“Önüne gelen karşıdan para alıyor”

“Önüne gelen karşıdan para alıyor”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Üç kuruşluk para alacaklar diye Avrupa Birliği’nden, benim egemenliğimi satmaya kimsenin hakkı yoktur” dedi, Kıbrıs Türk halkına en büyük zararı verenin Birleşmiş Milletler örgütü olduğunu iddia etti.

A+A-

YENİDÜZEN HABER MERKEZİ

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Üç kuruşluk para alacaklar diye Avrupa Birliği’nden, benim egemenliğimi satmaya kimsenin hakkı yoktur” dedi, Kıbrıs Türk halkına en büyük zararı verenin Birleşmiş Milletler örgütü olduğunu iddia etti.
“Önüne gelen karşı taraftan maddi katkı alıyor. Maalesef bazı devlet kurumlarımız bile buna alet oluyor” diyen Ertuğruloğlu, “Bizim milli bir duruşumuz var” şeklinde konuştu.
“Beşli konferansın yakın gelecekte organize edilebileceğini düşünmüyorum” diyen Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “egemen eşitlik” kavramının seviyesinin düşürülmek istendiğini savundu.

“1960 ortaklığında tam bir siyasi eşitlik ve karar alma mekanizmalarına etkin katılım vardı, bu sistem garanti edilmişti, buna rağmen bu ortaklık çöktü” diyen Ertuğruloğlu, o nedenle, siyasi eşitliğin yeni bir ortaklık için yeterli olmadığını belirtti.
“Egemenlik eşitlik” kavramına karşı çıkanları eleştiren Tahsin Ertuğruloğlu, “devlet varsa egemenlik var” dedi.

Ertuğruloğlu bu açıklamaları, BRT’de 50 + 1 programında gazeteci Levent Kutay’a yaptı.


“En büyük zarar BM”

“Kıbrıs Türk halkına en büyük zararı veren Birleşmiş Milletler örgütüdür” diyen Tahsin Ertuğruloğlu, ortaklığı bozan tarafın BM Genel Kurulu’nda temsil edildiğini, ortaklıktan atılan tarafın ise “ayrılıkçı” gösterildiğini savundu.

Ertuğruloğlu şu ifadeleri kullandı:

“Biz BM’den medet mi umuyoruz. Avrupa Birliği içerisinde Rum-Yunan üyedir. Avrupa Birliği bize yardımcı olmaya çalışan bir örgütmüş gibi yıllardır bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Avrupa Birliği’nde üye bir Rum devletidir, Rum’un onayını almayacak bir kararı asla alamaz. 50 yıllık federasyon sürecinden kopmayı dışlamadan siyaset yapmamız lazım.”

“Şudur unutturulmaya çalışılan: Rum, tüm dünyadan Kıbrıs Cumhuriyeti, biz de azınlık muamelesi gördüğümüz sürece anlaşma beklenmesin… Kıbrıs Türkünü aciz toplum muamelesini kendilerine layık görüyorsa… Biz toplum değiliz, egemen bir halkız. Devlete inanmıyorsanız devletin makamlarında ne işiniz var. Yeni bir döneme girildiğini herkes fark etsin.”

“Biz kendi insanlarımızla anlaşma sağlanamıyoruz”

“Meclis’te oturup dinlerken, şunu düşündüm. Bırakın Rumlarla bizim anlaşma sağlayarak ortak hedeflere yönelik bir cumhuriyet götürmemizi. Biz kendi insanlarımızla bu anlaşmayı sağlayamıyoruz.  Önce sen kendin devletine, egemenliğine inanacaksın, sonra başkalarının kabul edip etmediğini tartışacaksın.”

“Bu işin şakası kalmadı. Savundukları politikalarda Kıbrıs Türk halkının ne egemenliği var ne devleti var. Bunu bilerek yapıyorlarsa, bu devlete inanmıyorlarsa, bu devletin geçici bir süre ve zorunluluktan kaynaklanan bir yapı olduğunu ve bir çözümle bu devletin ortadan kaldırılacağını söyleyenler bunu lütfen halkla paylaşsınlar.”

“Üç kuruşluk para alacaklar diye Avrupa Birliği’nden, benim egemenliğimi satmaya kimsenin hakkı yoktur. Kimse bizi suçlu sandalyesine oturmaya çalışmasın. Buranın bir Türk devleti olduğunu anlasınlar. Yeni bir ortaklığa Kıbrıs Türk toplumu değil devlet olarak gideceğimizi içselleştirsinler. Devlet olgusunu sadece Türkiye yönelik kullanmaya çalışanlar, Anavatanla olan ilişkilerde devletlik satmaya çalışanlar; Rumla, AB’yle, BM’yle, Amerikanla İngilizle olan ilişkilerde ricacı bir toplum yaratmaya hakları yoktur.”

“Herkes kendi yoluna…”

“Bu devletin imkanlarını kullanarak bu devleti ortadan kaldırmaya çalışmak bizim kabul edebileceğimiz bir durum değildir. İki ayrı egemen devlet eşitliğinde bir ortaklık kurulacaksa kurulur, kurulmayacaksa herkes kendi yoluna gider.”

“Federal çözüm sadece federasyon değildir, federal sistemlerden bir federasyon, diğeri konfederasyondur. Konfederasyon olacaksa bile bu ancak KKTC’nin ayrı egemen devlet olarak kabul görmesi ya da tanınması ile mümkündür. Bizim dünyada tek seçeneğimiz Rumlarla ortak olmak mı? Eskiden ortak olmuş olmamız, allahın emriymiş gibi ortaklık yapmamızı gerektirmiyor. Tek ada iki devlet sürdürülebilir. Haiti ile Dominik Cumhuriyeti tek ada üzerinde iki devlettir. Kişisel görüşüm yeni bir görüşme sürecinde, olsa olsa bir konfederasyonla kapıyı açık tutarım.”

“Kıbrıs’ın bir ülke olduğuna katılmıyorum. Benim ülkem KKTC’dir. Kıbrıs bir adadır, bu adada iki ayrı devlet vardır. Kıbrıslılık bir coğrafi kimliktir, bir anlamda kültürel kimliktir. Rum tarafı KKTC ile egemen eşitlik devletler olacak bir anlaşmaya varsa varız, yoksa da ona da varız.”

“Harcadıkları paralar”

“Türkiye’yle olan ilişkilerimize laf söyleyenler ve bunu müdahale olarak yorumlayanlar, peki kendileri, AB ya da BM yetkilileri ile yaptıkları temaslarda kendilerine söylenenler müdahale değil mi?

“Harcadıkları paralar, devletin bilgisi dışında kişi veya derneklere verilen paralar… Dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Merkezi hükümetin bilgisi dışında hiçbir dış güç o ülkedeki ne sivil topluma ne daireye bir kuruş para veremez. Dıştan gelen katkıları devletin bilmesi gerekir. Önüne gelen karşı taraftan maddi katkı alıyor. Maalesef bazı devlet kurumlarımız bile buna alet oluyor. Bunu eleştirince biz çirkin oluyoruz. Çünkü egemenliğine sahip çıkmaya çalışıyoruz. Biz siyaseti birileri bizi iyi çocuk görsün diye yapmıyoruz. Kıbrıs sorunu ulusal davadır. Bu dava Türk milletinin davasıdır. Rum’u Türkiye’den daha yakın görerek Kıbrıs Türküne hizmet etmeye çalışanlar bu yoldan geri dönsünler.”


Ertuğruloğlu, UBP-DP-YDP Azınlık
Hükümeti’nin uzlaşını açıkladı


“Bakanların, kendi bakanlık alanları dışında yorum yapmama ilkesi üzerinde uzlaşıldı.”

Bu haber toplam 2845 defa okunmuştur