1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. “Hükümetin elinde sihirli değnek yok, Türkiye’den ek kaynak şart”
“Hükümetin elinde sihirli değnek yok, Türkiye’den ek kaynak şart”

“Hükümetin elinde sihirli değnek yok, Türkiye’den ek kaynak şart”

Erol Kaymak, “önümüzdeki günlerde bizleri ne bekliyor konusunda hiç kimsenin bir fikri yok” diyerek, Türk Lirası’nın ABD Başkanı Trump’un bir paylaşımı ile bir günde TL %20 oranında değer yitirdiğini anımsattı.

A+A-

Didem MENTEŞ


Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Kaymak, döviz krizine karşı hükümetin elinde sihirli değnek olmadığını, Türkiye’den ek kaynak istenmesi gerektiğini söyledi.
Kaymak, Türk Lirası’nın önümüzdeki günlerde daha ne kadar değer kaybedeceğine dair hiç kimsenin fikri olmadığına işaret etti.

Erol Kaymak, son dönemlerdeki siyasi ve ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmede bulundu.

“TL stokunu satan spekülatörler ortadadır”

Erol Kaymak, “önümüzdeki günlerde bizleri ne bekliyor konusunda hiç kimsenin bir fikri yok” diyerek, Türk Lirası’nın ABD Başkanı Trump’un bir paylaşımı ile bir günde TL %20 oranında değer yitirdiğini anımsattı. “Bu inanılmaz çünkü Türkiye Merkez Bankası tepkisiz kalmıştır” diyen Kaymak, spekülatörlerin rahatlıkla TL satıp kâr yaptığını belirtti.
Bunun devam edebileceğine dair endişeleri olduğunu belirten Kaymak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Genel anlamda piyasalarda bir güvensizlik vardır. Türkiye’ye yatırımcı gelmiyor, sıcak para dediğimiz sermaye akışları ters döndü, yani para Türkiye’den çıkıyor. Böylece fiilen fakirleşiyoruz bu durum alım gücümüzü etkiliyor. Türkiye nispeten bizden daha az etkileniyor. Çünkü son yıllarda Türkiye hükümetinin aldığı bazı tedbirlerle vatandaşın TL üzerinden borçlanması ve faizlerin sabitlenmesi sağlandı.”

 

“Bir şekilde bir borç var, diğer yandan fakirleşiyoruz, gelirimiz artmıyor dolayısıyla, bu borcu yeniden yapılandırma mekanizmalarına ihtiyacımız vardır.”
 

“Faiz ayarları yapılabilir onlar tabi gündelik para politikadır”

Enflasyon selinin Türkiye’yi de vuracağını söyleyen Kaymak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu kriz özellikle dış ticaret yapan ve dolayısıyla borcu olan şirketleri çok ciddi şekilde sarsacak. Bunun sonunda Türkiye’deki finans sektörünün, bankalarının zorlanacağına dair endişeler vardır. Dolayısıyla Cuma günü Türkiye’nin kur krizi 1-2 saat içerisinde bir finans krizine dönüşme potansiyelini gördü. Avrupa piyasalarını da etkiledi. Türkiye’ye Euro bazda verdikleri borçları var ancak Türkiye’deki eriyen TL karşısında bu şirketlerin borçlarını ödeyip ödeyemeyecekleri endişesi ile karşı karşıya kaldılar. Dolayısıyla önümüzü göremiyoruz. Çünkü bunu durduracak bir mekanizmaya ihtiyaç duyuluyor. O mekanizma kısa vadede faiz ayarlarıdır. Faiz ayarları yapılabilir, onlar tabi gündelik para politikalarıdır. Bir de mali politikalar var. Ama yurt dışındaki yatırımcıda eğer panik başlarsa… Yerel sermaye de Türkiye’deki merkez bankasının özerkliği konusunda soru işaretleri taşıyor. Çünkü tepkisiz kalıyor. Özetle TL’nin nereye kadar düşeceğine dair hiç kimsenin bir fikri yok.”

 “KKTC’de bakkalda alıp sattıklarımız haricinde her şey bir şekilde toptancıların dışarıdan ithal ettiği ürünlerdir.”

 

“Hükümetimiz bir şekilde Türkiye’den kaynak isteyecektir”

KKTC’de hükümetin “sessiz” kaldığını anımsatan Erol Kaymak, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Geçen hafta bir hayat pahalılığı tartışması yapılmıştı. Malum o hayat pahalılığı tartışması da yine Türkiye’deki bu krizden kaynaklanan bir şey aslında. Dolaylı olarak bize yansıyor; bizim para birimimiz yok, merkez bankamız yok dolayısıyla bizim ellimizde bir para politika mekanizması yoktur, TL düşüşünden kendimizi koruyamayız. Türkiye’ye de borçluyuz yani dolayısıyla kemer sıkma gibi seçeneğimiz yok. Kemer sıkmayı hali hazırda fakirleşerek yapıyoruz. Bazıları acil tedbir olarak KKTC’yi de TL’leştirmeden söz ediyor. İşin aslı şudur; KKTC’de bakkalda alıp sattıklarımız haricinde her şey bir şekilde toptancıların dışarıdan ithal ettiği ürünlerdir. Belki yurt dışından ithal etmeyiz, Türkiye’den ederiz ama ne fark eder? Bu bizi ticari anlamda daha bağımlı yapar.

“Eğer insanları borçtan koruyacaksak o zaman bankaları batıracağız, bunu da bilmek zorundayız. Denklemin 2 tarafı vardır.”

 Çünkü bizim bir günde bu piyasaya aktarabileceğimiz bir fonumuz yok. Kısacası ellerinde sihirli bir değnek varmış gibi hükümete yüklenenler var. Eğer ellerinde sihirli değnek olsaydı, bir şeyler yaparlardı. ‘Beni bu krizden koru’ veya ‘yerli domates çok kötü niye ithal ettirmiyorsunuz’ diyenler var. Bir taraftan da bankalar var. Eğer insanları borçtan koruyacaksak, o zaman bankaları batıracağız, bunu da bilmek zorundayız. Denklemin 2 tarafı vardır. Bir şekilde bir borç var, diğer yandan fakirleşiyoruz, gelirimiz artmıyor, dolayısıyla bu borcu yeniden yapılandırma mekanizmalarına ihtiyacımız vardır.

 “Hükümet olsa olsa Türkiye’den randevu isteyecektir. Bir şekilde ek bir kaynak isteyecektir, çünkü yılsonuna bütçemiz yetişmez”

Dolayısıyla hükümet olsa olsa Türkiye’den randevu isteyecektir. Bir şekilde ek bir kaynak isteyecektir çünkü yılsonuna bütçemiz yetişmez. Bir de petrol fiyatlarını düşünün, şu anda Rum’a ucuza petrol satıyoruz, yarın öbür gün o kuyular boşalacak. Yeniden siparişe çıktığımız zaman döviz üzerinden alacağız. TL değer yitirmiştir dolayısıyla o enflasyon geliyor, hükümet onu bizden gizliyor muhtemelen zam tepkisinden korkuyorlar ama gelecek.”

yeniduzen-satin-aliniz-729.jpg

Bu haber toplam 755 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler