
Ayşe Gökyiğit: Eczacı Gözüyle KKTC’de Hasta Hakları
İlaç temini ile ilgili sıkıntıları önleyebilmek veya minimuma indirgeyebilmek için önemli olan, sorunun tespiti, doğru planlama, işbirliği ile paydaşlarla iyi niyet ve çözüm odaklı istişare sonucu çözüm üretebilmektir.
Yrd. Doç. Dr. Ayşe Gökyiğit
[email protected]
Eczacı Gözüyle KKTC’de Hasta Hakları
Eczacı olarak, ülkemizdeki hasta hakları konusunda bir yazı yazmam istenince hiç tereddüt etmeden kabul ettim. Yıllardır sağlık sektöründe çalışan ve sağlık sistemi zincirini oluşturan ana halkalardan olan eczacı-hekim-hasta ögelerinden birini, eczacılık mesleğini icra eden biri olarak konu ile ilgili düşüncelerimi, süreç içerisinde yaşadığım deneyimler doğrultusunda aktarmaya çalışacağım.
Eczacılık mesleğini, yıllarca İlaç ve Eczacılık Dairesi Müdürlüğü’nde çeşitli kadrolarda sürdürdüm, Daire Müdürlüğü yaptım ve halen bir üniversitenin Eczacılık Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak mesleğime akademik alanda devam ediyorum.
Mesleğimi kamuda sürdürürken, çeşitli görev ve sorumluluklar içerisinde ilaç ithali de yer alıyordu. Hem kamu hastanelerinde, sağlık merkezlerinde kullanılacak olan ilaçların tedariği, hem de özel piyasada kullanılacak ilaçların ithali için gerekli prosedürler İlaç ve Eczacılık Dairesi Müdürlüğü sorumluluğunda gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda, Sağlık Kurulu Raporu doğrultusunda temin edilen ilaçlar da Genel Ecza Depomuz aracılığıyla hastalara verilmekte veya olmayıp da piyasadan temin edilen ilaçların geri ödemesi yine Müdürlük tarafından karşılanmaktadır. Dolayısıyla, ilaç sağlık sistemi içerisinde yer alan doktor, eczacı, ithalatçı, sağlık çalışanı, hastalar, hasta yakınları, ilgili sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları ile sürekli iletişim içerisinde hizmet verilmektedir. Bu bağlamda, hasta hakları açısından özellikle ilaç tedariğinde yaşanan sıkıntıları, tecrübelerim dahilinde paylaşmaya çalışacağım.
Bilindiği üzere, ülkemizde “Hasta Hakları Yasası” henüz taslak halinde olup uzun bir süredir yasallaşması beklenmektedir. Ancak mevcut durumda hasta hakları, temel güvencesini KKTC Anayasası'nın Sağlık Hakkı ile ilgili 45. Madde’den almaktadır ve bu anayasal ilke, devletin herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşamasını ve tıbbi bakım görmesini sağlama yükümlülüğünü belirlemektedir.
KKTC Anayasası kapsamında yer alan temel hasta haklarına bakacak olursak:
1. Yaşam ve Vücut Bütünlüğü Hakkı: Anayasa'nın 15. Maddesiyle güvence altına alınmıştır. Hastanın yaşamı ve vücut bütünlüğü dokunulmazdır.
2. Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Hakkı: Her birey, ırk, cinsiyet, din veya sosyal statü farkı gözetilmeksizin koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerine erişim hakkına sahiptir.
3. İnsan Onuruna Uygun Muamele Hakkı: Bireylerin insanlık onuruyla bağdaşmayan muamelelere veya tıbbi uygulamalara maruz kalması yasaktır.
4. Özel Hayatın Gizliliği: Hastanın tıbbi kayıtlarının ve tedavi sürecinin gizli tutulması anayasal koruma altındadır.
Yukarıdaki haklar dikkate alındığında, özellikle tedavi edici sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı bağlamında özelde kamu eczacılığının rolü ön plana çıkmaktadır. Çünkü kamu hastanelerinde tedavi için gerekli tüm ilaçların temini ilgili Bakanlık ve Daire tarafından gerçekleştirilmekte, özel piyasa ilaçlarının ithali için gerekli izinlendirilmeler de aynı kurum tarafından düzenlenmektedir.
Dolayısıyla, tedavi edici sağlık hizmetlerine erişim hakkının etkin bir şekilde uygulanabilmesi için, öncelikle ilaç tedariğinin kesintisiz bir şekilde gerçekleşmesi ve gerekli ilaçların piyasadan temin edilebilmesi, büyük önem arz etmektedir.
Ancak, bu konuda yaşanan sıkıntıları zaman zaman hepimiz farklı açılardan maalesef tecrübe etmekteyiz. Resmî makamlar farklı sıkıntılar yaşarken, ithalatçılar, özel eczaneler, doktor ve eczacılar da farklı sıkıntılar yaşamakta ve sonuçta hasta mağdur olabilmektedir.
Ben öncelikle kendi tecrübelerim ve yaşadıklarım açısından ilaç tedariğinde yaşanan sorunların nedenleri üzerinde yoğunlaşıp daha sonra da genel bağlamda eczacı açısından hasta haklarına değineceğim.
2018-2021 yılları arasında, tam da Covid-19 pandemi sürecinde İlaç ve Eczacılık Dairesi Müdürlüğü yapmış bir idareci olarak ilaç eksikliğini birebir yaşamış biriyim. İlaç sıkıntısının birçok nedeni vardır. Özellikle pandemi döneminde resmî dairelerin tam mesai yapmaması, tedarikçilerin, temin edilemeyeceğinden dolayı birçok ilaca teklif dahi vermemesi, İhale Yasası gibi sebepler aksaklıklara yol açmış, pandemi nedeniyle ülkeler kendi ihtiyacını düşünerek ilaç ihracatını yasaklamış, uçak seferleri durmuştu.
Devletin bakmakla yükümlü olduğu kanser, multiple sklerosis, thalaessemia, aids, organ nakli, diyabet, hemodiyaliz, büyüme geriliği, hemofili, amyotrophic lateral sclerosis, myastania gravis ve tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçlar sadece İlaç ve Eczacılık Dairesi tarafından temin edilememekte ve piyasada özel eczanelerde bu ilaçlar bulunmamaktadır. Maliyetleri çok yüksek olmasına rağmen, hastaların ilaçsız kalmaması için büyük çabalar sarf edilmiş ve tedaviler aksamayacak şekilde ilaçlar peyderpey temin edilmeye çalışılmıştı.
İlaç temini bir tedarik zinciri olduğundan, bu zinciri oluşturan halkalardan (Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, hastaneler, doktorlar, İlaç ve Eczacılık Dairesi, genel ecza deposu, özel depolar, özel depoların yurt dışı tedarikçileri, sevkiyat şirketleri, havayolu-denizyolu-karayolu taşımacılığı, gümrük vs) birinin kopması halinde eksiklikler baş göstermektedir. Dolayısıyla ilaç bulunamadığı zaman sıkıntının kaynağı araştırılıp o bağlamda çözüm yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Covid-19 pandemisi itibariyle ülkede yaşanan sorunların yarattığı mağduriyet her sektörde hissedilirken, sağlıkta yaşananların çok büyük bir ayrıcalığı vardır. İnsan ve toplum sağlığını ilgilendirdiği için sağlık sektörünün halkalarında görülebilecek küçük bir aksama bile insanların canlarını yakabildiğinden, ilaca erişim büyük önem arz etmektedir.
İlaç sıkıntısı pandemi itibariyle global bir sorun olmuş, dünyadaki ilaç üretiminde de sıkıntılar baş göstermiştir. Birçok ülkede kendi ihtiyacına cevap verebilmek adına ihracata da kısıtlamalar getirilmiş veya ihracat yasaklanmıştır.
Ülkemizdeki ilaçların büyük bir çoğunluğunun Türkiye’den ithal edilmesinden dolayı, Türkiye’de piyasa eksiği olan veya üretimi yeterli olmayan bazı ilaçların ithalinde de zaman zaman sıkıntılar yaşanmakta, özel olarak alınan izinler sayesinde ithal edilen ilaçların izin prosedürleri uzun sürdüğünden teminde gecikmeler olmaktadır.
Kamu hastanelerinde kullanılacak ilaç alımlarında uygulanan ihale yasası da, ilaç temin sürecini uzatmaktadır. Bütçe Dairesi tarafından maddi blokenin verilmesine müteakip ilaç listeleri Merkezi İhale Komisyonu’na gönderilmektedir. Ancak, bütçenin onaylanıp blokenin verilmesi genellikle Şubat ortasına tekabül ettiğinden, ihale süreci de yaklaşık 2 ay sürdüğünden (listelerin asılması, tekliflerin atılması, değerlendirilmesi vs), ihalenin sonuçlanıp siparişlerin verilmesi ve sevkiyatların gerçekleşmesi mayıs ayını bulmaktadır.
Tabii bu süreçte verilen bloke miktarı çok önemlidir çünkü altı aylık ihtiyacı karşılayacak bir bütçe verilmişse, altı ay sonra tekrar ilaç eksikliği baş gösterecektir. Bunun yanında, süreç içerisnde artan nüfus ve hasta sayısı nedeniyle sağlıklı bir planlama yapılamayacağından, plansız büyüme ilaç eksikliğine sebep olacaktır.
Bilindiği üzere, ülkemiz ilaç tedarikinin yaklaşık %70'ini Türkiye üzerinden sağlamakta ve Türkiye'de yaşanan sevkiyat veya ruhsat sorunları doğrudan KKTC'ye yansımaktadır.
Ayrıca, ilaç maliyetlerinin döviz bazlı olması ve fiyat güncellemelerinin piyasa gerçeklerinin gerisinde kalması, ecza depolarını ithalat yaparken zor durumda bırakmaktadır
Genellikle, Kasım ayı itibariyle Türkiye’den temin edilen ilaçlarda sıkıntılar yaşanmaktadır. Türkiye’de her yılın şubat ayı ortasında ilaçlara zam geldiğinden, birkaç ay öncesinden ilaçlar saklanmaya başlıyor ve istenilen miktarlar tedarik edilemiyor.
Uluslararası piyasalardaki hammadde sıkıntıları, global krize neden olmakta, küresel çaptaki üretim ve tedarik zinciri aksaklıklarını tetiklemektedir.
Maalesef son zamanlarda yaşanan ve bölgemizi de tehdit eden savaşlar nedeniyle ilaç tedariğinde ciddi sorunlar yaşanabileceği gerçeği de gözardı edilmemelidir.Bu nedenle hayati öneme haiz ilaçların stok yapılabilmesine yönelik gerekli çalışmaların yapılması elzemdir.
Yukarıda aktarmaya çalıştığım çeşitli nedenlerden dolayı yaşanan ilaç eksikliği, tabii ki hastalar açısından haklı olarak farklı hissedilmekte ve tedavilerinin aksama olasılığı düşüncesi dahi onları olumsuz etkileyebilmektedir. Özellikle kanser hastaları açısından bu konu çok hassastır ve basında veya sosyal medyada bu konudaki eleştiriler zaman zaman karşımıza çıkmaktadır.
Açık söylemek gerekirse, özellikle Müdürlük yaptığım dönemde bu konu beni çok etkilemişti. Yokluklar içerisinde ilaç temin etmeye, çare üretmeye, hasta tedavilerini sürekli kılmaya çalışırken, haksız eleştirilere maruz kalmak insanı üzüyor. Elbette hem hasta sağlığı, hem de her hasta önemlidir ama ilaçların ne emekler ve ne zor şartlarda temin edilebildiğine dair empati yapmak da bir o kadar önemlidir, diye düşünüyorum.
İlaç temini ile ilgili sıkıntıları önleyebilmek veya minimuma indirgeyebilmek için önemli olan, sorunun tespiti, doğru planlama, işbirliği ile paydaşlarla iyi niyet ve çözüm odaklı istişare sonucu çözüm üretebilmektir.
Tabii ki hasta hakları açısından eczacı görev ve sorumlulukları sadece ilacı temin etmek veya hastaya ilacını verip göndermek değildir. Eczacı, ilacın doğru, güvenilir ve en yüksek faydayla hastaya ulaşmasını sağlayan son halkadır. Eczanelerdeki temel hasta hakları doğru bilgilendirme, mahremiyet ve tedaviye erişim üzerine kuruludur.
Bu bağlamda Eczacının birinci basamak sağlık hizmeti sunucusu olarak gözettiği başlıca hasta hakları:
- Doğru Bilgilendirilme Hakkı: Hastanın kullandığı ilacın ne işe yaradığı, nasıl kullanılacağı (tok/aç karna, doz aralıkları), olası yan etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimlerini net bir şekilde öğrenme hakkıdır.
- Mahremiyet ve Gizlilik Hakkı: Hastanın sağlık durumu, şikayetleri ve kullandığı ilaçlar tamamen özeldir. Bu detaylar ile kişisel bilgiler eczacı ve eczane personeli tarafından yasal ve mesleki etik kuralları çerçevesinde gizli tutulur.
-İlaç Güvenliği Hakkı: Hastanın aldığı ilacın üretim standartlarına uygun, son kullanma tarihi geçmemiş ve saklama koşullarına (soğuk zincir vb.) uyulmuş kaliteli ürün olması en temel hakkıdır.
-Sosyo-Ekonomik Haklar ve Eşitlik: Hastanın hiçbir ayrımcılığa uğramadan hizmet alma hakkı vardır. Ayrıca hastaların ekonomik durumlarına göre eşdeğer (muadil) ilaç seçenekleri hakkında bilgilendirilme ve bütçesine en uygun doğru tedaviye yönlendirilme hakkı bulunur
-Tedavi Sürekliliği: Kronik hastaların raporlu veya hayati önem taşıyan ilaçlarına kesintisiz erişim sağlaması da eczacıların koruduğu önemli haklardan biridir.
-Erişilebilirlik: Nöbetçi eczane sistemi ile hastaların 7/24 kesintisiz ilaç ve tıbbi danışmanlık hizmetine erişiminin sağlanmasıdır.
Özellikle pandemi süreci ile başlayan ve çeşitli ilaç gruplarında halen devam eden tedarik sıkıntıları sonucu, tedavi süreçleri aksamakta, hastaların yaşam kalitesi düşmekte ve sağlık çalışanlarının yükü artmaktadır.
Sağlık hizmetlerinin sürekliliği için, ilaca erişilebilirliğin en temel gereklilik olduğu gerçeğinden hareketle salgınlar, savaşlar, doğal afetler gibi kriz dönemlerinde sağlık sistemindeki yükün artacağı da göz önünde bulundurularak mevcut sağlık altyapısının güçlendirilmesi de önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hasta hakları konusunda bir sivil toplum örgütü olan “Evrensel Hasta Hakları Derneği”’nin çalışmalarını da takdir etmek gerekir, diye düşünüyorum ve “Hasta Hakları Yasası”nın, inşallah 26 Ekim Dünya Hasta Hakları Günü’nde Meclis’ten onaylanmasını diliyorum. Çünkü sağlık tüm devlet politikalarının merkezinde yer alması gereken bir insan hakkı olup “Hasta Hakları Yasası”nın yürürlüğe konması sadece bireysel mağduriyetlerin tazmini değil, sağlıkta toplam kaliteyi artırmanın da ön koşuludur.
Gönül arzu eder ki hastalıklar olmasın, eksiklikler yaşanmasın, krizler oluşmasın. Ama oluşunca da minimum zararla üstesinden gelinebilsin. Bu da ancak doğru vizyon ve stratejilerle, doğru planlama ile doğru zamanlama sonucu ve paydaş işbirlikleri dahilinde mümkün olabilir.
Bu vesile ile, sağlık neferlerinden biri olarak tüm sağlık çalışanlarına kolaylıklar, tüm hastalarımıza da acil şifalar dilerim


























