1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. "Mağusalı'nın sırtına 6 milyon TL’lik ekstra borç"
‘Kampçılık adı altında çarpık kentleşme’

‘Kampçılık adı altında çarpık kentleşme’

Yeniboğaziçi yerel yönetimleri ve bazı yetkililer yasal sürecin başlatıldığı Kamp-Der sorununu “kampçılık” teriminin unutulması ve çarpık yapılaşmaların ortaya çıkması olarak değerlendirdi.

A+A-

Aygün Bahar ÖKMEN

Yeniboğaziçi yerel yönetimleri ve bazı yetkililer yasal sürecin başlatıldığı Kamp-Der sorununu “kampçılık” teriminin unutulması ve çarpık yapılaşmaların ortaya çıkması olarak değerlendirdi.

Yenidüzen’e konuşan isimler Yeniboğaziçi Belediyesi Başkanı Zurnacılar’ın arkasında olduklarını dile getirdi.

Yeniboğaziçi Muhtarı Hilmi Şenyapılı, Yeniboğaziçi Belediyesi Meclis Üyesi Koray Diran, Eski Turizm Bakanlığı Müsteşarı Yalçın Vehit ve Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Nilden Bektaş Erhürman kamp alanının halk kullanımına açılması gerektiği konusunda hemfikir olurken, Orman Dairesi Müdürü Cemil Karzaoğlu, belediyenin ve kaymakamlığın bu işi kendi yetkileri ile çözmeleri gerektiğini iletti.

Yeniboğaziçi kamp alanındaki çarpık yapılaşma ve çevresel sorunları değerlendiren ÇMO başkanı Nilden Bektaş Erhürman, karavan sorunun ülke genelinde yaşandığına vurgu yaparken Orman Dairesi Müdürü Cemil Karzaoğlu, alanın Orman Dairesi’ne ait olduğunu, ancak belediyeden izin alınmadan yapılaşma olamayacağını dile getirdi.


Yeniboğaziçi Muhtarı Hilmi Şenyapılı:

“Karavan alanı herkesin kullanımına açılsın istiyoruz”

Yeniboğaziçi Muhtarı Hilmi Şenyapılı, konu ile ilgili olarak, “Bu karavan alanının herkesin kullanımına açılmasını istiyoruz. Betonarme yapıların yok olmasını ve güzel bir çevreye sahip olmayı istiyoruz. Belediyemizin başlattığı bu süreci kararlıkla sürdürmesinin halk olarak arkasındayız. Tam desteğiz. Belediyemiz şu ana kadar verilen süreci çok iyi değerlendirdi. Artık devletimizin de bu süreci bir an önce sonuçlandırmasını bekliyoruz, fazla geç olmadan. Bu güzel alan umarız belediyemize ve Kuzey Kıbrıs halkına kazandırılır” ifadelerini kullandı.


Meclis Üyesi Koray Diran:

“Kamp-Der’in elektrik faturaları kaçak, su saatleri kaçak...”

Kamp alanında bulunan insanların belediyeye güvenmediğini anlatan Meclis Üyesi Koray Diran, “Burada problem 2000’li yıllarda başladı. Şimdiki problem değil bu. Dört-beş defa mahkemeler sonuçlandı… 2003’ten beri mahkemeler devam ederdi. Gerek başımızdaki politikacılar, gerek belediye başkanlarının önceden yapmış olduğu şeyler nedeni ile bu raddeye kadar gelindi. Şu anda orada bir çarpık yapılaşma oluştu. Bu bir gerçektir. Biz Kamp-Der ile görüştük göreve geldikten sonra. Gelin dedik, iki yıl var, ama bu insanlar kesinlikle bizim belediyemize güvenmediler” ifadelerini kullandı.

“Bu sürece nasıl geldilerse, her zaman kendi istekleri oldu. Şu anda belediyenin görüşü, bizim orada yapmak istediğimiz, herkesin oradan faydalanabilmesi. Yalnızca onların değil… Orası Orman Dairesi’ne ait. Yıllar öncesinden beri, 2009’dan beri, oranın belediye ile bir ilgisi yok. Elektrik faturaları kaçak, su saatleri kaçak... Hiçbirini belediye takmadı onların. Orada dört beş defa yıkım emri çıkmasına karşın uygulanmadı. Diyorlar ki belediye hepsini yıkacak. Öyle bir şey yok. Belediye orayı düzenleyerek halka açmak istiyor sadece dedi.

Diran, “Bu sürece kadar gelindi ve hala bu insanlar bizim orada yapmak istediklerimize güvenmiyor ve bu zorlukları çıkartıyorlar. Orası tüm Kıbrıs halkına aittir. Yalnızca Yeniboğaziçililere ait değildir. Belediye orada düzenleme yapmak istemektedir. Herkesin oradan faydalanmasını istemektedir” şeklinde konuştu.


Eski Turizm Bakanlığı Müsteşarı Yalçın Vehit:

“Sahilleri koruma-kullanma dengesi içerisinde kullanabileceğimiz en güzel şekilde kullanmamız gerekir. En iyi kullanma şekli bu mudur?”

Karavan bölgesinin sit alanı olduğunu dile getiren eski Turizm Bakanlığı Müsteşarı Yalçın Vehit, “Bu konuya bakarken, diğer ülke örneklerine de bakmamız gerek. İkincisi elimizdeki bu kaynakları ne şekilde tüm halkın iyiliği için kullanabiliriz? Ülke örneklerinden yola çıkarak bunu tartışmamız gerekir. Üçüncüsü bu bölgenin mülkiyeti ile ilgili ilgimiz nedir ona bakmamız lazım. Bildiğim kadarı ile bölge hem doğal alan olarak ilan edilmiştir, hem sit alanıdır, hem de milli parktır. Burada kamusal bir özellik var. Bunun mal sahipliği, vatandaşa ya da herhangi bir yasal kişilik oluşturularak oraya devredilebilir mi? Benim kuşkum var. Böyle bir işlem yapılmasının yasal olmadığını düşünüyorum” dedi.

 

“Sahiller turizm için en önemli değerlerdir”

Vehit, “Bir diğer konu ise bizim bir turizm ülkesi olmamız ve umutlarımız bu pandemiye rağmen hala önümüzdeki yıllarda turizmin yeniden düzeleceği ve turizm ile bizim insanımızın, gençlerimizin çalışma imkânı bulabileceği yönünde. Sahiller turizm için en önemli değerlerdir. Bu yalnızca bizim için değil, bütün dünyada böyledir. Bir AB’ye bakıldığında turistik yatak kapasitelerinin ki 32 milyon dolayında yatak kapasitesi vardır AB’de, yarıya yakını sahillerdedir. Bu denli önemli bir değerden bahsediyoruz” diyerek sahillerin turizmdeki önemine vurgu yaptı.

Vehit, “Bu sahilleri koruma-kullanma dengesi içerisinde kullanabileceğimiz en güzel şekilde kullanmamız gerekir. En iyi kullanma şekli bu mudur? Budur diyemeyiz. Ortada bir çevre istismarı var. Google maps üzerinden bile baksanız, oradan da görülüyor” şeklinde konuştu.

Doğal kaynakların tükenebildiğinin ve en iyi şekilde kullanılmasını gerektiğinin altını çizen Vehit, “Meselenin sosyal boyutuna döndüğümüzde tabi ki insanımızın tatil talebi var. Makul fiyatlarla tatil yapma isteği var. Bunun çözümü yok mudur? Vardır. Bütün dünyada var. Ancak, o güzel kaynaklar bir fırsat eşitliği içinde, dönüşümlü olarak herkesin kullanabileceği şekilde ve sürdürülebilir ilkeler etrafında kullanılmalıdır. Biz bir doğal kaynağı bir defa kullanabiliriz. Bunun bilinci ile kararlar üretmemiz gerekir. Bir defa kullanılan bir kaynak, artık bitiyor. Yanlış bir yatırım o kaynağı bizim elimizden alıp gidiyor” ifadelerini kullandı.

 

“Daha fazla sayıda insanın kullanabildiği, devreler halinde ve süreklilik arz etmeyen şekilde kullanım”

Kamp alanındaki betonarme yapılara göndermede bulunan Vehit, “Bahsi geçen kamping alanı zaten uzun yıllar kamping alanı olarak kullanıldı. Kamping ile kast ettiğimiz ne? Daha fazla sayıda insanın kullanabildiği, devreler halinde ve süreklilik arz etmeyen şekilde kullanım. Orada sürekli ikamet etme diye bir şey mevzubahis olamaz. Olduğu anda artık oraya kamping alanı denilemez. Çünkü kamp geçicidir. Kamping alanında eğer betonarme inşaat yapılırsa, bunun savunulacak tarafı kalmaz” şeklinde konuştu.

“Bu yapılamaz demiyorum. Böyle bir proje de yapabilir devlet ama bunu illa denize teğet bir alanda yapmasına da gerek yoktur. Bir tatil alanı Yeniboğaziçi sınırları içerisinde de oluşturulabilir ama nerede olur? Kimseyi rahatsız etmeyecek, yatırımları engellemeyecek, denizi kirletmeyecek olan, herkese eşit şartlarda verilen yerler olabilir. Devlet bunu eğer arzu ederse yapabilir. Ama burada yapamaz çünkü burası dediğim gibi hem doğal park, hem sit alanı hem de milli parktır. Ayrıca sahil alanıdır ve bu sahillerin temizliği bizim umut bağladığımız turizm için çok önemlidir. Bu, şahsi durumlarla ölçülebilecek bir durum değildir. Dediğim gibi insanların makul fiyatlar ile tatil yapma isteklerini de ben saygı duyuyorum. Bunu sağlamak devletlerin görevi olabilir. Ama bunu fikir birliği içerisinde, doğaya zarar vermeden, sürdürülebilir ilkeler ile ve çok sayıda insanın yararlanabileceği bir yaklaşımla çözmemiz gerekir” ifadelerini kullandı.


Eski Yeniboğaziçi Belediye Başkanı Ertan Akbelli:

“2002’ye kadar bu alanda ne ev, ne bina, ne beton vardı”

Tesisin kurucularından olan Eski Yeniboğaziçi Belediye Başkanı Ertan Akbelli, “Kış turizmi vardı. Soğuk ülkelerden turistler geliyordu Kıbrıs’a. En büyük şikâyetleri ise sahillerdeki kirlilikti. Çünkü yaz sezonunda karavanlar yığılır, kışa doğru ayrılırlardı. Geride çok çirkin manzaralar bırakırlardı. Biz bu makamın başına geçtikten sonra, ilk görevim o sahilleri temizlemek oldu. 15 yıl turizme hizmet etmiş biriydim. Temizliğe başladık” dedi.

Dönemi anlatan Akbelli, “Bakanlıklar ile istişare kurduk. Sağ olsun, Mehmet Bayram çok büyük yardımda bulundu. Çok büyük desteği oldu. Turizm Bakanı idi o zaman. Orman Dairesi ile Orman Bakanlığı ile bir anlaşma yaptı. Belli bir sahayı aldı, telletti, tuvaletleri yaptırdı” şeklinde konuştu.

Bu görevi kendilerine Turizm Bakanı’nın verdiğini dile getiren Akbelli konuşmasına, “Çokça karavan vardı. Biz, kamping hizmete hazır olduğu zaman Sayın Bakan dedi ki Ertan Bey, bundan sonra görev sizin. Biz de kampingcilere, karavanlara sahilden çıkıp bu alana gelmelerini söyledik. İçeride hizmet var, su var, elektrik var…” şeklinde devam etti.

Karavanların bölgeye nasıl alındığını anlatan Akbelli, “Çevre Dairesi ile büyük bir istişare içerisindeydik. Sayın Ahmet Erel, bu sahildeki karavanları kaldırmak için bize yardımcı oldu. Bazıları karşı geldi. Biz de ekibimizi, Çevre Dairesi’ni ve polisi alarak bu alana gittik. Karavanları Pazar akşamına kadar kaldırmazlarsa hepsini denize iteceğimi söyledim. O zaman İngiltere’den yeni bir kepçe almıştık. Tüm bu karavanları denize atacağım dedim. Tehdit, cesurluk geçmez dedim. Bu bölge bizim. Sorumluluğunu da makam olarak biz taşıyorduk” ifadelerini kullandı.

Dönemin Kaymakamı’nın geleceği öngördüğünü ifade eden Akbelli, “Böylece karavanlar içeri alındı. Böylece kamping alanı açılmış oldu. Sayın Kaymakam Ziya Bey, o zaman ‘Ertan, sakın bu adamlara bir kova beton dökme izni bile verme demişti. Sonra ev yapacaklar, beş yıl sonra da tapusunu isteyecekler’ demişti. Bakınız, aradan yirmi küsur yıl geçti. Dedikleri çıktı. Biz bu işi düzgün şekilde götürmüştük” şeklinde konuştu.

O dönemde karavancılar ile belediye arasında hiçbir sorun yaşanmadığını dile getiren Akbelli, “Tekerleği olmayan hiçbir şey içeri giremezdi. 2002’ye kadar hiçbir zaman ne ev, ne bina, ne beton vardı. Dökülemezdi bir şey. Biz onu milli bir gelir sayardık. Ben karavancılara bir ekip hazırlayın, fiyat belirleyin demiştim. Çünkü biz menfaat için kamping yapmamıştık. Bölgemizi temizlemek adına yapmıştık. Karavancılar da belediye de memnun olsun istedik” dedi.

“İlk geldiklerinde Merkez Bankası’nın Müdürü bile vardı. Geldiler meclis üyelerimizle oturup fiyatı belirlediler. Ben karışmadım hiç. Üyeler meclis üyeleri ile buluşur, her yılsonunda fiyat belirlerdi. Kaç yıl beraberdik. Hiçbir sorunumuz çıkmadı. Bu iş güllük gülistanlık giderdi” ifadelerini kullandı.

Akbelli sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Biz ayrıldıktan sonra, 2002 yılından itibaren bu durumlara geldi kamping alanı. Ben ayrıldıktan sonra Sayın Kâtip geldi. O zaman da Turizm Bakanı Serdar Denktaş idi. Bunlar arasında ne oldu bilemiyoruz ama kamping alanı özel sektöre verildi. Biz o kadar emek verdikten sonra, Serdar Bey nasıl belediyenin en büyük nimetini özel sektöre kaydırdı? Bilemiyoruz. Salih Coşar Bey Maliye Bakanı olduğu zaman bizi çağırdı Saray Otele ve söyledi ki ‘Bir çaba harcayın, ek geliriniz olsun. Her ay sonu devlete avuç açmayın’. Biz de bu kampingden gelen para ile devletten geleni birleştiriyorduk ve personelimiz sorunsuz şekilde ödenebiliyordu. Nasıl oldu da bir başkan, bir bakan ile bu işi özel sektöre kaydırdılar? Çok kısa bir dönemde oraya verildi. Benim bıraktığım kamping alanı değil o. Gecekondu mahallesi. Herkes prefabrik ev yapıyor. Taş fırınlar var. Ziya Bey’in dediğine gelindi anlayacağınız. Kaymakamlık da pasif davrandı, idare edemediler anlayacağınız. Çünkü inşaatı denetim altında tutmaları gerekirdi. Bu insanların ne kadar suçu varsa, onların da var. Göz yumuldu bunlara. Tüzük yapmışlar kendilerince ve içine de Hebo yapılabilir diye koymuşlar. Dönemin savcısı da buna onay vermiş. Bizim zamanımızda da Mağusa savcısı orada kalıyordu. Hatta elektrik dairesi elektriği bağlamadan önce, pano yapmıştık ki dağıtım yapalım. Büyük bir jeneratörümüz vardı. Jeneratör ile elektrik verdiğimiz için elektrik kurumu beni mahkemeye verdi. 250 milyon da ceza ödedik. Ve kamping alanındaki savcı kesti bana cezayı.”


Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Nilden Bektaş Erhürman:

Şu an Yeniboğaziçi bölgesi için konuşuyoruz ama sorun ülkenin dört bir tarafında”

ÇMO Başkanı Nilden Bektaş Erhürmani “Karavan turizmi ne yazık ki ülkemizde çok yanlış anlaşılıyor. Karavancılık deyince aklınıza gelen ilk şey aracınızla özgürce tatil yapabileceğiniz seyahat biçimidir. Bu kavramı benimsemiş tatilcilerimiz de var. Ancak ülkenin genelinde karavan anlayışı kalıcı yapılaşma olarak algılanıyor maalesef. Şu an Yeniboğaziçi bölgesi için konuşuyoruz ama sorun ülkenin dört bir tarafında” ifadelerini kullandı.

Yasadışı olduğunu bile bile bu uygulamaları yapanlar ne kadar hatalıysa, buna göz yuman, oralardaki seçmeni oy olarak gören, dokunmaktan korkan yöneticiler de o denli hatalıdır.

Bektaş Erhürman, “Birçok bölgede karavan alanları var, fakat hemen hepsi işgal altında. Bu alanları iki yönden değerlendirmek gerekiyor aslında. Birincisi bu alanlarda bulunan karavanların yarattığı çevre kirliliği… Atık su problemi, katı atık problemi, gürültü kirliliği ve görsel kirlilik gibi nedenlerle çevre büyük bir kirliliğe maruz bırakılıyor ki sizin de bildiğiniz gibi genellikle bu alanlar deniz kenarlarında yer alıyor. Hatta bazen özel çevre koruma bölgelerinde yer alıyor. Düzgün denetlenemedikleri gibi karavan alanı olarak izin aldıklarında da çevresel şartları yerine getiremiyorlar. Yasal olarak ÇED sürecine girmeleri gerekiyor ama benim bildiğim kadarıyla bu süreçten geçen bir karavan alanı yok. Karavan alanları yönetimi ile ilgili yasal düzenlemeler bile yok! Bu işin çevresel boyutu… Diğer boyutu ise bu alanları karavanı olan herkesin kullanamıyor oluşudur, çünkü bu alanlara park eden karavanlar çoğu zaman kalıcı olarak yerleşiyorlar. Hatta bir müddet sonra bu alanlar sahiplenilip satılıyor. Böyle bir düzen böyle bir anlayış kabul edilemez. Herkesin bu alanları kullanma hakkı vardır ve herkes bu alanları kullanabilmelidir. Burada çok yönlü suç işleniyor aslında. Yasadışı olduğunu bile bile bu uygulamaları yapanlar ne kadar hatalıysa, buna göz yuman, oralardaki seçmeni oy olarak gören, dokunmaktan korkan yöneticiler de o denli hatalıdır” şeklinde konuştu.

 

Ne yapılmalı sorusunun cevabı çok nettir!

Bektaş Erhürman, “Ne yapılmalı sorusunun cevabı çok nettir! Bu alanların gerçek karavan alanlarına dönüşmeleri gerekiyor. İnsan refahına yakışır biçimde, tüm çevresel önlemlerin alındığı, elektrik, sıcak - soğuk temiz su, içilebilir su, tuvalet, bakım onarım gibi birçok hizmetin sunulduğu, karavanların tuvalet ve atık su tanklarının boşaltılacağı uygun mahalleri olan, denetlenen karavan alanları olması gerekiyor. Gelenin tatilini yaptıktan sonra ayrıldığı, hiç kimsenin mağdur edilmediği ya da ayrıcalık gösterilmediği eşit ve adil yönetildiği alanlar bu Tatil yönetimini benimseyen tüm karavancıların hakkı. Ayrıca belediyelerin bu alanlarda karavanı olmayanlar için karavan da kiralayabilmeleri gerekir, böylece karavan alacak gücü almayan insanlarımız da bu alanlarda tatil yapma imkânı olacaktır. Kimse karavan alanlarına karşı değildir, yeter ki çevre öncelikli bir anlayışla, düzenli denetlenerek, adil ve eşitlikçi bir şekilde yöneltilebilsinler” dedi.


Orman Dairesi Müdürü Cemil Karzaoğlu:

“Belediye kamp alanındaki çarpık yapılaşmayı şimdi mi fark etti? Yaparken izin almadı, yıkarken mi izin alacak?”

Öte yandan, Orman Dairesi Müdürü Cemil Karzaoğlu, “Belediye oradaki yapılaşmayı şimdi mi fark etti?” diye sitemde bulundu. Alan Orman Dairesi’ne ait bile olsa alana bir yapı yapılırken belediyeden izin alınmasının gereğini belirten Karzaoğlu, “Orası bizde bile olsa, belediye müdahale ediyor normalde. Çarpık yapılaşmanın, izinsiz yapının zaten olmaması gerekti o alanda. Yaparken izin almadılar, yıkarken mi izin alacaklar? Anayasaya göre bu yapılar yapılırken belediyeden yasal izin alınması gerekiyor. Belediye ve kaymakam yasal görevini yapmalı. Diyeceğim o ki, ben belediyenin, kaymakamın yetkisine müdahale etmem. Gerekeni yapsınlar” şeklinde konuştu.

Bu haber toplam 3235 defa okunmuştur
İlgili Haberler