1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. Lefkoşa-Girne yolunda kaza
“Halk  çözüm fikrine bağlı”

“Halk çözüm fikrine bağlı”

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat bir TV programına katılarak çeşitli konuları...

A+A-


2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat bir TV programına katılarak çeşitli konuları değerlendirdi.
Referandumun 9. Yıldönümü ve kapıların açılması ile ilgili görüşleri sorulan Talat, kapıların açılması öncesinde Rum tarafına geçmenin hoş karşılanmadığı, güneye geçmek isteyenlere hain muamelesi yapıldığı dönemleri anlatarak bu kararın sürpriz olduğunu ama önemli gerekçeleri bulunduğunu ifade etti.  Talat, “23 Nisan’da kapıların açılması akıllı bir adımdı” diyerek bu adımın nedenlerini anlattı. 


DÜDÜKLÜ TENCERE
Talat, kapıların açılmasını “halkın ayaklanma ihtimali karşısında düdüklü tencerenin patlamaması için basıncının alındığı” şeklinde yorumladı. 2. Cumhurbaşkanı devamla şunları söyledi: “Çünkü halkla devlet yönetimi zıt kutuplardaydı, halk sokakları doldurarak çözüm istediğini haykırırken, Cumhurbaşkanı Denktaş ve Başbakan Eroğlu çözüm istemiyordu. Halka rağmen barışa hayır diyen devlet yönetimi ve Lahey’deki zirvede Annan Planını reddeden Denktaş, gündem değiştirmek için kapıların açılması yanı sıra bir şey daha yaptı; eylemlerin motor gücü konumundaki gençlerin tepkilerini kontrol altına almak için askerlik süresini de on sekiz aydan bir yıla düşürdü.”
Talat, son günlerde yayınlanan geçişlerle ilgili bilgilerde Kıbrıslı Türklerin Rumlara oranla iki misli fazla geçiş yaptıklarını, bunun nüfus oranı da düşünüldüğünde aslında kişi başına sekiz-on misli olduğunu belirterek, bunun anlamının, Kıbrıslı Türklerin o günlerde Kıbrıs Türk makamları tarafından güneye geçişlerden zorla alıkonuldukları olduğunu ifade etti.


YARGILARIN DEĞİŞMESİ
Talat, kapıların açılması ile birlikte Kıbrıslı Türklerin Rumlar hakkındaki yargılarında değişiklikler olduğunu, Kıbrıslı Rumların çözümle ilgili yanıp tutuşmadıklarının görüldüğünü belirtti.
Talat, Kıbrıslı Rumlar açısından da bir takım gerçeklerin görüldüğünü söyleyerek, Rumların, kuzeydeki Türklerin çok kötü şartlar altında yaşadıklarına inandıklarını ama gerçeklerin düşündükleri boyutta olmadığına tanık olduklarını ifade etti.
Talat, referandumlara ulaşıldığında Kıbrıslı Rumların Annan Planını bilmediklerini ve 2004 yılında AKEL tarafından kendilerine “bize altı ay daha süre veriniz” dendiğini hatırlatarak, bu durum karşısında hayretler içerisinde kaldıklarını anlattı.

ÇÖZÜM OLSAYDI
Kıbrıslı Türklerin plana evet demesiyle çok, ancak istenenin altında şeyler kazandığını söyleyen Talat, sorunun çözülmüş olması halinde özellikle bugünkü ekonomik krizlerin her iki tarafta da yaşanmamış olacağını belirtti.
Bir tarafın “evet” bir tarafın “hayır” demesiyle eski pozisyonların değiştiğini ve Kıbrıslı Türklerin imaj değişikliği yarattığını kaydeden Talat, eskiden uluslararası platformlarda utandıklarına dikkat çekerek, çözüm planına hayır demekle Rumların bu pozisyona düştüğünü anlattı.
Barışa hayır demekle Rum tarafının savunmaya kapandığını belirten Talat, AİHM’in mülkiyetle ilgili aldığı son karara da atıfta bulunarak, bunların çözüme yönelik çabaların sonuçları olduklarını belirtti ve Kıbrıslı Türklerin daha çok kucaklandığını sözlerine ekledi.


İRADE MESELESİ
Türkiye’nin artık çözümü isteyip istemediğine yönelik tartışmaların olduğunun sorulması üzerine Talat, bu tartışmaları abes gördüğünü, Kıbrıslı Türklerin 2002 yıllarında barış ve çözüm için yollara düştüğünü hatırlattı, Türkiye’nin de bu irade doğrultusunda çözüme güçlü destek verdiğini söyledi.
Talat, şu anda burada bir çözüm iradesi olmadığına göre “Türkiye ne yapabilir?” diye sordu. 2. Cumhurbaşkanı, ancak burası çözüm isterse Türkiye’nin bir şey yapabileceğini sözlerine ekleyerek, maalesef insanların buna inanmadığını, iradenin sadece Türkiye’den kaynaklandığını sandığını vurguladı.


TAM BİR ENKAZ
Rum tarafı ile ilgili başka bir soruya cevap veren Talat, Anastasiades’in tam bir enkaz altında kaldığını söyledi. Talat, orada ihtiyaç duyulan kaynağı sağlayacak bir devlet olmadığını, zaten bu konumda olabilecek Yunanistan’ın daha önceden battığını anlattı. Talat, aynı nedenlerden kaynaklanmasa da bizdeki bankalar krizinde mudilerin ödendiğini, çünkü Türkiye’nin ihtiyaç duyulan parayı verdiğini söyledi. AB’nin ise dayanışma gösterdiğini, ama bunu karşılıksız değil belli koşullarla yaptığını ifade eden Talat, “Bu bağlamda bizim kadar şanslı olamadılar” dedi.


KRİZ VE ÇÖZÜM
Rum tarafındaki krizle çözüme hayır demenin bir maliyeti olduğunun görüldüğünü söyleyen Talat,  yaşananların çözümsüzlüğün bir sonucu olduğunun mutlaka kavranacağını kaydetti ve Rum halkının bunları anlamaya başladığına inandığını vurguladı.
Bütün bunların çözüm için olumlu unsurlar olarak kullanılabileceğini kaydeden Talat, “Ne kadar üzülsek de bari bu olumsuzluklardan bir olumluluk çıkarmaya bakalım” dedi.


ÇÖZÜM FİKRİNE DÖNÜŞ
Bir başka soru üzerine Talat, Kıbrıslı Türklerin 2010 yılındaki seçimlerden sonra artık tekrar çözüm fikrine dönmeye başladığını kaydederek, çözümden başka bir alternatifin olmadığının kavranmakta olduğunu söyledi.
Bu süreçte çözüm isteyen partilere büyük görevler düştüğünü kaydeden Talat, bu çerçevede CTP’nin en büyük parti olduğunu, kişisel hırslardan uzak durulması ve parti içi seçimlere “bölük pörçük” girilmemesi gerektiğini, az adaylı seçimlerin parçalanmayı nispeten önleyeceğini anlattı.

Bu haber toplam 1066 defa okunmuştur