1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Kahvecilerden ortak talep: “İthal ürünlere fon uygulanmalı”
Kahvecilerden ortak talep:  “İthal ürünlere fon uygulanmalı”

Kahvecilerden ortak talep: “İthal ürünlere fon uygulanmalı”

Yerli kahve üreticileri, sektörde yaşanan ‘ithal ürün’ sıkıntısından dert yandı, yerli üretime olan yetersiz destekten bahsetti.

A+A-

Dila ŞİMŞEK

Yerli kahve üreticileri, sektöre dair yaşanan sıkıntıları ve rekabeti anlattı, ithal ürünlere fon istedi.  Yüz senedir aile işi olarak bu mesleği yapan kahve üreticileri, gündemlerindeki en büyük sorun olarak ‘ithal ürünlerde yeterli fon olmaması ve regülasyonların uygulanmamasını gösterdi. Üreticiler, yerli üretime desteğin az olduğunu, ülkede yaklaşık 12 yerli firma olmasına rağmen Kıbrıs’ın güneyinden ve Türkiye’den, üzerine yeterli fon uygulanmadan ürün ithal edildiğini kaydetti.
Kahvenin hammaddesini Brezilya ve Kolombiya’dan ithal ettiklerini belirten üreticiler, Türkiye’den buraya ulaşım için %17’lik bir maliyet olduğunu, bunun kendilerini dış ülkelerdeki firmalara kıyasla olumsuz etkilediğini anlattı.

Üreticiler, son yıllarda yerli ürünlere olan ilginin artmış olduğunu, ancak ithal ürünlere kıyasla rekabetin hâlâ zorlu olduğunu söyleyerek, “Tüm ülkelerde olduğu gibi ithal ürünlerde belli regülasyonlar uygulanmalı ki yerli ve yabancı ürün arasında bir fark olsun” dedi. Halkın yerli ürüne teşvik edilmesinin önemini vurgulayan kahve üreticileri, devlet katkısının düzensiz olduğu veya hiç olmadığına işaret ederek, asıl desteğin yabancı ürünlere uygulanacak fonlar olduğunu kaydetti.

Oza Kahve’nin Direktörü Ergün Oza, serbest piyasanın olması ve yerli yabancı ürünlerin özgürce satılıp tüketilmesi gerektiğine inandığını söyledi. Oza, “Ancak nasıl ki Türkiye, Kıbrıs’tan un ithal ederken ürünlerimize bir fon uygulayarak kendi yerli üretimini destekliyorsa, bizlerde de yerli ürünü korumak adına böyle bir uygulama olmalı” dedi. Oza, turizm sektöründe tüketilen yiyecek ve içeceklere de değinerek, “Ülkemize gelen turistler kendi memleketlerinde yabancı veya kendi ürünlerini zaten tüketiyor ve buraya bir değişiklik için geliyor. Bu sebeple turizm sektöründe yerli ürünlerin servis edilmesi, hem üreticiyi korur, hem de ülkemiz ürünlerini dış ülkelere tanıtmış olur” diye açıkladı.

Con Trading Ltd.’in Direktörü Osman Ruhi ise, “Devlet, taşımacılık masraflarımızı ödediğini belirtse de, biz bu desteği her ay ihracatımız olmasına rağmen sekiz aydır göremiyoruz. İhracat yaptığımıza dair faturalarımızı gösteriyoruz ancak devletin bize sunduğu tek güzellik bu olmasına rağmen bundan da üreticiler olarak mahrum kalıyoruz” şeklinde konuştu.

Bunun yanı sıra Ada Kahve’nin Direktörü Hayrettin Ada ise, kahve çekirdeğinin Kıbrıs’ın kuzeyine %17 daha maliyetli olarak geldiğini, bunun sebebinin ise Mersin’den Kıbrıs’ın kuzeyine yapılan ulaşım olduğunu ifade etti. Ada, “Dolayısıyla, Türkiye’deki bir firmaya kıyasla maliyetimiz daha yüksek oluyor. Bu sebeple de, dış ülkelerle rekabetimiz çok daha zorlu oluyor” diye anlattı.

Toplumun yerli kahve üreticilerine destekte bulunduğunu belirten Özerlat Coffee’nin Direktörü İlke Özerlat ise, “Toplumun son yıllarda yerli ürüne daha pozitif bakması ve desteklemesi, katkı için çalışmaların olması çok güzel bir şey” dedi. Özerlat, devletin de yerli üreticiyi desteklemek adına birkaç adım atması gerektiğine dikkat çekti.

“Yerli ve yabancı ürün arasında fark olmaması, insanları yerli üretime teşvik etmiyor”

Yerli kahve üreticileri, ithal edilen kahve ürünleri ile yerli kahve ürünleri arasında bir fiyat farkının olmadığını, bunun ise tüketicileri yerli ürüne teşvik etmediğini anlattı. Üreticiler, ithal ürünlerde %8’lik bir fon olduğunu, bunun ise ürün fiyatları arasında pek de fark yaratmadığını kaydetti. İhracatın öneminin altını çizen üreticiler, iç piyasanın canlı tutulmaması takdirinde tek çarelerinin ürünlerini ihraç etmeleri olduğunu açıkladı.


Yerli kahve üreticileri ne dedi?

Oza Kahve’nin Direktörü Ergün Oza:
 “Piyasada özgürlüğe inanıyorum, ama yerli ve yabancı ürünler arasında bir fark olmalı”

“1980 yılında Oza Kahve’yi küçük ve kısıtlı koşullarda kurdum. Sonrasında ise insanlardan çok olumlu geri dönüş olarak çok hızlı bir şekilde büyüdük. Kahve sektöründe diğer üreticilere kıyasla daha az sorunlar yaşasak da, yine de bizleri etkilemeye yetiyor. Mali sorunlarımızdan birisi, Brezilya’dan ithal edilen kahve hammaddesinin Mersin’e gidip, oradan Kıbrıs’ın kuzeyine gelmesidir. Çünkü Mersin’den buraya hammaddeyi taşımak için her defasında 80 dolarlık bir ücret ödüyoruz. Bu bize ekstra maliyet çıkarıyor. Bunun dışında ise, kahvede bir diğer sorun ise ithal kahvelerdir. Ben özgür ve serbest piyasaya inanan biriyim ve herkesin sınırlama olmadan dilediğini tüketmesinden yanayım. Ancak nasıl ki Türkiye, Kıbrıs’tan un ithal ederken, bir fon uygulayarak piyasaya sunuyorsa, bizim ülkemiz de kendi üretimini desteklemek adına böyle bir uygulama yapmalı. Yerli ve yabancı ürün arasında bir fark olmalı ki tüketici yerli ürüne daha yatkın olsun. Bizler zaten Türkiye firmalarına kıyasla kahvemizi daha maliyetli üretiyoruz. Arada bir fiyat farkının olmaması insanları yerli ürüne teşvik etmiyor. Tüm bunların yanı sıra, sadece kahve üretimini değil, Kıbrıs’ın kuzeyindeki tüm üretimi etkileyen bir konu da, turizm sektöründe kullanılan yabancı ürünlerdir. Ülkemize gelen turistler, zaten kendi ülkelerinde yabancı veya kendi ürünlerini tüketiyorlar. Farklı bir şeyler arayışı ile ülkemize seyahat ediyorlar. Bir otel, hellim, yerli türk kahvesi ve benzeri yerli yiyecek ve içecekleri servis etse, bu hem üreticiyi destekler, hem de ülkemizin kültürü tanıtılmış olur. Yerli ürünlerimizi beğenen turistler, bu ürünleri kendi ülkesinde bile talep edebilir. Devletin, belli düzenlemeler ile turizm sektörüne bunu uygulaması gerekir. Böylelikle yerli ürünlerimiz, yabancı insanlara da tanıtılmış olur.”

Con Trading Ltd.’in Direktörü Osman Ruhi:
 “İthal ürünlerde fon olmalı ki yerli ürüne bir teşvik olsun”

“1920’de ailemizin açtığı ve günümüze kadar devam etmiş bir kahve üretimi şirketiyiz. Girne’deki Con Coffee de yine ailemizin dost şirketidir ancak bağımsız olarak hareket ediyoruz. Biz kahve üretiminin yanı sıra kuruyemişe de başladık. Şu anda fabrikada annem babam ve ben farklı görev dağılımları ile şirkette ortak olarak çalışıyoruz. Kahve piyasasında rekabet şu açıdan daha az; insanlar daha ucuz diye alıştıkları kahve markasından kolay kolay vazgeçmiyor. Ben kendi adıma, üreticiye şimdiye kadar bu ülkede bir destek verildiğini görmedim. Devlet, taşımacılık masraflarımızı ödediğini belirtse de, biz bu desteği her ay ihracatımız olmasına rağmen sekiz aydır göremiyoruz. İhracat yaptığımıza dair faturalarımızı gösteriyoruz ancak devletin bize sunduğu tek güzellik bu olmasına rağmen bundan da üreticiler olarak mahrum kalıyoruz. Maliyetimiz son aylarda ikiye katlandığı için, bunu ürünlerimize yansıtmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunu tüketicilerimize anlatmak çok zor çünkü halkımız ‘yerli kahve neden pahalandı, dövizle ne ilgisi var’ diye düşünüyor. Bizlerin elektrik, hammadde, malzeme, işçilik gibi birçok maliyetimiz yükseldiği için ürüne zam yapmak durumunda kalıyoruz. Kendi adıma, Kıbrıs’ın kuzeyindeki üretime olan bakıştan ümidimi kestim diyebilirim. Son dört beş senedir kahvemizi ihraç ediyoruz. Ayakta durabilmemizin tek yolu da ihracattır diye düşünüyoruz. Bunda da devletin tek desteğini alamıyoruz. Halkımızda ithal gelen her ürün kalitelidir gibi bir düşünce var. Örneğin Kıbrıs’ın kuzeyinden güneye ihracat yok, ama güneyden kuzeye var. Devletimiz yerli üreticiler varken, hiçbir fon uygulamadan ithale böyle bir yaklaşım sergiledikçe, yerli üretim sıkıya giriyor. Şu anda ithal ürünlere olan fon %8 oranındadır. Bu, yerli ürün ve yabancı ürün arasında bir fiyat farkı neredeyse yaratmıyor. Tüm ülkelerde olduğu gibi, ithal ürünlerde fon olmalı ki yerli ürüne bir teşvik olsun. Mesela birçok kafe ve benzeri yerlerde, kafe sahipleri daha ucuz olduğu için yerli ürünleri, yabancı ürün fiyatı ve adıyla servis ediyor. Kullanılan çekirdekte neredeyse bire bir yakınlık olduğu için tüketici aradaki farkı anlamıyor. Bu da, insanların sanki o marka ürünü sevdiğini düşünmesine sebep oluyor ve kafe sahipleri ise çok daha ucuza aldığı ürünü başka bir isimle pahalıya satmış oluyor. Bu konuda bir farkındalık olması bile biz yerli üreticiler için birçok şeyi değiştirir. Yani aslında tüketiciden yana da çok sorun yaşıyoruz çünkü ne yazık ki halkımız tükettiği ürünün içeriğinden ve kalitesinden haberdar değil. Yetkiler en son ne zaman fabrikalara giderek denetleme yaptı, bu bile bilinmez. Şahsen biz hiç rastlamadık. Tüm bu olumsuz şartlar içinde değerimiz bilinmeden kaliteli hizmet vermeye çalışıyoruz. Kahve sektöründe, gerek paketleme gerek ise üretim kalitesi açısından daha bilinçli insanlarla rekabet ettiğimize inanıyorum.”

 

Ada Kahve’nin Direktörü Hayrettin Ada
 “Kahve çekirdeği Kıbrıs’ın kuzeyine gelirken %17 daha maliyetli olarak geliyor”

“1957 yılından beri aile mesleği olarak kahve üretimi yapıyoruz. Bu bizlere dededen kalan bir meslektir. Baf’ta başlayan üretimimize, 1974 sonrasında Güzelyurt ve Lefkoşa’da devam ettik. Ülkemizde kahve kültürü yıllardır devem ediyor.  Kahve çekirdeğimizi ise Brezilya’dan ithal ediyoruz. Kahve çekirdeği Kıbrıs’ın kuzeyine gelirken %17 daha maliyetli olarak geliyor. Bunun da sebebi Mersin’den Kıbrıs’ın kuzeyine yapılan ulaşımdır. Dolayısıyla, Türkiye’deki bir firmaya kıyasla maliyetimiz daha yüksek oluyor. Bu sebeple de, dış ülkelerle rekabetimiz çok daha zorlu oluyor. Şu anda dış ülkelerin daha az maliyetle ürettiği ürünün Kıbrıs’ın kuzeyine yeteri fon olmadan ithal edilmesi, piyasada yerli ve yabancı ürünlerin fiyatlarını birbirine çok yakın tutuyor. Yerli kahve üreticileri olarak da bu durumdan olumsuz etkileniyoruz. Vergilerimizi ise devlete peşin ödüyoruz. Küçücük ülkemizde ise çok sayıda kahveci var ve piyasamız küçük olduğu için rekabet yoğunluğu artıyor. Devletin yerli üreticileri korumak için bir desteği olmuyor. Yerli ve yabancı ürünler arasında bir fark olması gerekir. Biz her şeye rağmen özveride bulunarak zor şartlar altında yerli üretimi canlandırmak adına bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. İthal edilecek ürünlere yönelik bir fon olması yerli üretim için önemlidir.”

 

Özerlat Coffee’nin Direktörü İlke Özerlat:
“İthal ürünlerde belli bir regülasyon olmalı”

“1917’de babamın dedesinin kahve üretimine başlamasıyla bu iş bizim aile mesleğimiz oldu. Şu anda ise 3. ve 4. nesil olarak babamla birlikte çalışıyoruz. Kahve üretimi bizlerde hep ebeveynden çocuğa geçen bir meslek haline geldi. Türk kahvesi ve espresso, filtre kahve gibi diğer kahve çeşitlerini üretiyoruz. Brezilya ve Kolombiya’dan kahvenin hammaddesi ithali yapıyoruz. Yaklaşık dört senedir de kahve çeşitlerimizi İngiltere’ye ihraç ediyoruz. Ülkemizde her üreticinin yaşadığı temel sorunları biz kahve üreticileri de yaşıyor. Kahve sektörü üzerinden konuşmamız gerekirse, Kıbrıs’ın kuzeyine dış ülkelerden ithal edilen yabancı marka kahve çeşitleri üzerinde belli bir regülasyon olmaması bizleri zor durumda bırakıyor. Aslında her ülkede devletin yerli üreticilerine destek olma amacıyla yaptığı bir uygulamadır bu. İthal edilen yabancı ürünlerde belli düzeyde bir fon uygulanması gerekir. Bunun yanı sıra, kahve çekirdeği, makineler ve benzeri üretim için gerekli malzemeleri yabancı ülkelerden ithal ettiğimiz için, masrafları da döviz üzerinden ödememiz gerekiyor. Bu da, girdilerimizi olumsuz etkiliyor. Türk Lirasının döviz karşısında değer kaybetmesi tüm üreticileri mali çıkmaza sürüklemiştir. Kahve üreticisi olarak devlet katkısı gördüğümüzü söyleyemem. Aslında biz de şirket olarak devlet katkısından faydalanmaya çalışmıyoruz çünkü verilen yoğun uğraşlar sonrası sonuç alamadığımız oluyor. Son olarak değinmek istediğim konu ise, hukuksal işlerin yavaş ilerlemesi, alacağımız çeklerin düzensiz ödenmesine veya hiç ödenmemesine yol açıyor. Bu sebeple de alacaklarımızı toplamakta zorlanıyoruz. Ürünlerin tahsilatı konusunda gideceğimiz hukuk birimlerinin yavaş ilerlemesi üreticileri olumsuz etkileyen bir diğer faktördür. En çok desteği halkımızdan gördüğümüzü söylemeliyim. Toplumun son yıllarda yerli ürüne daha pozitif bakması ve desteklemesi, katkı için çalışmaların olması çok güzel bir şey. Devletimiz de yerli üreticileri korumak ve desteklemek adına birkaç adım atabilir düşüncesindeyiz. Üretime teşvik olmalı. Biz ithal ürün olmamalı veya çok pahalı olmalı düşüncesinde değiliz. Ancak yerli üretimi korumak adına ithal ürünlerde belli başlı birkaç regülasyonlar ve kısıtlamalar olmalı.”

yeniduzen-satin-aliniz-20190318121551.jpg

Bu haber toplam 1004 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler