1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. Özgürlük Neydi?
Özgürlük Neydi?

Özgürlük Neydi?

Uzm. Nilsu Atıcı yazdı: Özgürlük Neydi?

A+A-

Özgürlük. En çok kullandığımız ama belki de en az içini doldurduğumuz kavramlardan biri. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü. Hepsini savunduğumuzu söylüyoruz. Peki gerçekten savunuyor muyuz, yoksa sadece bize rahatsızlık vermediği sürece mi? Çünkü özgürlük, teoride herkesin hemfikir olduğu, pratikte ise sürekli sınırlandırılan bir alan.

Bugün basın özgürlüğünden bahsediyoruz. Gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerin özgüre yazabilmesi gerektiğini söylüyoruz. Ama sonra dönüp bakıyoruz; hangi konular gerçekten özgür? Hangi başlıklar yazıldığında alkışlanıyor, hangileri yazıldığında sessizlik ya da rahatsızlık başlıyor? Bir köşe yazısında cinsellikten bilimsel ve gerçek bir şekilde bahsetmek bile hala ‘sınırda’ kabul edilebiliyor. O halde bu durumda sormamız gereken soru şu; basın gerçekten özgür mü, yoksa belirli sınırlar içinde mi özgür?

İfade özgürlüğü de benzer bir sınavdan geçiyor. İnsanların düşüncelerini açıkça ifade edebilmesi gerektiğini savunuyoruz. Ancak bazı düşünceler, özellikle de toplumsal normlara dokunanlar hızla ‘fazla’, ‘gereksiz’ ya da ‘rahatsız edici’ olarak etiketlenebiliyor. Cinsellik, bu etiketlemenin en sık yaşandığı alanlardan biri. Oysa ifade özgürlüğü, tam da rahatsız eden fikirler için. Vardır. Eğer sadece kabul gören, onaylanan, ‘uygun’ bulunan düşünceler ifade edilebiliyorsa orada özgürlükten değil, kontrollü bir iletişimden söz ederiz.

Düşünce özgürlüğü ise işin en görünmeyen ama en kritik boyutu. İnsanların ne düşündüğünü doğrudan kontrol edemezsiniz belki ama hangi düşüncelerin dillendirilebileceğini belirleyerek zamanla düşünce alanını daraltabilirsiniz. İşte bu yüzden bazı konular sistematik olarak geri planda tutulur. Cinsellik de bu konuların başında gelir. Çünkü cinsellik sadece bireysel bir deneyim değildir, aynı zamanda toplumsal normların, güç ilişkilerinin ve kontrol mekanizmalarının kesişim noktasındadır. Bu alan ne kadar az konuşulursa, o kadar kolay yönetilir.

Basın özgürlüğü gerçekten işleseydi, bu mitler çoktan yerini bilimsel gerçeklere bırakmış olurdu. İfade özgürlüğü gerçekten içselleştirilmiş olsaydı, insanlar bedenleri, sınırları ve ihtiyaçları hakkında açık konuşabilirdi. Düşünce özgürlüğü gerçekten korunuyor olsaydı, bireyler toplumun dayattığı kalıpları sorgulamaktan çekinmezdi. Ama bugün hala birçok insan cinsellik hakkında konuşurken ‘acaba fazla mı açık oldum’ kaygısı taşıyor. Bu kaygı bireysel değil, yapısal bir meseledir. Çünkü özgürlük, sadece yasalarda değil kültürle, toplumsal normlarla ve görünmez sınırlarla da şekillenir. Resmi olarak yasak olmayan bir şey, fiilen baskılanabilir. ‘Bunu yazmasam daha iyi olur’, ‘bu konuyu açmasam sorun çıkmaz’, ‘yanlış anlaşılırım’. Bu cümleler tanıdık geliyor mu? İşte özgürlüğün en sessiz şekilde daraldığı yer tam da burası. Cinsellik gibi alanlarda bu iç sansür çok daha belirgindir. Çünkü bu konu, sadece bilgi değil aynı zamanda değerler, yargılar ve toplumsal rollerle iç içedir. Bu yüzden konuşulması, yazılması ve hatta düşünülmesi bile zorlaştırılır. Ama şunu net bir şekilde söylemek gerekir ki özgürlük seçici olmaz.

Basın özgürlüğünü savunup bazı konuların yazılmasını ‘uygunsuz’ buluyorsak, ifade özgürlüğünü destekleyip bazı ifadeleri ‘fazla’ diye bastırıyorsak, düşünce özgürlüğüne inanıp bazı düşüncelerin oluşmasını dahi istemiyorsak orada gerçek bir özgürlükten söz edemeyiz.

Özgürlük, en zor konular için de geçerli olduğunda anlamlıdır. Bugün özgürlüğü gerçekten savunmak istiyorsak, bunu sadece kolay alanlarda değil; zor, rahatsız edici ve alışılmışın dışında konularda da yapmalıyız. Çünkü özgürlük, tam da sınırların zorlandığı yer de başlar.

Bu haber toplam 246 defa okunmuştur