1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ATEŞLE OYNAMAK …
ATEŞLE OYNAMAK …

ATEŞLE OYNAMAK …

Kıbrıs’ın çağdaş tarihi aslında tüm Kıbrıslıların döktüğü kan ve gözyaşı, çektiği kahır ve acı ile yazılır, anlatılır. Bu makus tarihi yaratanlar da, kurbanı olanlar da Kıbrıslıların kendisidir… “Anavatan” dedikleri ülkeler, sorun

A+A-

 

 

Kıbrıs’ın çağdaş tarihi aslında tüm Kıbrıslıların döktüğü kan ve gözyaşı, çektiği kahır ve acı ile yazılır, anlatılır.

Bu makus tarihi yaratanlar da, kurbanı olanlar da Kıbrıslıların kendisidir… “Anavatan” dedikleri ülkeler, sorunun ana unsurları ise, bu sonucu üreten de Kıbrıslıların kendisidir ve “kurban olayım sana anavatan” dediklleri anavatanları için aslında “kurbanlık” değil de “mezbahalık” koyun olduklarını bile anlayamadan on yıllarca yaşadılar…

Kıbrıslı Rum 1974 darbesi ile dersini aldı, Kıbrıslı Türkler de “beslemeler” sözü ile aslında “mezbahalık koyun” olarak beslendiklerini anlamaya başladı…

AB’ye giren Kıbrıslı Rumlar, kendilerini mezbahaya gönderecek bir “anavatan”dan artık kurtulmuş oldular ama, işin garibi, “mezbahaya gitme” alışkanlığından kurtulamadılar, kendi kendilerini mezbahaya yolluyorlar… Yani bir yanlıştan kaçarken, başka yanlışı yapıyorlar… Yanlışları kendilerini yaktı, ama yanında Kıbrıslı Türkleri de yaktılar…

S300 füze krizinde Kıbrıs savaşın eşiğinden döndü… Türkiye’nin S300’leri ya yolda Kıbrıs’a gelirken vuracağı, ya da Kıbrıs’a konuşlandığında vuracağı ve kan döküleceği kendilerine anlatılana kadar “kan – ter” içinde kaldı birçok taraf; aptalca bir senaryo ve akılsızca bir hırs ile ve aslında ateşle oynadıklarını kendi kendilerinden bile inkar ederek ve delicesine bir ısrar ile sürdürdüler macerayı. Sonuç onlar için yeni bir başarısızlık, yeni bir yenilgi ve etnik utanç oldu… Ve Kuzey’deki rejim de Kıbrıslı Türkleri “güvenlik” nedeniyle daha bir teslim etti Türkiye’ye…

Şimdiki yeni oyuncak da adanın etrafındaki denizlerde olan “hidrokarbon, yani doğal gaz rezervleri”… “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik hakkı” deyip, ısrarla “kazacağız” diye tutturdular. Türkiye, bu rezervlerdeki kendi ilgisini en açık şekilde ortaya koydu…  Uluslar arası hukuka uygun olarak Türkiye’nin yasal hakkı var mı, yok mu aslında fantezi bir tartışmadır. Türkiye hakkının değil çıkarının peşinde, bunu da açıkca söylüyor zaten… Dünya siyaseti ve siyasi tarihi de bu gibi konularda hukukun değil, güçlü olan tarafın çıkarının galip geldiği olaylarla doludur. Afganistan’a önce Sovyetler Birliği adına Rusya, sonra da dünya jandarmalığı adına da ABD girdiğinde uluslar arası hukuku takan mı oldu?!. ABD Irak’ı işgal ederken, NATO Libya’yı vururken uluslar arası hukuk rehber mi edinildi?!. İsrail “düşman” dediği coğrafyaları uçakları ile bombalarken uluslar arası hukukla mı uçtu?!. Türkiye Irak’a girerken hukuku mu kalkan etti, ve kim engel olabildi Türkiye’ye…

Kıbrıs Rum siyaseti, enerji ve aklını böyle akılları bulandıran proje ve stratejilere kullanacağına, Kıbrıs sorununun  çözümüne odaklansa ve bir an önce sorunun çözümüne ulaşılsa hem kendileri hem de Kıbrıslı Türkler için daha yararlı olacak… Kıbrıslı Rumlar, Türkiye’nin yaklaşımlarını hafife alıp, tehditleri kendi kendilerinden de inkar ederlerse ve eskiden “anavatan Yunanistan” kurtarıcı idi, şimdi de AB kurtarıcı olacak gibi bir tek taraflı kabul ile hareket ederlerse, buı Türkiye bu girişimi bir şekilde berhava edecek; diplomatik yollar tükenirse, militer yolu kullanması da olasıdır. Sonunda, doğal gaz hala orda olacak ama Kırıslı Türkler yok olacak, Rumların da esamesi okunmayacak…

Türkiye’nin yaptığı doğru  mu? Olmayabilir, ama Rum tarafının da yaptığının sırası mı? Gene ateşle oynuyorlar, kendilerine zarar verecekler, doğal gaza sahip olacaklar derken doğal gazsız yanacaklar… Ve Kıbrıslı Türkleri de yakacaklar… Ne onlar yansın, ne başkası; ne de Türkiye zora başvursun…

Hala daha öğrenemedi gitti bu Rumlar… Kendileri için Yunanistan bile Türkiye ile savaşı göze alamadı, AB mi bulaşacak; yoksa, aramaları yapacak olan bir ABD şirketidir diye ABD mi yapacak?!... Hala daha ve bunca kan ve gözyaşından, acı ve kahırdan sonra, ateşle oynamamayı, ateşin yaktığını, suyun boğduğunu öğrenmedilerse, Kıbrıslıların makus tarihi kendini yeniden ve yeniden tekrarlayacak…

Kıbırs Rum rejimi “Türkiye’te teslim mi olalım?” diye düşünebilir… Gerçekçi olamak gerek, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye’yi öyle – böyle senaryolarla sıkıştırmaları ve kontrol etmeleri olası değil… Türkiye’yi bu coğrafyada Kıbrıslı Türkler sıkıştırabilir ve kontrol edebilir ama eğer Kıbrıslı Rumların “ateşle oynamaları” Kıbrıslı Türkleri Türkiye’ye daha fazla ve daha derin teslim etmezse…

Kıbrıslı Türkler ve Rumlar, Rum siyasetinin hatalarının vebalini çekmeyi değil, birleşmiş adada ortak siyasetin huzur ve refahını yaşamayı hakeder.

Son söz… S300 füzeleri krizinin çatışmasız çözümünde CTP önemli bir misyon üstlenmiş ve başarılı bir rol oynamıştı; şimdiki doğal gaz krizinde de bunu yapabilmelidir…

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 915 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler