1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Hrant Dink suikastı 19. yılında: Adalet hâlâ eksik
Hrant Dink suikastı 19. yılında: Adalet hâlâ eksik

Hrant Dink suikastı 19. yılında: Adalet hâlâ eksik

Türkiye'de Gazeteci Hrant Dink'in Agos Gazetesi önünde öldürülmesinin üzerinden 19 yıl geçti. Cinayetin arkasındaki ihmaller zinciri büyük ölçüde karanlıkta kalırken cezasızlık duygusu hâlâ sürüyor.

A+A-

Gazeteci Hrant Dink'in, kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi'nin önünde uğradığı suikast sonucu öldürülmesinin üzerinden tam 19 yıl geçti.

Cinayet yalnızca bir gazetecinin değil, Türkiye'de birlikte yaşama iradesinin hedef alındığı bir dönüm noktası olarak hafızalara kazındı.

Geçen onca yıla rağmen Dink'in öldürülmesine ilişkin sorumluluk zinciri ise tam anlamıyla aydınlatılamadı.

 

Barış ve kardeşliği savunuyordu

Hrant Dink hem Türkiye hem de Ermeni toplumları arasında köprüler kurmayı amaçlayan bir gazeteciydi. Yazılarında inkar ve düşmanlık dili yerine yüzleşme, empati ve ortak gelecek vurgusu öne çıkıyordu.

1996 yılında kurduğu Agos Gazetesi'nde yazdığı yazılar ve barış odaklı söylemleri, onu geniş bir kitlenin sevgisini kazanmış bir simge haline getirdi. Ancak bu barışçıl çabaları, bazı milliyetçi çevrelerin hedefi olmasına yol açtı. 2004 yılında Türklüğe hakaret suçlamasıyla yargılanması, onu medya ve kamuoyunda yalnızlaştırdı.

 

Tehditler arasında yazılan satırlar

6 Şubat 2004 tarihli yazısında, Sabiha Gökçen'in Ermeni kökenli olabileceğini ifade eden Hrant Dink, Genelkurmay Başkanlığı'nın sert bir açıklamasıyla hedef alındı. Ardından, dönemin İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör, MİT'in talebiyle Dink'i İstanbul Valiliği'ne çağırdı. Görüşme sırasında, Güngör'ün yanında bulunan iki MİT görevlisi, Dink'i açıkça uyardı. Bu görüşme, daha sonra açılan davalarda "devletin cinayetten haberdar olduğu" tartışmalarının merkezinde yer aldı.

Öldürülmeden önce kaleme aldığı son yazısında Dink, "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce" diyordu.

 

Cezasızlığın simgesine dönüşen kare

19 Ocak 2007 tarihinde, 17 yaşındaki tetikçi Ogün Samast, İstanbul Şişli'de bulunan Agos Gazetesi'nin önünde Hrant Dink'i silahla vurarak öldürdü. Olay sonrası Samast, babasının ihbarıyla Samsun Otogarı'nda yakalandı.

Cinayetin ardından çekilen bir fotoğraf ve bu ana ilişkin görüntüler, Samast'ın Türk bayrağı ve Atatürk posteri önünde poz verdiği, emniyet görevlilerinin ise övgü dolu sözler söylediği bir skandalı ortaya çıkardı. 

Soruşturmanın ciddiyetini tartışmaya açan görüntüler kamuoyunda infial yarattı. Fotoğraf, yalnızca bireysel bir suçun değil, kurumsal reflekslerin de sorgulanmasına neden oldu.

17 yaşında olduğu için yetişkinlere uygulanan cezadan muaf tutulan Samast, üçte bir oranında indirimle 21 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 15 Kasım 2023'te şartlı tahliye edilen Samast, cinayeti organize eden daha büyük bir planın parçasıydı.

Cinayetle ilgili soruşturmalarda, Hrant Dink'in öldürüleceği bilgisinin hem Trabzon hem de İstanbul Emniyet Müdürlüklerine daha önce iletildiği ortaya çıktı. Yardımcı istihbarat elemanları Erhan Tuncel ve eniştesi Coşkun İğci'nin verdiği bilgiler, cinayet planının bilinmesine rağmen hiçbir önlem alınmadığını gösterdi. Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ve İstihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer gibi  isimlerin Dink cinayetine ilişkin istihbaratı gizledikleri ve gerekli adımları atmadıkları yönündeki tespitler mahkeme kararlarına yansıdı.

 

Süreci kolaylaştıran kamu görevlileri

Ancak faillerin bir kısmı cezalandırılırken ihmalleriyle süreci kolaylaştıran kamu görevlilerinin birçoğu cezasız kaldı. Bu tablo, davanın en tartışmalı başlıklarından biri olarak yıllardır eleştiriliyor.

Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer, Hrant Dink cinayeti sürecindeki sorumlulukları kapsamında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararlarında, cinayet öncesi ve sonrasındaki ihmal ve delil karartma eylemleri de hükme gerekçe olarak yer aldı.

Cinayetin planlanmasında rol alan Yasin Hayal, daha önce Trabzon'da McDonald's'a bombalı saldırı düzenlemiş, ancak terör suçu yerine basit bir adi suç kapsamında yargılanmıştı. Dink cinayetinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Hayal, ceza indirimleri çıkmadığı takdirde 2047 yılında tahliye edilecek.

Davanın bir diğer kritik ismi olan Erhan Tuncel, cinayeti azmettirmek dahil birçok suçtan toplamda 96 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz de sahtecilik ve adam öldürmeye azmettirme suçlarından 28 yıl hapis cezasına mahkum oldu.

Dink cinayetinden yedi ay öncesine kadar Trabzon Emniyet İstihbarat Şube Müdürü olan Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ise ihmal suçlamalarıyla yargılanmalarına rağmen beraat etti. Cerrah, mahkemede Dink'in öldürüleceğine dair istihbaratı içeren F4 raporunun kendisinden saklandığını öne sürdü. Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ve dönemin İstanbul istihbarat şube müdürü Ahmet İlhan Güler de beraat eden isimlerdendi. Zamanaşımı ve delil yetersizliği, bu süreçte dikkat çeken unsurlardan oldu.

 

Samast için zaman aşımı kararı

Ogün Samast'ın 16 yıl 10 ay hapis yattıktan sonra şartlı tahliye edilmesi de tepkiye yol açtı. 

Dink ailesi ve avukatları, Ogün Samast'ın ana davada cinayetin yanı sıra örgüt üyeliğinden hüküm giymemesine itiraz etmiş, bunun üzerine mahkeme Samast'a örgüt üyeliği cezası da vermişti. Ancak Yargıtay Samast'ın örgüt üyeliğini 220'nci madde kapsamında değerlendirerek zaman aşımına soktu. Böylece Samast örgüt üyeliğinden ek ceza almadı.

Zaman aşımı kararı, hukuk çevrelerinde ve insan hakları savunucuları arasında tepkiyle karşılandı. Karar, Dink davasında "cezasızlık algısını" derinleştiren bir eşik olarak değerlendirildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'yi 2010'da Hrant Dink'in yaşam hakkını koruyamadığı gerekçesiyle mahkum etmişti.

 

Ailenin itirazı reddedildi

Tahliye kararının ardından Samast hakkında, "FETÖ'ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" suçundan yeni bir dava açıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 10 Ocak 2025'te yapılan duruşmasında mahkeme heyeti, zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi. 

Karara Dink ailesi itiraz etti. Yapılan istinaf başvurusunu ele alan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, tetikçi Ogün Samast ve diğer sanıklar hakkında verilen "zaman aşımı" kararına yapılan itirazı 4 Kasım 2025'te reddetti. Üst mahkeme, Dink ailesinin bu suçtan "doğrudan zarar görmediğini" iddia ederek davaya katılma haklarının bulunmadığına hükmetti. Ailenin avukatları karara karşı Yargıtay'a itiraz edeceklerini açıkladı.

 

Toplumsal hafızada açık kalan dosya

Dink'in ardında bıraktığı barış ve hakikat mirası, adaletin sağlanması gerektiğine dair bir çağrı olmaya devam ediyor. 

Hrant Dink'in ölüm yıldönümlerinde, her yıl Agos Gazetesi'nin önünde toplanan binlerce kişi "Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeniyiz" sloganlarıyla adalet taleplerini dile getiriyor. 

Dink öldürülüşünün 19. yıl dönümünde yine vurulduğu yerde anılacak. İstanbul Osmanbey'de Sebat Apartmanı'ndaki 23,5 Hrant Dink Mafıza Mekânı önündeki anma saat 14.30'da başlayacak. Dink için Londra, Paris, Stockholm ve Berlin'de de anma etkinliği düzenlenecek. Dink anmalarında adalet, ifade ve basın özgürlüğü talebi yeniden yükseliyor. 

Ancak Dink davası, toplumsal hafızada iyileşmeyen bir yara olarak varlığını sürdürüyor. Aradan geçen yıllara rağmen dosyanın bütünüyle aydınlatılamamış olması, Hrant Dink'in mirasını aynı zamanda bir adalet çağrısı olarak canlı tutuyor.

Bu haber toplam 240 defa okunmuştur
Etiketler :