1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. 'MEHMET VECHİ OLAYI' Raporu Başsavcılık'ta
MEHMET VECHİ OLAYI Raporu Başsavcılıkta

'MEHMET VECHİ OLAYI' Raporu Başsavcılık'ta

'MEHMET VECHİ OLAYI' Raporu Başsavcılık'ta, gözler izlenecek prosedürde… 'Poliste ölüm raporu' İNCELENECEK'

A+A-

 

Bakanlar Kurulu kararıyla oluşturulan ve polis gözetimi altında hayatını kaybeden Mehmet Vechi'nin ölümünü araştırarak raporlaştıran komitenin tespitleri Başsavcılık'a sunuldu, gözler bundan sonra izlenecek prosedüre çevrildi. YENİDÜZEN'e konuşan Başsavcı Yardımcısı Muavini Mahmut Atakara, raporun incelenmesi ardından değerlendirmeler yapıldıktan sonra gerekenin yapılacağını dile getirdi

 

Didem MENTEŞ

Mehmet Vechi’nin 4 Temmuz tarihinde Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nde hayatını kaybetmesini araştıran Soruşturma Komitesi’nin raporunun Başsavcılık'a sulunmasının ardından soruşturma için düğmeye basıldı. Komitenin geçtiğimiz hafta tamamladığı ve Başbakanlık'a sunduğu raporda ‘polis örgütünün Mehmet Vechi’yi koruma görevini yerine getirmediği’, yani ölümde ihmal olduğunun tespit etmesi üzerine Başsavcılık raporu incelemeye aldı.
YENİDÜZEN’e bilgi veren Başsavcı Yardımcısı Muavini Mahmut Atakara, raporun incelenmesi ardından değerlendirmeler yapıldıktan sonra “gerekenin yapılacağını” dile getirdi.

Bu arada rapora göre olayla ilgili sorumlulara hukuk ve tazminat davası açılabileceğini söyleyen Avukat Barış Mamalı ise olayda 'ihmali' bulunan kişilerin hukuk mahkemesinde yargılanması gerektiğini, mahkeme tarafından mağdur olan tarafa tazminat miktarı belirlenmesi gerektiğini belirtti. 
Öte yandan YENİDÜZEN, Soruşturma Komitesi’nde yer alan görgü tanıkları polis memuru Orkun Aytaş ile polis memuru Adem Özmenek hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını Polis Genel Müdürlüğü’ne sordu. PGM Basın Subaylığı yaptığı açıklamada Başsavcılık'ın resmi soruşturmasının devam ettiği gerekçesiyle, bir açıklama yapmanın uygun olmayacağını dile getirdi.

Olayın görgü tanıkları polis memurları ile ilgili polis örgütünde ‘disiplin soruşturması açıldığı ve soruşturmanın halen devam ettiği’ öğrenildi.

-------------------------------------------------------------

PGM: “Soruşturma nedeniyle açıklama yapmak uygun değil”

Polis Genel Müdürlüğü ise Başsavcılık'ın resmi soruşturması devam ettiği gerekçesiyle, bir açıklama yapmanın uygun olmayacağını dile getirdi. Polis Basın Subaylığı’nın YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada şunları aktardı: “Bu aşamada Başsavcılık'ın resmi soruşturması devam etmektedir. Soruşturması devam eden konunun etkilenmemesi düşüncesiyle bir açıklama yapılması uygun olmayacağı değerlendirildi.”

-----------------------------------------------------------

Avukat Mamalı: “İhmali bulunan kişiler hukuk mahkemesinde yargılanmalı”

Avukat Barış Mamalı, araştırma ürünü olan raporda yapılan tespitlerin ve varılan sonuçların yargı kararı niteliğinde olmadığını vurgulayarak, bu açıdan raporun değerlendirilip eleştirilmesi gerektiğine değindi. Raporun ana temasının tutukluluk veya bir başka değişle polisteki gözaltılar esnasında yaşanan insanlık dışı, keyfi ve çağ dışı sistemin irdelenmesi olduğunu belirten Mamalı, raporda bazı eksik yönlerin olduğunu ve değerlendirilmeyen hususların bulunduğuna dikkat çekti.

Mamalı: “Mehmet Vechi isimli kişinin tutukluluk esnasında ölmesi üzerine Polis Teşkilatı’nın daha ilk andan kendini koruyucu bir tavır sergilemesi, konu hakkında tahkikat yapma hususundaki isteksizliği ve buna karşın kamuoyunun olay hakkındaki yoğun baskısı sonucunda Bakanlar Kurulu tarafından bu yönde bir soruşturma komitesi kurulmuştur. Yani Polis Örgütü’nün adaleti ve gerçeği bulma yolundaki yavaşlığı ve isteksizliği bir yerde bu komitenin kuruluşunu hazırlamıştır. Bu görüntü bize aslında sivilleşmemiş ve hukukun üstünlüğünü özümsememiş bir polis örgütünün sırası geldiğinde bir ölüm olayında dahi kendi kendini nasıl korumaya aldığını göstermektedir. Bu raporda mevcut sistem, tutukluluk prosedürü ve insanlık dışı davranışlar noktasında yapılan tespit ve önerilerin birçoğu Geçmişte Meclis İşkenceyi Araştırma Komitesi Raporu’nda da yer almıştır. Ama gereken hiçbir yasal düzenleme yapılmadığı gibi idari tedbirler de bugüne değin alınmamıştır. Zaten alınmış olsaydı bu ölüm de yaşanmamış olacaktı.

“Önemli tespitler yapıldı”
Raporun içeriğine bakıldığı zaman çok önemli ve göz ardı edilemeyecek kadar önemli tespitlerin yapıldığının göze çarptığını söyleyen Av. Mamalı, tutuklulara yapılan kötü muameleler ve polisin soruşturmasını büyük bir keyfilik içerisinde yapması sıklıkla eleştirilen konular arasında olduğunu söyledi. Mamalı, şunları aktardı: “Komitenin soruşturma yaptığı esnada polisin endişe içerisinde ve bir panik havasında olduğunu anlıyoruz. Polis Örgütü’nün istenen bilgi ve belgeleri komiteye vermeme yada zorluk çıkartma şeklinde harekat tarzı içerisinde yer almasından onların gerçeklerin ortaya çıkmasında büyük endişe duyduklarını anlamaktayız. Konu hakkındaki bilgi ve belgeleri gizleme gayreti içerisinde olmaları ölüm olayındaki gerçeklerin aydınlanmasını ve sorumluların gün yüzüne çıkmasından duyulan paniğin bir tezahürüdür. Aslında tüm bunların polis örgütünün güvenilirliğini ve adilliğini yerle bir eden davranışlardır. Özellikle ölüm olayının göz şahitleri olan iki polis memurunun komiteye ısrarla ifade vermekten kaçınmaları anlaşılır gibi değildir. Ölüm olayının hemen sonrasında kendi örgütüne yazılı ifade veren bu polislerin komiteden kaçmasının altında ne vardır? Bence bu iki polis memuru yedikleri baskı neticesinde yada üstlerini koruma güdüsü nedeniyle böyle davranmıştır. Yoksa polise verdiklerim ifadeyi komitede tekrar etmekten neden çekinmiş olsunlar?

“Prensip Emri gizlendi”
Soruşturma esnasında komiteden çok önemli bir belgenin kaçırtılmış olduğuna inandığını savunan Mamalı, Şubat 2009 tarihli ve Polis Genel Müdürü imzalı Prensip Emri’nden bu raporda hiç bahsedilmediğini söyledi. Prensip emrinde tutukluların sevkinin nasıl yapılacağı ve bundan kimlerin sorumlu olacağının açıkça yazmakta olduğunu söyleyen Mamalı, bu emre göre tutukluların her türlü sevki ilgili Adli Şube Amirliği’nin organizasyonunda ve en az Polis Çavuşu gözetiminde olması gerektiğini, buradan olayın sorumlularını tespitinin çok kolay olacağını aktardı. Sonuç alıcılık açısından spesifik olarak sorumluların tespiti bu emrin yokluğu nedeniyle yapılamadığını ileri süren Mamalı, Polis Örgütü’nün bu prensip Emrini isteyerek ortaya çıkartmadığını, Soruşturma Komitesi’nin de bu emirden habersiz olduğunun görüldüğünü ifade etti.

“Fiziki olmayan bir tür işkence ortaya çıkıyor”
Mamalı, şöyle devam etti: “Bir başka can alıcı nokta ise mahkeme emrinin polis tarafından önemsenmemiş olduğudur. Mahkemenin hastanede tutukluluğun icra edilmesine yönelik verdiği emrin soruşturma subayınca uygulanmayıp tutuklu akşama kadar hücreye sokulmuştur. Bir polis subayının bile yargı kararlarına karşı ne kadar ihtiyatsız olduğu görülmektedir. Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nde tutuklunun hareket kayıtlarının olmadığı da tespit edilmiştir. Bu anlayış eskiden o kadar yoktu. Şimdi mümkün olduğu kadar tutuklu hakkında kayıtsız bir sistem kurulmaya çalışılmaktadır. Bu kayıtsızlık tutuklunun izinin sürülmesine mani olan, gizliliğe imkan tanıyan ve şeffaflığı ortadan kaldıran bir durum yaratmaktadır. 19. Yüzyılda bile olmayan bir sistemle karşılaşıyoruz.  Görüyoruz ki, polis örgütü karanlıklar üzerine kurulu bir yapıya doğru hızla ilerlemektedir.
Soruşturma Komitesi’nin tespitlerinden birinin de maktulün tutuklu iken onur kırıcı ve aşağılayıcı muameleye tabi tutulması ve zorla elinden gönüllü ifade alınmaya çalışılması olduğuna değinen Mamalı, “burada ‘fiziki olmayan bir tür işkencenin’ yapıldığı sonucu çıkmaktadır. Poliste işkence olaylarının varlığı bilinmektedir. Ancak ne var ki, işkenceyi ve kötü muameleyi önleme konusunda devletin inanılmaz bir ihmali bulunmaktadır. Neredeyse devlet poliste dayak ve işkenceye taraf bir görüntü sergilemektedir” dedi.

“İhmali olanlara dava açılmalı”
Avukat Barış Mamalı, olayda ‘ihmal’i bulunan kişilerin hukuk mahkemesinde yargılanması gerektiğini, mahkeme tarafından mağdur olan tarafa tazminat miktarı belirlenmesi gerektiğini söyledi. Mamalı, “sorumluluğun kimde olduğu ve ne kadar tazminat ödeneceği mahkeme tarafından belirlenir. Eğer cezai bir durum varsa dava açılarak kişilerin yargılanması gerekir. Disiplin ile ilgili bir konu varsa polis disiplin soruşturması yapması gerekir. Mağdur taraf ise özel bir dava açıp tazminat isteyebilir” dedi.

Bu haber toplam 1049 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler