
“Elektronik müzik bir kültürdür”
Müzisyen ve DJ Salih Avcı, YENİDÜZEN'e konuştu; "Elektronik müzik bir kültürdür" dedi.
Simge ÇERKEZOĞLU
Elektronik müzik çoğu zaman yalnızca bir müzik türü olarak görülse de, aslında ortaya çıktığı dönemde bir yaşam tarzını, mekânları ve kolektif deneyimleri kapsayan güçlü bir kültürü temsil ediyordu. 1980’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde, özellikle marjinal topluluklar içinde filizlenen bu müzik, uzun yıllar bir karşı-kültür alanı olarak varlığını sürdürdü. Ancak bugün elektronik müzik, küresel ölçekte anaakım müzik endüstrisinin bir parçası hâline gelmiş durumda ve bu süreçte kendi kültürel ve politik derinliğini büyük ölçüde yitirdi. Tam da bu noktada Salih Avcı, arkadaşlarıyla birlikte hayata geçirdiği Movié ile elektronik müziğin unutturulan kültürünü yeniden hatırlatmayı amaçlıyor. Avcı, Movié aracılığıyla hem yerli DJ’lerin emeğini görünür kılmak hem de elektronik müziğin yalnızca bir “eğlence” değil, bir kültür olduğunu geniş kitlelere hatırlatmak istiyor. Gençlerin bu yöndeki çabası, elektronik müzik sahnesinde yeni ve umut veren bir alternatif yol açıyor.
“Dinleyicilerin anlık modu benim için çok önemli”
Kendisi de bir DJ olan Salih Avcı’yı yakından tanıyoruz. Sahnede Aji ismini kullanan Avcı, elektronik müziğe olan ilgisinin, sahnede ışık şefi olarak çalıştığı yıllarda başladığını anlatıyor. Işık, mekân ve ses arasındaki ilişkiyi keşfetmesi, onu bu müziğin merkezine çeken önemli bir deneyim olmuş.

Avcı: “Müziğe ilgim yedi yıl önce organizasyon işleriyle başladı. Zaman içinde bu ilgi giderek arttı. Öncesinde sahne ışıklarına bakıyordum, aklıma organizasyon düzenleme fikri geldi. Böylece yurt dışından, DJ’leri Kıbrıs’a getirmeye başladım. Onlarla birlikte DJ setinin başında durdukça aslında bu işi ne kadar az bildiğimi fark ettim. Bu farkındalıkla çalışmaya başladım, kendimi geliştirdim, farklı DJ’lerden yardım aldım. Tarzım melodik house ve tekno diyebilirim, bir yandan da underground müzik de var. Bu tür müziklerin insanların duygularına daha çok dokunduğunu düşünüyorum. Yayınlanmış iki parçam var, yenileri için de çalışmaya devam ediyorum. Performanslarımda genellikle belli başlı parçalar hazırlarım ama onları hangi sırayla çalacağıma sahnede, anın ruhuna göre karar veririm. Dinleyicilerin anlık modu benim için çok önemli. Daha önce İstanbul, Antalya ve İzmir’de özel etkinliklerde sahne aldım. Benim için hepsi unutulmazdı; aldığım geri dönüşler de hep çok olumluydu.”
Elektronik müzik söz konusu olduğunda, bu müziğin herkes tarafından kolaylıkla yapılabileceğine dair yaygın bir algı var. Ben de bu algıya dair ne düşündüğünü Salih Avcı’ya soruyorum.
Avcı: “Aslında herkes yapabilir ama mesele yapmak değil. Sadece DJ olmak için DJ’lik yapanlar var. Ben bu işi müziği gerçekten sevdiğim ve insanlara bir şeyler katabildiğimi bildiğim için yapıyorum. Teknolojiyle birlikte müzik ciddi anlamda özgürleşti; hem üretim süreçlerinde hem de çok daha geniş, güçlü sahneler kurmak açısından. Bu durum DJ’ler için yeni imkânlar yaratırken, dinleyiciler için elektronik müziği sadece dinlenen değil, deneyimlenen bir görsel şova dönüştürdü. Elektronik müziğin uzun ve köklü bir geçmişi var. Kıbrıs’ın kuzeyinde ise bu kültür son yıllarda yaygınlaştı, görünür ve iddialı oldu.”

Elektronik müziğin, bildiğimiz klasik anlamdaki müzikten en önemli farkı, insanları doğrudan dans etmeye yönlendirmesidir. Peki, insanlar neden dans etme ihtiyacı hisseder? Bu soru, elektronik müziğin sesten öte, bedeni ve duyguları harekete geçiren bir deneyimi beraberinde getirdiğini düşündürüyor.
Avcı: “Elektronik müzik aslında bildiğimiz müzikten çok da farklı değil. Dinleyici için her bir parçanın yine bir melodisi, bir anlamı var. Müzisyenler duygularını ürettikleri parçalara yansıtıyor; yine insanın ruhuna dokunma hâli söz konusu ve elektronik müzikle kurulan bağ yalnızca kulakla sınırlı değil. Elektronik müzikte dans etmek, insanların müzikle olan bağının bedensel ifadesi. Elektronik müzikte dans etmek başlı başına özgürleştirici bir deneyim. İnsanlar kendilerini tamamen rahat hissederek müziğe bırakıyor. Kimseyi de yargılamamak gerekiyor.”

Avcı’nın elektronik müzikle ilişkisi yalnızca DJ’likten ibaret değil; aynı zamanda yıllardır sahne arkasında kurduğu güçlü bir organizasyon deneyimine dayanıyor.
Avcı: “Bugüne kadar iki yüzden fazla sanatçıyı Kıbrıs’a getirdim. Altı yıl önce Tekno Port etkinliğiyle başladım. Elbette bu süreçlerin arkasında ciddi emek var. Ünlü isimleri Kıbrıs’a getirmek her zaman kolay olmuyor. Bazen yüksek bedeller ödemek zorunda kalıyoruz, bazen de henüz çok popüler olmayan ama güçlü isimleri keşfedip davet ediyoruz. Bu tercihler zamanla karşılık buluyor tabii. Çok popüler olmadan davet ettiğiniz bir isim yıllar içinde çok ünlü bir isme dönüşebiliyor. Adaya gelen dj’lerin Kıbrıs’ın kuzeyiyle ilgili ilk tepkileri genelde ‘biz tek bir Kıbrıs biliyorduk’ oluyor. Bu dj’ler sahneye çıktıktan sonra ise bakış açılarını değiştiriyor. Burada karşılaştıkları dinleyici profilini Avrupa’dakinden oldukça farklı buluyorlar. Kendini özgür hisseden, eğlenmeyi bilen bir kitlemiz var. Pek çok sanatçı, ilk kez dinleyiciyle bu kadar iç içe bir sahnede yer aldığını söylüyor. Dünyadaki dev sahnelerle kıyaslandığında Kıbrıs’ın sunduğu samimi atmosfer hem sanatçılar hem de dinleyiciler için dönüştürücü bir deneyim yaratıyor.”

“DJ için bir partiye gelinmesini çok doğru bulmuyorum”
Elektronik müziğe ilgi duyan kitleyi de masaya yatırıyor, bu dinleyici grubunun eğlence anlayışının nasıl şekillendiğini konuşuyoruz.
Avcı: “Hiçbir zaman eğlenen sabit bir kitle yok. Her etkinlikte farklı insanlar eğleniyor. Genel eğlence anlayışımızda çoğunluk eğlenmek için geliyor. Sırf ortam için gelen de var, orada sahne alacak DJ’i görmek için gelen de. Farklı bir eğlence tarzı deneyimlemek isteyenler de elbette var. Ben sırf DJ için bir partiye gelinmesini çok doğru bulmuyorum. Bazen hiç tanımadığınız ya da çok popüler olmayan bir DJ, çok iyi olduğunu düşündüğünüz bir DJ’den bile daha iyi bir performans sergileyebiliyor. Özünde müzik için gelmek lazım.”
Monvé isimli yeni bir ajans kuran Salih Avcı, ajansın amacını ve bundan sonraki çalışmalarını söyle özetledi.
Avcı: "Movié’yi kurarken amacımız hiçbir zaman sadece bir organizasyon ya da menajerlik ajansı olmak değildi. Biz Movié’yi bir creative ve talent ajansı olarak kurguladık. Elektronik müziğin yalnızca eğlence tarafıyla değil, arkasındaki kültürle, üretim süreciyle ve emekle birlikte görünür olmasını istedik. Bu alanda üreten yerli DJ’lerin çoğu zaman hak ettikleri değeri görmediğini düşünüyorum. Movié ile bu süreci daha doğru, daha adil bir zemine taşımayı hedefliyoruz. Aynı zamanda elektronik müziğin sahneyle, mekânla ve dinleyiciyle kurduğu ilişkinin çok önemli olduğuna inanıyorum. İyi bir performansın sadece çalınan parçalardan değil, yaratılan atmosferden geçtiğini düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde farklı şehirlerde, farklı iş birlikleriyle nitelikli etkinlikler üretmek, yeni yeteneklere alan açmak ve elektronik müziğin kültürünü daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz. Movié’yi de bu anlayışla, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı olarak konumlandırıyoruz.”

Movié çatısı altında ilk etkinliklerini 17 Ocak Cumartesi günü gerçekleştirmeye hazırlanan Salih Avcı, bu organizasyonu ajansın yaklaşımını ve hedeflediği çizgiyi ortaya koyan önemli bir adım olarak görüyor. Avcı’ya göre bu ilk etkinlik, Movié’nin yalnızca bir isim ya da yeni bir girişim olmadığını; elektronik müziğe bakışını, sahne anlayışını ve üretim motivasyonunu somut biçimde yansıtacağı bir başlangıç niteliği taşıyor.
Avcı: "Bu ajansla yapacağımız ilk etkinlik olacak, bu yüzden çok heyecanlıyım. Bu kez farklı bir yöntem denedik. Daha önce de konuştuğumuz gibi, dinleyicilerin ‘hangi DJ çıkacak’ sorusuna takılmadan orada olmasını istedik; bu nedenle kimin hangi saatte sahne alacağını açıklamadık. Katılımcılar isimlerden bağımsız olarak, tamamen müzik için orada olacak. Organizasyonumuz baştan sona bir sürpriz niteliği taşıyor.
Etkinlik, Lefkoşa Surlariçi’nde, Berlin’de gerçekleşecek. Yaratmak istediğimiz şey, sadece isimlere değil; vizyonumuza, ortaya koyduğumuz farklılığa ve atmosferine ilgi duyan bir dinleyici kitlesini bir araya getirmek. Güzel bir gece yaşamak, iyi anılar biriktirmek ve gerçekten eğlenmek isteyen herkesi bekliyoruz.”

















