
Erhürman, New York’tan umutlu döndü: “BM Kıbrıs konusunu en üst seviyede, yakından takip ediyor”
Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman, New York'tan umutlu döndü; BM'nin Kıbrıs konusunu en üst seviyede takip ettiğine vurgu yaptı; "İşbirliği devam edecek" dedi.
Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman, New York’ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yurda döndü, Ercan Havalimanı’nda basına açıklamalarda bulundu.
Seçimden sonra Guterres’in gönderdiği tebrik mektubuna bir yanıt verdiklerini ve en kısa zamanda görüşmeyi talep ettiklerini anımsatan Erhürman, 2 Şubat günü randevu talep ettiklerini ve BM Genel Sekreteri’nin beklenenden hızlı bir yanıt verdiğini; 11 Şubat’ta görüşmeye katılmak üzere New York’ta bulunduklarını söyledi.
Guterres’in programında yarım saatlik bir görüşmenin öngörüldüğünü ancak görüşmenin 1 saat 10 dakikadan fazla sürdüğünü belirten Erhürman, ilk kez yüz yüze olacak şekilde düşüncelerini aktardığını ifade etti.
Halkın çözüm iradesini, dört maddelik metodolojiyle ilgili ne kast ettiklerini ve güven yaratıcı önlemlerle ilgili görüşlerini Guterres’e aktardığını belirten Erhürman, “Genişletilmiş toplantıların güven yaratıcı önlemler konusu için uygun olmadığını, Lefkoşa’da çözülmesi gereken konular olduğunu” da aktardığını belirtti.
“Meodolojiyi yüz yüze, kapsamlı şekilde anlattım”
Dört maddelik metodolojinin bazen yanlış yorumlandığını, bu kapsamda yüz yüze aktarmanın önemli olduğunu düşündüğünü belirten Erhürman, “ne kast ettiğimizin Genel Sekreter tarafından çok net anlaşıldığını gördük” dedi.
Özellikle geçiş noktaları konusunda verilen sözlerle ilgili Kıbrıs Rum tarafında herhangi bir gelişme yaşanmadığını Guterres’e aktardığını belirten Kıbrıslı Türk lider, hellim konusunda da verilen tarihlerde gerçekleşeceği ifade edilen gelişmelerin gerçekleşmediğini aktardığını belirtti.
Yeni geçiş noktalarıyla ilgili çok sayıda öneri geliştirdiklerini belirten Erhürman, bu önerileri de Guterres’e aktarma fırsatı bulduğunu kaydetti.
“BM Kıbrıs konusunu en üst seviyede, yakından takip ediyor”
Erhürman, “İşin özeti şu; çok kısa sürede randevu talebimize bu yoğunlukta olumlu dönüş yapılması bizim açımızdan önemliydi. İkincisi, ilk kez yüz yüze olacak şekilde düşüncelerimizi ve görüşme sürecinde yaşananları kendisine anlatmak önemliydi. Üçüncüsü de Sayın Genel Sekreter’in süreci yoğun biçimde takip ettiğini, ilgili olduğunu görmek önemliydi. Ve yine Sayın Genel Sekreter’in daha sık temasta olunması yönündeki ifadesi bizim açımızdan önemliydi” dedi.
Tufan Erhürman, “Birleşmiş Milletler Kıbrıs konusunu en üst seviyede ve yakından takip ediyor. Biz de her düzeyde kendileriyle temas içerisinde olmaya, iş birliği içerisinde olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Basından gelen soruları yanıtladı... “ABD’den üst düzey yetkilinin Cumhurbaşkanlığı’nı aradığı” iddiası
Daha sonra basından gelen soruları yanıtlayan Erhürman, gazeteci Ulaş Barış’ın bir köşe yazısında aktardığı “ABD’den üst düzey bir yetkili Cumhurbaşkanlığı’nı arayarak dört maddelik metodoloji konusuna destek verdiği” iddiasına ilişkin “Bunu, köşe yazısını yazan gazeteciye sormanız gerek. Yazısında da ifade ettiği üzere off the record bir bili” yanıtını verdi.
“Sayın Genel Sekreter eğer isterse kendisi açıklar”
Erhürman, Guterres’in dört maddelik metodolojiyle ilgili tavrına ilişkinse, “Olumlu ya da olumsuz diyemeyeceğini, diplomatik saygı gereğince Genel Sekreter’in, kendi söylemlerini eğer isterse kendisinin açıklayabileceğini” ifade etti.
“Toplantı sonrası Hakan Fidan ile uzun bir telefon görüşmesi yaptık”
Türkiye ve Yunanistan liderlerinin görüşmesiyle ilgili bilgilendirilip bilgilendirilmediğine dair soru üzerine Erhürman, Guterres’le gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile uzun bir telefon görüşmesi yaptığını ve bilgilendirildiğini söyledi.
“Türkiye engellemedi, ben engelledim”
Erhürman, güneydeki medyaya yansıyan “İki taraf arasında yakınlaşma belgelerinin hazırlanması yönünde bir önerinin Ankara tarafından engellendiği” yönündeki haberler üzerine ise “Haberler doğrudur ama olayın faili benim. Türkiye engellemedi, ben engelledim” dedi.
Erhürman, söz konusu olayın perde gerisini şöyle anlattı:
Metodolojimizin ikinci maddesi, geçmiş müzakere süreçlerindeki kazanımların korunmasını içerir.
Crans-Montana’ya kadar gelen müzakere sürecinde ortaya çıkan yakınlaşmaların ilkesel olarak kabul edilmesini öngörmektedir. Bu maddenin amacı nettir: Sürece sıfırdan başlanmasını engellemek.
Geçmişte bunu yaşadık. Sayın Talat ile Sayın Hristofyas masaya oturduğunda, Annan Planı’nın dışarıdan hazırlanmış bir plan olduğu, iki Kıbrıslı liderin sıfırdan başlayarak daha iyisini yapabileceği söylendi. Süreç sıfırdan başlatıldı, uzun zaman harcandı. Ancak ortaya çıkan yakınlaşmaların, özünde Annan Planı’ndaki çerçevenin ötesine geçmediğini birebir biliyoruz. Yani sıfırdan başlandı, zaman kaybedildi ve gelinen nokta değişmedi.
Biz yeni metodoloji derken tam da bunu önlemek istiyoruz. Crans-Montana’ya kadar oluşan yakınlaşmalar ilkesel olarak kabul edilmelidir. Bu, “senin yakınlaşman – benim yakınlaşmam” tartışması başlatmak için değil; tam tersine, böyle bir tartışmanın önüne geçmek içindir.
Son toplantıda Sayın Hristodulidis’in kalın bir dosyayla gelmesi dikkat çekmişti. O dosyada kendi değerlendirmelerine göre “yakınlaşmalar” olduğunu söyledi ve “siz de getirin, karşılaştıralım” yaklaşımını ortaya koydu. Bizim tam da kaçınmak istediğimiz şey budur. Eğer “senin yakınlaşman, benim yakınlaşmam” denirse, ortada yakınlaşma kalmaz; her başlık yeniden müzakereye açılır. Bu da sürecin fiilen sıfırdan başlaması anlamına gelir ve içinden çıkılamaz bir noktaya gidilir.
Bu tutum herhangi bir tarafın lehine değil, sürecin lehinedir. Biz müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz; bu kez çözüm olsun diye müzakere istiyoruz.
Metodolojimizin üçüncü maddesinde yer alan zaman sınırlaması da bu nedenle önerilmiştir. Sürecin ucu açık ve sonsuz bir müzakereye dönüşmesini engellemek istiyoruz.
Şunu da açıkça ifade ettim: Dönüşümlü başkanlık gibi temel başlıklar netleşmeden ikinci aşamaya geçilmesi mümkün değildir. Ancak ikinci aşamaya geçildiğinde de yakınlaşmaların yeniden tek tek açılıp tartışılmasına girilmemelidir. Aksi takdirde süreç tekrar başa döner.
Bu konuda çıkan bazı haberlerde Türkiye’nin engellediği yönünde değerlendirmeler yapıldı. Açıkça söylüyorum: Eğer bir “engel” aranıyorsa, o benim. Çünkü metodolojimizin ikinci maddesi zaten bu tartışmanın açılmaması üzerine kuruludur. Bu yaklaşımı New York’ta Sayın Genel Sekreter’e de birebir anlattım. Konunun Türkiye ile ilgisi yoktur.
Yakınlaşmaların ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Eğer “siyahlar” üzerinden yeniden pazarlık başlatılırsa, bunun sonu gelmez. Tam da bunu engellemek istiyoruz.
Kıbrıs Türk basınına olduğu kadar Kıbrıs Rum basınına da büyük saygı duyuyorum. Ancak sürece yardımcı olmak adına, haberler çıktığında bizden de görüş alınmasını önemsiyorum. Her gazetede çıkan her habere anında yanıt vermek doğru değildir; aksi takdirde sürekli karşı taraf basınındaki haberlere cevap yetiştiren bir pozisyona düşeriz. Ancak sorulduğunda mutlaka yanıt veririz.

















