
“Öğretmen kadroları eksik, atamalarda da torpil anlayışı devam ediyor”
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) bugün Eğitim Bakanlığı’na ‘siyah çelenk’ bıraktı.
Lema GÖZAY
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) bugün Eğitim Bakanlığı’na ‘siyah çelenk’ bıraktı. KTOEÖS Başkanı Selma Eylem, siyah çelenkli eylemleriyle ‘kamusal eğitimi gözden çıkaran; torpil, rüşvet ve rant düzeninin bir parçası haline getiren Eğitim Bakanlığı’nı bir kez daha protesto etme amacıyla toplandıklarını belirterek başladığı konuşmasında, nitelikli kamusal eğitim, öğretmenlerin çalışma koşulları ve haklarıyla birlikte toplumsal gelecek için mücadeleye devam ettiklerini vurguladı.
“Eksik kadro meselesi gündemdedir ama partizanlıkta bunlarla beraber ne yazık ki devam ediyor”
Yaşanan ve üstü örtülen, öğretmene karşı yapılan dayatmaları ve Eğitim Bakanlığı’nın sürdürmüş olduğu politikaları deşifre etmeye kararlı olduklarını belirten Eylem, eksik kadrolar nedeniyle eğitim yılının geç başladığını anımsatarak “Hala daha eksik kadrolar devam ediyor, müdür ve müdür muavini nakilleri yapılmadı, bölüm şefi, atölye şefi, teknik öğretim görevlisi kadroları eksiktir” dedi.
Eksik öğretmen kadro atamalarının düne kadar devam ettiğine dikkat çeken Eylem, öğretmen atamaları konusunda ‘torpil anlayışının devam ettiğini’ belirterek, “Daha önceden bildiğiniz gibi gündeme getirmiştik. Ekonomi öğretmeni ihtiyaç olmadığı halde atanmıştı.Tarım öğretmeni ihtiyacı olmadan atanmıştı. Şimdi yine Turizm öğretmeni bilmem hangi bakanın yakını olan kişi ihtiyaç olmadığı halde atanmıştır. Oysa biliyorsunuz ki eksik kadro meselesi gündemdedir ama partizanlıkta bunlarla beraber ne yazık ki devam ediyor” ifadelerini kullandı.
“Eğitimde ihmal edilen ve yerine getirilmeyen sorumsuzlukların bedelini ödeyen öğrencilerimizin okul idarelerimiz ve öğretmenlerimiz yükünü çekiyor”
Eylem konuşmasının devamında geçtiğimiz hafta kamuoyuna yansıyan Çanakkale Ortaokulu’nda yaşandığı öne sürülen ‘tecavüz iddiasına’ işaret ederek, bakanlığın her konuda olduğu gibi bu konuda da sessizliğini koruduğunu bu olayın da ‘tam gün’ uygulamasından dolayı yaşandığını belirterek şunları söyledi: “Acı olayla ilgili ne yazık ki sessizliğini koruyor ve bu konuda ne yapılıyor, ne yapılacak? Herhangi bir bilgi vermiyor. Orada olan olayla ilgili yaptığımız eylemde de dile getirdiğimiz gibi, aslında bu mesele toplumsal bir meseledir. Ve bu meselenin okullara yansımasıdır. Şiddet olayları artıyor, akran zorbalığı artıyor bunları defalarca dile getirdik. Bununla ilgili yaptığımız anket çalışmasını da kamuoyu ile paylaştık. Okullarımızdaki güvenlik, sağlık, barınma sorunlarını defalarca dile getirdik. Altyapı sorunları, kadro eksiklikleri bütün bunlar söz konusuyken çok önemli bir faktör olan bu acı olayın yaşanmasında ‘tam gün’ meselesi var. Adı tam gün olan ama tam gün olmayan bir mesele, bir dayatma siyasi kararı var. Bunun sonucunda oluşan bu olayla ilgili ivedilikle adımlar atılması, Sosyal Hizmetler ve polisin gerekli adımları atması gerekiyor. Ancak, Eğitim Bakanlığı diğer konularda da olduğu gibi bu konuda da sessiz ancak öğretmene yapılan tüm bu sıkıntıların eğitimde ihmal edilen ve yerine getirilmeyen sorumsuzlukların bedelini ödeyen öğrencilerimizin okul idarelerimiz ve öğretmenlerimiz yükünü çekiyor. Ancak bakanlık, okul idarelerimize ve öğretmenlerimize yönelik tehdit ve baskıya devam ediyor.”
Kursiyer kontenjanlarının Eğitim Bakanlığı tarafından arttırılan güzellik merkezleri olduğuna dikkat çeken Eylem, bu konu ile ilgili bir takım iddialar olduğunu belirterek, “Özellikle fuhuş iddiaları var bu güzellik merkezleri aracılığıyla. Hatta Bakanlık yetkililerinin bu salonlardan rüşvet aldığı iddiaları var. Ancak bu konuda da bakanlık sessizdir” dedi.
Eylem, bakanlığın ihalesiz konteynerler ve sahte diplomalar meselesi ile ilgili de sessiz ve sorumluluk almayan yaklaşımından dolayı bu konuyla ilgili de ‘zan altında’ olduğunu vurgularken, “Bu konuda gereken açıklama yapılmalı, sorumluluk alınmalı ve hesap verilmelidir” ifadelerini kullandı.
“Tüm bunların yarattığı sıkıntılar yaşanıyor, ancak ört-pas ediliyor”
Okullarda ‘adına tam gün denilen ancak tam gün olmayan’ uygulamadan dolayı birçok meselenin yaşandığını belirten Eylem, akran zorbalığı meselesinin artış göstermesi, okulların kalabalık olması, Türkçe bilmeyen ve özel gereksinimli öğrencilerin çözümsüz bırakıldığına dikkat çekerek, “Tüm bunların yarattığı sıkıntılar yaşanıyor, ancak ört-pas ediliyor. Bunlarla ilgili tek bir açıklama yapılmıyor, yokmuş gibi davranıyor Eğitim Bakanlığı ve hükümet” dedi.
“Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde ‘cihat çağrıları’ yapılıyor. Meclis’tekilere kadar itamlar söz konusu, Bakanlık herhangi bir adım atmış değil”
Bir başka sorununda Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde yaşandığına işaret eden Eylem, kamuoyuna da yansıyan bir öğretmenin ‘cihat çağrılarıyla’ örgütlenme çalışması gerçekleştirdiğini, Meclis’e kadar birçok kişiye itamlar da bulunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu konuda da özellikle yazışmalar basına yansımıştır. İki yıl önce de aynı şekilde, öğretmene tehdit olacak şekilde basına yansıdı bu yazışmalar. Bir öğretmenin örgütleme çalışmaları da söz konusu. 4 yaşındaki öğrencilerimize din dersleri verilmesi yönünde de açıklama var. En son yazışmalar yine basına yansıdı ve ‘cihat’ çağrıları var. Hatta Meclis’tekilere kadar bir takım itamlar söz konusu. Ancak Eğitim Bakanlığı ne iki yıl önce ne de şimdi ‘gereken yapılacak, soruşturulacak’ denmesine rağmen herhangi bir adım atmış değildir. Dolayısıyla gereken soruşturma bir an önce başlatılmalı ve gereken şekilde sonuçlandırılmalıdır”
Öğretmene tehdit ve baskının devam ettiğini vurgulayan Eylem, öğretmenlerin nitelikli kamusal eğitim ve toplumun geleceği için mücadeleye devam edeceğini belirterek, “Kamusal eğitime ve çocuklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.
“Tam gün diye bir şey yapılmıyor, bakanlık yalan söylüyor ve sahtekârlık yapıyor. Sadece öğretmenin parasını kesiyor”
Eylem’in ardından sözü alan KTOEÖS Genel Sekreteri Tahir Gökçebel, ‘tam gün’ uygulamasına ilişkin sendika olarak ısrarla bakanlığa işbirliği yönünde teklif sunduklarını belirterek, bakanlığın ‘tam gün eğitim’ uygulamasına ilişkin yalan söylediğini ve ‘sahtekârlık’ yaptığını vurgulayarak “Bugün adına tam gün dediği ve sendikamızın ısrarla, tam güne karşı değiliz gelin bu işi bakanlık, öğretmen, sendika, veli ve öğrencilerle birlikte nasıl en iyi şekilde yapabiliriz? Birlikte planlayıp, pilot olarak başlayıp, bu topluma yapılabildiğini programıyla, altyapı çalışmalarıyla birlikte bu çocuklara destekle birlikte nasıl yapacağımızı bakanlıktan ısrarla talep etmemize rağmen işbirliği yapılmadı. Bu konuda tam gün yapıyorum diye ve kesinlikle burada yalan söylüyor, sahtekârlık yapıyor. Şu anda tam gün yapılmıyor” dedi.
Gökçebel, velilere çağrıda bulunarak öğleden sonra birçok öğrencinin derslerinin boş geçtiğini ve çocukların şehrin her yerinde döküm saçım vaziyette dolaştığını belirterek, şu ana kadar hiç derse girmeyen ve sınava tabii tutulacak birçok öğrencinin olduğunu ‘tam gün eğitim’ uygulamasıyla tek yapılanın ‘Bakanlık tarafından öğretmenin maaşının kesildiğine’ işaret ederek şunları söyledi: “Velilere çağrımdır: Birçok ders öğleden sonra boş geçiyor. Bu çocuklar döküm saçım görüyorsunuz, şehrin her yerinde dolaşıyorlar. Uyuşturucuyla karşı karşıyadırlar, suçlularla iç içe dolaşıyorlar. Adına tam gün dediği mesele yapılmıyor, bir tek burada ne kazanıyor biliyor musunuz? Bu tüccar zihniyeti, sadece öğretmene para kesintisi yaparak tam gün meselesinin yapılmadığını toplumun gözünden kaçırmaya çalışıyor. Velilere sesleniyorum: çocuğum okula gidiyor sanıyorsun ama bu çocuklar öğleden sonra boştadır. Şu ana kadar hiç derse girmeyen ve sınavda sorulacak sorusu olmadığı halde sınav yapılıyormuş gibi olacak olan binlerce çocuğumuz var. Bırakın kadro meselesini, tam günü öğretmene saldırı aracı olarak devam ettiriyor ancak şu anda tam gün diye bir şey yapılmıyor sadece öğretmenin parasını kesiyor”
“Bu ülkeyi yönetenler hepsi bir pisliğe boğazına kadar battıysa, temiz toplum olana kadar mücadeleye devam edeceğiz”
Genel Orta Eğitim Dairesi ve Mesleki Eğitim Öğretim Dairesi’nin ‘KTOEÖS’ün afacan çocuk olduğunu’ söyleyerek cezalandırma gerçekleştirdiğini belirten Gökçebel, sendika üyesi olan müdür ve müdür muavinlerinin nakil çalışmalarını birlikte yapmadığını söyledi. Torpili, insanına göre davranmayı, sendikanın gözetmen olarak orada olmasının engellendiğini aktaran Gökçebel, bakanlığın okul idarelerine ve öğretmenlere sorumluluk yükleyerek partizanca atamalarına devam ettiğini belirterek, “İlköğretimdeki çalışmaları, uslu çocuk olan sendika ile yapacağım diyor ve yapıyor. Ve bunu yasaya dayandırmaya çalışıyor. Bu tüccar zihniyeti, eğitimde ve toplumun geldiği noktada artık şu an da okullara yansıyan ‘kriminal’ suçların dışında, sakladığı suçlarla birlikte gerçekten okullarımız ve öğretmenler büyük tehdit altındadır. Deprem raporlarını geçiyorum, kriminal günlük suçların okullara kadar yayılmış biçimde büyük tehdit altındadır. Ancak yaptığı tek bir şey vardır, okul idarelerine ve öğretmenlere sorumluluk yükleyerek, her olan olayda da tek bir kelime etmeden, hiçbir sorumluluk almadan ‘tüccar zihniyetiyle’ partisine, kendisine ve yandaşlarına ya geçici atamalarla ya belli şeylerle avantajlar sağlayarak buralarda oturmaya devam etmektedir. Biz bunun peşini bırakmayacağız, biz ‘uslu’ sendika değiliz. Biz bu ülkenin eğer bütün kurumları ve bu ülkeyi yönetenler hepsi bir pisliğe boğazına kadar battıysa, temiz toplum olana kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

















