1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Eğitim berbat, kolej sınavları travma”
“Eğitim berbat, kolej sınavları travma”

“Eğitim berbat, kolej sınavları travma”

2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’tan, Kıbrıs konusundan, Cumhurbaşkanlığı seçimine, iç siyasetten, eğitime kadar YENİDÜZEN’e önemli açıklamalar…

A+A-

Fayka Arseven KİŞİ

2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, eğitim sistemin berbat olduğuna işaret ederek, eğitimde toplumsal görüş birliğine ihtiyaç olduğunu özellikle kolej sınavlarının çocuklarda büyük travmalar yarattığını ifade etti.

Talat, Cumhurbaşkanlığı seçine yönelik ise “Cumhurbaşkanlığı konusunu konuşmayı gündemimden çıkardım. Çünkü benim attığım top aslında partiye idi. O kanaatte olmamakla birlikte erken gündeme getirme eleştirisini aldıktan sonra ben gündemimden çıkardım” dedi.

Yolsuzlukla ilgili dosyaların yavaş ilerlediğini de aktaran Talat, “Örneğin Hüseyin Özgürgün’ün banka hareketleriyle ilgili daha bir şey yok. Keşke varsa yolsuzluk çıksın ortaya” ifadelerinde bulundu.

BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs raporunu da değerlendiren Talat, BM’nin ne şiş yansın ne et yaklaşımında olduğunu belirtti, “Rapora baktığımda; ‘iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm’ diyor. Ama Rum tarafının siyasi eşitlikten nasıl yan çizdiğini söylemiyor. Halbuki bana göre işaret etmesi odur” dedi.

2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusundan, Cumhurbaşkanlığı seçimine, iç siyasetten, eğitime kadar çok önemli açıklamalar yaptı.

GUTERRES’İN KIBRIS RAPORU… “Rapora baktığımda; ‘iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm’ diyor. Ama Rum tarafının siyasi eşitlikten nasıl yan çizdiğini söylemiyor. Halbuki bana göre işaret etmesi odur.”

 

  • YENİDÜZEN: BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs Raporu’nu nasıl yorumladınız?
  • M.A Talat: BM Genel Sekreteri’nin ciddi gelişme olmadığı dönemlerdeki klasik üslubuyla yazılmış bir metindir. BM, bir tarafa daha fazla sorumluluk yüklese bile mantıken bunu ifade etmiyor. Çünkü o tarafın tepki göstermesini ve sürecin tıkanmasını sağlama ihtimaliden endişe ediyor. Rapora baktığımda; ‘iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm’ diyor. Ama Rum tarafının siyasi eşitlikten nasıl yan çizdiğini söylemiyor. Halbuki bana göre işaret etmesi odur. Aksi halde caydırıcı olamaz. Rum tarafı siyasi eşitlikten uzaklaşırsa BM’nin görevi de bana göre, onu oraya çekmektir. Çünkü aksi halde ‘bu sorun Kıbrıslıların sorunudur, siz çözün’ demekle çözüme ulaşılamaz. BM ne zaman ki daha aktif oldu o zaman çözüme yaklaştık. Bunun da bir sürü örneği var.
     
  • YENİDÜZEN: Uzun süredir aslında ‘Kıbrıs sorununa ilişkin’ kıpırdama yok. BM sürece yeterince müdahil olmadı mı?
  • M.A Talat: Hiç olmadı hatta… BM ne zaman müdahil olduysa diyelim ki; 1992 Gali Fikirler Dizisi… O zaman ortaya bir şeyler çıktı. Tarafları New York’a çağırdı, bir anlamda baskı uyguladı ve o zaman ilerleme sağlandı. BM 1993-94’te Güven Yaratıcı Önlemler Paketi, Uluslararası Havaalanı ve Maraş’ı içeren paketi ne zaman ki zorladı, ancak o zaman bir ilerleme oldu. Annan Planı örneği de var. Aksi halde BM’nin aktif olmadığı  ‘siz çözüm bulun’ dediği dönemlerde iki taraf çok istekliyse belki ilerleme olur. Buna örnek olarak; benim Hristofyas ile yaşadığım dönemi gösterebilirim. İki taraf da istekliydi ama o zaman da hızı yakalayamadık. Türk tarafı çok istekliydi, Rum tarafı istekli olmasına rağmen endişeliydi ve kendi toplumu, ortağı ile ilgili sıkıntıları vardı. O yüzden yavaş hareket ediyordu. Ama ilerleme o dönemde oldu.
    Akıncı-Anastasiadis’in başlangıcında da ilerleme oldu. Ama artık hem durdu, hem de Rum tarafı geri çekilince ve tutumunu değiştirince, siyasi eşitlikten bile vazgeçince, o zaman süreç, BM de aktif olmayınca çöktü. Tekrar canlanabilmesi için BM ciddi aktif rol oynamalıdır.
     
  • YENİDÜZEN: BM neden yeterince aktif rol almadı? Başka sorunlar mı var, BM ilgisini başka bir yöne mi verdi?
  • M.A. Talat: BM ile her görüştüğümde bunu söylüyorum. Yani siz eğer aktif olmazsanız bir ilerleme olmayacak. Örneğin; siz niye Rum tarafına Güvenlik Konseyi’nin geçmişte aldığı ve defalarca teyit ettiği, ayrıntıladığı siyasi eşitlikle ilgili cayma tutumlarına tepki göstermiyorsunuz? Niçin yani? Cevap yok.  BM ne şiş yansın ne kebap havasında hep. Zorlayıcı hiçbir şey yapmıyor. Eskiden AB biraz zorlayıcı idi ama o da Rum tarafı üye olduktan sonra bu özelliğini kaybetti. Çünkü artık taraftır, Rum tarafı AB üyesidir.
     
  • YENİDÜZEN: Olmayan bir süreç bizi nereye götürecek?
  • M.A Talat: BM’yi ve uluslararası toplumu daha aktif hale getirmek bizim tek başımıza başarabileceğimiz bir şey olmamakla birlikte bunun için çok ciddi çalışma ortaya koymamız gerekir. Lobi faaliyetleri yapılabilir, Türkiye’nin diplomatik kapasitesini kullanma çabası içerisine girilebilir. Doğrudan dünyayla daha fazla temas, Güvenlik Konseyi daimi üyeleriyle daha fazla temas olabilir. Rum tarafının BM Güvenlik Konseyi kararlarının dışına çıkışını engelleyecek şekilde dünyanın desteğini davet etmek, daimi Güvenlik Konseyi üyeleriyle daha fazla temas etmek yani mümkün olan  her şeyi yapmak gerekir. Aksi takdirde Rum tarafı rahattır ve tanınmıştır. Güvenlik Konseyi’nin, BM’nin, AB’nin üyesidir. Çözüme bizim kadar ihtiyaçlı değildir. Dolayısıyla onları rahat bırakırsak çözümün peşine koşmayacak. Ne zamana kadar? Çözüme çok inanan, çözümün faziletlerine inanan veya çözümsüzlüğün tehlikelerini gören başka birileri gelinceye kadar veya birileri Anastasiadis’e bunları anlatıncaya kadar.

ELEŞTİRİ YAPAMAM… “Çok daha fazla çalışmak gerekiyor, yeterli görmüyorum. Cumhurbaşkanı’nı eleştiremem çünkü ne yaptığını bilmiyorum. Ne kadar temas yapıyor, kimlerle konuşuyor, ne kadar özel temsilci gönderip gerek AB ülkelerini gerek dünya ülkelerini etkilemeye çalışıyor, bilmiyorum. Bilmediğim için de değerlendirme yapamam. Fakat buna ihtiyaç var. Yapıyorsa iyi, yapmıyorsa da yapmalı.”

 

“Cumhurbaşkanı Kıbrıs sorununa konsantre olmalı”

  • YENİDÜZEN: Biz yeterince sürece müdahil miyiz? Az önce saydıklarınız yapılıyor mu? Cumhurbaşkanlığı süreçte aktif mi?
  • M.A TALAT: Çok daha fazla çalışmak gerekiyor, yeterli görmüyorum. Cumhurbaşkanı’nı eleştiremem çünkü ne yaptığını bilmiyorum. Ne kadar temas yapıyor, kimlerle konuşuyor, ne kadar özel temsilci gönderip gerek AB ülkelerini gerek dünya ülkelerini etkilemeye çalışıyor, bilmiyorum. Bilmediğim için de değerlendirme yapamam. Fakat buna ihtiyaç var. Yapıyorsa iyi, yapmıyorsa da yapmalı.  
    Ama biz de Cumhurbaşkanı’nın görevi kim ne derse desin, Anayasa’da yazmış olmasına rağmen iç siyaset değil. Ne kadar istersen uğraş. İç siyasete ne kadar çok karışırsan sana, ‘dur bakalım, nedir konuştuğun’ da derler. Hükümet, Cumhurbaşkanı’nı kendi işine karıştırmak istemez. Hele aynı çizgide değilse.
    Cumhurbaşkanı Kıbrıs sorununa konsantre olmalıdır. Başka yolu yoktur.

 

ZAROĞLU OLAYI… “Eğer seni polis durdurursa ve yasa dışı bir araç kullanımı varsa, ben olsam yerin dibine girerim, saklanırım, polis işlemleri yaptıktan sonra da gider özür dilerim. Çünkü açık ve seçik suçluyum. Suç işlediysen üstüne çıkmaya gerek yok.”

 

 “Ben olsam yerin dibine girerim”

  • YENİDÜZEN: Bertan Zaroğlu’nun suç işlemesi, milletvekilliği dokunulmazlığı, geçen haftanın en çok tartışılan konusu. Siz olayı ne açıdan değerlendirdiniz?
  • M. A. Talat:  Bertan Zaroğlu olayının dokunulmazlıkla alakası yok, o davranışı başkası da yapabilirdi, Facebook’tan yayın yapmayı beceren herkes yapabilirdi. Ne olurdu? Polis daha negatif tutum takınırdı ya da yine aynı şekilde tutum takınırdı. Orada kültürel yapı, dünya görüşü ve insanlara yaklaşım kültürü yatıyor. Bütün mesele budur. Eğer seni polis durdurursa ve yasa dışı bir araç kullanımı varsa, ben olsam yerin dibine girerim, saklanırım, polis işlemleri yaptıktan sonra da gider özür dilerim. Çünkü açık ve seçik suçluyum. Suç işlediysen üstüne çıkmaya gerek yok. Hem kullanan çocuk suç işledi hem sen, ona vermekle suç işledin.

YOLSUZLUKLA DOSYALARI…“Yine yavaş… Örneğin Hüseyin Özgürgün’ün banka hareketleriyle ilgili daha bir şey yok. Keşke varsa yolsuzluk çıksın ortaya. Yolsuzlukların üzerine gidilsin diye ben çağrı yapmadım ama hem CTP, hem HP, TDP seçim kampanyasında ısrarla bunu öne çıkardılar.”

 

“Yolsuzluk dosyaları yavaş ilerliyor”

  • YENİDÜZEN: Yolsuzlukla mücadelede 2 dosyada daha suç unsuru tespit edildi. Bir dosya Başsavcılığın değerlendirmesinde… Yolsuzluklarla ilgili sizin de geçmiş röportajlarımızda sitemleriniz vardı, ‘yavaş ilerliyor’ diye. Gelinen aşamayı nasıl değerlendirirsiniz, halen yavaşlık var mı?
  • M.A Talat: Yine yavaş… Örneğin Hüseyin Özgürgün’ün banka hareketleriyle ilgili daha bir şey yok. Keşke varsa yolsuzluk çıksın ortaya.
    Yolsuzlukların üzerine gidilsin diye ben çağrı yapmadım ama hem CTP, hem HP, TDP seçim kampanyasında ısrarla bunu öne çıkardılar ve ben birazcık da irkildim. ‘Bu kadar inatçı ve kesin bir dille bu işi ortaya koyduklarına göre yapmak zorunda olacaklar, yapamazlarsa da rezil olacaklar’ dedim. Bu kadar ısrarlı davranmalarını ve bu kadar önem vermelerini ben doğru bulmadım. Çünkü bu mekanizmanın nasıl çalıştığını biliyorum. Bu mekanizma savcılığa gider, o polise havale eder, polis soruşturma yapar, savcılığa gönderir, eksiklikler varsa gönderir, onlar tekrar savcılığa gönderir, savcılık da oturur yeterli delil toplandı mı toplanmadı mı karar verir ve ona göre davranır. Savcılığın değerlendirme kapasitesi ve yönü, yönelimi,  savcının siyasi bir duruşu da olabilir ona göre bir tavır ortaya koyabilir mi, koyamaz mı emin değilim. Ama aynı zamanda polisin tutumu da önemlidir. Yani polis ne kadar bu işi araştırabilir? Ne kadar delil ortaya koyabilir? Mahkemenin önüne çıktığında bu iş, yargıç diyebilir ki ‘ne buldunuz, eksik soruşturma yaptınız’ deyip dosyayı kapatabilir. Bunları da bildiğim için ben aslında, ‘fazla ileri gittiler’ diye düşündüm. Ama dedim ki; ‘umarım yaparlar.’ Güney’deki konferansta bana saldırılmıştı, birileri suçlandı, polis soruşturma yaptı ve mahkemeye sevk etti.  Yargıç açıkça polisi suçladı; ‘ciddi bir araştırma yapmadınız, doğru düzgün delil toplamadınız. Ben bu delillerle hiçbir şey yapamam’ dedi ve davayı iptal etti. Yani burada yargı değil sadece savcılık, polisin de doğru çalışma ortaya koymaları lazım ki yargı da ona göre karar versin. Bir bakarsınız şimdi eksik delil nedeniyle suçlananlar beraat da eder. Onun için endişe ederim bu konularda çünkü geçmişte benim başıma geldi.

 

EĞİTİM BERBAT…“Herkes üniversite mezunu, herkes üniversite mezunu işsiz… ara eleman? Ara eleman yok.  Sistem çok kötü, o yüzden diyorum eğitim sistemi berbat. Bu işi düzeltmek için bir tek Eğitim Bakanlığı yetmiyor. Toplumsal bir görüş birliği yaratmalıyız.”   

 

“Sistem çöktü”             

  • YENİDÜZEN: Eğitim Bakanlığı yaptınız, koleje giriş sınavlarını kaldırdınız. Halen daha bu sınavlar devam ediyor. Eğitim sistemini nasıl buluyorsunuz?
  • M.A Talat: Eğitim berbat… Kolej sınavlarının bu yeni şekli daha kötüdür. Üç defa sınav yapılacak. Benim iddiam ilkokul son sınıf bir çocuğun çok özel bazı yetenekleri hariç müziğe, resime yönelik yetenekleri belki tespit edilebilir ama Matematik, Fizik, İngilizceye yeteneği ilkokul çağında ortaya çıkmaz. Onu tespit etmek mümkün değil. 3 basamaklı da olsa 23 basamaklı da olsa tespit edemezsiniz. Çünkü çocukların yetenekleri sonradan da gelişir. İlkokul 2’nci sınıftım yanılmıyorsam karneme öğretmen, ‘gelecekte iyi bir matematikçi olacak’ diye yazdı. Hissetti herhalde ama somut delilleri yoktu. Sınava girsem belki de geçemezdim.  İyi bir matematikçi olmadım ama iyi bir matematik öğrencisi oldum. Bunu ilkokul çağında sınavlarla tespit etmeniz mümkün değil. Kaldı ki kolej sınavları öyle de yapılmıyor.  Bir sıralama sınavıdır. Bir bakarsın 100 üstünden 90’a kadar olan herkes girer, 89 olan girmez. 89 olan başaramayacak bunu? Mantık yanlış.  Burada önemli olan yönlendirmedir, seçenek vermektir.  Eğitimi çok programlı hale getirmektir ki öğrenci kendi yeteneğine göre seçsin. Öğretmen yol göstersin, aile etkili olsun. Biz de her şey sınav ondan sonra üniversiteye girişte sınav neredeyse yok, Kıbrıs’ta bir sürü üniversite var, sınavsız alır. Herkes üniversite mezunu, herkes üniversite mezunu işsiz… Ara eleman? Ara eleman yok.  Sistem çok kötü o yüzden diyorum eğitim sistemi berbat.

KOLEJ SINAVLARI TRAVMA…“Kolej sınavlarını kaldırırken, ikna etmek için çok uğraştım. Çok büyük ölçüde toplumu ikna etsen bile o raydaki aileleri ikna edemedim. O raydaki aileler kendisini potansiyel kolejli görüyor.  ‘Aman ben bunu deneyeyim.’ Nasıl olsa çocuğu yarış haline getirdi, bindi üstüne gidiyor ya, o yarış atını denemek istiyor. Ama o çocuğa yaratacağı travmayı düşünmüyor.”

 

Bu işi düzeltmek için bir tek Eğitim Bakanlığı da yetmiyor. Toplumsal bir görüş birliği yaratmalıyız. Toplumu ikna etmek gerekir. Ben kolej sınavlarını kaldırırken, ikna etmek için çok uğraştım. Çok büyük ölçüde toplumu ikna etsen bile o raydaki aileleri ikna edemedim. O raydaki aileler kendisini potansiyel kolejli görüyor.  ‘Aman ben bunu deneyeyim.’ Nasıl olsa çocuğu yarış haline getirdi, bindi üstüne gidiyor ya, o yarış atını denemek istiyor. Ama o çocuğa yaratacağı travmayı düşünmüyor. Şuan yapılan dünyanın en korkunç şeyidir ve aşılabilir. Kolej sınavlarını 1995’te kaldırdık. Ondan sonra 2004-2005’te tekrar kaldırdık. O dönemin çocukları da kayıp nesil olmadı. Tam tersine aynı başarıları gösteren insanlar oldu. O dönemle ilgili şikayet yoktur. Bu sistemi değiştirmek de zor değildir. Toplumsal görüş birliğine ihtiyacımız var dememin sebebi odur. Çünkü CTP şimdi yapar yarın başka hükümet gelir bozar. Bunun olmamasını sağlamalıyız. Vatandaş buna tepki göstermelidir. Sendikalar lüzum ortalığı kaldırsın ama hiçbir şey yapmadılar, UBP kolej sınavını yine getirdi, eyvallah dediler. Belki bir küçük eleştiri yaptılar. Onun için toplumsal bir görüş birliği sağlamalıyız. Bütün siyasi partiler bu konuyu tartışmalıdır, eğitimde daha dar bir şura yapılsın, partiler çağrılsın ve partiler düşünsün bu sistemin yanlış olduğunu… UBP’ye de anlatılsın. Onlar da yanlış olduğunu görürler yani göremez insan değil ya bunlar… Eğitimsiz insan değil bu insanlar… Onlar da görsün. Görüş birliği oluşsun ve bu işin üzerine yürünsün. Olmuyor çünkü… Ne zaman olabilecek? İstikrarlı hükümetler olduğunda. 5-10 yılda yeni bir sistem oturtulacak o zaman belki kalıcı hale gelir.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ…“Cumhurbaşkanlığı konusunu konuşmayı gündemimden çıkardım. Çünkü benim attığım top aslında partiye idi.  Tufan Erhürman’ı aday gösterme ille de onu aday gösterme anlamında değildi. Fakat sanki erken gündeme getirmişim gibi bir hava oldu. Ben o kanaatte olmamakla birlikte erken gündeme getirme eleştirisini aldıktan sonra ben gündemimden çıkardım.”

 

  • YENİDÜZEN: Son konuşmamızda Cumhurbaşkanlığı adaylığına sıcak bakmadınız, CTP adayı için Tufan Erhürman’ı işaret ettiniz. Bunu müdahale gibi yorumlayanlar da oldu. Nedir gelinen son aşama?
  • M.A Talat: Cumhurbaşkanlığı konusunu konuşmayı gündemimden çıkardım. Çünkü benim attığım top aslında partiye idi.  Tufan Erhürman’ı aday gösterme ille de onu aday gösterme anlamında değildi. Geleneğimiz budur ama bunun dışına çıkılamaz diye bir şey yok. Geçmişte çıkıldı. Çıkılma teşebbüsü de yapıldı. Ben hatırlıyorum 2000 yılında ortak bir aday çıkaralım diye çalışma da yaptık. Aday adaylarını da bulduk, gittik konuştuk da, birisi reddetti öbürü kabul etti ama diğer parti kabul etmediği için onu aday yapamadık. Dolayısıyla iş başa düştü ve ben aday oldum. Ama bu meşru bir şeydir, olabilir. Bence bu konuyu parti çalışmalıdır. Fakat sanki erken gündeme getirmişim gibi bir hava oldu. Ben o kanaatte olmamakla birlikte erken gündeme getirme eleştirisini aldıktan sonra ben gündemimden çıkardım.
     
  • YENİDÜZEN: Aslında seçime 1 yıl kaldı. Erken mi?
  • M.A Talat: Erkendir deniliyor. Erkense o zaman sonraya bırakılabilir.
     
  • YENİDÜZEN: Günün sonunda 2000’de olduğu gibi iş başa düşer mi?
  • M.A Talat: Bana görev düşene kadar görev üstlenmesi gereken çok insan var. Bu konuda ben herhangi bir şekilde niyet ortaya koyamam. Gündeme getirmeye çalıştım sadece size değil başka yerlerde de gündeme getirdim. Ama olumlu bir tepki almadım. O yüzden gündemimden çıkardım. Ben kendi çalışmalarımı yapıyorum, basın soru sorduğunda görüşlerimi ortaya koyuyorum. Rum tarafından da röportaj için ciddi talepler var.  Benim misyonum bu.     

 

 

yeniduzen-satin-aliniz-20190422120438.jpg

Bu haber toplam 3290 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler