1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. 3ü 1 arada: EVİM EVİM GÜZEL EVİM
3ü 1 arada: EVİM EVİM GÜZEL EVİM

3ü 1 arada: EVİM EVİM GÜZEL EVİM

Dünyaya gelişimiz, nefes alışımız, var oluşumuz; kendimizden çok başka şeyler ya da başkaları için mi?

A+A-

Zehra Nalbantoğlu
[email protected]

Beni bende demen, ben de değilem
Bir ben vardır bende, benden içeru
Yunus Emre

2000 yılların çok başında, oğullarımla evde birlikte izlediğim çizgi filmlerin hâlâ etkisindeyim. Özellikle The Why Why Family, Türkçeye “Neden Neden Ailesi” olarak çevrilmiş; günlük hayatta karşılaştığımız fen, doğa ve teknolojik olayların arkasındaki nedenleri, bir çocuğun peşine düştüğü meraklı sorular etrafında öğreten keyifli bir çizgi filmdi.

Bazen aklınızın ucundan geçmeyen ya da geçse de üzerinde durmadığınız yığınla konuyu, evde bilgi sahibi aile bireyi, çocuğun soruları üzerinden konuyu mercek altına alıp hikâyeleştirirdi. Örneğin, büyükbaba hasta olunca, onu hasta edenin mikrop mu yoksa virüs mü olduğunu anlamak için birlikte vücudun içine girer; animasyon karakterler üzerinden, bir çocuğun bile anlayacağı dilde hastalık ve hastalığın beden içindeki seyri anlatılırdı. 

Şimdi “ne âlâka” diye sorabilirsiniz; “evim evim güzel evim,” Yunus Emre ve Neden Neden Ailesi arasında kurulan bağ ne? 3’ünde de ortak paydalardan 1’i EV. Her şey evde, evin içinde ve etrafında şekillenir; zuhûr eder.

İnsan denen varlık; özetle beden, ruh ve zihinden oluşur. İnsanın içinde yaşadığı ev ise vücûdudur. Evimiz olan vücûdumuz olmasa; elle tutulur gözle görülür, etten kemikten bir varlık olamazdık. Tâ ana rahminden başlayan bu oluşumun, ölene dek süregelen bir evrimleşme hâli içinde olduğunu yaşayarak bire bir tecrübe eder, şâhid oluruz.

Neden Neden Ailesi’ndeki çizgi film karakterleri gibi vücûdumuzun içine bir seyre çıksak, sizce nelerle karşılaşırız? İskelet, kas, sinir, solunum, dolaşım, sindirim, boşaltım, endokrin, bağışıklık, üreme, deri sistemleri; kan, organlar, genlerimiz, bakteriler, …Bunlar, ilk etapta görebileceklerimizin bir kısmı. Enerji kanallarımız ve merkezlerimiz de cabası.

Kuantum fiziğine varıncaya kadar, atom ve atom altı parçacıkları görebiliyorduk bedenlerimizde bilim insanlarının sayesinde. Şimdiyse, atomun altındaki parçacıkların bile bir alan titreşimi olduğu bilgisi açığa çıkıyor. Bakar mısınız insanın kendi içindeki gözlemlerine! Uzaktan katı diye gördüğümüz bedenin, içten baktığımızda sandığımız kadar “katı” olmadığını görüyoruz bilimin ölçeğinde. Ve katı sandığımız biz, aslında titreşimiz.

Peki, nasıl bir ilişkimiz var evimizle? Ona iyi bakıyor muyuz? Temizleyip tertipleyip tozunu alıp süpürüyor, mop yapıyor muyuz? Camlarını silip köşe bucak, ara ara bayram temizliği yapıyor muyuz içinde 7/24 yaşadığımız bu hazine değerinde, mucizevi muhteşemliğe? Tanıyor muyuz onu? İhtiyaçlarını biliyor muyuz? Dokunuşlarımız onunla uyum içinde mi, yoksa doğal ritmine müdahale mi ediyoruz? Hayatın dinamiği içinde, düzenli olarak akordunu yapıyor muyuz bu müzik aleti gibi bedenimizin kendine has otantik müziğini çalabilsin diye? Yüzde elliden fazlası sudan oluşan bedenimizi bir bitki gibi düzenli suluyor, seviyor muyuz? Zihnimize neler ekmeyi seçiyor, neleri biçiyoruz? Vakit var mıdır tüm bunları fark edip emek vermeye diye sorulabilir bu noktada. Peki, kendimize vaktimiz yoksa neye vaktimiz var? Ve vaktimiz olan her şeye kendimizden daha fazla mı kıymet veriyoruz? Dünyaya gelişimiz, nefes alışımız, var oluşumuz; kendimizden çok başka şeyler ya da başkaları için mi?

Bu bir seçim, elbet. Ve seçtiğimiz şey her ne ise dönüp bizi şekillendirir. Her seçimin doğal sonuçları vardır; bu sonuçlar, özgür irademizle yaptığımız seçimlerin yansımalarıdır. Şikâyet ediyorsak da eğer, bu kendimizden şikâyet olur, kendi seçimlerimizden.

Vesselâm…Her şey evde başlar ve tabi ki evde bitmez. ‘Evde bitmeyen’ kısma bakmadan, dışarıya söz söylemeden önce; eve bir bakıverelim istersek. Yani önce kendimize ve evin içindekilere, hâllerimize. Kendimizle ve evimizle kurduğumuz münâsebete, titreşime… Ve ordan da Yunus Emre’nin “Beni bende demen….”ine varacaktır yol, elbet.  

Bu haber toplam 355 defa okunmuştur
Gaile 525. Sayısı

Gaile 525. Sayısı