1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Orta zekalılar cehennemi
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Orta zekalılar cehennemi

A+A-

Yine bir "sahte diploma" ve yine bir turuncu atkılı müdür... Bu kez görevden almak için erken davranmışlar.

Bir partinin içerisinde bu kadar hilekâr, hem de aynı dönemde nasıl toplaşır? Her biri üst kademeye nasıl atanır? Bir de bunların tümünü seçen, görevlendiren, yetkilendiren "irade" nasıl hâlâ makamında oturur?

Zülfü Livaneli, o meşhur eserinde durumu ne güzel özetliyor:
"İyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi..."

***
Biliyorum, "Az kaldı, gidecekler" diyorsunuz. Toplumun tüm kesimleri, adeta pusuya yatmış seçim gününü bekliyor.

Gidecekler!
Ancak giderken arkalarında bıraktıkları manzara; devrilmiş kurumlar, kir pas içinde bir bürokrasi ve döküm saçım bir toplumsal ahlak...
Mide bulandırıcı bir enkaz devrediliyor.

***
Livaneli’nin "Orta Zekalılar Cenneti"ni beş yıl sonra yeniden okudum. İyiliğin yerini alan kötülük bize yabancı değil; orta zekalıların kurnazlıklarından, hokkabazlıklarından ve kaypaklıklarından birlikte yorulduk.

Kitabın bir yerinde şöyle bir saptama - ya da soru- var: "Her insanın hayatı direnmekten ve uyum sağlamaktan oluşmuyor mu?"

Doğru!
Bunu da görüyoruz.
Uyum sağlayanlar yüzünden böylesi rezil bir yerdeyiz zaten.
Çünkü orta zekalılar, derin bilgiye sahip olmasalar da hayatta kalacak kadar kurnaz ve her kaba girecek kadar uyumludurlar. Kendi dayanışma ağlarını kurar; yetenekli, dürüst ve liyakat sahibi kim varsa yok ederek yerlerine kendilerinden birini oturturlar.

Uzun yıllardır bunu gözlemliyoruz ama hele hele son beş yıldır iyice çıldırıyoruz.

***
Son dönemde rüşvet iddiaları, sahte diplomalar ve yolsuzluk sarmalı artık bir istisna değil, kural haline geldi. Müdüründen vekiline kadar uzanan bu "yalanlar saltanatı", yaptıkları her usulsüzlüğü milliyetçilik örtüsüyle gizlemeye çalışıyor.

Livaneli’nin saptamasında olduğu gibi; bir yanda düzenden yararlanıp köşeyi dönenler, diğer yanda bu gidişattan derin bir acı duyup toplumu değiştirmeye çalışanlar var. Bir de üçüncü tür var buralarda: Söylene söylene yalnızca seyredenler...

Elbette direnenler de var hâlen... İyi ki varlar.

***
Bu da geçecek!

Ama merak ettiğim şu...
Geriye kalan bu yıkımı kim, nasıl kaldıracak?

Kolay olmayacak. Giderek birbirine yabancılaşan bu kalabalık; değerlerini birer birer yitirirken, iyice bağımlı ve sömürge haline getirilirken yeniden nasıl kendi ayakları üzerine kalkacak?

Hem yüzü temiz...
Hem düşü...
Yeni bir gelcek...
İhtiyacımız olan şey, en önce "arınmak"!

Livaneli "Orta Zekalılar Cenneti" demişti; bence bu yerin tanımı "cehennem" olmalı.

 

Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar