1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Kıbrıs’ta Eyitim* Önemli
Kıbrıs’ta Eyitim* Önemli

Kıbrıs’ta Eyitim* Önemli

Yüksek getirili ve ambalajlı meslekler bizedir, ama 12 saatten az olmamak kaydıyla memleketin tüm ağır işlerinde çalışmak başkalarının çocuklarına uygundur. Ne menem bir yaklaşım…

A+A-

Osman Emiroğlu
[email protected]

Kısa bir süreliğine de olsa insanların dikkatini çekmek her geçen gün zorlaşıyor. Bu nedenle son günlerin moda yaklaşımı olan kanca atma tekniğini kullanarak yazının başında yanlış yazılan bir kelimeyle dikkatinizi çekmek ve gerçekten çok önemli olduğunu düşündüğüm eğitim kavramı ile ilgili birkaç kelam etmek istedim.

Yaşadığımız ada her ne kadar tarihsel süreçte bir dönem merkezde gibi görünse de, 1000 yılı aşkın bir süredir dünyanın kenar mahalle diye nitelendireceğimiz bir bölgesinde yer alıyor. Bu nedenle, her alanda yaşanan değişiklikler ve ilerlemeler önce dünyanın merkez ekseni diye kabul edilen bölgelerde test edilip farklı yöntemlerle bize kadar kırıntılar halinde gelmekte. Teknoloji, bilim, sanat, spor ve diğer pek çok alanda olduğu gibi eğitim alanında da ihtiyaçlara bağlı olarak reformlar, değişimler ve yenilikler biraz gecikmeyle de olsa başkaları tarafından geliştirildikten sonra yaşadığımız adaya kadar ulaşabilmekte.

Adada yaşayan insanların, karar verme ve yönetime etkin katılma gibi faaliyetlerde kendi evlerinden başlayarak sınırlı imkanları olsa da, bir başka deyişle merkezden uzağa bir şekilde irade sahibi olsalar da, ana yönetim alanlarının uygun görülen yöneticilerce idare edildiğini tahmin edebiliyoruz.

Adanın Türk tarafında doğup büyüyen ya da sonradan bir nedenle kendini Kıbrıs Türk eğitim ekosistemi içerisinde bulan çocukların etrafı farklı yöntemlerle eğitim alan başkaları tarafından çevrelenmiş durumda… Çocuklarına halen daha Roma askeri adımlarıyla yürüyüş eğitimi yaptıran komşu eğitim anlayışı ile kendileri gibi düşünen insanların sayısını artırma gayretine uygun muhafazakar soslu,  tek kişi etrafında hızlı ve etkili hareket becerisi yüksek kalabalıklar yetiştirmeye ayarlı diğer anlayış da, adanın gelecekte kimin idaresinde olacağının mücadelesini veriyor. Tüm bunların yanı sıra “öğretmen olayım, artık rahat ederim” diyen aşırı kendine odaklı bireyselci yaklaşımı benimseyen sorumluluk fakirleri de cabası…

“Hep başkasının çocuklarına uygun görülen meslek okullarına ihtiyaç olma durumu!”

Geçtiğimiz günlerde sohbet ettiğim bir kişi yaşadığımız ülkenin eğitim sistemini aşırı bir şekilde eleştirirken meslek liselerinin ikinci plana itildiğini ve kısa bir zaman sonra artık hiçbir alanda usta bulamayacağımızdan yakındı. Ancak kendi çocuklarının eğitimlerini sorduğumda, “Biri avukat diğeri de öğretmen oldu, şimdi devlette çalışıyorlar.” dedi. Bunu duyduğum anda ülke ile ilgili gelecek hayallerinde mavi yakalıları hep başkalarının çocuklarına reva görme ama kendi çocuklarına gelince fiyakalı beyaz yakalı profesyonel meslekler etrafında seçim yapma yaklaşımı olduğunu fark ettim. Yüksek getirili ve ambalajlı meslekler bizedir, ama 12 saatten az olmamak kaydıyla memleketin tüm ağır işlerinde çalışmak başkalarının çocuklarına uygundur. Ne menem bir yaklaşım…  

Sonuç şöyledir: Günde verimli şekilde geçirilecek 2-3 saatlik çalışma sonrasında arkadaşlarla kahve toplantıları ve birkaç kez yurt dışına yapılacak kaçamak tatiller… Özellikle yurt dışında okuyarak memlekete dönenlerde gördüğüm yaşadığı yeri küçümseme ve yadırgama halleri...

Eğitimin bir sorumluluk meselesi olmasından öte bir tür sabır dayanıklılığını da içeren karmaşık bir süreç olduğu bilinmelidir. Vizyon ister, merak ister ya da konuyla ilgili geleceğe ait kaygı ister. En üstteki yöneticilere rağmen eğitimde reform ya da iyileştirme-düzenleme yapma olası değildir.  Şu yeni okul meselesini, önceki sefer olduğu gibi kazasız belasız ya da herkesin kısmen de olsa onayını alarak halledeyim konusunu, yapacaklarınız listesinin başına koyduğunuzda geriye dikkatinizi ayıracak zaman da enerji de kalmaz. Oysa eğitimi geliştirme, hırslı ve iddialı kişilerin stratejik kafa yapısıyla ve tam zamanlı şekilde konuya yaşamını koymasıyla gerçekleştirilebilir.

Gaile’ye gönderdiğim bu ilk yazıda farklı konular dağınık olarak görülebilir. Hepsini toplayınca bugün şikayet ettiğimiz durum ortaya çıkıyor aslında. Adındaki çekicilik mi, yoksa editörün kimliği ve kişiliği mi bilmem ama bu dergiye yazı göndermek bana çokça huzur ve keyif verdi. Akıl ve bilim dışı tüm uygulamalar, yaklaşımlar ve eğilimlere muhalif olarak tanımladığım siyasi görüşümü merak eden olursa yazılarıma bakmaları yeterli olacaktır. (Bu cümleyi, bu arkadaş bizden mi karşıdan mı diye akıl yürüten siyasi kutuplaşma uzmanları için yazdım).

Umarım biraz olsun eğitim konusunu ilk sıraya koyabiliriz. Bu arada öneriler yok diyebilirsiniz. Onlar da ilerdeki sayılara umarım...

Bu haber toplam 181 defa okunmuştur