1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Eğitimin Toplumsallaşması
Eğitimin Toplumsallaşması

Eğitimin Toplumsallaşması

Bilinmektedir ki statik olanı korumak isteyen ve böylesi çağ dışı kalmış yapıların devamından yana olup değişimin karşısında duranlarla müzakere olmaz. Bu durumda yapılması gereken değişim yönünde fikirler ortaya koyup buna karşı olanlarla mücadele etmekt

A+A-

 



Bilinmektedir ki statik olanı korumak isteyen ve böylesi çağ dışı kalmış yapıların devamından yana olup değişimin karşısında duranlarla müzakere olmaz. Bu durumda yapılması gereken değişim yönünde fikirler ortaya koyup buna karşı olanlarla mücadele etmektir. Değişimi gerçekleştirmek zorundayız çünkü bugünkü eğitim yapımız ve kalitesi ne bugünümüz ne de yarınlarımız için kesinlikle yeterli değildir; hatta bu sistem çökmüştür dahi denilebilir.

Bir ülkede eğer bir eğitim sistemi varsa, bu sistemin temeli ve özü “nasıl bir insan ve nasıl bir toplum” yaratılmak istendiğiyle doğrudan ilintili olmalıdır. 20 Temmuz 1974’ün üzerinden 37 yıl geçtikten sonra ulaşılan bu noktada, eğitim sisteminin çıktıları olan gençlerimiz eğer içinden yetiştikleri topluma hizmet verebilecek konumlarda değillerse, iş bulamıyorlarsa, kendi işlerini yapamıyorlarsa, ve hatta meslek sahibi olarak yetiştirilmedilerse, ülkede fiili olarak yaklaşık %40’lara varan işsizlik yaşanırken çalışan kesimlerin neredeyse %75’i ülke dışından gelen kayıtlı veya kayıt dışı insanlardan oluşuyorsa, artık eğitim sistemini sorgulamanın ötesinde genel anlamda insan, iş, ve sektörler planlaması ve ülkenin planlama stratejilerini gözden geçirmenin zamanı gelmiş de geçmiştir denilebilir.

 

KKTC vatandaşlarında işsizlik artarken ülke dışından kayıtlı veya kayıtsız işçilerin giderek daha da artma eğilimi göstermesi, öyle “bizim insanlarımız her işi yapmıyor” iddiası ile geçiştirilebilecek ve üstü örtülebilecek bir sorun olmaktan çoktan çıkmıştır. Bu toplum geçmişin en olanaksız günlerinde dahi meslek seçimlerinde alternatifsiz olmamış, toplum kendi bireyleri arasından hemen her mesleğe insan yetiştirmeyi başarmasını bilmiştir. Eğitimde, toplumsal dokulara insan yetiştirmede ve demografik yapımızın kendi iç dinamikleri ile oluşamamasında duvara toslatıldığımız bugünlerde artık şapkayı öne koyup yaratıcı anlamda düşünmenin ve projeler üretmenin belki de son vaktidir diyebiliriz.

Meslekî eğitimde, insan, ekonominin yönlendiricisi ve aynı zamanda da amaca uygun işleticisi durumundadır. İnsan faktörü olmadan ekonominin kendi kendine çalışması ve amaca uygun olarak yönlendirilmesi düşünülemez. Ancak, insanların belli bir amaca göre hareket edebilmesi ve o amaç için eğitilmesi gerekir. Bununla beraber bilimsel ve teknolojik gelişmeler toplum ve birey yaşamını büyük ölçüde etkilemekte; sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda köklü değişimlere yol açmaktadır.

 

Hızlı değişme ve gelişmeler karşısında, bireylerin sahip oldukları bilgilerle yetinmemeleri, gelişmeleri sürekli izlemeleri, gerekli bilgi ve becerilerle donatılmaları gerekmektedir. Yapılan araştırmalar, meslekî eğitimin, toplumda, özellikle iş sahibi olmak isteyen kadınların eğitiminde önemli rol oynadığı, mesleki eğitim sisteminin geneli kapsayacak şekilde genişletilmesi ve halkın eğitim seviyesinin yükseltilerek iş piyasasının ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirilmesi gerektiği artık fark edilmeli ve ülke eğitim sistemi üretime ve hizmet sektörlerine insan yetiştirecek şekilde planlanmalıdır.

Bir ülkenin, bir halkın en temel gereksinimi, temel yurttaşlık hakkı olan, eğitim hak ve özgürlüğünün, devlet tarafından, sistemli ve sistematik olarak, ulusal bir eğitim politikası ve ulusal bir eğitim çizgisi ve hedefleri ile belirlenmesidir. Kuzey Kıbrıs’ın, KENDİNE ÖZGÜ bir eğitim yapılanışına ivedi olarak gereksinimi vardır. Bunu sağlamak için TOPLUMSAL bir eğitim seferberliği hemen başlatılmalı ve eğitime bütçeden ayrılan pay gerekli alt ve üst yapının hazırlanabilmesi amacı ile artırılmalıdır..

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1632 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler