1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Öksüz kalan Makarios’a dedem, sahip çıkmıştı”
“Ekonomi halk için yok”

“Ekonomi halk için yok”

Murçak, en fazla zenginlere, büyük vurgun yapan insanlara yardım edildiğini dile getiriyor.

A+A-

Zeytin üreticisi dertli


“Ekonomi halk için yok”

Dilek ÖNCÜL (Ekonomi Sohbetleri)


Bu hafta zeytincilik sektöründen İsmail Murçak ile birlikteyiz. Murçak, zeytincilik yanında mevsimlik sebze üretimi de yapıyor. Hibeler, krediler küçük esnafa, üreticiye çare olmaz diyor İsmail bey. Murçak, en fazla zenginlere, büyük vurgun yapan insanlara yardım edildiğini dile getiriyor.

• YENİDÜZEN: Neler üretiyorsunuz?
• İsmail Murçak: Akdoğan’da zeytinlerim var. Var olan zeytin ağaçlarının yanına 100 kökten fazla zeytin ektim. Ayrıca arazime sondaj vurdum, su buldum. Bahçemde sebze ekerim. Mevsimlik sebze. Yazda böğrülce ekerim. Maalesef arazimde elektrik yok, jeneratör kullanırım suyu çıkarmak için. Elektrik olmadığı için de az miktarda ekerim.  Bölgede elektrik var, müracaat ettim ama bağlamadılar henüz. Oysa elektrik direği ile benim kuyum arasında 50 metre var. Elektrik Kurumu’na müracaat ettim 2011’de. Geldiler kontrol ettiler, 7-8 bin TL’ye olur dendi. Hemen gittim Ziraat Bankası’na müracaat ettim, bir haftada aldım parayı. Ne zaman gelip bağlayacaksınız diye sordum. Geleceğiz dediler, gelmediler. Tam 1 sene bir ay sonra elektriği bağlamak için 16 bin lira para istediler benden. Ben dedim öyle param yoktur. 7-8 bin lira aldım bankadan, zaten onu da yedim bu süre içinde, o para eridi gitti. Öyle kaldı. Yakıt parasıydı, arıza parasıydı çok masrafı var jeneratörün. Benzinciye ayda en az 300-350 TL para veririm. Elektrik bağlansaydı 50-100 TL elektrik parası verecektim ayda. İlerde gücüm olursa elektrik bağlatacağım. Bir ara hibe var dediler. Tarım Dairesi’ne, Tarım Genel Müdürlüğü’ne gittim; elçiliğe gideceksin dediler. Elçiliğe gittim, o dava kapandı dediler. Ben nereye başvurdumsa olmadı yani.
“PAZARLAYCAK YER YOK”

• YD: Üretimle, pazarlama ile ilgili sorunlarınız, sıkıntılarınız neler?
• Murçak: Ben az üretirim çünkü pazarlayacağım yerin olmadığını bilirim. O nedenle pazarlanacak kadar ekmiyorum. Ama pazarlayacak yer bulsam, neden olmasın. Bir ara fide sorunum da vardı. İlk başladığımda bu işlere seracıların yerlerini bilmezdim. Köye getirilerdi, alırdım. Bir fide 50 kuruş.  2 sene rum tarafından aldım. O kadar param gitti o tarafa. Neden gitsin... 1 fide 9 cent nerde 50 kuruş nerde. Sonra soruşturdum Dörtyol’da fide buldum, anlaştık sağolsun. Lasanı 12-13 kuruşa verdi bana. Bin tane aldığımda 120 TL. Obür tarafa göre çok uygun oldu bu defa. Hem o ürettiğini satar hem biz daha fazla fide alma imkanı buluruz. Keşke bize yol gösterenler olsa.

“ÇOĞALTTIN MI KURUTTUN MU?”

• YD: Tarım Bakanlığı’ndan denetlemeye, yardımcı olmaya gelen olmaz mı?
• Murçak: Gelirler, zenginlere giderler. Bölgede zeytin var, sahibi var ama zeytin sahipsiz görülür. Ne bakım var, ne denetim. Zeytinleri budamaya, bakmaya başlayalı 2-3 sene oldu. Bakanlık gelsin küçük esnafa, üreticiye sorsun; ben sana zeytin verdim 20 tane, sen bu 20 taneyi çoğalttın mı kuruttun mu? Birinci birinci bunu Tarım Bakanlığı’nın denetlemesi lazım. Müfettiş yollamalı ama gerçek müfettiş. Yok gelip burda zenginler bir kahve ısmarlasın kendine de gitsin. Ben bunlara şahidim. Gerçek müfettişin gelip bakması lazım.
“LAĞIM SULARI HER YERDE”

• YD: Haspolat’ta arıtma kurulacakmış ve Mesarya’ya temiz su vereceklermiş...
• Murçak: Haspolat’ta arıtma tesisi var. O su geçer Balıkesir’den taa gelir  Düzova’dan, kokudan camlar açılmaz. Var olan tesisteki su arıtılmış değildir. Lağım suları her yerde. Mağusa Belediyesi kesti önünü, başka tarafa yön verdi. Bu defa Beyarmudu Belediyesi dedi benim sorumluluk bölgemde ne işin var, böyle bir şeyi niye yaptın dedi. O da dedi bu pis su gelir Mağusa’ya, ben kabul etmiyorum. Bu sorun Belediyelerin kavgası ile çözülmez. Bu lağım suları yer altına da geçer. İlerde 500 metre-1 kilometre mesafede kuyular var. Hep sızıntı yapar ve kuyulara geçer bu sular. Her zaman olmasa sorun yok ama devamlı sızan bir su ise insanları da zehirler. Orda yetişen ürünler de zehirlenir.
“SU GELENE KADAR MESARYA YOK OLUR”

• YD: Türkiye’den su gelecek...
• Murçak: İnşallah bana da verirler. Bana verileceğine inanmıyorum çünkü hak  sahibi değilim derler. Benim en fazla üzüldüğüm şey bu memlekette Cumhurbaşkanı dahil o zaman bana hak sahibisin; birinci sırada şehit ailesi, sonra siz gaziler dediler. Maden bendim ikinci sırada, 39 senedir burdayım, niye 38 sene sonra sen hak sahibi değilsin diyorlar. Yıllarca kullandım bu arazileri bir şey demediler, koçan almak isteyince Devlet’ten maaş çekerim diye vermediler. Dosyamı da kaybettiler beş sene. Benimle çalışan başkalarını hak sahibi ettiler, koçan verdiler kendilerine, bana hak sahibi değilsin derler. Zaten su taa bizim bölgeye Meserya’ya gelsin, Mesarya kökten yok olur. Çünkü bizim sular hepsi tuzlandı. Zaman ister düzelmesi için. Su gelecek ama birinci birinci istedikleri yerlere verecekler suyu, istenilen yere değil istedikleri yere. Hangi hükümet olursa olsun fark etmez bu memlekette. Çünkü biri ayağını kaldırır, öbürü gelir aynı yere basar.


“Yapılanlar küçük üreticiye yaramaz”

• YD: Ekonomi Bakanlığı ile Zeytin Üreticileri Birliği arasında kredi protokolü imzalandı. Hibe programları açmayı da düşünüyorlar. Siz de yararlanmayı düşünüyor musunuz?
• Murçak: Ben de duydum. Tabii bizi kapsarsa. Birinci birinci bu memlekette hak sahibi bendim. 1974’te iki harekata da katıldım. Gel zaman git zaman iş buldum Belediye’ye girdim. Belediye’ye girdikten sonra bana sen hak sahibi değilsin dediler. Beraber çalıştığım insana koçan verdiler 20 günde, ben 32 senedir  beklerim. Niye bana koçan vermiyorsun. Bugün git yarın gel. Git Mağusa’ya git Lefkoşa’ya. 38 sene koşturdum ben böyle. Gittim kara borsadan para ile puan satın aldım. 300-500 liraya, en fazla 1000 lira ile kurtulacağıma 16 bin lira para verdim puan almak için. Aldığım puanlarla koçan almak için başvurdum. Bu sefer de bana yanlış hesaplandı dediler, 9 bin puan da ekstra istediler. Olmadı. Küçük üretici için bir faydası yok yapılanların. 100-120 ağaç civarında zeytinim var benim, yağ çıkartırım, elden satarım, tanıdıklara satarım. Logo olmadığı için marketlere veremem. Logo almak için de büyük firma olmanız lazım.  Kredilerden, hibelerden yararlanmak isterim, özellikle arazime elektrik getirebilmek için. Elektrik Kurumu’na gideceğim, dilekçem geçerli ise Ekonomi Bakanlığı’na başvuracağım. Ne forum gerekirse doldurayım, baş vurayım. Elektrik benim için en önemli şey. Elektrik olursa 20 dönüm ekerim tek başıma. Etrafımda çok arazi var. Kendimin var, başkalarından da kiralarım ama elektrik olmayınca suyu kullanıp üretim yapmak sıkıntıdır.
//////
“Ekonomi zenginlere mahsustur”

• YD: Ekonomik durum nasıl ülkemizde? Alınacak önlemlerle ekonomi düze çıkacak deniliyor...
• Murçak: Ekonomi zenginlere mahsustur. Alt sınıftaki 1500-2000 TL emekli maaşı alanlara yoktur hiçbir şey. En fazla zenginlere, büyük vurgun yapan insanlara yardım ediliyor. Yani ekonomi halk için yoktur. Bu alınacak önlemler alt tabakadaki insanlara yaramaz. Alt tabakaya sus payı verilir sadece. Bizim Akdoğan’dan tut Girne, Güzelyurt’a kadar hep mal mülk sahipleri, çiftlik sahipleri var; onlara yarar. Onlar bir torba buğdayla iki dönüm yer ekerler, sonra kuraklık oldu öde derler hükümete, sanki bütün tarlalarına ekmiş gibi gösterirler. Ben icar ederdim arazimi eskiden. Giderdi kuraklık parasını alırdı çatır çatır. Ben ektim, kuraklık için müracaat ettim bir sene, bana 20 TL verdiler, ikinci sene kabul etmediler. Nasıl yarayacak fakir fukaraya, alt tabakadaki insanlara.
/////
“Sorunumu çözecek bir kurum bulamadım”

• YD: Hükümetten beklentiniz ne?
• Murçak: Hükümetten beklediğim arazime elektriğin bağlanması. Bizim orda bugün var ekmeğimiz yarın yok. Bir asgari ücret kadar maaş alırız biz. Akdoğan Belediyesi’nden emekliyim. Sözde 100 lira artış verdiler emeklilere ama yeterli değil. Elektrik verselerdi, kendimi toparlar, ekmek paramı rahat kazanırdım. Ben köyün içinde bisikletle gezerim, satarım sebzemi, zeytinimi. Her gün satamam ama. Ne kadar tüketecek insanlar. Tüccara verdim, toptancıya verdim. 248 liralık ürün verdim, elime 180 lira verdi; komisyon aldı. Sen benim 2 liraya sattığım kerevizi 1 liraya aldın benden, tüccara verdin, bakalım o kaça satacak. Benim beklentim elektriktir. Benim sorunumu çözecek bir kurum bulamadım. İnşallah Kıbrıs sorunu çözülür, bizi de buradan paketlerler ve orda bıraktığım da gavura kalır. Ben umutsuzum. Çünkü ben emekli çıktım ve bütün gücümü buraya harcadım. 3 dönüm tarlanın içine. Bütün emeğim, yatırımım orda.

 

Bir cümleyle:
Ekonomi: Halkın refahı
Para: Çevre (Tanıdık)
Yatırım: Arka, dayı
Hükümet: Halk belirleyici olmalı
Tarım Bakanlığı: Daha iyisini yapmalı
Medya: İstediği gibi yazar

Bu haber toplam 1408 defa okunmuştur