Galeride El işi Sergisi açıldı” diye yazdı. Çünkü serginin malzemesi kağıt olduğu için el işi diye kabul edildi ama ben bunu izah etmek zorunda kaldım. Kağıdı ben ürettiğim için o da bir nevi el sanatı oluyor. Kağıt sanatçıları yaratıya kağıt üretim pratiğinin içinden yürür. Bugün 170’i aşan grup sergisi katılmışlığım vardır.

 

“Atölye üretimi kağıdın bir karakteri, bir potansiyeli vardır”

Bir yerde bir firmanın ürettiği ve tüketim malzemesi olarak satın alınan kağıt vardır, bir de toplumun hala daha bence çok bilgi sahibi olmadığı sizler gibi sanatçıların ürettiği kağıt vardır. Bu ikisi arasındaki farkları bize açıklayabilir misiniz?
Kansu: Ben kağıt üretmeye Teftiş Dairesi’nde müfettiş iken Amerika’ya aldığım burs sayesinde oldu. Ben genç resim hocalarına Amerikadaki yeni gelişmeleri öğrenerek burada anlatmak amacıyla bu bursu kazandım. Cyprus American Scholarship Program Bursu ile 5 farklı şehrin okullarına gittim. Oradaki üniversitelerden birisinde elle kağıt üretimi diye bir şey olduğunu gördüm. Benim o sıralarda kağıda olan ilgim tuvale yapıştırarak kolaj şeklinde alçaklıklar-yükseltiler, gölge-ışık yaparak ürettiğim çalışmalarım başlaması şeklinde olmuştu. Amerikadaki üretimi görünce çok etkilendim ve ben de orada denedim. 10 tane aynı malzemeden kağıt yapın her birinin karakteri ayrı olur. Amerika dönüşü atölyedeki altyapıyı hazırladım ve işe başladım.  Senin de söylediğin gibi kırtasiyelerde satılan fabrikasyon kağıt hep aynıdır. Benim ürettiğim atölye üretimi kağıdın bir karakteri, bir potansiyeli vardır.

 

“Ülkemizden IAPMA’ya üye olan(1991) ilk sanatçıyım. Bu karakteri/potansiyeli olan kağıttan ürettiğim işlerle dünyaya açıldım”

Bu atölye üretimi karakteri olan kağıdın içinde üreticisi olarak bence siz de varsınız…
Kansu: Çok doğru bir yere dikkat çektin. Bu İnci Kansu’nun ürettiği bir kağıttır. IAPMA (Internatıonal Associatıon of Paper Makers Artist-Uluslararası Kağıdını Üreten ve Kağıtla Çalışan Sanatçılar Birliği) adlı uluslararası örgüte 1991’de üye oldum ve bu karakteri/potansiyeli olan kağıttan ürettiğim işlerle dünyaya açıldım. Ben ülkemizden IAPMA’ya üye olan ilk sanatçıyım. Çok faal bir dernek ve dünya çapında kağıt tarihçileri ile birlikte işbirliği içinde yayınları var, kongreleri var, okulları (üniversite fakültelerinde öğretiliyor ve üretiliyor) var.

img-2137.jpg

“Çok cesaretliydim ve kendi öğretmenlik maaşımdan aktardığım bütçeyle yıllarca bunu hiç aksatmadan sürdürdüm”

Bizim ülkemizdeki sanat bir ileri iki geri veya iki ileri bir geri modunda çoğunlukla yerinde sayarken ve dünyayı geriden takip ederken siz sanatın en çok geliştiği ülkelerde en yeni gelişmelerle (teknik, metod, malzeme vs.) donanarak her daim kendinizi geliştirdiniz (hep çağı yakalayan bir sanatçı oldunuz) ve bu toplumun ilerisinde işler yaptınız. Bu öğrendiklerinizi başkalarına da öğrettiniz. Bu açıdan gerçekten öncü sanatçı kavramına çok iyi bir örneksiniz.
Kansu: Çok cesaretliydim herhalde. IAPMA’ya üye olan birisi olarak her defa değişik bir ülkedeki kongrelere katıldım. İlk dönem gittiğimde (Kore benim için çok önemliydi) hep yalnızdım. Çok sonraları arkadaşlarım da bana katıldılar.
Bizim ülkedeki bazı sanatçı arkadaşlarım bana “Hocanım gene o kağıtlara mı gittiniz? Piyasada o kadar çeşitli kağıt varken ne uğraşırsınız ama” diye yaklaşımları oldu ama ben kendi öğretmenlik maaşımdan aktardığım bütçeyle yıllarca bunu hiç aksatmadan sürdürdüm.

Ülkemizdeki statükonun zincirlerini kıran sanatçıların olduğunu görmek ne güzel…
Kansu: Sanatçı ilgisini çeken alanlara girer, dener ve yine dener, beğendiği yerde durur ve onu geliştirir. Benim durağım kağıt sanatı oldu. Bizim ürettiğimiz kağıt doğadan geliyor ve doğanın dili ile konuşuyor. Yaptığınız işe o da potansiyelini katıyor. Canlı ve dinamik bir süreci birlikte deneyimliyorsunuz. Ürettiğiniz kağıt yaşayan bir varlıktır.

 

“Yine kağıtlara mı gidiyorsunuz” diyen arkadaşlara aldırmadık ve uluslararası temaslara, katılıma ve bir nevi ülkemizi de temsiliyete hep devam ettik”

Siz öğrendiğiniz her bilgiyi gelip ülkedeki diğer sanatçılara da aktardınız ve Kıbrıs Kağıt Sanatçıları Derneği oluşum sürecinin de kapısını araladınız. Öğretmen olmanızdan gelen topluma aktarma, toplumu ileriye götürme vazifenizi kağıt sanatçılarını çoğaltmak için de yerine getirdiniz. Ne iyi ki “Hep bana, sadece bana” demediniz.

Kansu: Ben ülkemizde kağıt sanatıyla ilgili ilkokullarda atölyeler yaptım, konferanslar verdim. Atatürk Öğretmen Akademisi’nde de çalıştığım için ilkokul müdürlerinin çoğu benim öğrencimdi ve onlar da bu vizyonu paylaştıkları ve sanata yatkın oldukları için beni okullarına davet ettiler. Ortaokullara da gittim. Yalnız ülkemde değil Türkiye’den de aranmaya başladım ve oralara da gittim. Güzelyurt’lu olan Nevzat Yalçın adlı Almanya’da yaşayan ve Milliyet Sanat’ta yazıları olan bir sanatçımız benimle röportaj yapıp Milliyet Sanat’ta yayınlayınca oradan da (üniversiteler başta olmak üzere) teklifler geldi. İlk olarak Marmara Üniversitesi’nde konferanslar da verdim, atölyeler de yaptım, sergiler de açtım. Kendi okulum olan Gazi Üniversitesi’nde de yaptım. Orada “40 yıl önce bu okuldan mezun oldum, şimdi burada konferans yapmam benim için büyük bir gururdur” dedim.
Ülkemizdeki diğer sanatçı arkadaşlara da kendi atölyemde birçok atölye düzenledim ve onları da IAPMA’ya üye olmaları için teşvik ettim. Kongrelere artık arkadaşlarla beraber gittik, hem görünürlüğüm hem de sesimiz çoğaldı. “Yine kağıtlara mı gidiyorsunuz” diyen arkadaşlara aldırmadık ve uluslararası temaslara, katılıma ve bir nevi ülkemizi de temsiliyete hep devam ettik.  İsmet Tatar, Emel Samioğlu ve Simge Uygun arkadaşlarımızla birlikte Kıbrıs Kağıt Sanatçıları Derneği’ni kurunca artık daha kurumsal ve güçlü bir şekilde hem içte hem de dışta çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

inci-kansu-isimsiz-elyapimi-kagit-1997.jpg

“Ben o cesareti gösterip dünyayı yakaladım. Sonra da ülkeme dönerek başkalarına da öğrettim ve böylece çoğaldık”

Üniversiteye gidişte de, Amerika’ya burs için eğitim almaya da, bu yurtdışı kongrelere de hep yalnız gittiniz. Kadın hareketleri açısından da sizin cesaretiniz, girişimci ruhunuz, keşfetme arzunuz diğer kadın sanatçılara da öncü olmuştur.
Kansu: Azimli bir insanım. Cesaretli olmazsanız hiç ileriye adım atamazsınız. Ben o cesareti gösterip dünyayı yakaladım. Sonra da ülkeme dönerek başkalarına da öğrettim ve böylece çoğaldık. Yeni genç sanatçı arkadaşların da hala daha bana gelerek kağıt sanatını kendilerine de öğretmeyi talep etmeleri beni çok mutlu ediyor. Amerikaya burs aldığımızda aynı dönem erkek müfettiş arkadaşlar çok uçak kaçırdılar, zamanı yakalayamadılar ama ben hiç kaybolmadım da uçak kaçırmadım. Aynı yıl içinde San Francisco eyaletinde deprem olmuştu ve program sorumlusu bana istersem geri dönebileceğimi söylediğinde ben yine cesaret göstererek devam etmek istediğimi söyleyerek o eyalete gittim ve programımı tamamladım.
Ben ülkede yüksek eğitim alan 2. kuşağım. Kızlar o zaman lise bitiminde evlenir ve kocaları onlara bakardı. Öyle bir genel inanç vardı ve ben bu inançla mücadele ettim. Annem-babamın büyük desteğinin bugünlere gelmemde de çok büyük etkisi vardır. Hatta babam ilk yıl yurtta yatılı kalmaya korktuğum için Kıbrıs’a geri dönmek isteğimi belirttiğim mektubuma “Sen değil miydin yüksek eğitime gitmek için büyük mücadele veren. Otur yerine ve eğitimine odaklan” dedi. İyi ki demiş.

Hayattaki ilk ve son geri adım girişiminiz de oydu galiba. Diğerleri hep ileriye doğru adımlar oldu.
Kansu : İyi bir değerlendirme oldu bu. Evet galiba öyle oldu.

 

“IAPMA çatısı altında gerçekten dünyalı bir ailem var”

Kongrelere yalnız gider gelirim dediniz ama orada çok büyük bir sanatçı topluluğu vardı ve belki de onlar sizin uluslararası sanatçı aileniz idi.
Kansu: Gerçekten dünyalı bir ailem var IAPMA çatısı altında. Girişimlerinizi takdir eden, cesaretlendiren, saygı ve ilgi gösteren samimi insanlar. İyi ki o cesareti göstermişim.

 

“Başlangıçta 10 kişiydik şimdilerde ise 30 civarındayız. Genç sanatçı kuşağın derneğe katılması hatta bayrağı onların devralması çok değerlidir”

Ülkemizde sanatçıların örgütlendiği/buluştuğu derneklerin sayısı çok fazla değil. Kıbrıs Kağıt Sanatçıları Derneği çatısının sizler için anlamı ve sizlere kattıkları neler vardır?
Kansu: Biz çok isabetli bir kararla derneğimizi kurduk. Tabi IAPMA’da da fotoğrafçısı var, kağıt tarihçisi var, seramik sanatçısı vb. var. Bizim derneğimizde de böylesi bir çeşitlilik var. Ama kağıt hepimizi birleştiren ortak noktamız. Emel, İsmet ve Simge arkadaşlarımızla, Nilgün Güney, Hikmet Uluçam ile birlikte bu yola çıktık. Gökçe Keçeci, YDÜ’de bölüm başkanı iken onun odasında derneğimizi kurduk.  Başlangıçta 10 kişiydik. İki yıllık olarak ilk başkan bendim, sonra İsmet Tatar devraldı, sonra yine ben ve iki kez İsmet yaptı. Sonra ayrılanlar, tekrar gelenler oldu. IAPMA’ya üyelik için başvurduğumuzda 21 kişi vardı. Bu uluslararası sanatçı kimliğine sahip üyelerimiz de var, derneğimiz de var.  Genç sanatçı (örneğin Kemal B.Caymaz, Raif M.Kızıl ve diğer gençler) kuşağından kişilerin de derneğe katılması hatta bayrağı onların devralması da çok değerlidir. Son başkanımız ise genç Kemal, eş başkanımız ise genç Raif arkadaşımızdır. Çok iyi yönetiyorlar. Derneğin üye sayısı 30 civarındadır.
Derneğimizin YDÜ’de yaptığımız ülkemizdeki ilk uluslararası sergisine (Türkiye, Bulgaristan’dan sanatçılar katıldı) IAPMA’dan da yöneticiler katıldı. Kağıt kıyafetlerle moda gösterisi yaptık.
Yine sonraları Türkiyede de Kağıt Sanatçıları Derneği oluştu ve onlarla da dernek olarak güzel bir işbirliğimiz var. Burada sergilerimiz oldu, sonra İzmir ve Ankara’da sergiler açtık.
Kağıt 21.yüzyılın sanat malzemesi oldu. Arkadaşlarımızın da çalışmaları ve KKSD’nin gayretleriyle ne mutlu bize ki kağıt sanatını Kıbrıs plastik sanatlarının içine yerleştirdik. Kağıdın önündeki önyargıları da yıktık.

img-2143.jpg

“Kültür Dairesi Müdüresi Şirin hanımın girişim ,gayret ve emekleri takdir edicidir”

Devletimizin ülke tanıtımında kültür-sanatı ciddiye almadığını düşünenlerdenim. Bu konuya ayrılan bütçelerin komik rakamlar olmasından tutun da bu konulara eğilen devlet yöneticilerinin neredeyse yok derecede olması, gözlemlediğimiz vizyonsuzluk çok üzüntü vericidir.
Kansu: Kültür Dairesi Müdüresi Şirin hanımın girişimleri, gayretleri ve emekleri takdir edicidir. Kültür-sanata ayrılan bütçeler meselesi çok önemli. Bizim kitabımızda Kültür Dairesi katkıları vardır.

 

“Yaşadıkça, okudukça, öğrendikçe, keşfettikçe denemelerim sürecek. Daha evrensel işler yapma ideali ile çalışmaya devam ediyorum”

Başka hangi hayaller ve denemeler var İnci Kansu’nun kafasında ve gündeminde?
Kansu: Benim felsefem hep emek ve denemeye dayanıyor. Yaşadıkça, okudukça, öğrendikçe, keşfettikçe denemelerim sürecek. Birlikte çalışma kültürü ile vermeyi seviyorum. 66 yıldır sanatla uğraşıyorum. Daha evrensel işler yapma ideali ile çalışmaya devam ediyorum. Picasso, “Aslolan bulmak değil, aramaktır” der ya ben de bulduklarımı değil aramayı seçiyorum.


KISA KISA…..KISA KISA…..KISA KISA…KISA KISA

Gazi Eğitim Ens.… Çok iyi bir eğitim
Picasso… Cesaret
Bakır Madeni… Lefke
Merhamet… İnsanın özü
Mehmet Kansu…. Hayat Arladaşım
Kağıt… Aşkım
KKSD…. Dostlarım
Takı… Tamamlayıcı
Mehvibe Şefik… İlk aşkım
Lefkoşa Surlariçi… Yer yer şirin,yer yer değil
Öğretmenlik… Ödüllü bir meslek
Boncuklar… İşimde eleman olmasına uğraşıyorum

Bu haber toplam 326 defa okunmuştur