1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. B planı mı?
B planı mı?

B planı mı?

Yeni Ak Parti hükümetinin Kıbrıs’tan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay yeni görevinin henüz ilk günlerinde Kıbrıs’ta çözüm olmazsa B planları olduğunu açıkladı. Elbette her ülke temel sorunları karşısında alternatif yol haritası, strat

A+A-

 

Yeni Ak Parti hükümetinin Kıbrıs’tan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay yeni görevinin henüz ilk günlerinde Kıbrıs’ta çözüm olmazsa B planları olduğunu açıkladı.

Elbette her ülke temel sorunları karşısında alternatif yol haritası, stratejisi geliştirebilir. Fakat Kıbrıs sorunu gibi uluslararası niteliği olan bir konuda, ilgili her hangi bir tarafın tek yanlı girişimde bulunması ile  sorunların çözülmesi mümkün değildir.

KKTC’deki ayrılıkçı kesim bir süreden beri, çözümün olamayacağından hareketle, gelişmeleri Türkiye’nin Ortadoğu’da yükselen gücü üzerinden yorumlayarak, bu gücün KKTC’yi tanıtacağını konuşmaya başladılar. Kıbrıs Rum kesimi üzerine yıkılacak bir müzakere sürecinin ardından, Kıbrıs’ın kuzeyinin ayrı bir devlet olarak tanınacağına dair beklenti ayrılıkçı siyasilerin de ruhunu okşuyor.

Nasıl ki son dönemde Türkiye AB süreci ile ilgili ciddi bir karar verdi ve yönünü Batıdan Ortadoğu’ya çevirdi, KKTC’nin de yeni bir karar ile yüzünü çözümden çözümsüzlüğe çevirme ihtimalleri gündemde.

Kıbrıs’ta çözümün de, KKTC’nin tanınmasının da, öncelikle Kıbrıslı Rumların onayından geçmesi gerektiği bir gerçektir. Sadece Kıbrıslı Rumlar da değil, garantör ülkelerin, adanın tümü kendi toprağı olan Avrupa Birliği ve en önemlisi Birleşmiş Milletler’in... Kısaca dost düşman neredeyse tüm batı ülkeleri yanında Çin ve Rusya’nın da onayı ile KKTC tanınabilir. Dolayısıyla isterseniz bu işi bir kalem geçelim.

Geriye ne kalıyor? Doğrudan Ticaret tüzüğü gibi düzenlemelerle, Kuzey’de üretilen ürünlerin AB’ye satışı da Kıbrıslı Rumların engeli dolayısıyla olamayacağına göre... Geriye Türkiye gibi yüzümüzü Batıdan Doğuya çevirerek, Türkiye’nin etkin olduğu Ortadoğu ülkeleri ile ticari ilişki ve yine Ortadoğu’dan gelecek turistler kalıyor...Belki bu anlamda da buna uygun bir sosyal dokunun gereklerinin Kuzey’de oluşturulması...Hani dendi ya, Kuzey Kıbrıs’a giden bir yabancı, oranın Müslüman ve Türk bir devlet olduğunu hissetmeli, sosyal ve kültürel doku buna uygun olmalı...İşte bu şekilde birşey...

Bizim ayrılıkçı siyasetçilerin heyecanlı açıklamalarına bakmayın, KKTC’nin tanınma olasılığının olmadığını en çok Türkiye hükümeti biliyor. Geriye alt yapının geliştirilmesi ve  “Kıbrıs Türk halkına yapılan yardım diye hesaba katılan, Türkiye sermayesine verilen kredilerle” yapılan turizm yatırımlarının yabancı turistle desteklenmesi kalıyor.

Elbette bunların tümü düşünce, değerlendirme...ancak siyaset yaparken birbirine hukukla, siyasi ve ekonomik ilişkilerle entegre olmuş bir dünyada kendi özel istek ve tercihlerinizle hareket etmenin imkansızlığına vurgu yapmak istiyorum.

Önemli bir diğer konu da şu, Beşir bey bilemeyebilir ama adanın kuzeyi’nde Kıbrıs Türk halkı yaşıyor. Ve bu halk bu topraklarda kendi kararlarını kendileri verirler. Üstelik kendileri adına konuşulmasını ve karar verilmesini de hiç ama hiç kabul etmezler.

Çözüm ve Avrupa Birliği sürecine konsantre olmak, cesaret göstermek, risk almak Kıbrıs Türk ve Türkiye halkları için tek plan olmalıdır. Modern dünyanın demokratik ülkeleri olmak istiyor isek. Bu konuda Kıbrıs Türk halkının tercihi çok açıktır.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 717 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler