1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Kantarın ayarı öyle bir bozuldu ki durum ortada”
“Kantarın ayarı öyle bir bozuldu ki durum ortada”

“Kantarın ayarı öyle bir bozuldu ki durum ortada”

Sosyolog ve Siyasal Bilgiler Uzmanı Hakan Gündüz’den YENİDÜZEN’e çarpıcı açıklamalar

A+A-

Fayka Arseven KİŞİ

Sosyolog ve Siyasal Bilgiler Uzmanı Hakan Gündüz, ülkede son bir haftada yaşanan gelişmeleri yorumladı, “kantarın ayarı öyle bir bozuldu ki bugün durum ortada” vurgusunda bulundu.

“Ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar” diyen Gündüz, Cumhurbaşkanlığı seçiminde kantarın ayarının bozulduğunu, bunu yapanların ya da vesile olanların bugün bu ölçüsüzlük karşısında ezildiğini söyledi.

“Yeraltı dünyasının ülkedeki varlığı ve topluma etkisi yeni mi? Kimse bilmiyoruz diyemez. Siyasi etkisi yeni mi? Burada bir samimiyetsizlik var.”

  • YENİDÜZEN: Son 1 hafta içerisinde hükümetin istifası verildi, ‘skandal video’ gündeme geldi. Siyasi, yeraltı dünyası, mafya ilişkileri iddiaları ortaya atıldı, videolar yayınlandı. Döviz arttı, akaryakıt istasyonları önündeki kuyrukları da yaşadık. Toplum olarak nasılız, durumumuzu nasıl açıklarsınız?
  • HAKAN GÜNDÜZ: Video olayı dediğiniz çarpıcı olay dışında bunların hiçbiri yeni olgular değil. Video olayı bile değil çünkü bu kayıtların varlığı toplum tarafından biliniyor. Kimin kiminle kaydı var, kayıtlar kimin elinde, bunlar bile yıllardır halk arasında konuşuluyor.
    Yeraltı dünyasının ülkedeki varlığı ve topluma etkisi mi yeni? Kimse bilmiyoruz diyemez.
    Siyasi etkisi mi yeni? Burada bir samimiyetsizlik var. Cumhurbaşkanından, başbakanına, vekilinden bürokratına kadar bu kişilerle yoğun ilişki yaşıyorlar. Yemekler, davetler, özel partiler, her türlü maddi ve manevi katkılar toplumun göz, önünde gerçekleşiyor.
    Bugün yeraltı dünyasından dedikleri insanların telefon detaylarını çıkarsınlar bakalım bu kişileri her gün en çok kimler arıyor.
    Hiçbirimiz bunları yeni öğrenmedik. Toplum olarak razıyız ki bu ilişki ağları içinde olan siyasileri seçmeye devam ediyoruz.
    Ama bu tür ilişkilerde öküz ölünce ortaklık bozulmaz. Hep almak olmaz. Aldığının karşılığını veremeyince de başına gelene razı olursun. Yaşanan bu.
     
  • YENİDÜZEN: Peki ülkede yönetim ne yapıyor?
  • HAKAN GÜNDÜZ: Ülkede an itibarı ile bir yönetim yok. Toplum çok ağır bir ekonomik baskı altında. Fakirlik hiç olmadığı kadar hissediliyor. Tüm sektörler çökmüş. Market artığı toplayan insanlarımız var. Mutfak masrafını karşılayamaz insanlarımız var. Döviz %30 artmış, yaşam %100 den fazla pahalı olmuş.
    Hükümet ortada yoktu, üstüne istifa etti. Meclis kadük edildi. Anayasal düzen askıya alındı.
    Toplumdaki vahamet ne yazık ki uzun zamandır siyasetin ilk sırasına gelemiyor.
     
  • YENİDÜZEN: Hükümet bir süredir yok hükmündeydi, Meclis çalıştırılamadı. Yaşananların ardından da istifa edildi. Şimdi ne olacak?
  • HAKAN GÜNDÜZ: İllaki bir erken seçim olacak. Bu meclisten ancak uzlaşılmış bir seçim hükümeti çıkar. Tarih belirlenir, seçim yasası ve olabiliyorsa siyasal partiler yassı değişir ve seçime gidilir. Olması gereken bu.
    Aslında bu meclis oluştuğu anda erken seçim hükümeti kurup, seçim yasasını değişip tekrar seçime gitmeliydi. Bu meclisten icraat yapacak bir yönetimin çıkmayacağı gün gibi ortadaydı.
    Ancak hiçbir parti tekrar bir seçimi göze alamadı. O kadar yorucu, kırıcı, zor, ilkesiz, etik dışı ve pahalı seçimler yapıyoruz ki kimse buna cesaret edemedi. Sonuç ortada. Hiç beğenmediğimiz, hep eleştirdiğimiz Kıbrıs Türk siyaset tarihinde bile en tuhaf ve başarısız meclis oldu. Bu meclis bugün neredeyse anayasal düzeni kendi eliyle askıya aldı, başka iradelere teslim eder oldu.

“Sonuç ne olursa olsun felaket”

  • YENİDÜZEN: UBP Kurultayları döneminde çok da alışık olmadığımız sahneler yaşanıyor. Geçen sefer yaşanılanlar halen hafızalardayken, şimdi yine UBP kurultayı ve yine ortalık karıştı. Neler oluyor?
  • HAKAN GÜNDÜZ: UBP bu ülkenin, milliyetçi muhafazakâr kesimi temsil eden en büyük partisidir ya da partisiydi.
    UBP öyle ya da böyle her dönem hükümetlerde yer alan bir parti. UBP’nin iyi bir parti olması toplum yararı açısından mutlak gerekli. Desteklesek de desteklemesek de bu siyasal bir gerçek.
    Bu parti Hüseyin Özgürgün’ü devirebilmek çok çatışmalı bir kurultay geçirdi. Tatar daha parti başkanı olarak partide hakimiyet sağlamadan Cumhurbaşkanı adayı yapıldı.
    O dönemde yazdım, “Tatar aday olursa kazansa da kaybetse de UBP başkansız kalacak. Parti halihazırda bütünlüğünü kaybetmiş. Bu durum UBP için felaket olabilir” dedim. Tabi kadrolu hizipçiler ateş püskürdü.
    Sonuç ortada, becerip meşru bir kurultay bile yapamadılar, parti iradesini yansıtan bakanlar kurulu oluşturamadılar. Bakanlar gece yarılarında değişti. Alakasız insanları alakasız oldukları yerlere bakan yaptılar. Meclis başkanını seçerken skandal yaşadılar. Bunların tümü de toplumda da ve hatta partide de infial yarattı.  Ve bu kurultaya giderken neler olduğunu görüyorsunuz.

 “Başbakan olaydan saatler sonra yaptığı ilk açıklamada komplo ve kurgu olarak nitelendirdiği bu olayın kurultay hesapları için yeraltı dünyasının iş birliği ile yapıldığını söylüyor. Yani bu videoyu sızdıran ya zorlu Töre ya Taçoy, ya da Faiz Sucuoğlu demeye getiriyor.”

  • YENİDÜZEN: Video olayını mı kastediyorsunuz?
  • HAKAN GÜNDÜZ: Ben kastetmiyorum aslında. Başbakan olaydan saatler sonra yaptığı ilk açıklamada “komplo ve kurgu” olarak nitelendirdiği bu olayın “kurultay hesapları için yeraltı dünyasının iş birliği ile” yapıldığını söylüyor. Yani bu videoyu sızdıran ya zorlu Töre ya Hasan Taçoy, ya da Sn.Faiz Sucuoğlu” demeye getiriyor.  Sonra tutuklamalara bakıyorsunuz, buna işaret eden gözaltılar oluyor. Sn. Töre ve Sn. Taçoy olayı üstüne almıyor. Ancak Sn. Sucuoğlu çıkıp “olay bana yıkılmak isteniyor” diyor.
    Sonuç ne olursa olsun felaket. Burada Videonun içeriğinden bahsetmiyorum. O özel bir durum. Ancak bu kaydın siyaseten kullanılma ihtimali, şantaj için kullanılma ihtimali geldiğimiz noktadır. Kendi elimizle siyaseti getirdiğimiz noktadır.

“Sık kıllandığım bir deyim var ‘ayarını bozduğun kantar gün gelir seni tartar’. Cumhurbaşkanlığı seçiminde kantarın ayarı öyle bir bozuldu ki bugün durum ortada. O gün bunları yapanlar ve yapılmasına vesile olanlar bugün kantarın altında kaçıncı defadır eziliyor.”

  • YENİDÜZEN: Nasıl oldu bu peki? Ülkemizdeki siyasi anlayış, etik, olgunluk hiç bu kadar yerle bir olmamıştı. Bu ortamda vatandaş siyasetçiye nasıl güvenecek?
  • HAKAN GÜNDÜZ: Güvenmiyor güvenmeyecek de. Üstelik vahim olan hala bugün “hepsi aynı” anlayışının güçlü varlığı.
    Sık kullandığım bir deyim var “ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar”. Cumhurbaşkanlığı seçiminde kantarın ayarı öyle bir bozuldu ki bugün durum ortada. O gün bunları yapanlar ve yapılmasına vesile olanlar bugün kantarın altında kaçıncı defadır eziliyor.
    Seçmenin iradesine müdahale var dendi. Ne olup bittiğini tüm toplum yaşayarak gördü. Kayıt olsa o seçimde de kullanılırdı belki de. Ama kişinin ve ailesinin itibarını bile hiçe sayacak anlayışlarla hareket ederseniz o ok bir gün size de döner.  Kazanmak için her yolun yapılabileceğini olağanlaşır
    Kusura bakmasın o gün bunlar olurken hiçbir parti ve sivil toplum yeterince güçlü itiraz edemedi. Toplum da onlara “sustular tabi sıralarını bekliyorlar” eleştirisi yaptı.
    Ne oldu sonra? Yetkiyi alan, “Ben gücümü esasen halktan değil seçilmeme vesile olandan alırım, hesabı da ona veririm” anlayışı ile hareket etti. Tüm anayasal düzen ayaklar altına alındı. Çünkü yöneticiler güçlerini devletten anayasal düzenden değil dış unsurlardan aldıklarını varsaydılar.
    Hangi noktadayız bir bakar mısınız? Başbakan da olsa ortaya çok kişisel bir kayıt çıkıyor. Önce elden ele sonra basına yansıyor. Ardından Türkiye basını durumu defalarca irdeliyor. İngiliz The Sun ve BBC olayı tüm açıklığı ile duyuruyor.  Çünkü senaryoya konu olan bir ülkenin Başbakanı. Ve başbakan çıkıyor ve diyor ki “bu kurguyu ve komployu kurultay rakiplerim yeraltı dünyasıyla iş birliğiyle yaptı, yaydı”
    Şimdi otursun da bu kantarın ayarını bozanlar düşünsün tüm bunlara değdi mi diye. Ki ben bu tür süreçlerin devamı olacağını düşünüyorum.

“Mutlaka seçim sistemi değişmeli. Bölge sistemi de sonlanmalı. Karma sistemden de vazgeçilmeli. Siyasal Partiler Yasası değişmeli. Seçim daha kolay ve daha basit olmalı.”

  • YENİDÜZEN: Toplum olarak bir kısır döngü içerisinde yaşadığımızı hissediyoruz. Hep de siyasetçilere ‘siz hükümetteyken ne yaptınız’ diyoruz ve ama gelen de gideni aratıyor. Nasıl bir döngü içerisindeyiz?
  • HAKAN GÜNDÜZ: Az önce de değim gibi toplum nezdinde “hepsi ayni” anlayışı var.  Hala takım tutar gibi de parti destekliyoruz.  Seçim sistemi olabilecek en kötü şekli ile yapılmış. O yüzden oy oranlarında da mecliste istikrarlı bir hükümet oluşturacak yapı çıkmıyor.
    Bu sistemden artık tek başına iktidar beklememeliyiz. Koalisyon dönemleri devam edecek. Tabi dört partili bir koalisyon kurma acemiliğine de düşmemek gerek. Belki ittifaklar kurulmalı. Seçimden önce bunlar deklere edilmeli. Halka güven verilmeli.
    Mutlaka seçim sistemi değişmeli. Bölge sistemi de sonlanmalı. Karma sistemden de vazgeçilmeli. Siyasal Partiler Yasası değişmeli. Seçim daha kolay ve daha basit olmalı. Bunların tek tek gerekçelerini sayabiliriz ama sanırım bu röportajın konusu olmaz.
     
  • YENİDÜZEN: Cumhurbaşkanlığı seçiminde de müdahaleler gündeme gelmişti. Daha önceki röportajımızda siyasetimize müdahale için bir örgütlü yapının olduğundan ve kendimize çeki düzen vermezsek bunun karşısında duramayacağımızdan bahsetmiştiniz. Şimdi erken seçim gündemde Türkiye’nin etkin müdahalesi ile yine karşı karşıya kalır mıyız?
  • HAKAN GÜNDÜZ: Az önce siyasetteki kirlenmişliği uzun uzun anlattık. Yaşıyoruz da. Bunların olduğu bir ortamda her şey mümkün.
    Kıbrıs küçük yer, kim geliyor kim gidiyor biliyor. Artık gün gün biliniyor. Ama birçok insandan bahsediyoruz.
    Ama burada mevcut anlayışta bir sakat var.  Türkiye 100 yılık, 85 milyon insanın tümünün oluşturduğu bir devlet. Biz her olup biteni, her geleni Türkiye diye genelliyoruz.
    Yönetimler gelir geçer. Genelleme yaparken dikkat etmemiz lazım.  Üstelik bugün de baktığımızda da mevcut yönetimin içerisinde onlarca etki noktası, fraksiyon var. Güç dengeleri orada da sürekli değişiyor.
    Ha birileri geliyor buraya “Ben Türkiye’yim, onu öyle yapın bunu böyle yapın diyor” biz de eyvallah diyoruz. Bir bakıyorsunuz sahada ben “Türkiye’yim” diyen bir sürü aktör, her biri de faklı operasyonlar yapıyor.
    Sonra da niye kantar yanlış tartıyor diye şikayet ediyoruz.

 

yd-destek-gorseli-2-363.jpg

 

 

Bu haber toplam 1989 defa okunmuştur
Etiketler :