1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Erdoğan’ı kimin söylediği ilgilendirir?
Erdoğan’ı kimin söylediği ilgilendirir?

Erdoğan’ı kimin söylediği ilgilendirir?

Türkiye Başbakanı Erdoğan şunu söyledi dün: - Beni Kıbrıs’taki yerel gazetelerin veya bazı marjinal grupların değerlendirmeleri ilgilendirmez. Allah nasip ederse 19-20'sinde Cumhurbaşkanının davetine icabetle Kıbrıs’ta olacağım... Bu sözleri

A+A-


 

 

Türkiye Başbakanı Erdoğan şunu söyledi dün:
- Beni Kıbrıs’taki yerel gazetelerin veya bazı marjinal grupların değerlendirmeleri ilgilendirmez. Allah nasip ederse 19-20'sinde Cumhurbaşkanının davetine icabetle Kıbrıs’ta olacağım... 
Bu sözleri hangi söyledi söyledi Erdoğan?
Yeni kabinesini açıklarken, bir gazeteci sorusu üzerine konuştu. Sorunun üslubuna uygun bir cevaptı bu... Zira “Kıbrıs’taki gazeteler gitmeyeceğinizi yazıyor” şeklinde bir bilgi notu eklenmişti soruya...
Erdoğan da adaya geleceğini açıklarken, reaksiyoner bir üslup kullandı.
Çok daha sert ve itici açıklamaları ortada olduğu için bu tonlama sürpriz değil zaten...
“Sizin maaşınız kaç?” sorusunu unutmadı kimse...
Zaten mesele de oraya kadar uzanıyor. Bu tür üsluplara çanak tutan yöneticilerimiz sağolsun!..
**
Erdoğan’ın Kıbrıs Türk basını ve muhalefeti için kullandığı bu ifadeler hiç de hoş değil.
Bu sözlerinden dolayı da Türkiye Başbakanı’na tepkiler olacağı ortada...
Zaten son dönemin en belirgin özelliği haline geldi bu...
TC-KKTC protokolüne göre atılan ekonomik, sosyal, kültürel adımlar bulunan bir ‘hırlaşma’ giderek derinleşiyor. Bunun arka planında oldukça ciddi bir hale g elen ‘nüfus dokusu’ sorunu var.
KKTC’deki hükümetin toplumun bütün kesimleriyle diyaloğu koparmış olması, tepeden inme kararları can havliyle geçirme ve uygulama gayretkeşliği ve bir de Büyükelçi Halil İbrahim Akça başta olmak üzere TC yetkililerinin açıklamaları da tuz-biber görevi yapıyor.
Tuz ve biber basılan ‘yara’ giderek ‘çatışma’ noktasına doğru gidiyor.
Zaman zaman provokasyonlarla da beslenen bu sürecin sonu kimse için hayırlı değil...
**
Recep Tayyip Erdoğan 20 Temmuz için adaya geleceğini söylüyor, “Basın ve marjinal grupların ne dediği beni ilgilendirmez” diyor.
Eğer bu bir ‘önyargı’ ise ve bu ‘yargı’nın test edilmesine fırsat yaratmazsa Erdoğan, Kıbrıslı Türklerle Türkiye yönetiminin arası daha da açılacak demektir.
Yok, eğer bu yargılarının doğru olup olmadığını ‘anlamak’ ister ve KKTC ziyaretinin bir kısmını bu amaca ayırırsa, belki bakış açısı değişebilir.
Çünkü Recep Tayyip Erdoğan muhtemelen Kıbrıs’ta olup bitenleri bilmiyor!..
“En düşük memur maaşı 10 bin TL’dir” dememiş miydi?
Belli ki akıl hocaları Erdoğan’ı KKTC konularında yanlış yönlendiriyor.
**
19-20 Temmuz’da yapacağı ziyarette Recep Tayyip Erdoğan ‘akıl hocaları’nın ya da buradaki kimi ‘yalaka’ların söylediklerinden farklı bilgi ve görüşleri duymak için gayret gösterirse eğer, belki ‘çatışma’ya sürüklenen ilişkilerde yeni bir sayfa açılabilir.
Muhalefet partileri, sendikalar, sivil toplum örgütleri Erdoğan’la görüşmeli ve bu ülkede neden “yok olma psikozu” yaşandığını verilerle aktarmalıdır.
Belli ki burada söylenenler Ankara’ya ‘süzgeç’ten geçirilerek iletilmektedir.
TİYEMDER raporunda görüldüğü gibi “Kıbrıslıların maneviyatı bozuk” türünden ifadelerle dolu bir yığın belge gidiyor Erdoğan’ın önüne...
Bir de bizi idare edenlerin “evet efendim, sepet efendim” şeklindeki hal ve tavırları eklenince, muhtemelen Erdoğan Kıbrıs’ta  yapılanların “doğru” olduğunu sanıyordur, onca işin içinde...
**
Buraya kadar yazılanlar “Erdoğan KKTC’de olup bitenlerden doğru biçimde haberdar değil” savı üzerine kurulu...
Peki ama öyle değilse?
Yani “Kıbrıslı Türklerin yok oluşu” diye nitelenen süreç Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yapılıyorsa?
Sokaktaki genel algı bu yöndedir.
Bu algının doğru olup olmadığının test edilmesi bakımından da ‘diyalog’ ilk başvurulacak yöntem olmak zorundadır.
Daha açık yazayım: Muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri Erdoğan’a gidip açık açık “Niyetiniz nedir?” diye sormalıdır!..
TC sermayesinin adadaki gözle görülür operasyonları, kültürel ve manevi yaşama dönük ‘yeni model’ yerleştirme girişimleri, iki ülke ilişkilerindeki ‘emir-komuta’ tarzı, kontrolsüz nüfus akışı ve buna bağlı yurttaşlıklar ve kuşkusuz ‘müzakereler’ konusunda Erdoğan ve AKP yönetimi burada olup bitenleri biliyor ve onaylıyor mu?
Bu ve benzeri soruları Erdoğan’a samimi biçimde sormalı ve toplumun hassasiyetlerini aktarmalıdır muhalefet ve sivil toplum...
Bir yandan tepkileri dile getirirken, bir yandan da ‘diyalog’ yolunu denemek çağdaş olan yoldur.
Erdoğan KKTC ziyaretinde sadece ‘söylemeyi’ ve ‘yönlendirmeyi’ değil, ‘dinlemeyi’ ve ‘öğrenmeyi’ de amaç edinmelidir.
‘Yerel basını’ ve ‘marjinalleri’ kale almasa da, en azından birilerinin sesini duyabilmelidir.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 841 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler