1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Erk yönetimde yani bizdedir”
“Erk yönetimde yani bizdedir”

“Erk yönetimde yani bizdedir”

YENİDÜZEN’e konuşan DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç, hedeflerinin DAÜ’yü her açıdan sürdürülebilir kılmak olduğunu söyleyerek, DAÜ’deki sıkıntılı konuların rayına girdiğini belirtti...

A+A-

Ödül AŞIK ÜLKER

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç, hedeflerinin DAÜ’yü her açıdan sürdürülebilir kılmak olduğunu söyleyerek, “Yönetimdeysek, biz yöneteceğiz. Biz yöneteceğiz derken, bunu tek başımıza değil, ortak bir şekilde kurumlarla da iletişim içerisinde, kurullarla birlikte yapıyoruz. Ancak erk, yasal mevzuat gereği yönetimdedir yani bizdedir” diye konuştu.

Prof. Dr. Hasan Kılıç, Nisan 2024’te, hükümet, sendikalar ve DAÜ yönetiminin, DAÜ’nün sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması için imzaladığı dört yıllık protokolün %95 uygulandığını ve aksayan yönü olmadığını kaydetti.

Prof. Dr. Hasan Kılıç, “Protokolün normal rayında gittiğini söyleyebilirim. Takvimine uyuyoruz, artık mali raporlarlada görüldüğü üzere  sürdürülebilir bir yapıya doğru gidiyoruz. Ancak süreç bitmedi ve yapacak çok işimiz var. Yolun yarısındayız” dedi.
DAÜ’deki sıkıntılı konuların artık rayına girdiğini belirten Prof. Dr. Kılıç, DAÜ’nün 2030 yılına kadar, hedeflerine varacağını söyledi ve ekledi: “DAÜ, şu anda stratejik bir dönüşüm içerisindedir, hem mali açıdan, hem idari, hem de akademik açıdan...”

“2023’te göreve geldiğimde, önümde çok olumsuz bir tablo vardı”

Soru: DAÜ’de yaşanan mali kriz ve tartışmalar sonrasında, Nisan 2024’te hükümet, sendikalar ve DAÜ yönetimi, DAÜ’nün sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması için bir protokol imzaladı. Dört yıllık protokolün iki yılı tamamlandı. Protokolle ilgili son durum nedir?

Prof. Dr. Kılıç: Uzun yıllara dayanan bir sürecin sonunda, 2023 yılında, üniversitenin artık mali sıkıntılarını kendi başına aşamayacağı noktası belli oldu. Bu durumda gerekli adımlar atılmaya başlandı, maaş düzenlemeleri, kesintiler, ekonomik tedbirler gibi... DAÜ’de çalışanlar sürecin nasıl işlediğini gördüler ve herkes elini taşın altına koydu. Onlara çok teşekkür ediyorum. Ama bu yeterli değildi. 2023’te göreve geldiğimde, önümde çok olumsuz bir tablo vardı, üniversite neredeyse maaş ödeyemeyecek durumdaydı. İlk 5-6 ay, devletten katkı almamız zordu, çünkü bütçede böyle bir ödenek yoktu. Sonra bir takım tedbirlerle durum bir süreliğine aşıldı. Üniversite alacaklarını topladı, giderlerini de kısarak o süreçte durumu dengeledi. 2024’te, uzun, çetrefilli bir süreçten sonra, hükümet, sendikalarımız ve yönetim görüşmeler yaptı, bir protokol imzalandı. Protokolün çeşitli bacakları var, ana bacağında giderlerin kısılması, öneri kısmında da gelirlerin artırılması vardı. 2024’teki süreçten bugüne kadar biz, giderler bacağında radikal tedbirlerle yola devam ettik. Sadece maaş düzenlemesi değil, operasyonel giderleri neredeyse %20-25’e varan oranda kıstık. Üniversitenin gelir artırma ve geliri yayma anlamında da sıkıntıları vardı. Tazminatlar konusu çok ciddi bir sorundu. Çalışanların, işten ayrılma durumunda, alacağı olan kıdem tazminatı neredeyse1 Milyar TL’den fazlaydı. Hakkı olan her çalışana bu ödeme tamamıyla yapıldı.

DAÜ bir markadır ve bu marka KKTC’de, Türkiye’de ve uluslararası alanda bilinen bir markadır, ama tanıtım anlamındaki bağlantılar eksik bırakıldığı için, öğrenci akışında, özellikle yabancı öğrenci konusunda radikal bir azalma oldu. Tanıtımda özellikle uluslararası öğrenci getirilmesi bağlamında yapılması gerekenler tam anlamıyla yapılmadı. Biz bu konuya çok önem verdik ve 2025’te, bunun sonuçlarını görmeye başladık. 2024’te devlet katkısıyla birlikte 1.3 milyon bütçe açığıyla kapattığımız sezonu, 2025’te 6 milyon artı ile kapattık. Yani bütçe kendi içerisinde dengelendi, giderler bacağının sonuçlarını almaya başladık, gelirler de artmaya başladı ve daha da artarsa, daha fazla dengeye gelecek. Dört yıllık protokolün iki yılını tamamladık. İki yılda hedeflediğimiz nokta, giderlerin kısılmasıydı. Ve bunu kısmen başardık, devam ediyoruz. Üniversitenin rehavete girecek bir durumu yok, süreç devam ediyor.

“2026 itibarıyla, gelirleri artırma noktasına ağırlık vermeye başladık”

2026 itibarıyla, gelirleri artırma noktasına ağırlık vermeye başladık. Bunun öğrenci getirme, üniversitenin kendi varlıklarının değerlendirilmesi, döner sermayeler, sürekli eğitim merkezleri, paket programları satma bacakları var. Farklı pazarlara girerek, uluslararası öğrenci getirmeye çalışıyoruz. Gelirlerde bir artış olacağını düşünüyorum ama bölgede bilinmezlik de var, Amerika-İsrail ve İran savaşının etkilerini tam daha hissetmedik, sonuçlarının nereye evrileceğini bilmiyoruz. Bu sadece DAÜ için değil, Kuzey Kıbrıs’daki tüm yüksek öğretim kurumları içinde bilinmez bir durum. Biz de stratejimizi değiştirdik. Daha kuzeye gitmeye başladık. Türki cumhuriyetlere, Güney’e Afrika ülkelerine; Doğu’ya Pakistan’a doğru gittik, . oralardan öğrenci akışını daha fazla hızlandırmaya çalışıyoruz.,

“Yolun yarısındayız”

Soru: Protokolün aksayan tarafları nelerdir?
Prof. Dr. Kılıç:
Protokolün aksayan yönü yok. %95 uygulandı, döner sermayelerle  ilgili bazı eksiklikler var. Onlarla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Protokol şu anda işliyor, hükümet tarafı mali tarafını sağlıyor. Yürütme tarafında da işimizi yapıyoruz. Protokolün normal rayında gittiğini söyleyebilirim. Takvimine uyuyoruz, artık mali raporlarla da görüldüğü üzere  sürdürülebilir bir yapıya doğru gidiyoruz. Ancak süreç bitmedi ve yapacak çok işimiz var. Yolun yarısındayız.

“Eleştirilmeye çok tahammülü olan biriyim”

Soru: Rektörlüğü, rektör olarak sizi hedef alan eleştiriler var, sendikadan, yönetimden. VYK başkanının, “rektör ve etrafındaki bazı kişiler” şeklindeki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Kılıç: Yürütmenin başında olan kişi, DAÜ rektörüdür. Böyle bir pozisyonda oturuyorsanız, eleştirilmemeniz mümkün değil. Ben, eleştirilmeye çok tahammülü olan biriyim. Çünkü eleştiri sizi güçlü yapar, eksik yönlerinizi gösterir. Yapıcı eleştiriler, sizi güçlü kılar. Ancak eksik bilgiyle yapılan eleştirileri kabul etmem.

Biz, yönetim olarak, 2 yıldır, inanılmaz çalışıyoruz; ne gecemiz var, ne gündüzümüz. Bu bir takım oyunudur, sendikalar, vakıf ya da hükümet olmadan, bu süreci yönetmemiz mümkün değil.

Sendika yönetimi eleştiri yapabilir çünkü protokolun paydaşıdır. Ama, idarenin de bir yönetim biçimi vardır, bunu da kabul etmek lazım. Hatalı bir karar  alınırsa, bu düzeltilir. Ama sonuçta, yönetimin bir yönetim şekli vardır ve gidilecek yol bellidir. Buna saygı duyulması gerekir.

“Başkanın etki altında kalarak hareket ettiğini düşünüyorum”

VYK değişti, yeni bir yönetim geldi. Üniversite yönetimi çok farklı bir yönetim anlayışını ve yaşanan süreçleri bilmeyi gerektirir. Sağlıklı kararlar ancak o zaman alınabilir. Özellikle bu protokol sürecinde yaşananlara, alınan kararlara ve yapılanlara başkanın hakim olmadığını görüyorum. Benim anladığım başkanın değerlendirmelerinde önemli bir bilgi eksikliği olduğudur. Kendisine aktarılan bilgileri sorgulamadan, rektörlükle ve yönetim kuruluyla gerekli istişareleri yapmadan, etki altında kalarak hareket ettiğini ve yanlış yönlendirildiğini düşünüyorum. Başkanın kendi iç konularımızı sorunları giderme mekanizmalarımızı atlayarak yaptığı eleştirisinden sonra, VYK üyeleri de açıklama yaptı ve aynı fikirde olmadıklarını söyledi. Bu olay kendi aralarında sorunlara çözüm, birlikte hareket etme noktasında farklılıklar olduğunu gösteriyor. Aynı fikirde değiller. Ben herkesle çalışırım. Üniversite yönetmek, benim için kişilerden bağımsızdır. Sayın başkanla da, yönetim kuruluyla da çalışmaya devam ediyoruz. Üniversite yönetimi dinamik süreçdir. Durağan bir duruma gelmesi söz konusu olamaz.

Bu zorlu göreve ben, tüm kesimlerin çoğunluğunun güvenini alarak başladım. Eğilim  yoklamasında % 89 oy aldım. Senatodan başlayarak ilgili tüm kesimlerin desteğini aldım. Sayın başbakanımıza ve hükümetimize, DAÜ’ye gösterdikleri yakın ilgi ve verdikleri katkı için özellikle çok teşekkür ediyorum. Milli Eğitim Bakanımıza da bu süreçteki rolü ve etkisi için teşekkür etmek gerekir. Bir teşekkür de meclisimize, muhalefet partilerimize, toplumun ilgili  tüm kesimlerine etmek istiyorum, DAÜ’yü farklı bir konumda değerlendirdikleri için.

“Sendikanın yaklaşımını anlamsız buluyorum” 

Soru: Sendikayla, VYK’yla, bakanla ilişkileriniz nasıl?
Prof. Dr. Kılıç:
Kişisel ve yönetsel anlamdaki ilişkilerim iyidir. Hükümetle de, Sayın Bakan’la da, VYK’yla da yakın çalışıyoruz. Çünkü yasa gereği ve bu protokol olduğu sürece, bizim doğrudan hesap verebileceğimiz, hem yönetim, hem de kurullarımızın aldığı kararların  gerekçelerini açıklayacağımız ve onay isteyeceğimiz kurumlar bunlardır. Vermek zorundayız. Tüm paydaşların, sendikaların, VYK’nın, Başbakanlık Müsteşarı’nın, Eğitim Bakanı’nın, Maliye Bakanı’nın içinde olduğu İstişare Komitesi var. Zaman zaman toplanıyor. Orada da mali raporları, her şeyi sunuyoruz. Bilgilerimizi paylaşıyoruz. Eksiklerimizi tamamlıyoruz. Şeffaf bir şekilde süreci yönetiyoruz. Sendikanın yaklaşımını, bu kadar şeffaf yürütülen bir süreçte, farklı değerlendirmelerini anlamsız buluyorum. 

“Yönetimdeysek, biz yöneteceğiz”

Soru: Sendikalarla görüşüyor musunuz?
Prof: Dr. Kılıç:
Görüşüyorum tabi, neden görüşmeyeyim ki? Görüştüğümüz konular var, yazışmalar var, bilgi paylaşımı var. Sendikalar ile protokol ve TİS çerçevesinde birlikte hareket etmek durumundayız. Ancak, üniversiteyi yönetme anlayışımız farklı olabilir. Aslında hedef tekdir, hedef üniversitenin her yönüyle sürdürülebilir olmasıdır. Alınan tedbirler bellidir. Gerek PER-SEN, gerek BİR-SEN, gerekse DAÜ-SEN yönetimi ile aramızda bir kopukluk yok. Üyelerin hepsi zaten çalışma arkadaşlarım. Ancak, kurumsal kararlar alınırken, baskıyla ya da  kişilerin bireysel memnuniyeti için değil, kurumun bütünlüğünü gözeterek hareket edilir. Bu noktada farklılıklarımız olabilir. Bu da fark ediliyor. 

Hedefimiz üniversiteyi her açıdan sürdürülebilir kılmakdır. DAÜ, yasa ve tüzüklerle yönetilen bir kurumdur. Yöntem olarak farklılıklar olabilir. Günün sonunda, hedeflere varılamazsa, zaten gerekçelerini açıklamak durumunda olacağız. Bizim için önemli olan, yapıcı eleştirinin olmasıdır. Bilgilendirme noktasında da, iletişim konusunda da bazen eksiklerimiz olabilir. Benimle iletişimde bir sorun olmaz. Ancak, yanlış veya yanıltıcı biçimde yapılan açıklamaların da kabul edilmesi mümkün değildir. Yönetimdeysek, biz yöneteceğiz. Biz yöneteceğiz derken bunu tek başımıza değil, ortak bir şekilde kurumlarla da iletişim içerisinde, kurullarla birlikte yapıyoruz. Ancak erk, yasal mevzuat gereği yönetimdedir yani bizdedir.

Soru: Akademik personele ikinci sınıf muamelesi yaptığınıza dair bir algı var. 2004 öncesi işe giren akademik personelin devamlı personel olma hakkı var. Sendika yönetsel personeli Şubat’ta yaptığınızı ancak akademik personeli daha getirmediğinizi söylüyor...

Prof. Dr. Kılıç: Yönetselin süresi doldu, getirildi. Özlük Komisyonu performansları  değerlendirerek rapor sundu ve bunu Senatoda onaylattık, sonra Vakıf’a götürdük, Vakıf da onayladı. Akademik kadrolarla ilgili olarak, 2 veya 3 kişi vardı. Biz de “toplu olsun, öyle götürelim” dedik. Fakülteler değerlendirmeleri tamamlasın , ona göre süreci tamamlayalım diye düşündük. Bunuda senatomuza açıkladık. Birlikte değerlendirdik.VNitekim, bir süre sonra bunları da vakıfa götüreceğiz, ünvanlarla ilgili yükselmeleri ve kadrolara atanmayı götürdük de. Onaylandı da. Akademik yükselmelerin hiçbirini engellemedik, düşünmedik bile, bir tanesi bile durmuyor. Ünvan tüzüğüne göre yapılan çalışmalar tıkır tıkır yürüyor. Ünvan ve kadro atamaları kesinlikle yasal mevzuata uygun olarak devam ediyor.
Bir gün için profesörlüğümün bir yıllığına uzatıldığını biliyorum.  Bir gün geç kaldım diye başvurum alınmamıştı. Akademik personeli, ikinci sınıf görme konusunu kesinlikle kabul etmiyorum. DAÜ’nün insan kaynağı açısından dört bacağı vardır, yönetsel, öğrenci, çalışan ve akademik bacak. Hepsi eşit derece önemlidir. Ben akademisyenim, akademisyenleri ikinci sınıf nasıl görebilirim? Sendika yönetimini ağzından bunu duyunca şaşırdım. Bence biraz manipülasyon var, farklı bir algı yaratmaya çalışıyorlar.

“DAÜ-SEN Başkanı’nın, eksik bilgiyle yanıltıcı açıklama yaptığını düşünüyorum”

Soru: Stratejik plan yapılmadığına dair de sendika başkanının eleştirileri olmuştu...

Prof. Dr. Kılıç: DAÜ’nün 2026-2030 stratejik planı yapılmıştır ve DAÜ-SEN Başkanı da ilk toplantımızda oradaydı. Daha önce de stratejik plan yapılırdı, web sayfasına konurdu ve orada kalırdı. Bizim dönemimizde, uygulama ve takip görevlerini yapacak olan, Strateji ve Proje Geliştirme Ofisi’ni ilk defa kurduk. Stratejik planda altı ana hedef var, dijital dönüşüm, çalışan memnuniyeti, öğrenci memnuniyeti, teknolojik alt yapının geliştirilmesi, uluslararası görünürlük ve sürdürülebilir mali yapı.

Dijital dönüşümle ilgili, yapay zekayı kullanmaya doğru bir adım attık. 500 bin dolarlık ihaleye çıktık. Dijital dönüşüm ekibini kurduk. Öğrenci memnuniyeti, çalışan memnuniyetiyle ilgili anketler yapıyoruz. Üniversiteyi dünyaya açmak için çalışmalarımız var, Kazakistan, Afrika, İngiltere, Dubai, birçok üniversite ile işbirliği anlaşmaları imzaladık. İkili programlar yapıyoruz, ortak programlar yapıyoruz. DAÜ-SEN Başkanı’nın, eksik bilgiyle bu yanıltıcı açıklamayı yaptığını düşünüyorum. Plan hakkında bilgi istiyorsa da, gerekli bilgileri kendisine veririz.

“DAÜ, 2030 yılına kadar, hedeflerine varacak”

Soru: DAÜ’yü nasıl bir gelecek bekliyor?
Prof. Dr. Kılıç:
DAÜ doğru yolda olan bir üniversitedir, artık sıkıntılı konular da rayına girdi. Bundan sonra DAÜ, 2030 yılına kadar, hedeflerine varacak. Ben, dijital altyapısını tamamlamış, yapay zekayı, hem idari, hem de akademik süreçlerine adapte etmiş bir üniversite görmeyi hedefliyorum. Kampüsü tamamen çağdaş teknolojik ve fiziki alt yapıyla donatılmış, öğrenci ve çalışan memnuniyetini en üst seviyeye ulaştırmış bir üniversite görmeyi hedefliyorum. Mali anlamda denk bir üniversite görmeyi hedefliyorum. Uluslararası alanda daha çok yükselmiş bir üniversite görmeyi hedefliyorum.
DAÜ, şu anda, THE (Times Higher Education) sıralamısında 600-800 bandındadır. QS sonuçları açıklandı, dünya genelinde 691. sırada yer aldık, KKTC’de ilk sırada ,Türkiye’deki üniversitelerle kıyaslandığında, DAÜ 10. sırada. Türkiye’de 208 üniversite var, 28’i sıralamaya girdi. Diğer Türk cumhuriyetlerdeki üniversiteleri de katarsak, yerimizin önemi daha net anlaşılır. Bu başarıyı paylaşmak, bunun keyfini çıkarmamız gerekmez mi?

Yeni programlar açtık. 240’a yakın programımız var. Bunlarla ilgili yeni fakülte ve meslek yüksek okulları açtık. Eğitim stratejilerimizi ona göre geliştirdik. Kaliteli yayınlar gelişiyor. Dünya sıralamasında üste çıkıyoruz. DAÜ, şu anda stratejik bir dönüşüm içerisindedir, hem mali açıdan, hem idari, hem de akademik açıdan. Kampüsü dönüştürüyoruz. Yakında, ilk kez  yapılacak olan güneş enerjisinden elektrik üretme projemizi hayata geçiriyoruz.

Şunu da belirtmem gerekir, sorumluluktan ve karar almaktan kaçınan bir tutum, kurumu durağanlığa sürükler. Bazen insiyatif ve risk alabilmeniz ve hızlı hareket etmeniz gerekir. Tartışma olacak diye, gerekli adımların atılmasını geciktirmek doğru değildir. Bir taraftan sürdürülebilir bir mali yapıyı oluşturmak için uğraşırken, diğer taraftan da üniversiteyi akademik olarak uluslararası standartlara taşımayı hedefliyoruz.

Fotoğraflar: Recep DAL

Bu haber toplam 610 defa okunmuştur
Etiketler :