1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Arda Aktar; “Arap Ali efsanesinden Kıbrıs’a özgü bir eser yaratıldı”
Arda Aktar;  “Arap Ali efsanesinden Kıbrıs’a özgü bir eser yaratıldı”

Arda Aktar; “Arap Ali efsanesinden Kıbrıs’a özgü bir eser yaratıldı”

“Ben kesinlikle bestecilerin kendi kültür ve coğrafyalarına ait müzik yapmalarını değerli buluyorum. Kıbrıs için de şimdi Arap Ali bu anlamda bir ilk oldu, bir efsaneden özgün bir eser yaratıldı.”

A+A-

Simge Çerkezoğlu

Kuruluş süreci devam eden Devlet Opera ve Balesi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın katkılarıyla uzun bir çalışma sürecinin ardından ilk yerli opera eserini sahnelemenin gururunu yaşıyor. Yoğun ilgiyle karşılanan Mağusa’nın gerçek efsanesi, Arap Ali Destanı için yüzü aşkın sanatçı aylarca çalıştı… Opera sanatçısı Arda Aktar da meyhaneci rolü ile izleyenleri etkileyen isimlerdendi… Hem Arap Ali Destanı’nın bilinmeyen yönlerini, hem de kariyerinin gelişim sürecini bizimle paylaştı.    

“Şaka gerçeğe dönüştü”

“Müziğe daha erken başlamış olsaydım piyanist olmak isterdim” diyen Arda Aktar, tamamen bir tesadüf sonucu müziğe başlayışını, bu günlere varma sürecini anlatıyor.

“Ankara’da doğdum. Annem Kıbrıslı, eğitim için Türkiye’ye gelip Ada’ya dönmeyenlerden… Lise yıllarıma kadar müzik hiç aklımda yoktu. Yazları hep Kıbrıs’ta geçirirdim. Planım üniversite için de buraya gelip eğitim almaktı. Bir gece şans eseri yaşadığım bir olay hayatımı değiştirdi. Lisenin son yılında Ankara’da bir otelde gitar çalan arkadaşıma, kendi kendime eğlendiğim sırada birkaç şarkıda eşlik ettim. Orada bulunan operada çalışan aile dostumuz benim konservatuvarda eğitim almam konusunda babama öneride bulunmuş. O günlerde konservatuvarın ne olduğunu dahi bilmiyorum. Türk sanat müziği eğitimi verildiğini sanıyordum. Şansımı denemeye karar verdim. Hiç unutmuyorum sınava on dokuz gün kala şan dersi almaya gittim. Hatta o zamanki hocam bile ‘çok hayalci olmayalım, insanlar bu sınavlara yıllarca çalışıyor’ demişti. Sonuçta Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarında opera bölümüne başladım. Ben arkadaşlarımı sinir etmek için opera taklidi yaparken, şaka gerçeğe dönüştü. İki yıl Ankara’da okuduktan sonra eğitimime Frankfurt Müzik Akademisi’nde devam ettim ve mezun oldum. 2001 yılına kadar Almanya’da yaşadım. Daha sonra Türkiye’ye döndüm. Bir süre İzmir Devlet Opera Balesinde çalıştım ama kadrosuzluk beni çok zorladı. Hatta mesleği bile bırakmayı düşündüğüm zamanlar oldu. Sonunda Ankara Devlet Opera Balesinde solist olarak çalışmaya başladım.”

aa4-001.jpg

“Bu coğrafyada karnımızı sanatla doyurabilmemiz bile büyük şans”

Pek çok farklı şehirde, ülkede performans sahneleyen Arda,  Avrupa ile Türkiye’deki opera algısına ilişkin karşılaştırmalarda bulunuyor.

“Zamanla şarkı söylemek beni çok mutlu etti. Bariton bir sesim var ve Türkiye’de neredeyse tüm operalarda sahne alma şansına sahip oldum. Ankara, İzmir, Samsun, Mersin, İstanbul, Antalya, Bursa… Yurt dışında ise özellikle Almanya’da konserler yaptım, senfoni orkestralarıyla çalıştım. Opera eğitimi verebilmekle de ilgileniyorum şu anda Başkent Üniversitesinde opera şan yüksek lisansına da devam ediyorum. Bu güne kadar büründüğüm roller içinde  Richard Wagner'in Tannhauser operasındaki Wolfram rolünü çok sevdim, çok özeldi. Onun dışında Figaro’nun düğünü Kont Almaviva… Hepsi çok güzeldi, sonuçta müzik çok güzel, müzikle ilgili meslekler de manevi olarak çok doyurucu. Türkiye sanatın icra seviyesi, sanatçıları anlamında çok iyi kalitede bir ülke. İzleyicilere baktığımızda ise kapıları aşındıran izleyiciler olduğunu söyleyemeyiz. Avrupa’da sanata operaya daha fazla talep var ama bizim bulunduğumuz coğrafya sonuçta Ortadoğu, bu kadar opera, bale, senfoniye ilgi gösterilmesi bile mucize. Bu büyük başarı cumhuriyetin, Atatürk’ün etkisi ile oldu. Bu coğrafyada karnımızı sanatla doyuruyor olabilmemiz büyük şans. Türkiye’de altı tane opera var, Almanya’da yetmiş dört tane… Tabii klasik müzik ve opera kültürü Avrupa’da çok eskiye dayanıyor. Çok sesli müzik ilk kiliselerde başladı, dini formu avantaja çevirmeyi başardılar. Şimdi de Kıbrıs’ta bir devlet opera balesi çabası var. Umarım burada da gerekli devlet desteği sağlanır ve çocuk ölü doğmaz.”

aa3-001.jpg

“Kıbrıs halkı bir an önce özgün bir hikâyeyle opera sanatını tanımalıydı”

Çok kısa bir sürede opera anlamında kendimize ait bir eseri yaratmayı, sahnelemeyi başardık… Arap Ali Destanı bu bağlamda da yeniden destan yazdı…

“Ocak ayında ben Aşk İksiri operası için Kıbrıs’taydım.  Bu tarz çalışmalarda Kıbrıs kökenli sanatçıların olması normal olandır. Ben o operada da rol aldım. O günlerde şef Ali Hoca’nın böyle bir beste üzerinde çalıştığını duydum. Elbette insan kulağı her zaman daha önce duyduğu melodiyi duymak ister ama bir sanatçı da herkesin alışık olduğu melodiyi yaptığı zaman taklit yapmış olur. Özgünlük yaratmaz. Ben kesinlikle bestecilerin kendi kültür ve coğrafyalarına ait müzik yapmalarını değerli buluyorum. Kıbrıs için de şimdi Arap Ali bu anlamda bir ilk oldu, bir efsaneden özgün bir eser yaratıldı. Halkın Arap Ali’ye alışmasının uzun sürmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü kendi içlerinden müzikler bulacakları bir eser olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu fikir biraz daha olgunlaştıktan sonra ben de projeye dahil oldum. Tuğrul Enver Töre zaten çok yakın arkadaşım. Bunun teklifi de olmaz, Kıbrıslı bir sanatçı için bunu yapmak bir görevidir. Hemen çalışmaya başladım. Süreç böylece başladı, roller belirlendi. Böyle bir çalışmada esas yaratıcı bestecidir, sürece ilk o dahil olur. Gerisi zamanla oluşur. Elbette hikâyeyi biliyordum ama insan bu kadar içine girince ne olduğunu daha iyi anlıyor. Hikâyeyi gözünüzde canlandırmak başka, karşınızda bunun oynanması bambaşka bir etki yaratıyor. Mağusa Limanı olarak bildiğimiz, Arap Ali ağıtı eserin sadece bir yerinde geçiyor ve o da yeniden düzenledi ama eser olarak bu çalışmanın tamamen özgün bir eser olduğunu belirtmeliyim. Çok etkileyici, çok güzel… Rejisörümüz Aytaç Manizade Türkiye’nin en iyilerindendir. Çok değerli, büyük opera sanatçısı Atilla Manizade’nin eşidir. Librettoyu, senaryoyu yine Kıbrıslı bir sanatçı, Havva Tekin yazdı. İçine tabii ki kurgu da eklendi ama ortaya muhteşem bir iş çıktı. Ben Temmuz ayından bu yana eser üzerinde çalışıyorum. Gerçekten çok kısa zamanda bunu başardık. Kıbrıs halkı bir an önce kendilerinden, özgün bir hikâyeyle opera sanatını tanımalıydı. Yoksa dünyada pek çok eser var, müzik de daha aşina olunan müzik olur ama sahiplenilmesi kolay olmaz. Oysa kendinize ait bir hikâyeyi sahiplenmek çok daha anlamlıdır. Düşünsenize biz şu anda sizinle olayın geçtiği yerde Mağusa Limanı’ndayız. Ben inanıyorum ki insanlar bu operayı izledikten sonra Mağusa’ya da bambaşka gözlerle bakacaklar. Kimse annesinin karnından opera öğrenerek doğmuyor. Ben konservatuvarı kazandıktan sonra ilk operaya gittiğimde, bu ne sıkıcı bir şey böyle dedim ama zamanla bu fikrim elbette değişti, gelişti. Dünyada milyonlarca opera sanatçısı olduğuna göre mutlaka bir bildikleri olmalı.”

aa2.jpg

“Opera sahnelemek paran varsa yapılacak bir iş”

Bir ayı aşkın bir süredir Mağusa’da her gün, sabahtan akşama, opera için çalışan Arda Aktar bir opera eserine hazırlanmanın aslında ne kadar zorlu süreçleri içinde barındırdığını anlatıyor.

“Gördüğümüz hiçbir sanat eseri o an oluşmuyor. Onun öncesinde çok meşakkatli süreçler yaşanıyor. Önemli olan bizim nereden başlayıp, nereye gittiğimiz. O nedenle de ben her zaman provalardan küçük videolar, fotoğraflar çekerim. Bu alana da özel bir ilgim var ama bu çekimleri yaparken izleyiciler bu eserler için nasıl canla başla çalıştığımızı bilsin isterim. Operada on bir tane, koroya dahil olmayan solo rol var. Ayrıca yirmi kişilik koro var. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Okestrası var. Toplamda herhalde yüz kişiye yakın ekibiz, opera zaten böyle bir sanat. Bir orkestra mutlaka olacak, tek kişilik opera diye bir şey yok. Farklı roller var. Hep birlikte devam eden bir çalışma süreci var. Opera sahnelemek paran varsa yapılacak bir iş. Devlet opera ve balesi kuracağım demekle bu iş olmuyor. Böyle bir birim kurulacaksa bunun bir bütçesi olmalı. Tiyatroda bir masa sandalye koysanız, oyuncu da yalnız performans sergilese ortaya bir oyun çıkmış oluyor ama opera işte böyle bir sanat değil. Yaptığımız iki temsil de çok ilgi gördü, beğenildi. Mayıs ayında yeniden Arap Ali Destanını sahnelemek için Kıbrıs’ta olacağız. Daha sonra Türkiye ve İngiltere’de de sahne alma planları yönünde çalışmalar devam ediyor.”       

aa1-001.jpg

 

 

Bu haber toplam 2320 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 439 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 439 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler