1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Görkem Göktuna: Beşer Unutur, İnternet Unutmaz
Görkem Göktuna: Beşer Unutur, İnternet Unutmaz

Görkem Göktuna: Beşer Unutur, İnternet Unutmaz

“Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın 23B Maddesi” çerçevesinde yürütülen tartışmalar kıymetlidir. Ne üzücüdür ki, çatışmanın merkezinde yer alan unutulma hakkıyla ilgili görüşler yüksek sesle ifade edilmemekte ve gerekli değeri görmemektedir.

A+A-

Görkem Göktuna

İfade Özgürlüğü ve Masumiyet Karinesi Denkleminde Unutulma Hakkının Önemi

Dijital çağ, insan hafızasının sınırlarını aşan yeni bir toplumsal hafıza ve refleks yaratmıştır. İnternetin yaygınlaşmasıyla bireylerin geçmişte yaptığı açıklamalar, hakkında yayımlanan haberler, ceza soruşturmaları, sosyal medya paylaşımları ve kişisel veriler artık kolayca erişilebilir hale gelmiştir. Geleneksel toplumlarda zamanla unutulabilecek olaylar, dijital ortamda kalıcı iz bırakmaktadır. Mevcut durum ise, çevrimiçi haklar bakımından çatışma alanı oluşturur. Bu hususta, dijital alanla ilgili çatışmaların özellikle ifade özgürlüğü, masumiyet karinesi, basın özgürlüğü, özel hayatın gizliliği veya bilgi edinme hakkı gibi çatışan haklar ekseninde ele alanımasını zorunlu kılmaktadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Meclis’inde kabul edilen “Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın 23B Maddesi” ilgili çatışmanın somut örneklerinden biridir. Yasada öngörülen değişiklik kapsamında ilgili madde, Masumiyet Karinesinin İhlali: (1)Bir zanlının veya mahkum olmamış bir kimsenin yargılandığı suçla ilgili veya böyle bir yargılama şikayeti yapan veya tanık olan bir kişinin açık ismini veya fotoğrafını kamuya açık bir şekilde yazan, gösteren, basan, paylaşan veya herhangi bir yöntemle teşhir eden kişi, hafif suç işlemiş olur ve mahkumiyet halinde yürürlükteki aylık brüt asgari ücretin iki katına kadar para cezasıyla çarptırılabilir. (2) Yukarıdaki (1)’inci fıkradaki fiil basın, yayın, internet medyası veya sosyal medya aracılığıyla gerçekleştiren bir kişi de hafif bir suç işlemiş olur ve mahkumiyeti halinde yürürlükteki aylık brüt asgari ücretin dört katına kadar para cezasına çarptırılabilir. (3) Yukarıdaki (1)’inci ve (2)’inci fıkralardaki fiillerin firari bir zanlının veya yargılanmakta olan bir kimsenin bulunması veya yakalanması için yapılması halinde veya fotoğrafı ve ismi kullanılan kişinin buna rızasının bulunması halinde herhangi bir suç işlenmiş sayılmaz. (4)Yukarıdaki fıkralar kapsamında, yargılanan zanlı veya sanığın veya böyle bir yargılamada şikayeti yapan veya tanık olan bir kişinin açık isim ve fotoğrafını teşhir etmeksizin yalnızca olayın veya yargı sürecinin haber değeri taşıyan yönleriyle kamuoyuna aktarılması veya haber konusu yapılması suç teşkil etmez. Bu tür yayınlar basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilir şeklinde düzenlenmiştir. Madde bağlamında öngörülen düzenleme ifade özgürlüğü, masumiyet karinesi, basın özgürlüğü, bilgiye erişim hakkı, özel hayatın gizliliği ve basın etik ilke ve değerleri gibi birçok açıdan tartışmaya konu edilmiştir. Şüphesiz ilgili düzenleme, çevrimiçi haklar bakımından yeni bir çatışma alanı yaratmaktadır. Bu minvalde; yasada gerçekleştirilen değişikliğin çatışan menfaat ve haklar bağlamında değerlendirilmesi kaçınılmazdır.

Çevrimiçi hakların merkezde konumlandığı çatışma, özü itibariyle çok boyutludur. Hukuki gerilimin minimize edilmesi; ancak hak ve özgürlükler arası hassas dengenin sağlanmasıyla mümkündür. Bu hususta; çatışma alanının merkezinde konumlanan “unutulma hakkına” değinilmesi kıymetlidir. Zira unutulma hakkı; mevzubahis çatışmanın hem sebebi hem de çözümü konumundadır. Farklı bir ifadeyle; unutulma hakkı çevrimiçi haklar arasındaki çatışmada dengenin sağlanabilmesi açısından etkin ve etkili bir mekanizmadır. Unutulma hakkı; her ne kadar çevrimiçi haklarla bağlantılı olsa da, temel bir insan hakkı olduğu da unutulmamalıdır.

Unutulma hakkı, bireyin geçmişine ilişkin arama motorlarında dizinlenmiş bazı dijital verilerin belirli koşullar altında erişime kapatılması veya silinmesini talep edebilme hakkıdır. Farklı bir ifadeyle, kişinin dijital ortamdaki geçmişi üzerinde kontrol sağlama yetkisi olarak da tanımlanabilir. Öte yandan unutulma hakkı, bireyin geçmişini silme veya temizleme talebi olduğu da düşünülmemelidir. Zira unutulma hakkı; basit bir kişisel arzu veya talepten öte insan onuru, kişilik hakları ve özel hayatın korunmasının bir uzantısı olarak değerlendirilir.

Unutulma hakkı temel bir insan hakkıdır. Hakkın normlaşma süreci açısından özel hayatın  gizliliği hakkı önemli bir yer tutar. Zira; unutulma hakkı özel hayatın gizliliğinin korunması düşüncesinden hareketle türetilmiş bir haktır. Bu bağlamda; birçok uluslararası metinde doğrudan unutulma hakkına yer verilmemiş olsa da, özel hayatın gizliliği hakkı güvence altına alındığından, unutulma hakkının da koruma kapsamında olduğu kabul edilir. İlgili metinlere; Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (Madde 17), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Madde 8) ve Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı (Madde 7 ve 8) örnek verilebilir. Bunun yanında; bazı metinlerde ise unutulma hakkının doğrudan düzenlendiği de görülür. Örneğin; Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (Madde 17).

Unutulma hakkı; ilk kez Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 2014 tarihli “Google-İspanya” kararı ile hukuk dünyasında tanımlanmıştır. Kararın önemi insan hakları hukuku bağlamında iki (2) unsur üzerinden somutlaşır. Birincisi; unutulma hakkının temel bir insan hakkı olarak tanımlanmış olmasıdır. Teknolojinin gelişmesiyle insan yaşamı her geçen gün dijital dünyayla biraz daha bütünleşmektedir. Bu ilişkinin doğal sonucu ise dijital ortamda daha çok kişisel verinin yer alması demektir. Kişisel verilerin dijital ortamda diğer mecralara göre daha kolay erişilebilir olduğu tartışmasızdır. Bu hususta; dijital ortamdaki verilerin korunması için çağın gerçeklerine uygun koruma mekanizmalarına ihtiyaç duyulur. Şüphesiz unutulma hakkı da günümüz dünyasının önemli güvence mekanizmalarından biri konumundadır. Kararı önemli kılan diğer bir husus ise; arama motorlarının da veri sorumlusu sayılabileceği ve sorumluluğunun gündeme gelebileceği yönündeki tespittir. Karar kapsamında ifade edilen bulgu; insan hakları hukuku bakımından kıymetlidir. Zira; insan hakları meselesi, klasik yaklaşımla devlet ve birey arasında vuku bulan olgular üzerinden tanımlanmakdır. Oysa kararla beraber arama motorları yani şirketlerin de insan hakları bağlamında sorumluluğunun gündeme gelebileceğini göstermektedir. Şüphesiz ilgili durum, modern insan hakları kavramı bakımından önemli bir gelişmedir.

Unutulma hakkı; dijital ortamdaki tüm verilerin kaldırılması, silinmesi veya erişime kapatılması talebi değildir. Farklı anlatımla unutulma hakkı; bireyin  kişisel arzu veya sıradan tercihleri ışığında şekillenen taleplerine hukuki meşruiyet sağlayan bir başvuru yolu olarak tanımlanmaz. Şöyle ki, unutulma hakkı kapsamında yapılacak başvuruların birtakım koşullara uygun olması gerekir. Unutulma hakkı bağlamında gerçekleştirilen başvuruların dikkate alınabilmesi veya değerlendirilebilmesi için kabul edilen beş temel kriter söz konsudur. Bu kriterlerden birincisi; dijital ortamda işlenen veya yayınlanan verinin üstün bir kamu yararı taşımaması gerektiğidir. Kamu yararı niteliğindeki veriler, unutulma hakkı kapsamında başvuruya konu edilemez. İkinci kriter; ilgili verinin artık internet ortamında var olmasının bir anlam ifade etmemesidir. Farklı ifadeyle, verilerin dijital ortamda bulunmasının bir önem ifade etmemesini anlatır. Diğer bir ölçüt olarak, dijital ortamda yer alan verilerin; yalan veya yanlış bilgi içermesi veya zaman içerisinde doğruluğunu yitirmiş olması gerekir. Unutulma hakkı kapsamında yapılacak başvurular açısından verinin güncel olup olmaması meselesi de önemlidir. Bu hususta, başvuruya konu edilecek verinin güncelliğini yitirmiş olma şartı aranır. Son kriter ise kişinin dijital ortamda işlenen veri(ler) hakkında önceden rıza göstermesi; ancak sonradan rızasını geri alması durumudur. Kişiye ait rızanın ortadan kaldığı andan itibaren, ilgili verilerin unutulma hakkı kapsamında başvuruya konu edilebileceği kabul edilir. Görüleceği üzere; unutulma hakkı bağlamında yapılacak başvuruların içeriği sıradan taleplerden oluşmamaktadır. İlgili başvurular; ancak belirli koşul ve kriterlerin varlığı halinde gündeme gelebilmektedir.

Unutulma hakkı mutlak bir hak değildir. Unutulma hakkı diğer hak ve özgürlükler gibi belirli koşullar çerçevesinde sınırlandırılabilir. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ulusal veya uluslararası hukuktaki sınırlama rejimleriyle mümkün olmaktadır. Ulusal hukuk kapsamında öngörülen sınırlama rejimleri anaysalarda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasıyla ilgili düzenlemeleri ifade ederken, uluslararası hukuk bağlamındaki rejimler ise uluslararası metinlerde düzenlenmiş mekanizmaları anlatır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) mevzuatında unutulma hakkına yer verilmediği ve mahkeme kararlarına da konu edilmediğinden konunun ulusal düzenlemeler bağlamında ele alınmasını mümkün kılmamaktadır. Bunun yanında konunun anlaşılabilir olması açısından; KKTC iç hukukunun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi  (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları neticesinde unutulma hakkının ele alınıp değerlendirilmesi önemlidir.

Unutulma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde doğrudan düzenleme bulan bir hak değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihadı kapsamında, Sözleşme’nin 8’inci maddesinde yer alan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıyla ilişkilendirilmiş ve tanımlanmış bir haktır. AİHM içtihadında unutulma hakkının mutlak bir hak olmadığı ve belirli koşullar altında sınırlandırılabileceği de ifade edilmektedir.

AİHM kararlarında; unutulma hakkının dijital çağın yarattığı tehditler karşısında özel hayatın korunması açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulanır. Mahkeme unutulma hakkıyla ilgili tespitlerini yaparken belirli kriterleri dikkate almaktadır. Bunların başında; hakkın öznesi gelir. Mahkemeye göre hakkın öznesi bakımından sıradan kişiler ile kamusal figürler arasında belirgin bir ayrım bulunur. Mevzubahis ayrım; şüphesiz kamu yararı odaklıdır. Bu hususta; sıradan bireylerin unutulma hakkı taleplerinin ilk bakışta daha güçlü veya kapsamının kamusal figürlere oranla daha geniş olduğu söylenebilir. Öte yandan, kamusal figürlerin unutulma hakkından yararlanamayacağı gibi bir çıkarım da doğru değildir. AİHM’in Von Hannover/Almanya kararı özel hayatın gizliliği ve basın özgürlüğü arasındaki denge bakımından kıymetlidir. Mahkeme kararında; basının yayımladığı bilgilerin kamu yararına katkı sağlayıp sağlamadığına dikkat çekmiştir. Salt merak duygusunu tatmin eden bilgilerin ifade özgürlüğü kapsamında güvence altına alınamayacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla kamusal figürlerin de mahremiyet hakkına sahip olduğu tartışmasızdır. Mahkemenin tespitinden hareketle kamusal figürlerin de unutulma hakkı kapsamında başvuru gerçekleştirebileceklerini söyleyebiliriz.

Unutulma hakkıyla ilgili diğer bir kriter; talebe konu edilen verinin niteliği hakkındadır. İlgili bilginin bir suç kaydı mı, tarihsel gerçeklik mi, dayanaktan yoksun bir iddia mı veya gerçek dışı bir veri mi olduğu önemlidir. Şöyle ki Mahkeme önüne gelen olayda, başvuru konusu bilginin niteliğini de detaylı bir şekilde ele alır. Unutulma hakkıyla ilgili başvuruları meşru kılan temel unsur; başvuruya konu verilerin kamusal yarar taşımamasıdır. Mahkeme tarafından değerlendirilen diğer bir kriter konunun kamusal yarar taşıyıp taşımadığı meselesidir. İlgili ölçüt verinin niteliği kriteriyle birlikte değerlendirilir. Mahkeme ilgili durumu “toplumun bu bilgiyi bilmesinde üstün bir menfaati, çıkarı veya güncel bir faydası var mıdır?” gibi sorular üzerinden somutlaştırır. Örneğin Mahkeme, Axel Springer AG/Almanya kararında bir oyuncunun uyuşturucu suçuyla bağlantılı olarak gözaltı sürecinin haber yapılmasını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir. Kişinin kamusal bir figür olması ve olayın toplumsal tartışmaya katkı sunduğunu ileri sürerek özel hayatın toplumun bilgi edinme hakkını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağını ifade etmektedir. Mahkeme benzeri yaklaşımı M.L. ve W.W./Almanya kararı kapsamında da benimsemiştir. Karara konu olayda başvurucular ağır bir suç işlemiş ve mahkum edilmişlerdir. Başvurucular isimlerinin dijital arşivden kaldırılması yönünde talepte bulunmuşlardır. Mahkeme kararda; işlenen suçun ciddi bir suç niteliğinde olduğu ve kamunun bilgi edinme hakkının ağır bastığını ifade etmiştir. Farklı bir ifadeyle; isimlerin dijital ortamda yer almasının, yer almamasına oranla kamunun yararına olduğu tespitinde bulunmuştur. Şüphesiz benzeri yaklaşım unutulma hakkı için de geçerli olup, bilgi edinme hakkını ortadan kaldıracak veya güçleştirecek şekilde yorumlanamayacağını göstermektedir.

Mahkemenin başvurular kapsamında değerlendirdiği bir başka ölçüt zaman unsurudur. Başvuru konusu bilginin zamanı, talep açısından belirleyici bir ögedir. Bu doğrultuda Mahekeme, ilgili verilerin güncel olup olmadığı veya üzerinden uzun bir zaman geçip geçmediği gibi hususları dikkate almaktadır. Mahkeme Hurbain/Belçika kararında eski bir trafik kazası haberinde yer alan kişinin isminin yıllar sonra anonim hale getirilmesiyle ilgili talebini meşru bulmuştur. Mahkeme burada zaman faktörüne dikkat çekmiş; haberin yayımlandığı dönemde kamu yararı bulunsa bile aradan geçen uzun süre sonrasında bireyin mahremiyet hakkının daha ağır basabileceğini değerlendirmiştir. Dolayısıyla kamu yararı niteliğinin zaman unsuruyla birlikte ele alınması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Son ölçüt ise hak ve özgürlüklere yönelik müdahale prensipleri üzerinden şekillenir. AİHS kapsamında kurulan rejim asli olarak hak ve özgürlükleri koruma amacı taşır. Farklı anlatımla; hak ve özgürlüklerin korunması esas, müdahale ise ancak istisnai durumlarda kabul edilir. Şüphesiz bu yaklaşım, AİHM kararlarına da hakimdir. Mahkeme’nin hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması hususunda genel refklesi, sınırlamanın son çare olması şeklindedir. Yani sınırlama olmaksızın aynı sonucun elde edilme imkanı olması halinde, Mahkeme sınırlamayı meşru bir uygulama olarak kabul etmez ve ihlal oluşturduğunu belirtir. Unutulma hakkıyla ilgili yaklaşım da aynen böyledir.

Unutulma hakkı niteliği gereği kompleks bir haktır. İfade özgürlüğü, masumiyet karinesi, özel hayatın gizliliği, basın özgürlüğü, bilgi edinme hakkı gibi haklarla yakınen ilişkilidir. Hakkın mevcut yapısı; şüphesiz yorum ve tanımları da güçleştirmekte ve zorlaştırmaktadır. Ek olarak, unutulma hakkına yönelik daha hassas bir bakış açısı geliştirilmesini de kaçınılmaz kılar. AİHM’in konuyla ilgili kararları incelendiğinde unutulma hakkı ve diğer hak ve özgürlükler arasında hassas bir denge kurmaya çalıştığı görülmektedir. Bu hususta müdahalenin şekli veya yöntemleri önem kazanır. Mahkeme müdahalenin son çare olması yanında, nasıl ve hangi yöntemle gerçekleştiğine de ayrı önem atfeder. Unutulma hakkı özelinde yapılacak taleplerin diğer hak ve özgürlüklere yönelik ölçüsüz müdahale niteliği arz etmemesi gerekir.

Mahkeme hak ve özgürlükler arasında önem sırası veya öncelik belirlenmesi hususlarına şiddetle karşı çıkar. Hiçbir durumda bir hakkın ikinci plana atılmasını kabul etmez. Axel Springer AG/Almanya kararı Mahkeme’nin çatışan hak ve özgürlükler arasındaki dengeleme testinin somutlaştırılması açısından önemli bir karardır. Mahkeme kararda ifade özgürlüğü ile özel hayatın gizliliği hakkı arasında hassas dengeye işaret ederek, açık bir şekilde özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında ifade özgürlüğünün ikinci plana atılmayacağını belirtmektedir. Kararı önemli kılan diğer bir husus ise, unutulma hakkıyla ilgili kriterlerin şekillenmesine katkı yapmış bir içtihad niteliğinde olmasıdır. Karar metninde yer alan ve önceki paragrafta belirtilen kriterlere ek olarak, yapılan haberin basın etik ilke ve değerlere uygun yapılmış olması da bir koşul olarak ifade edilmiştir. Bu bağlamda; basın etik ilke ve değerleriyle örtüşmeyecek şekilde yayımlanan verilerin unutulma hakkıyla ilgili başvurulara konu edilebileceğini söyleyebiliriz. 

Dijital çağın önemli insan hakları tartışmalarından biri unutulma hakkıdır. İnternetin sınırsız hafızası karşısında bireyin mahremiyetini ve kişilik haklarını korumak daha zor hale gelmektedir. Oysa unutulma hakkı yalnızca bir veri koruma mekanizması değildir. Aynı zamanda, bireyin ikinci bir şans elde edebilmesinin hukuki ifadesidir. Ancak unutulma hakkı, ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran bir sansür mekanizmasına da dönüşmemelidir. Demokratik toplumun temel unsurlarından biri olan basın özgürlüğü ve kamunun bilgi edinme hakkı korunmaya devam etmelidir. AİHM içtihatları da tam olarak bu dengeyi kurmayı amaçlar. Mahkeme; bir yandan bireyin geçmişiyle sonsuza kadar damgalanmaması gerektiğini kabul ederken, diğer yandan da kamu yararı taşıyan bilgilerin toplumsal hafızadan silinmesine izin vermemektedir.

Tüm bu gelişmeler ışığında: KKTC Meclisi’nde kabul edilen “Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın 23B Maddesi” çerçevesinde yürütülen tartışmalar kıymetlidir. Ne üzücüdür ki, çatışmanın merkezinde yer alan unutulma hakkıyla ilgili görüşler yüksek sesle ifade edilmemekte ve gerekli değeri görmemektedir. Oysa konu özelinde; çatışmanın hem sebebi hem de çözüm mekanizmalarından biri unutulma hakkıdır. Bu bağlamda; tartışmanın unutulma hakkı ekseninde de ele alınması ve hakkın KKTC mevzuatına kazandırılması için girişimler yapılması elzem niteliktedir.

Bu haber toplam 1005 defa okunmuştur
Gaile 528. Sayısı

Gaile 528. Sayısı