1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Figüranlar!
Figüranlar!

Figüranlar!

Figüran!.. Yani ‘yardımcı kadın ya da erkek oyuncu’ da değil... Tam bir figüran rolündeydi, “devlet” de “yönetenleri” de... *** Her bir konuda, ağızlardan bal damlayarak “Anavatan”ı örnek alırız da

A+A-

 

 

Figüran!..

Yani ‘yardımcı kadın ya da erkek oyuncu’ da değil...

Tam bir figüran rolündeydi, “devlet” de “yönetenleri” de...

 

***

 

Her bir konuda, ağızlardan bal damlayarak “Anavatan”ı örnek alırız da, iş “protokol”e gelince, neden bunu yapmayız acaba?

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Başbakan Erdoğan’ı karşılamak için Ercan Havaalanı’na gidiyor mesela!..

Başbakan’ı Cumhurbaşkanı karşılar mı?

“Devletler” arasında var mı böyle bir diplomatik gelenek?

Mesela bizim İrsen Küçük’ü, Abdullah Gül mü karşılıyor, “vali yardımcısı” mı yoksa !?

 

***

 

Sahneyi kuruyorlar!..

Fonu hazırlıyorlar!..

Ve bizim “figüranlar”a da birer cümle söz hakkı veriyorlar, “sevinsin çocuklar”!..

“Devlet” var ama yok!..

Kendi “bayram”ını yönetmekten aciz!..

Kendi ‘protokolünü’ düzenlemekten!..

 

***

 

İki ülke BAŞBAKANI açılış yapacak.

Cumhurbaşkanı Eroğlu da orada!..

Hiç bırakır mı meydanı İrsen Küçük’e !..

Derdimiz başka ?!

 

***

 

Şimdi yapmamız gereken, yetmiş seksen bin “marjinal” olmaktır herhalde...

Türkiye’ye de...

Türkiye hükümetine de...

Güneye de...

Tüm dünyaya da adadaki gerçekleri, güçlü bir sesle anlatmak...

“Gerçekleri” anlatmak, “yalanları” değil!..

Ve haykırmak...

Kendi geleceğimiz için...

Kendi memleketimiz için...

Ne kadarı bizim kalmışsa...

Ve “hükümet”in ilan ettiği “ev sahipleri” kızmazsa...

 


 

Şerefe!..

 

“Şimdi dünyanın neresine gidersek gidelim, sizin referandumda EVET diyen o tavrınız her yerde bizim haklılığımızı ifade ediyor.”

Bunu söyledi Erdoğan.

Of da gene offf!..

Bu laf edilirken, karşısındaki kitle, “Hayır”cıydı silme!.

Yanındaki bakan, başbakan, Cumhurbaşkanı, vekiller de öyle..

“Evet”ciler mi?

Onları  “dövdürtüyordu” birileri,

“Evet”in şerefine!..

 


 

Tatilimiz...

 

Bu kadar yoğunluk içerisinde, 4 günlük tatilimizi, yazamadım.

Birkaç senedir, ‘ülkemizde tatil yapma’ geleneği başlattık!..

Biraz da ‘cep’sel nedenlerle!

Geçen sene, Alsancak Merit’teydik örneğin, o eşsiz lezzetlerin tadı hâlâ damağımızda.

Bu sene, Baf’a gittik.

Önce Zigi’de balık ziyafeti...

‘Afrodit’in kıyısından bir seyahat...

Tertemiz bir otel...

Güzel bir havuz...

Çok iyi ilgi, alaka, güler yüz...

Üstelik Baf limanına beş dakikada; cafeler, barlar, Pizza Hut, Mc Donald’s, KFC hepsi ayağınızın altında...

Liman cıvıl cıvıl, dünyanın dört bir yanından insan...

Bol bol havuz sefası , kahve muhabbeti, şemsiye altında kitap keyfi, açık büfeden tıkınma!..

Hem hesaplı, hem de keyifli bir tatil, üstelik de ‘uçak korkusu’ yaşamadan!..

‘Casinosuz’ da turizm, oluyormuş demek...

 


 

Deşifre!

 

Polis ‘üniforması’ ile sergiledikleri tavırları ve şiddeti, “sivil” olarak deneseydi birileri...

Yazmaya çekiniyorum ama “ağzı burnu dağılırdı” herhalde...

Kimin, ne hakkı var, yumruğa, tekmeye !?

Kimin ne hakkı var, onca tertemiz polisin de ‘ismini’ lekelemeye...

“Üniformaya” sığınarak, şiddet uygulamak kimin haddine?

Emir kuluymuş!..

Reddetsin arkadaş emri...

‘Yasa dışı ve insanlık dışı’ emri reddetmek, kimseyi “suçlu” yapmaz ki?

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1058 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler