
“Galerilerle ortak iş yapıyor, bakanlık personeline araç taşıtıyor”
HÜR-İŞ ve KAMU-İŞ Başkanı Ahmet Serdaroğlu, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Batu Beyit’in “galericilerle ortak iş yaptığını” öne sürdü. Serdaroğlu, “Bakanlık personelini limana götürüp, arabaları Haspolat’taki ambara taşıttı.
Recep DAL
Hür-İş Federasyonu ve Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Batu Beyit ile ilgili çarpıcı bir iddia ortaya attı: “İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Batu Beyit, galericilerle ortak iş yapıyor. Memurlar, Beyit’in emriyle, Mağusa Limanı’ndaki araçları, galerilere taşıyor.”
Serdaroğlu, Beyit’in İçişleri Bakanlığı’ndaki personelleri alarak Mağusa Limanı’na gittiğini, götürdüğü personellerin oradaki arabaları sürerek Haspolat’taki bir ambara getirdiğini iddia ederek “Çalışanlara kendi özel işini yaptırmış oldu. Memleketin hali bu durumdadır” iddiasında bulundu.
Söz konusu iddialar üzerine YENİDÜZEN’in ulaştığı Batu Beyit ise iddiaları reddederken, konuyla ilgili görüş belirtmek istemediğini söyledi.
Hür-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu:
“İçişleri Bakanlığı Müsteşarı personellere limandan araba çektirdi”
Hür İşçi Sendikaları (Hür-İş) Federasyonu ve Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu, YENİDÜZEN’e yaptığı özel açıklamalarda, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Batu Beyit’e yönelik ciddi iddialarda bulundu.
Hür-İş Federasyonu ve Kamu-İş Başkanı Serdaroğlu, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Beyit’in galericilerle ortak iş yaptığını öne sürdü; Bakanlık personelinin özel işlerde kullanıldığına dikkat çekti.
Müsteşarın İçişleri Bakanlığı’ndaki personelleri yanına alarak Mağusa Limanı’na gittiğini ifade eden Serdaroğlu, “Götürdüğü personeller oradaki arabaları sürerek Haspolat’taki bir ambara getirdi. Çalışanlara kendi özel işini yaptırmış oldu. Memleketin hali bu durumdadır” dedi.
Serdaroğlu, konuyla ilgili Başbakan Ünal Üstel’i de eleştirdi, “Üstel de bu skandalları engelleyeceğine, hala daha bu müsteşarları görevde tutmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Gümrük işlemlerine ilişkin de çeşitli iddiaların gündemde olduğunu dile getiren Serdaroğlu, bu konuda kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğine dikkat çekti. Hür-İş olarak daha önce de talepte bulunduklarını hatırlatan Serdaroğlu, son üç yıl içinde ülkeye gelen ve gümrüklenen araçların tamamının yeniden incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Serdaroğlu, “Son 3 sene içerisinde gelen ve gümrüklenen bütün arabaların doğru işlemlerden geçip geçmediği kontrol edilmeli” diyerek, araçların özelliklerine göre gümrüklenmediğine ilişkin iddialar bulunduğunu belirtti.
Üst düzey bürokratların da bu süreçlerin içinde olduğunun konuşulduğunu ifade eden Serdaroğlu, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’un bu konuda derhal açıklama yapması gerektiğine dikkat çekti.
Beyit iddiaları yalanladı, yorumdan kaçındı
YENİDÜZEN’in ulaştığı İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Batu Beyit ise, iddiaları yalanladı; konuyla ilgili yorum yapmak istemediğini kaydetti.
“Destek ödemesini yüzlerine, gözlerine bulaştırdılar”
Öte yandan Serdaroğlu, asgari ücret başta olmak üzere başka diğer konularla ilgili de önemli açıklamalarda bulundu.
Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nda işçi temsilcisi olarak görev yaptıklarını hatırlatan Serdaroğlu, “Bu ülkede asgari ücretle geçimini sağlamaya çalışan insanlarımızın işi çok zor. Tabii ki Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nda asgari ücretlinin haklarını savunan işçi temsilcisi olarak bizim de işimiz zor” diye konuştu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu’nun asgari ücrete enflasyon oranının altında artış yaptığını belirten Serdaroğlu, söz konusu artışın ardından açıklanan desteklerin gerçeği örtmeye yönelik olduğunu dile getirdi.
Serdaroğlu, İhtiyat Sandığı’ndaki İstihdamı Destek Fonu’ndan (İDF) sağlanacağı açıklanan destekle ilgili de eleştirilerde bulundu.
“Destek ödemesini yüzlerine, gözlerine bulaştırdılar”
Serdaroğlu, “Asgari ücretliyi açlığa mahkum ettiği fark edilmesin diye İhtiyat Sandığı’ndaki İstihdamı Destek Fonu’ndan 6 ayı kapsayacak şekilde 12 bin TL destek vermeye çalıştı. Onu da yüzüne gözüne bulaştırdı. Hala alamayan insanlarımız var” ifadelerini kullandı.
Söz konusu desteğin vatandaş olmayan çalışanları kapsamadığını da dile getiren Serdaroğlu, bunun da ayrı bir tartışma konusu olduğuna vurgu yaptı. Serdaroğlu, “Bu ülkedeki enflasyonist ortamdan yurttaş olmayan insanlar da etkileniyor sonuçta” diyerek, bu kesimin de ekonomik koşullardan doğrudan etkilendiğine dikkat çekti.
Serdaroğlu, bazı basın yayın organlarının da hükümetin politikalarını destekleyen bir algı oluşturduğunu belirterek, “Sanki de asgari ücrete hayat pahalılığı oranının altında artış yapılmamış gibi algı yaratıldı. Bunu ülkeye ve asgari ücretliye satmaya çalıştılar” dedi.
Toplumun doğru ile yanlışı ayırt edebilmesinin önemine vurgu yapan Serdaroğlu, “Toplum olarak kimin doğru kimin yanlış yaptığını söyleyebilmemiz lazım. Doğruyu ve yanlışı ayıramadığımız sürece hakikate ulaşmamız mümkün değil” ifadelerini kullandı.
“Enflasyonu tetikleyen hükümetin beceriksizliği”
Serdaroğlu, enflasyonun nedeninin asgari ücret artışları olmadığını belirterek hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi; “Enflasyonu tetikleyen asgari ücretin artması değil, UBP-DP-YDP Hükümeti’nin beceriksizliği ve yanlış politikalarıdır” diyerek bu görüşüne vurgu yaptı.
Toplumun bu duruma tepki göstermemesi halinde sorunların daha da büyüyeceğini belirten Serdaroğlu, yanlış uygulamalara ve orantısız zamlara karşı toplumsal tepkinin önemine dikkat çekti. Serdaroğlu, “Tepkisiz kalırsak enflasyon yükselir ve alım gücümüz her geçen gün daha da geriler” dedi.
Hükümetin açıkladığı prim desteklerini de eleştiren Serdaroğlu, söz konusu uygulamanın çalışanlara değil işverenlere fayda sağladığını belirtti. Serdaroğlu, “Bir de yaptıkları prim desteklerini müjde olarak bize sunuyorlar. Bu da destek falan değil. Patronların ve büyük sermayedarların cebine para koyma taktidir” ifadelerini kullandı.
Bu desteklerin yurttaşların cebine girmediğini belirten Serdaroğlu, sözde istihdamı koruma amacıyla yapılan uygulamaların mevcut ekonomik politikalarla birlikte işsizliği daha da artıracağına dikkat çekti. Serdaroğlu, mevcut politikalarla devletin yönetilemeyeceğini vurgulayarak “Sürekli zam yaparak ve hiçbir şeyi sübvansiye etmeden her şeyi piyasaya yükleyerek enflasyonun engellenemez” dedi.
Serdaroğlu, hükümetin açıkladığı tasarruf tedbirlerine de değinerek bazı uygulamaların çok daha önce hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Savaşın hakim olduğu ve ülkeye de yansıyabilecek bir ortamda kriz yönetimi kapsamında bazı tedbirlerin alınmasının doğru olduğunu düşündüğünü belirten Serdaroğlu, buna rağmen hükümete güven duymadıklarını dile getirdi. Serdaroğlu, “Yapacakları doğru bir şey kalmadı. İstedikleri kadar tasarrufa gitsinler, yarattıkları yıkımı hiçbir şekilde telafi edemezler” ifadelerini kullandı.
“Açıklanan paket hükümetin başarısızlığını itiraf etti”
Sendikalar ve sivil toplum örgütleriyle birlikte planlama yapılmadığı sürece hükümetin başarı elde edemeyeceğini belirten Serdaroğlu, açıklanan paketin aslında hükümetin başarısızlığını itiraf ettiğine vurgu yaptı. Serdaroğlu, devlet hizmet araçlarının kullanımının sınırlandırılması ve akaryakıt giderlerinin kontrol altına alınmasına yönelik kararların da geç kalınmış uygulamalar olduğunu söyledi.
Serdaroğlu, “Bunun için ekstra bir tedbire gerek yoktu. Zaten çok önceden alınması gereken bir karardı. Kamu kaynakları fuzuli şekilde harcanmamalıdır” diyerek kamu kaynaklarının daha dikkatli kullanılması gerektiğine dikkat çekti.
Bu kararların aslında geçmişte yapılan hataların itirafı anlamına geldiğini ifade eden Serdaroğlu, “Bunun meali, ‘biz bunca zaman har vurup harman savurduk, bu saatten sonra dikkat edelim’ demektir” dedi.
Müdür ve müsteşarların mesai saatleri dışında makam araçlarını kullanmasının da doğru olmadığını belirten Serdaroğlu, bu kararların geç kalınmış uygulamalar olduğuna vurgu yaptı.
Ek mesai ödeneklerinde yüzde 20 tasarruf yapılacağı ve zorunlu olmadıkça ek mesai uygulanmayacağı yönündeki açıklamaları da değerlendiren Serdaroğlu, bunun da tartışmalı bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Serdaroğlu, “Zaten zorda kalınmadığın sürece ek mesai yapılmaması gerekiyor. Bugüne kadar ek mesailer keyfi şekilde mi yapılıyordu?” diyerek bu durumun sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Eğer geçmişte keyfi uygulamalar olduysa sorumluluğun en başta Başbakan Ünal Üstel’e ait olduğunu belirten Serdaroğlu, açıklanan kararların fayda sağlayacağına inanmadığını ifade etti.
“Kamudaki işleyişi düzgün takip edecek ve denetleyecek bir mekanizma da yok”
Serdaroğlu, “Uygulamasını yapacaklarını da zannetmiyorum. Çünkü kamudaki işleyişi düzgün takip
edecek ve denetleyecek bir mekanizma da yok” dedi.
Denetim mekanizmasının zayıf olduğuna vurgu yapan Serdaroğlu, mevcut hükümetin süreci doğru yönetebileceğine inanmadığını dile getirdi.
Serdaroğlu, hükümetin önce kendi içinde düzen sağlaması gerektiğini ifade ederek bunun ancak seçimle mümkün olabileceğini belirtti. Serdaroğlu, “Erken seçimden başka çaremiz yok. Bir an önce yönetimin değişmesi lazım” diyerek erken seçim çağrısında bulundu.
Serdaroğlu ayrıca “Yolsuzluğa, Yoksulluğa ve Yok Oluşa Hayır” sloganıyla hükümetin istifası için başlattıkları eylemlere de değindi.
“Eylemlerde beklediğimiz desteği ne partilerden ne de toplumdan göremedik”
Muhalefet partilerinden bekledikleri desteği alamadıklarını ifade eden Serdaroğlu, eylemlerde toplumdan da yeterli katılım olmadığını belirtti. Serdaroğlu, “Eylemlerde beklediğimiz desteği ne partilerden ne de toplumdan göremedik” dedi.
Ülkede hırsızlık, çürümüşlük ve yolsuzluk iddiaları konuşulurken sendikalarla birlikte mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yapan Serdaroğlu, hükümete gerekli dersin verilmesi için ortak hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.
Orta Doğu’daki savaşın giderek tırmandığını ve bunun bölgeyi etkileyebileceğini belirten Serdaroğlu, bu ortamda hükümetin istifası için yapılan eylemlerin ne kadar etkili olacağı konusunda bazı endişeleri olduğunu dile getirdi.
Serdaroğlu, Hür-İş olarak diğer sendikalarla da görüşerek bundan sonraki süreçte izlenecek yol haritasını belirleyeceklerini ifade etti.



















